Çekişmeli Boşanma Nedir?

Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanmanın şartları ve sonuçları konusunda anlaşamadığı; nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat gibi konularda uyuşmazlığın bulunduğu durumlarda açılan, delillerle ispat gerektiren ve genellikle uzun süren bir boşanma davası türüdür.

Bu davada taraflar, evliliğin bitmesini gerektiren olayları ve karşı tarafın kusurunu mahkemede tanık, belge ve diğer delillerle ortaya koymaya çalışır. Hakim; nafaka, tazminat, velayet ve kişisel ilişki gibi çekişmeli tüm başlıklarda karar verir. Sürecin karmaşıklığı ve hak kaybı riski nedeniyle çoğu durumda uzman bir avukatla yürütülen çekişmeli boşanma süreci tercih edilir.

Çekişmeli boşanma tam olarak ne demek?

Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanma konusunda ya da boşanmanın sonuçları hakkında anlaşamadığı, bu yüzden hakimin delillere ve tanıklara bakarak karar verdiği boşanma davasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161 ile 166. maddeler arasında düzenlenir. Anlaşmalı boşanma, sadece TMK 166/3’teki özel şartlar sağlandığında mümkündür; bu şartlar yoksa veya taraflar anlaşamıyorsa açılan her boşanma davası uygulamada “çekişmeli boşanma” olarak kabul edilir.

Çekişmeli davada hakim, evlilik birliğinin gerçekten sarsılıp sarsılmadığını, kimin ne ölçüde kusurlu olduğunu ve nafaka, tazminat, velayet gibi konularda neye karar verileceğini yargılama sonunda belirler.

Hangi durumlarda dava çekişmeliye döner?

Bir boşanma davası baştan çekişmeli açılabileceği gibi, anlaşmalı başlayıp sonradan da çekişmeliye dönebilir. Uygulamada dava şu durumlarda çekişmeli sayılır:

  • Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa
  • Her ikisi boşanmak istese bile; nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı, kişisel ilişki (görüş günleri) gibi konularda uzlaşma yoksa
  • Taraflar bir protokol imzalasa bile, duruşmada bu protokolü kabul etmez veya sonradan iradesinden dönerse

Yargıtay kararlarında da, anlaşmalı boşanma kararı verilmiş olsa bile taraflardan birinin hükmü temyiz etmesi ve açıkça davadan feragat etmemesi halinde davanın çekişmeli boşanma davası olarak görülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kısaca, “boşanalım ama nasıl boşanalım?” sorusuna ortak bir cevap yoksa, dosya çekişmeli boşanma dosyasıdır.

Çekişmeli boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki temel farklar

1. Anlaşma şartı

  • Anlaşmalı boşanmada taraflar; boşanmanın kendisi, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımının ana hatları konusunda yazılı bir protokolde uzlaşır. Hakim sadece bu protokolü hukuka ve çocuğun üstün yararına uygun bulursa onaylar.
  • Çekişmeli boşanmada böyle bir tam uzlaşma yoktur; hakim tüm bu konularda delillere göre kendisi karar verir.

2. Süre ve celse sayısı

  • Anlaşmalı boşanma çoğu zaman tek celsede ve birkaç ay içinde sonuçlanabilir.
  • Çekişmeli boşanma ise delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, raporlar, itirazlar derken genellikle çok daha uzun sürer ve birden fazla duruşma yapılır.

3. İspat yükü ve kusur tartışması

  • Anlaşmalı boşanmada kusur tartışması yapılmaz; taraflar birbirini suçlamaz, geçmiş olaylar ayrıntılı şekilde dosyaya girmez.
  • Çekişmeli boşanmada ise taraflar çoğu zaman birbirine karşı iddialar ileri sürer; zina, şiddet, terk, ağır geçimsizlik gibi olaylar tanık ve belgelerle ispatlanmaya çalışılır.

4. Psikolojik ve ekonomik yük

  • Anlaşmalı boşanma, genelde daha az yıpratıcı ve daha düşük masraflıdır.
  • Çekişmeli boşanma, hem taraflar hem de çocuklar için daha stresli olabilir; süreç uzadıkça masraflar da artar.

Özetle, çekişmeli boşanma “mahkemenin her şeyi tartışarak karara bağladığı”, anlaşmalı boşanma ise “tarafların önceden anlaşıp hakimin onayına sunduğu” boşanma türüdür.

Çekişmeli boşanma hangi yasal dayanaklara göre açılır?

Çekişmeli boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161 ile 166. maddeleri arasındaki boşanma sebeplerine dayanılarak açılır. Kanun, boşanma nedenlerini iki gruba ayırır: özel boşanma sebepleri (TMK m. 161–165) ve genel boşanma sebebi (TMK m. 166).

Çekişmeli boşanmada taraflar; boşanmanın sebebi, kusur durumu, nafaka, tazminat, velayet gibi konularda anlaşamadığı için, mahkeme bu maddelere göre delilleri değerlendirir ve karar verir. Yani çekişmeli boşanmanın hukuki zemini doğrudan Türk Medeni Kanunu’ndaki bu hükümlerden gelir.

Türk Medeni Kanunu’nda çekişmeli boşanma sebepleri

Kanuna göre boşanma sebepleri özetle şöyledir:

  • Özel boşanma sebepleri (TMK m. 161–165): Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı.
  • Genel boşanma sebebi (TMK m. 166): Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerin anlaşması (anlaşmalı boşanma) ve fiili ayrılık.

Çekişmeli boşanma davası, bu sebeplerden en az birine dayanılarak açılır. Uygulamada en sık görülen sebep, genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır; ancak aynı davada hem genel hem özel sebebe birlikte dayanmak da mümkündür.

Genel sebep: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ne anlama gelir?

TMK m. 166/1’e göre, evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Bu ifade, kanunda tek tek sayılmayan ama evliliği çekilmez hale getiren her türlü olayı kapsar. Örneğin:

  • Sürekli ve ağır geçimsizlik, hakaret, güven sarsıcı davranışlar
  • Fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet
  • Ailelerin aşırı müdahalesi, alkol veya kumar bağımlılığı
  • Sürekli ilgisizlik, sevgisizlik, ortak hayatı fiilen sürdürememe

Hakim, her evliliğin kendi şartlarına bakar ve bu olayların artık birlikte yaşamayı makul kılmadığına kanaat getirirse, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına karar verebilir. Bu nedenle bu sebep, çekişmeli boşanma davalarında en geniş ve en çok kullanılan hukuki dayanak olarak öne çıkar.

Özel boşanma sebepleri (zina, şiddet, terk vb.) kısaca

Özel boşanma sebepleri, kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiştir ve her biri için ayrı şartlar vardır:

  • Zina (TMK m. 161): Eşlerden birinin sadakatsizliği. Diğer eş, olayı öğrendikten sonra 6 ay içinde ve her hâlde fiilden itibaren 5 yıl içinde dava açmalıdır; affeden eşin dava hakkı düşer.

  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162): Eşin diğerinin hayatına kast etmesi, ağır şiddet uygulaması ya da ağır derecede aşağılayıcı davranışlarda bulunması. Burada da öğrenmeden itibaren 6 ay, olaydan itibaren 5 yıllık süre ve affetme halinde dava hakkının düşmesi söz konusudur.

  • Küçük düşürücü suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163): Eşin toplumda ağır şekilde küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da sürekli haysiyetsiz bir yaşam tarzı sürmesi ve bu nedenle birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi. Bu sebebe dayanarak her zaman dava açılabilir, belirli bir süre sınırı yoktur.

  • Terk (TMK m. 164): Eşin, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi veya haklı sebep olmadan dönmemesi; ayrılığın en az 6 ay sürmesi ve yapılan resmi ihtara rağmen dönülmemesi gerekir.

  • Akıl hastalığı (TMK m. 165): Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş için katlanılamaz hale gelmesi ve bu hastalığın tedavi edilemeyeceğinin resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir.

Bu özel sebeplerden biri ispatlandığında, hakim ayrıca evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini uzun uzun araştırmak zorunda kalmaz. Bu yüzden çekişmeli boşanma davasında, şartları uygunsa özel boşanma sebeplerine dayanmak, ispat bakımından tarafın elini güçlendirebilir.

Çekişmeli boşanma davası süreci adım adım nasıldır?

Çekişmeli boşanma davası, kabaca şu aşamalardan oluşur: hazırlık, dava açılması, cevap ve karşı dava, ön inceleme, tahkikat (deliller ve tanıklar), sözlü yargılama ve karar, son olarak da istinaf ve temyiz süreci. Her aşamada süreler ve usul kuralları önemlidir; kaçırılan bir süre, hak kaybına yol açabilir.

Dava açmadan önce nelere karar vermek gerekir?

Dava açmadan önce sadece “boşanmak istiyorum” demek yetmez. Şu konularda mümkün olduğunca netleşmek gerekir:

  • Boşanma sebebiniz ne olacak? (şiddet, aldatma, ağır geçimsizlik vb.)
  • Çocukların velayetini kim talep edecek, diğer ebeveynle görüş günleri nasıl olsun istiyorsunuz?
  • Nafaka talebiniz var mı? (yoksulluk nafakası, iştirak nafakası)
  • Maddi ve manevi tazminat isteyecek misiniz, yaklaşık ne tutarda?
  • Eşya ve mal paylaşımı konusunda temel talebiniz ne?

Ayrıca elinizdeki delilleri (mesajlar, raporlar, tanıklar vb.) önceden toparlamak, hangi iddiayı hangi delille ispatlayacağınızı kabaca planlamak süreci çok kolaylaştırır.

Boşanma dilekçesinde neler yazılır, nereye verilir?

Çekişmeli boşanma davası, görevli mahkeme olan Aile Mahkemesi’nde açılır. Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Boşanma dilekçesinde genelde şunlar yer alır:

  • Tarafların kimlik ve adres bilgileri
  • Evlilik tarihi, varsa çocuklar
  • Boşanma sebebine ilişkin olayların tarih sırasına göre özeti
  • Kusurlu davranışların somut anlatımı (mümkünse tarih, yer, tanık)
  • Delillerin listesi (tanık isimleri, yazışmalar, raporlar, fotoğraflar vb.)
  • Velayet, nafaka, tazminat, kişisel ilişki, soyadı, tedbir talepleri

Dilekçe, yetkili mahkemenin bulunduğu adliyedeki tevzi bürosuna/mahkeme kalemine verilir; harç ve gider avansı yatırıldıktan sonra dava esas numarası alınır.

Cevap dilekçesi ve karşı dava süreci nasıl işler?

Dava açıldıktan sonra dilekçe, karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı tarafın genellikle iki haftalık yasal süresi içinde cevap dilekçesi verme hakkı vardır. Bu dilekçede:

  • İddialar kabul veya reddedilir
  • Olaylara ilişkin kendi anlatımı yapılır
  • Delillerini bildirir
  • Gerekirse karşı taleplerini (velayet, nafaka, tazminat vb.) ortaya koyar

Karşı taraf, aynı zamanda karşı dava da açabilir. Örneğin siz “eşim kusurlu, ben boşanmak istiyorum” derken, o da “asıl kusurlu olan davacı, ben de boşanmak istiyorum” diyerek kendi boşanma talebini ileri sürebilir. Karşı dava, genellikle aynı dosya üzerinden birlikte görülür.

Ön inceleme duruşması nasıl geçer, bu aşamada neye dikkat edilmeli?

Ön inceleme duruşması, dosyanın “yol haritasının” çizildiği aşamadır. Mahkeme:

  • Tarafların iddia ve savunmalarını netleştirir
  • Çekişmeli ve çekişmesiz hususları belirler
  • Delil listelerini gözden geçirir, hangi delillerin toplanacağına karar verir
  • Tarafları sulh ve anlaşma konusunda teşvik eder

Bu duruşmaya mutlaka katılmak önemlidir. Çünkü:

  • Delil sunma ve bildirme için verilen süreler burada netleşir
  • Bazı usul itirazları (yetki, görev vb.) bu aşamada ileri sürülmelidir
  • Anlaşma ihtimali varsa, burada ciddi bir adım atılabilir

Taraflardan biri mazeretsiz gelmezse, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz etmesi zorlaşabilir.

Tahkikat aşaması: Tanıklar, deliller ve bilirkişi süreci

Tahkikat, çekişmeli boşanma davasının en yoğun kısmıdır. Bu aşamada:

  • Tanıklar mahkemede dinlenir, sorular sorulur
  • Yazılı deliller dosyaya alınır, gerektiğinde kurumlara yazı yazılır
  • Gerek görülürse sosyal inceleme raporu, psikolojik rapor, mali durum araştırması gibi bilirkişi veya uzman raporları istenir

Örneğin velayet konusunda çocukla ilgili sosyal inceleme raporu alınabilir; tazminat ve nafaka için tarafların gelir durumuna dair araştırma yapılabilir. Tanıkların duruşmaya zamanında gelmesi, olayları bizzat görgülerine dayalı, net ve çelişkisiz anlatması bu aşamada çok belirleyicidir.

Sözlü yargılama ve karar duruşmasında neler olur?

Deliller toplandıktan sonra mahkeme, sözlü yargılama ve hüküm için gün verir. Bu duruşmada:

  • Taraflara son sözleri sorulur
  • Avukatlar, toplanan deliller ışığında hukuki değerlendirmelerini yapar
  • Hakim, kusur durumunu, boşanma sebebinin ispatlanıp ispatlanmadığını, nafaka, tazminat, velayet gibi talepleri değerlendirir
  • Ardından ya aynı celsede ya da kısa bir süre sonra gerekçeli veya kısa kararını açıklar

Bu duruşmaya katılmak, özellikle son söz hakkını kullanmak açısından önemlidir. Çünkü mahkeme, artık dosyayı kapatıp karar aşamasına geçer.

Karar sonrası istinaf ve temyiz (itiraz) süreci kısaca

Mahkeme kararı taraflara tebliğ edildikten sonra, karara katılmayan tarafın bölge adliye mahkemesine (istinaf) başvurma hakkı vardır. Süre, kararın türüne göre değişmekle birlikte, genellikle iki haftadır; tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

İstinaf mahkemesi:

  • Delillerin değerlendirilmesini ve usul kurallarına uyulup uyulmadığını inceler
  • Gerekirse yeniden duruşma yapabilir
  • Kararı kaldırabilir, düzelterek onaylayabilir veya dosyayı geri gönderebilir

Bazı kararlar için, istinaf aşamasından sonra Yargıtay’a temyiz yolu da açıktır. Temyizde artık esasen hukuki denetim yapılır; usul ve kanun uygulaması denetlenir. Bu itiraz yolları, çekişmeli boşanma davasının toplam süresini uzatabilir; bu nedenle sürelerin dikkatle takip edilmesi ve kararın hangi yönlerine itiraz edileceğinin iyi belirlenmesi gerekir.

Çekişmeli boşanma davasında mahkeme neleri karara bağlar?

Çekişmeli boşanma davasında mahkeme, sadece “boşansınlar mı, boşanmasınlar mı?” sorusuna cevap vermez. Aynı zamanda kusur durumunu, tazminat taleplerini, nafakaları, çocukların velayetini, kişisel ilişki (görüş günleri) düzenini ve mal rejiminden doğan alacakları da değerlendirir.

Hakim, Türk Medeni Kanunu’na göre önce evliliğin bitip bitmemesi gerektiğine, sonra da boşanmanın sonuçlarına karar verir. Bu sonuçlar çoğu zaman tarafların ekonomik geleceğini ve çocukların hayat düzenini doğrudan etkiler.


Kusur değerlendirmesi neyi etkiler?

Kusur, eşlerin evlilik birliğini bozmadaki sorumluluk derecesidir. Hakim, deliller ve tanık beyanlarıyla kimin daha ağır kusurlu olduğuna bakar.

Kusur tespiti özellikle şu konularda belirleyicidir:

  • Maddi ve manevi tazminat: Daha ağır kusurlu eş, diğer eşe tazminat ödemek zorunda kalabilir.
  • Yoksulluk nafakası: Ağır kusurlu eş, çoğu durumda yoksulluk nafakası talep edemez; ama ödemek zorunda kalabilir.
  • Boşanmanın hangi sebeple gerçekleştiği: Zina, şiddet, terk gibi özel sebeplerde kusur daha net ortaya çıkar.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki konusunda ise kusurdan çok, çocuğun üstün yararı dikkate alınır. Yani eşin sadakatsiz olması, tek başına velayeti alamayacağı anlamına gelmez; ama çocuğa karşı ilgisizliği, şiddeti, bağımlılıkları gibi durumlar velayet kararını etkileyebilir.


Maddi ve manevi tazminat hangi durumlarda istenir?

Maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen, kusursuz ya da daha az kusurlu eş tarafından istenir. Örneğin:

  • Evlilik nedeniyle kariyerini bırakmış, gelirini kaybetmiş eş
  • Boşanma sonrası ciddi ekonomik kayba uğrayacak olan taraf

Manevi tazminat ise kişilik hakları ağır şekilde zedelenen eşin isteyebileceği bir tazminattır. Örneğin:

  • Ağır hakaret, aşağılanma, sistematik psikolojik şiddet
  • Zina nedeniyle onur kırıcı durumlar
  • Fiziksel şiddet, tehdit, ağır baskı

Her iki tazminat türü için de hakim, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumuna, olayın ağırlığına bakarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Taraflar dava dilekçesinde veya karşı dava ile bu talepleri açıkça istemelidir; hakim kendiliğinden tazminata hükmetmez.


Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası nasıl belirlenir?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş lehine hükmedilen, süresiz olabilen bir nafakadır. Şartları kısaca:

  • Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olması
  • Diğer eşe göre daha az veya kusursuz olması
  • Nafaka talebini dava sırasında veya en geç hüküm kesinleşmeden istemesi

Hakim, tarafların gelir durumunu, yaşam standartlarını, sağlık ve çalışma imkanlarını dikkate alarak aylık bir miktar belirler. İleride koşullar önemli ölçüde değişirse artırma, azaltma veya kaldırma davası açılabilir.

İştirak nafakası ise velayeti kendisinde olmayan ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine katılması için ödediği nafakadır. Burada:

  • Çocuğun yaşı, eğitim durumu, özel ihtiyaçları
  • Anne ve babanın gelirleri, yaşam standartları
  • Çocuğun alıştığı yaşam düzeyi

dikkate alınır. İştirak nafakası çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; ancak eğitim sürüyorsa veya özel durumlar varsa uzatılabilir.


Velayet kararı verilirken hangi ölçütlere bakılır?

Velayet kararı verilirken temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Hakim, anne-babanın isteğinden çok, çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimi için hangi düzenin daha sağlıklı olacağına bakar.

Dikkate alınan başlıca ölçütler:

  • Çocuğun yaşı ve bakım ihtiyacı (özellikle küçük yaşlarda anne bakımına duyulan ihtiyaç)
  • Ebeveynlerin çocuğa ayırabileceği zaman, ilgi ve sevgi
  • Tarafların psikolojik durumu, yaşam tarzı, bağımlılık sorunları
  • Şiddet, istismar, ihmal, ağır çatışma gibi riskler
  • Kardeşlerin mümkün olduğunca birbirinden ayrılmaması
  • Çocuğun yaşı uygunsa, görüşünün alınması

Velayet tek tarafa verilebileceği gibi, bazı durumlarda ortak velayet de gündeme gelebilir; ancak uygulamada hâlâ ağırlıklı olarak tek taraflı velayet kararı verilmektedir.


Kişisel ilişki (görüş günleri) ve diğer düzenlemeler

Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın kopmaması için kişisel ilişki düzenlenir. Mahkeme, genellikle:

  • Hafta sonu görüşmeleri
  • Bayram ve resmi tatillerin paylaşımı
  • Yaz tatilinde belirli süreler

gibi bir takvim oluşturur. Tarafların şehirleri farklıysa, ulaşım imkanı ve çocuğun okul düzeni de dikkate alınır.

Ayrıca mahkeme, gerekiyorsa:

  • Çocuğun teslim şekline
  • Görüşmelerin uzman eşliğinde veya merkezde yapılmasına
  • Pasaport, soyadı, okul değişikliği gibi konularda yetki paylaşımına

ilişkin de karar verebilir. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa, kişisel ilişki ileride yeniden düzenlenebilir.


Mal rejimi ve mal paylaşımı çekişmeli boşanmayla nasıl bağlantılı?

Boşanma kararı, eşler arasındaki mal rejimini sona erdirir. Türkiye’de evlilikte yasal mal rejimi çoğunlukla edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejime göre, evlilik süresince edinilen mallar kural olarak ortak kabul edilir ve boşanma sonrası paylaşım gündeme gelir.

Çekişmeli boşanma davasında hakim, genellikle mal paylaşımını aynı dosyada ayrıntılı şekilde hesaplamaz. Mal rejiminden doğan alacaklar için çoğu zaman ayrı bir dava açılması gerekir. Ancak:

  • Boşanma tarihinin belirlenmesi
  • Hangi malların kişisel, hangilerinin edinilmiş mal sayılacağına dair tespitler
  • Kusurun, mal rejimi alacaklarına dolaylı etkisi (örneğin, mal kaçırma iddiaları)

çekişmeli boşanma dosyasında önem kazanır.

Özetle, çekişmeli boşanma davası bittiğinde evlilik hukuken sona erer; ardından mal rejimi tasfiyesiyle ilgili süreç başlar. Bu nedenle tarafların, boşanma davasını yürütürken mal paylaşımıyla ilgili delilleri de şimdiden toplamaya başlaması, ileride açılacak davayı güçlendirir.

Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer, kaç celsede biter?

Çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceği, dosyanın yoğunluğuna, tarafların tutumuna ve mahkemenin iş yüküne göre ciddi şekilde değişir. Türkiye’de uygulamada bir çekişmeli boşanma davası, sadece ilk derece mahkemesi bakımından bile çoğu zaman en az 1 yıl, sıkça 2–3 yıl aralığında sürer. İstinaf ve temyiz de işin içine girdiğinde süreç toplamda 3–5 yıla kadar uzayabilir.

Celse sayısı da sabit değildir. Delil ve tanık sayısı az, taraflar nispeten uyumlu ise 2–3 celsede karar verilebildiği olur. Ancak tanıkların dinlenememesi, bilirkişi raporları, ek raporlar, mazeretler ve ertelemelerle birlikte 5–6 celseyi hatta daha fazlasını bulması da yaygındır.

Süreyi etkileyen başlıca faktörler nelerdir?

Çekişmeli boşanma davasının süresini en çok etkileyen unsurlar kısaca şunlardır:

  • Mahkemenin iş yükü ve bulunduğu il: Büyükşehirlerde aile mahkemeleri çok yoğun olduğu için duruşma araları daha uzun olabilir.
  • Delil ve tanık sayısı: Çok sayıda tanık, bilirkişi, kurum yazışması varsa her biri için ek süre gerekir.
  • Tarafların tutumu: Sürekli mazeret sunulması, duruşmaya gelinmemesi, gereksiz talepler, karşı tarafı yıpratmaya dönük hamleler davayı uzatır.
  • İstinaf ve temyiz başvuruları: Karara itiraz edilmesi, dosyanın üst mahkemelerde bekleme süresini de ekler.
  • Uzman raporları ve sosyal inceleme: Özellikle velayet ve çocukla kişisel ilişki konularında sosyal inceleme raporu, pedagog/psikolog görüşü istenmesi süreyi uzatabilir.
  • Taraflar arasında kısmi anlaşma olup olmaması: Nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda uzlaşma sağlanırsa dava daha hızlı ilerler.

İlk derece, istinaf ve temyiz dahil ortalama süreler

Kesin bir “şu kadar sürer” demek mümkün olmasa da, güncel uygulamaya göre kabaca şu tabloyla karşılaşmak olağan:

  • İlk derece (Aile Mahkemesi): Delil durumu sade, taraflar nispeten uyumlu ise yaklaşık 1–1,5 yıl; karmaşık, çok tanıklı, şiddet iddialı, yoğun yazışmalı dosyalarda 2–3 yıl.

  • İstinaf süreci: Karar verildikten sonra istinafa gidilirse, bölge adliye mahkemesinin yoğunluğuna göre dosyanın sonuçlanması ortalama 1–2 yıl sürebilir.

  • Temyiz (Yargıtay) süreci: İstinaf kararına karşı temyize gidilirse, Yargıtay incelemesi de yaklaşık 1–2 yıl daha ekleyebilir.

Bu süreler, bazı mahkemelerde daha kısa, bazılarında daha uzun olabilir. Ayrıca mevzuat değişiklikleri ve yeni içtihatlar da zaman içinde bu ortalamaları etkileyebilir.

Süreci kısaltmak için tarafların dikkat etmesi gerekenler

Çekişmeli boşanma davasının tamamen “hızlı” olması çoğu zaman mümkün olmasa da, tarafların bazı adımları süreci belirgin şekilde kısaltabilir:

  • Gerçekten çekişmeye değer konuları ayıklamak: Her ayrıntıyı dava konusu yapmak yerine, sizin için hayati olan başlıklara odaklanmak (örneğin sadece velayet ve makul nafaka gibi).
  • Delilleri baştan toplu ve düzenli sunmak: Tanık listesi, belgeler, mesaj kayıtları, raporlar gibi delilleri sonradan parça parça vermek yerine, mümkün olduğunca erken ve eksiksiz sunmak.
  • Tanık sayısını makul tutmak: Aynı olayı anlatan çok sayıda tanık yerine, gerçekten olayı bilen az sayıda, güvenilir tanık seçmek.
  • Duruşmalara zamanında katılmak ve mazeretleri istisnai tutmak: Her ertelenen duruşma, takvimi aylarca ileri atabilir.
  • Kısmi anlaşmaya açık olmak: Tamamen anlaşmalı boşanma mümkün olmasa bile, nafaka miktarı, eşya paylaşımı, kişisel ilişki günleri gibi konularda uzlaşmak, mahkemenin işini kolaylaştırır.
  • Gereksiz taleplerden kaçınmak: Sırf karşı tarafı zor durumda bırakmak için yapılan aşırı talepler, çoğu zaman davayı uzatmaktan başka işe yaramaz.
  • Profesyonel hukuki destek almak: Hakların bilinmesi, usul hatası yapılmaması ve stratejinin baştan doğru kurulması, hem sürenin hem de yıpranmanın azalmasına yardımcı olur.

Özetle, çekişmeli boşanma davasının süresi sadece mahkemeye değil, tarafların tutumuna ve dosyanın ne kadar “karmaşık” hale getirildiğine de bağlıdır. Taraflar ne kadar gerçekçi, sakin ve çözüm odaklı davranırsa, süreç o kadar kısa ve yönetilebilir olur.

Çekişmeli boşanma davasında deliller ve tanıklar nasıl kullanılır?

Çekişmeli boşanma davasında mahkeme, kimin ne söylediğinden çok, bunu neyle ispatladığına bakar. Deliller ve tanıklar, hakimin kusur durumunu, boşanma sebebini, nafaka ve tazminat taleplerini, hatta velayet kararını verirken dayandığı temel araçlardır.

Hakim, tarafların sunduğu delilleri dosya üzerinden ve duruşmalarda değerlendirir; tanıkları dinler, gerekirse bilirkişi veya kurum yazışmalarıyla (SGK, banka, kolluk, hastane vb.) dosyayı tamamlar. Delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması ve olayla doğrudan ilgili bulunması çok önemlidir. Aksi halde delil dosyaya girse bile çoğu zaman dikkate alınmaz.

Genel olarak, çekişmeli boşanmada deliller ve tanıklar, “ben haklıyım” demek için değil, somut olayı ve yaşanan süreci ispatlamak için kullanılır. Bu yüzden delil stratejisi, davanın başında planlanmalıdır.


Hangi tür deliller çekişmeli boşanmada işe yarar?

Çekişmeli boşanma davasında en sık kullanılan deliller şunlardır:

  • Tanık beyanları
  • Yazılı belgeler (mesaj kayıtları, e‑postalar, mektuplar, raporlar)
  • Resmi kayıtlar (karakol tutanakları, savcılık dosyaları, hastane raporları, nüfus kayıtları)
  • Fotoğraf ve video kayıtları
  • Banka kayıtları, hesap hareketleri, dekontlar
  • Uzman raporları / bilirkişi incelemeleri (özellikle gelir, mal varlığı, dijital kayıtlar için)

Örneğin; şiddet iddiasında doktor raporu, karakol tutanağı, uzaklaştırma kararı, psikolojik şiddet veya aldatma iddiasında mesajlar, tanık anlatımları, ekonomik şiddette ise banka hareketleri, ödeme dekontları oldukça etkili olabilir.

Delilin “işe yaraması” için:

  • Olayla doğrudan bağlantılı olması
  • Tarih ve içerik bakımından tutarlı görünmesi
  • Mümkünse başka delillerle desteklenmesi (örneğin hem tanık hem belge)

gerekir. Tek başına zayıf bir delil, başka delillerle birleştiğinde ikna edici hale gelebilir.


Telefon kayıtları, mesajlar, sosyal medya paylaşımları delil olur mu?

Günümüzde çekişmeli boşanma davalarında telefon kayıtları, WhatsApp yazışmaları, SMS’ler, e‑postalar ve sosyal medya paylaşımları çok sık delil olarak kullanılıyor. Ancak burada iki kritik nokta var:

  1. Hukuka uygun elde edilme
  • Eşin telefonunu gizlice kurcalayıp şifre kırarak mesaj almak, gizli ses kaydı yapmak, özel hesaba izinsiz girip ekran görüntüsü almak çoğu durumda hukuka aykırı delil sayılabilir.
  • Böyle bir delil, hem davada dikkate alınmayabilir hem de sizi ayrıca ceza sorumluluğu ile karşı karşıya bırakabilir.
  1. İçeriğin doğruluğu ve bütünlüğü
  • Mesaj ekran görüntülerinin kesilip biçilmemiş olması, mümkünse tarih ve saat bilgilerinin görünmesi önemlidir.
  • Çok tartışmalı durumlarda mahkeme, dijital kayıtlar için bilirkişi incelemesi isteyebilir.

Genel olarak, kendi telefonunuzda, kendi hesabınızda bulunan ve karşı tarafla aranızdaki yazışmalar, çoğu zaman delil olarak sunulabiliyor. Ancak gizlice yapılan kayıtlar, üçüncü kişilerin özel hayatına ilişkin görüntüler, izinsiz dinleme ve takip gibi yöntemler ciddi risk taşır. Böyle bir delili kullanmadan önce mutlaka hukuki destek almak akıllıca olur.


Tanık seçerken ve tanık beyanında nelere dikkat edilmeli?

Çekişmeli boşanma davasında tanıklar, özellikle evlilik içi olayların dışarıya yansımayan kısmını anlatmak için çok önemlidir. Hakim, tanık beyanlarını değerlendirirken hem inandırıcılığa hem de tarafsızlığa bakar.

Tanık seçerken dikkat edilebilecek bazı noktalar:

  • Olaylara bizzat şahit olmuş kişiler tercih edilmeli. “Duydum, bana anlattı” diyen tanıkların etkisi zayıftır.
  • Sadece aile büyükleri değil, komşu, arkadaş, iş arkadaşı gibi daha dış göz sayılabilecek kişiler de çok kıymetli olabilir.
  • Tanığın, taraflardan biriyle çıkar ilişkisi içinde olmaması, beyanının güvenilirliğini artırır.

Tanık beyanı sırasında ise:

  • Tanık, kendi kelimeleriyle, sakin ve net konuşmalı. Ezberletilmiş, yapay cümleler hakimde olumsuz izlenim bırakabilir.
  • “Genelde şöyleydi” yerine, tarih, yer ve olay bazlı anlatım daha etkilidir. Örneğin “2023 yazında şu olay oldu” gibi.
  • Tanık, bilmediği veya hatırlamadığı bir konuda “bilmiyorum, hatırlamıyorum” demekten çekinmemeli; tahmin yürütmemelidir.

Son olarak, tanıkların mahkemeye zamanında gelmesi, adres bilgilerinin doğru verilmesi ve tanık listesinin süresinde sunulması da usul açısından çok önemlidir. Aksi halde önemli bir tanık hiç dinlenemeyebilir ve bu da davanın seyrini ciddi şekilde etkileyebilir.

Çekişmeli boşanmada eşlerin ve çocukların hakları

Çekişmeli boşanmada en çok gözden kaçan nokta, davanın sadece eşler arasındaki bir “hak mücadelesi” olmadığıdır. Özellikle çocuk varsa, mahkeme her aşamada çocukların üstün yararını merkeze alır. Eşlerin hakları, talepleri, hatta anlaşmaları bile bu ilkenin gerisine düşer.

Boşanma sürecinde çocukların üstün yararı nasıl korunur?

Türk hukukunda çocukların üstün yararı, hem Türk Medeni Kanunu’nda hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde temel ilkedir. Hakim, velayet, nafaka, kişisel ilişki (görüş günleri) gibi her kararda şu soruya bakar:

Bu karar çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimi için gerçekten en iyisi mi?

Bu çerçevede genelde şu hususlar dikkate alınır:

  • Çocuğun yaşı, bakım ve ilgi ihtiyacı
  • Anne ve babanın çocuğa ayırabildiği zaman, ilgi ve imkanlar
  • Tarafların psikolojik durumu, öfke kontrolü, bağımlılık sorunları olup olmadığı
  • Şiddet, istismar, ağır çatışma gibi riskler
  • Kardeşlerin mümkün olduğunca birbirinden ayrılmaması

Eşler kendi aralarında velayet ve görüş günleri konusunda anlaşsa bile, hakim bu anlaşmayı çocuğun üstün yararına aykırı görürse aynen onaylamak zorunda değildir, değiştirebilir. Çocuğun görüşünü alabilecek yaşta olması halinde, mahkeme genellikle pedagog veya uzman eşliğinde çocuğun fikrini de dinler; ancak son sözü yine hakim söyler.

Evden ayrılmak, ayrı yaşamak hakları nasıl etkiler?

Çekişmeli boşanma sürecinde taraflardan birinin ortak konuttan ayrılması sık görülen bir durumdur. Tek başına “evden ayrılmak”, otomatik olarak velayeti kaybetmek ya da tüm haklardan vazgeçmek anlamına gelmez.

Ancak şu noktalar önemlidir:

  • Terk kastı: Eş, aileyi tamamen bırakma, ilgilenmeme niyetiyle evi terk etmişse bu durum aleyhine delil olabilir.
  • Çocukları bırakma biçimi: Çocukları tamamen diğer eşe bırakıp uzun süre aramamak, ilgilenmemek, nafaka ödememek velayet değerlendirmesinde olumsuz etki yaratır.
  • Güvenlik gerekçesiyle ayrılma: Şiddet, ağır hakaret, tehdit gibi nedenlerle evden ayrılmak, hak kaybı değil, aksine çoğu zaman haklı sebep sayılır. Bu durumda ayrılma, kusur olarak değerlendirilmez.

Ayrı yaşama sürecinde, geçici velayet, tedbir nafakası ve ortak konutun kime tahsis edileceği gibi konular için mahkemeden veya aile mahkemesi hakimi nöbetçi ise ondan geçici tedbir kararları istenebilir. Böylece “Ben evden çıktım, şimdi tüm haklarımı kaybettim mi?” endişesi yerine, hukuki zeminde koruma sağlanmış olur.

Şiddet, uzaklaştırma kararı ve koruma tedbirleri kısaca

Aile içi şiddet, çekişmeli boşanma davalarında ne yazık ki sık karşılaşılan bir başlık. Türk hukukunda, şiddet gören eşin ve çocukların korunması için, boşanma davası açılsın ya da açılmasın, koruma tedbirleri talep edilebilir.

Bu tedbirler arasında en çok bilinenler:

  • Şiddet uygulayan eş hakkında uzaklaştırma kararı verilmesi
  • Ortak konutun şiddet gören eşe ve çocuklara tahsisi
  • Failin iletişim araçlarıyla (telefon, mesaj, sosyal medya) rahatsız etmesinin yasaklanması
  • Gerekirse çocukla kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya denetimli hale getirilmesi

Bu kararlar için aile mahkemesine, bulunmuyorsa asliye hukuk mahkemesine başvurulabilir; acil durumlarda kolluk kuvvetleri üzerinden de süreç hızla işletilebilir.

Şiddet iddiaları, çekişmeli boşanma davasında hem kusur değerlendirmesini hem de velayet, nafaka ve tazminat kararlarını doğrudan etkiler. Bu nedenle şiddet yaşayan eşin, mümkün olduğunca rapor, tanık, mesaj, fotoğraf gibi delilleri saklaması ve gecikmeden hukuki destek alması, hem kendi güvenliği hem de çocukların üstün yararı açısından kritik önem taşır.

Çekişmeli boşanma masrafları ve avukat ücreti nasıl olur?

Çekişmeli boşanma davasında masraflar; mahkeme harçları, gider avansı, delil ve bilirkişi ücretleri ile varsa avukatlık ücreti olarak birkaç kalemden oluşur. Tutarlar her yıl güncellenir, bu yüzden burada sadece genel çerçeveyi ve mantığı anlatmak daha sağlıklı olacaktır.

Çekişmeli davada süreç uzun ve duruşma sayısı fazla olabildiği için, masraf yükü anlaşmalı boşanmaya göre belirgin şekilde daha fazladır. Ayrıca dava uzadıkça tanık, bilirkişi, tebligat, keşif gibi her adım yeni bir gider doğurabilir.

Dava harç ve gider kalemleri nelerdir?

Çekişmeli boşanma açarken genelde şu kalemler için ödeme yapılır:

  • Başvurma harcı ve peşin karar harcı: Dava açarken mahkeme veznesine ödenir. Boşanma davası “nispi” değil, çoğunlukla “maktu” harca tabidir; yani belirli sabit tutarlar söz konusudur.
  • Gider avansı: Tebligat, müzekkere, tanık çağırma, UYAP posta giderleri gibi masraflar için mahkemenin baştan istediği toplu avanstır. Yetmezse süreç içinde yeniden avans yatırmanız istenebilir.
  • Tanık ve bilirkişi ücretleri: Tanıklar için yol/iaşe ücreti, teknik konular için (mali hesap, rapor, sağlık raporu vb.) bilirkişi atanırsa bilirkişi ücreti alınır.
  • Keşif gideri: Ev, işyeri, mal varlığı tespiti gibi durumlarda mahkeme keşif yaparsa ayrıca keşif ücreti ve bilirkişi masrafı doğar.
  • Tercüme, kayıt, rapor ücretleri: Yabancı dilde belge, telefon dökümü, sosyal medya kayıtları, sağlık raporları gibi deliller için zaman zaman ek ücretler istenebilir.

Bu kalemlerin önemli bir kısmı davayı açan tarafça peşin yatırılır; ancak davanın sonunda haksız çıkan tarafa yargılama giderlerinin yüklenmesi mümkündür.

Çekişmeli boşanmada avukatla çalışmak zorunlu mu, avantajı ne?

Türk hukukunda çekişmeli boşanma davasında avukatla çalışmak zorunlu değildir. Kişi kendi adına dava açabilir, dilekçe yazabilir, duruşmaya bizzat katılabilir.

Ancak çekişmeli boşanma; kusur tartışması, nafaka, tazminat, velayet, mal rejimi gibi birçok hukuki başlık içerdiği için, usul hatası yapma riski yüksektir. Örneğin:

  • Delilleri zamanında sunmamak
  • Yanlış mahkemede dava açmak
  • Tazminat veya nafaka talebini açıkça yazmamak
  • İstinaf/temyiz süresini kaçırmak

gibi hatalar, telafisi zor sonuçlar doğurabilir.

Avukatla çalışmanın başlıca avantajları:

  • Dilekçelerin hukuka uygun ve eksiksiz hazırlanması
  • Delillerin doğru zamanda ve doğru şekilde sunulması
  • Haklarınızın (nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı) tam ve doğru talep edilmesi
  • Sürelerin takibi ve itiraz yollarının zamanında kullanılması
  • Duygusal olarak yıpratıcı bir süreçte, mahkemede sizin yerinize konuşacak profesyonel bir temsilciye sahip olmanız

Avukatlık ücreti serbestçe kararlaştırılır; fakat alt sınırlar her yıl yayımlanan resmi tarifeyle belirlenir. Uygulamada çekişmeli boşanma, anlaşmalıya göre daha yüksek avukatlık ücretine tabidir; çünkü iş yükü ve risk daha fazladır.

Yargılama giderleri ve karşı tarafın masrafları ödeme ihtimali

Yargılama sonunda mahkeme, kim daha çok haksız / kusurlu kaldıysa ve davayı kim kazandıysa buna göre giderlere karar verir. Genel mantık şudur:

  • Davayı tamamen kazanan tarafın yaptığı yargılama giderleri (harç, bilirkişi, tanık, keşif vb.) ve vekille temsil edilmişse karşı taraf aleyhine avukatlık ücreti (karşı vekalet ücreti) hükmedilebilir.
  • Davayı kısmen kazanan taraflar varsa, giderler oranlanarak paylaştırılabilir.
  • Her iki taraf da avukatla temsil edilmişse, mahkeme genelde haksız tarafa, karşı tarafın avukatlık ücretini de ödetir. Bu, sizin kendi avukatınıza ödediğiniz ücretten ayrıdır; mahkemenin tarifeye göre belirlediği “karşı vekalet ücreti”dir.
  • Dava reddedilirse, davayı açan taraf; hem kendi yaptığı masrafları hem de çoğu zaman karşı tarafın yargılama giderlerini ve karşı vekalet ücretini ödemek zorunda kalabilir.

Bu nedenle çekişmeli boşanma davası açmadan önce, delil durumunuzu, kusur tablosunu ve kazanma ihtimalinizi gerçekçi biçimde değerlendirmek, mümkünse bir uzmana danışmak hem maddi hem manevi açıdan sizi korur.

Çekişmeli boşanma öncesi strateji: Ne zaman anlaşmalıya dönmek mantıklı?

Çekişmeli boşanma, duygusal olarak yıpratıcı olduğu kadar zaman ve maliyet açısından da ağır bir süreçtir. Bu yüzden, her aşamada “Bu dava hâlâ çekişmeli gitmek zorunda mı, yoksa artık anlaşmalıya dönebilir miyiz?” sorusunu akılda tutmak önemlidir. Özellikle çocuklar varsa, uzun süren bir çekişmeli boşanma çoğu zaman kimsenin lehine olmaz.

Genel olarak, tarafların temel konularda (boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi) ortak bir zemine yaklaşabildiği her noktada, çekişmeli davayı anlaşmalıya çevirmek mantıklı hale gelir. Ne kadar erken uzlaşılırsa, o kadar az masraf, daha kısa süre ve daha az yıpranma söz konusu olur.

Hangi aşamada anlaşma yapılıp çekişmeli dava anlaşmalıya çevrilebilir?

Çekişmeli boşanma davası açıldıktan sonra, dosya kesinleşip hüküm verilip karar da kesinleşene kadar, teorik olarak her aşamada taraflar anlaşmalı boşanmaya dönebilir. Uygulamada en sık:

  • Dava açıldıktan sonra ilk duruşmadan önce,
  • Ön inceleme duruşmasında,
  • Tanıklar dinlenmeden önce veya tanık aşamasında,
  • Hatta bazen karar duruşmasına çok az kala

taraflar uzlaşıp anlaşmalı protokol hazırlayarak mahkemeye sunar.

Burada kritik nokta, anlaşmalı boşanma için kanunen aranan şartların sağlanmasıdır: Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı, taraflar bizzat duruşmaya katılmalı ve hazırlanan protokolde boşanmanın tüm sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı, kişisel ilişki vb.) açıkça düzenlenmelidir. Hakim, bu protokolü uygun bulursa çekişmeli dava, anlaşmalı boşanma kararıyla sonuçlanabilir.

Hangi konularda taviz vermek süreci sizin lehinize kısaltır?

Her konuda “en iyisini” almaya çalışmak, çoğu zaman yıllarca süren bir çekişmeli boşanma anlamına gelir. Stratejik düşünmekte fayda var. Genelde şu alanlarda makul tavizler, süreci ciddi şekilde kısaltabilir:

  • Eşya ve küçük meblağlı alacaklar: Günlük eşyalar, düşük değerdeki borç/alacak tartışmaları için yıllarca dava yürütmek çoğu zaman mantıklı değildir.
  • Mal paylaşımında oran tartışması: Örneğin yüzde 50 yerine yüzde 45’e razı olmak, ek bir dava açılmasını veya uzun bilirkişi süreçlerini önleyebilir.
  • Nafaka miktarında makul aralık: Taraflar, gerçekçi bir gelir hesabı üzerinden orta noktada buluştuğunda, hem çekişmeli boşanma davası hem de sonradan açılabilecek nafaka davaları azalır.
  • Kişisel ilişki günleri: Çocukla görüş günlerinde esnek davranmak, hem velayet tartışmasını yumuşatır hem de hakimin uzlaşma yönündeki yaklaşımını güçlendirir.

Elbette taviz verirken kendi ekonomik güvenliğinizi ve çocukların ihtiyaçlarını göz ardı etmemek gerekir. “Bugün biraz daha az alayım ama bu dava bitsin” düşüncesi, ileride sizi zor durumda bırakmamalı. Bu dengeyi kurarken hukuki destek almak çok faydalıdır.

Uzayan ve yıpratıcı bir dava sürecinden kaçınmak için pratik öneriler

Çekişmeli boşanma öncesi ve sırasında atacağınız bazı adımlar, sürecin gereksiz yere uzamasını engelleyebilir:

  • Önce kendi önceliklerinizi netleştirin. “Benim için vazgeçilmez olan ne? Neyden feragat edebilirim?” sorularına dürüstçe cevap verin.
  • Duyguyla değil, planla hareket edin. Öfkeyle açılan davalar, çoğu zaman yıllarca süren çekişmeli boşanmalara dönüşür. Mümkünse bir süre sakinleşip öyle karar verin.
  • İletişim kanallarını tamamen kapatmayın. Doğrudan konuşamıyorsanız bile, avukatlar veya arabulucu benzeri üçüncü kişiler üzerinden diyalog sürdürmek, ileride anlaşmalıya dönme ihtimalini canlı tutar.
  • Çocukları tartışmanın merkezine koymayın. Velayet ve kişisel ilişkiyi “intikam aracı” haline getirmek, hem çocuklara zarar verir hem de davayı sertleştirip uzatır.
  • Gerçekçi süre ve maliyet hesabı yapın. Uzun süren bir çekişmeli boşanmanın, harçlar, bilirkişi ücretleri, avukatlık ücretleri ve zaman kaybı açısından size neye mal olacağını kabaca hesaplayın. Bu tablo, uzlaşma isteğinizi artırabilir.
  • Delil ve tanık konusunda abartıya kaçmayın. Her şeyi ispat etmeye çalışmak yerine, gerçekten önemli noktaları öne çıkarın. Gereksiz iddialar, dosyayı kalabalıklaştırır ve süreci uzatır.

Sonuç olarak, çekişmeli boşanma öncesi strateji kurarken temel soru şudur: “Bu davayı kazanmak mı, yoksa hayatıma daha az hasarla devam etmek mi benim için daha değerli?” Bu soruya vereceğiniz dürüst cevap, ne zaman ve hangi şartlarda anlaşmalıya dönmenin sizin için mantıklı olduğunu büyük ölçüde belirler.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma Davam Sürerken Eşimle Barışsam, Dava Düşer mi?

Evet, boşanma süreci devam ederken taraflar arasında bir anlaşma sağlandığı takdirde, dava tarafların talebi üzerine düşürülebilir. Ancak, bu aşamada davanın iptal edilmesi için resmi prosedürlerin izlenmesi gerekmektedir.

Çekişmeli Boşanma Davası Açmadan Önce Ne Yapmalıyım?

Öncelikle, güvenilir bir hukuk danışmanı ile görüşmelisiniz. Durumunuzu detaylıca aktarın ve olası senaryolar hakkında bilgi alın. Ayrıca duygusal destek için aile ve arkadaşlarınızla vakit geçirmeyi unutmayın.

Çekişmeli Boşanma Davasında Avukat Tutmanın Önemi Nedir?

Bir çekişmeli boşanma davası yönetmek, hukuki bilgi ve tecrübe isteyen bir iş olduğundan, çoğu zaman bir avukat tutmak hayati önem taşır. Avukatınız, haklarınızı koruyacak, süreci doğru bir şekilde yönlendirecek ve olası en iyi sonucu elde etmenize yardımcı olacaktır.

Çekişmeli Boşanmada Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Nafaka miktarı, bireylerin gelir durumu, evliliğin süresi, tarafların yaşam standartları gibi bir dizi faktöre bağlı olarak belirlenir. Mahkeme, adil bir karar verebilmek için bu unsurları dikkatlice değerlendirir.

Çekişmeli Boşanmada Çocukların Velayeti Nasıl Kararlaştırılır?

Çocukların velayeti, çocukların en iyi menfaatine dayanarak belirlenir. Mahkemeler, çocukların yaşam kalitesini korumayı ve geliştirmeyi hedeflerken, ebeveynlerin eğitim, yaşam koşulları ve çocukla olan ilişkileri gibi faktörleri değerlendirir.

Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Bu, davaya bağlı olarak değişkenlik gösterir; ancak çekişmeli boşanma davaları genellikle anlaşmalı olanlardan daha uzun sürer. Ortalama olarak, bir çekişmeli boşanma davası birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Dava Sürecinde Geçici Tedbir Kararı Almak için Ne Yapmalıyım?

Geçici tedbir kararı almak için, boşanma davasının açılması sırasında ya da sonrasında mahkemeye başvurmanız gerekmektedir. Mahkeme, bu kararı genellikle çocukların korunması, mal varlığının korunması veya şiddet riskinin önlenmesi gibi durumlar için verir.

İlginizi Çekebilir

Soru Sor Danışmanlık Talep Et