Toggle sidebar
Haciz Sebebiyle İstihkak Davası Nedir?

Haciz Sebebiyle İstihkak Davası Nedir?

16 dakika

İstihkak davası, haciz konulan bir malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğunu veya üzerinde rehin gibi bir hak bulunduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istemeye yarayan özel bir yoldur. Süreç, haciz sırasında veya sonrasında ileri sürülen istihkak iddiasının haciz tutanağına geçirilmesiyle başlar; alacaklı ya da borçludan itiraz gelirse konu yargıya taşınır ve süreler çoğu zaman çok kısadır. Sonucu belirleyen noktalar, malın fiilen kimde olduğu, ispat yükü, mülkiyeti gösteren belgelerin tarihi ve malın tanımının tutanakla bire bir örtüşmesidir. Uygulamada en sık hata, aidiyet beyanını belgeyle desteklemeden hareket etmek ve fiili hakimiyetin doğurduğu karineyi tersine çevirmek gerektiğini fark etmemektir.

Hacizde istihkak iddiası ile istihkak davası farkı nedir?

İstihkak iddiası haciz tutanağına nasıl geçirilir?

Hacizde istihkak iddiası, haczedilmek istenen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu (veya üçüncü kişinin rehin gibi bir ayni hakkı bulunduğu) yönündeki beyanın icra memuruna veya icra dairesine bildirilmesidir. İstihkak davası ise bu iddia kabul edilmez ya da itirazla çekişmeli hale gelirse, mülkiyetin kime ait olduğunun icra mahkemesinde çözümlenmesi için açılan davadır.

Uygulamada en sağlıklısı, istihkak iddiasını haciz anında haciz tutanağına (haciz zaptına) şerh ettirmektir. Bunun için:

  • İstihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi, haczedilen malı tek tek belirtir. Marka, model, seri numarası gibi ayırt edici bilgiler varsa söyler.
  • “Mal bana aittir” beyanı yanında, mümkünse dayanak da yazdırılır. Örnek: fatura tarihi, kira ilişkisi, emanet, finansal kiralama.
  • Üçüncü kişi şirketse, beyanın yetkili imza sahibi tarafından yapılması ve bu kişinin sıfatının tutanağa geçirilmesi kritik olur.
  • Tutanak mutlaka okunur, eksik ifade varsa anında düzelttirilir ve ilgili kişi tarafından imzalanır.

Haciz sırasında tutanağa geçirme imkanı olmazsa, istihkak iddiası hacizden sonra da icra dairesine dilekçe ile ileri sürülebilir.

İstihkaklı haciz ne demektir?

İstihkaklı haciz, haciz sırasında bir mal hakkında üçüncü kişinin “bu mal borçlunun değil, benim” şeklinde istihkak iddiası ileri sürmesi ve bu iddianın haciz tutanağına geçirilmesi nedeniyle, haczin “çekişmeli” bir nitelik kazanmasıdır. Bu ifade, malın gerçekten üçüncü kişiye ait olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez.

İstihkaklı hacizde amaç, malı haczetmekle birlikte mal üzerindeki mülkiyet tartışmasını da kayıt altına almak ve kanundaki istihkak prosedürünü işletmektir. Malın haciz anında kimin fiili hakimiyetinde olduğu (borçlunun elinde mi, üçüncü kişinin elinde mi) izlenecek yol ve taraf rolleri bakımından belirleyicidir.

Haciz sırasında üçüncü kişinin malı haczedilirse ne yapılır?

İcra dairesindeki işlem sırası ve bildirimler

Haciz sırasında üçüncü kişiye ait bir mal haczedilirse ilk hedef, istihkak iddiasını gecikmeden görünür ve izlenebilir hale getirmektir. Pratikte izlenen temel sıra şöyledir:

  1. Üçüncü kişi (veya borçlu), malın üçüncü kişiye ait olduğunu söyleyerek istihkak iddiasını haciz tutanağına yazdırır. Mal mümkünse tek tek tarif edilir.
  2. Elinizde varsa fatura, sözleşme, banka dekontu, seri numarası gibi bilgiler haciz mahallinde ibraz edilir ve tutanağa işlenmesi istenir.
  3. İcra müdürü, iddianın haklı olup olmadığına girmez. İddiayı tutanağa geçirir ve alacaklı ile borçluya bildirir.
  4. Haciz anında öğrenme yoksa, haczi sonradan öğrenen borçlu veya üçüncü kişi de belirli süre içinde icra dairesine dilekçe vererek istihkak iddiasında bulunabilir.

Malın kimin fiili hakimiyetinde haczedildiği de önemlidir. Mal üçüncü kişinin elindeyken haczedilmişse, bazı hallerde icra müdürlüğü alacaklıya icra mahkemesinde dava açması için süre verir ve dava sonuçlanana kadar satış yapılamaz.

Borçlu ve alacaklının itirazı ne anlama gelir?

Alacaklı veya borçlu, kendisine tanınan süre içinde istihkak iddiasına itiraz ederse, dosya “çekişmeli” hale gelir. Bu durumda icra müdürü karar vermez. Dosyayı icra mahkemesine gönderir.

İcra mahkemesi, yargılama bitmeden önce genelde ilk olarak şu soruna odaklanır: Takip ve satış işlemleri bu mal yönünden devam mı edecek, ertelenecek mi? Erteleme kararı verilirse bazı durumlarda teminat da gündeme gelir.

Özetle itiraz, üçüncü kişinin “haklı olmadığı” anlamına gelmez. Sadece mülkiyet tartışmasının artık dava konusu olacağını ve ispatın mahkeme önünde yapılacağını gösterir.

Mal borçlunun elindeyse istihkak davası nasıl işler?

Davayı kim açar, kime karşı açılır?

Haciz, malın borçlunun elinde veya borçlunun fiili hakimiyet alanında yapılmışsa süreç kural olarak İİK m. 96-97 kapsamında yürür. Bu tabloda istihkak iddiası çekişmeli hale geldiğinde istihkak davasını çoğu kez üçüncü kişi açar. Dava, esas olarak haczi koyduran alacaklıya karşı yöneltilir. Uygulamada “taraf teşkili” açısından borçlunun da davada yer alması istenir. Bu nedenle dilekçede borçlu ve alacaklının birlikte gösterilmesi sık görülen yaklaşımdır.

İcra müdürlüğü, istihkak iddiasını tarafa bildirir. Alacaklı veya borçlu itiraz ederse dosya icra mahkemesine gider. İcra mahkemesi önce “takibin devamı mı, ertelenmesi mi” konusunda karar verir. Üçüncü kişi, bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde istihkak davasını açmazsa, alacaklı yönünden istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılma riski doğar. Metin için İcra ve İflâs Kanunu esas alınır.

Mülkiyet karinesi ve ispat yükü

Mal borçlunun elinde haczedildiğinde devreye mülkiyet karinesi girer: Taşınırı elinde bulunduran kişinin malik olduğu kabul edilir. Bu karine, haciz borçlu alanında yapıldığı için pratikte alacaklı lehine çalışır.

Bu nedenle ispat yükü çoğunlukla üçüncü kişidedir. Üçüncü kişi sadece “bu mal benim” demekle yetinemez. Malı nasıl edindiğini ve malın neden borçlunun elinde bulunduğunu da açıklayıp delillendirmesi beklenir (örnek: emanet, kira, finansal kiralama, konsinye, geçici bırakma).

Takip ve satış işlemlerine etkisi

İcra mahkemesinin “takibin devamı” veya “takibin ertelenmesi” kararı, istihkak iddiasına konu o mal bakımından sonuç doğurur. Erteleme kararı verilirse, genelde üçüncü kişiden teminat istenir ve bu mal yönünden satış baskısı azalır.

Takibin devamına karar verilirse, istihkak davası açılmış olsa bile alacaklı satış adımlarını sürdürebilir. Mal satılırsa dava tamamen anlamsız hale gelmez; çoğu durumda uyuşmazlık, malın kendisi yerine satış bedeli üzerinden yürüyebilir. Bu yüzden “mal borçlunun elindeyken” istihkak davasında hem süre takibi hem de delilin ilk günden doğru kurulması belirleyicidir.

Mal tamamen üçüncü kişinin zilyetliğindeyse İİK 99 süreci

İcra müdürünün işlemi ve alacaklının dava yükümlülüğü

Haczedilmek istenen mal borçlunun elinde değil de tamamen üçüncü kişinin zilyetliğindeyse, süreç İcra ve İflâs Kanunu’nun 99. maddesine göre yürür. Buradaki kritik nokta “tamamen” ifadesidir. Mal borçlu ile üçüncü kişi tarafından birlikte kullanılıyorsa veya borçlunun tasarruf alanındaysa, çoğu dosyada İİK 96-97 hattına dönülür.

İİK 99’da icra müdürünün temel işi, üçüncü kişinin “bu mal benim” şeklindeki mülkiyet veya diğer ayni hak iddiasını haciz tutanağına geçirmek ve alacaklıya bir yol haritası vermektir. Kanun, icra müdürüne alacaklıya 7 gün süre vererek icra mahkemesinde üçüncü kişiye karşı istihkak davası açmasını ihtar etme görevi yükler. Bu sistemde, borçlunun elindeki mala özgü “3 gün itiraz” yazışmaları genelde aynı şekilde işletilmez. Yük, doğrudan alacaklının önüne gelir.

Bir diğer pratik sonuç da şudur: Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal kural olarak muhafaza altına alınmaz ve üçüncü kişinin yanında yediemin sıfatıyla bırakılır.

Haczin kaldırılması ve teminat ihtimali

Alacaklı, icra müdürünün verdiği 7 günlük süre içinde istihkak davası açmazsa, üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır ve mal üzerindeki haciz kendiliğinden kalkar. Bu, uygulamada en net hak kaybı sebeplerinden biridir.

Alacaklı süresinde dava açarsa, dava sonuçlanıncaya kadar o malın satışı yapılamaz. Dosyada başka hacizler varsa onlar açısından takip devam edebilir, ancak istihkak çekişmesi olan mal “satış baskısından” çıkar.

İİK 99’da teminat, İİK 97’deki gibi otomatik bir şart olarak düzenlenmez. Buna rağmen fiilen iki noktada “teminat benzeri” bir ihtiyaç doğabilir: Üçüncü kişi yedieminliği kabul etmezse mal muhafazaya alınır ve masraf kalemleri artabilir; ayrıca malın kaçırılma riski gibi istisnai durumlarda muhafaza tedbirleri daha çok gündeme gelir.

İstihkak davasında 7 gün ve 3 gün süreleri ne zaman başlar?

Haciz anında öğrenme ile sonradan öğrenme farkı

İstihkak sürecinde iki kritik kısa süre öne çıkar: 3 gün ve 7 gün. Bu süreler aynı “iş” için değil, farklı aşamalar için öngörülmüştür.

3 günlük süre, istihkak iddiası haciz tutanağına geçirildikten sonra icra dairesinin alacaklıya ve borçluya yaptığı bildirimle başlar. İcra dairesi, alacaklı ve borçluya “istihkak iddiasına itirazın var mı?” diye sorar ve 3 gün verir. Süresinde itiraz edilmezse, istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır.

7 günlük süre ise birkaç yerde karşınıza çıkar. En sık görüleni şudur: Alacaklı veya borçlu itiraz edince dosya icra mahkemesine gider. İcra mahkemesi “takibin devamı” ya da “takibin taliki” yönünde karar verir. Üçüncü kişi, bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır.

Haciz anında hazır olup haczi o anda öğrenen üçüncü kişi açısından bazı durumlarda ayrıca, “haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde istihkak iddiasında bulunma” kuralı da devreye girer.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Süreler kaçırıldığında sonuç genelde “telafisi zor” olur:

  • 3 gün içinde itiraz edilmezse: Alacaklı ve/veya borçlu, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır.
  • İcra mahkemesi kararından sonra 7 gün içinde dava açılmazsa: Üçüncü kişi, alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Bu da çoğu dosyada malın satışı yönünde yolu açar.
  • Haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde istihkak iddiası ileri sürülmezse: Aynı takip içinde bu iddiayı ileri sürme hakkı kaybedilebilir.

Tebliğ ve tefhim süreye etkisi

Tefhim”, kararın duruşmada ilgilinin yüzüne okunmasıdır. “Tebliğ” ise kararın usulüne uygun şekilde bildirilmesidir. İİK m. 97’deki 7 günlük dava açma süresi, kural olarak tefhim veya tebliğ ile başlar.

Uygulamada süre hesabının doğru yapılabilmesi için dosyada iki noktaya bakılır: Karar duruşmada tefhim edildi mi, edilmediyse kararın tebliğ tarihi nedir? Bu tarihler net değilse, süre tartışmalı hale gelir.

İstihkak davasında görevli ve yetkili mahkeme neresi?

İcra mahkemesi mi asliye hukuk mu?

Haciz sebebiyle açılan istihkak davası, İcra ve İflâs Kanunu’ndaki (İİK m. 96-99) özel prosedürün parçasıdır. Bu yüzden görevli mahkeme kural olarak icra mahkemesidir. İcra müdürlüğündeki işlem ve kararların devamı niteliğinde görülür.

Asliye hukuk mahkemesi, haciz içindeki istihkak yolunun “alternatifi” gibi düşünülmemelidir. Uygulamada asliye hukuk daha çok, takip dosyasından bağımsız genel bir mülkiyet uyuşmazlığı veya borçluya karşı genel hükümlerden kaynaklı talepler için gündeme gelir. Ancak hacizdeki malı hızlıca “hacizden kurtarma” hedefi varsa, doğru mecra çoğu durumda icra mahkemesidir.

Yetki bakımından ise istihkak davalarında kesin yetki öngörülmediği, bu nedenle davacının birden fazla yerde dava açma seçeneğinin bulunabildiği kabul edilir. En sık uygulanan iki seçenek, asıl icra takibinin yapıldığı yer icra mahkemesi ile davalının yerleşim yeri icra mahkemesidir.

Dilekçe nereye verilir, hangi icra dosyası belirtilir?

İki farklı dilekçe karıştırılmamalıdır:

  • İstihkak iddiası dilekçesi: İcra dosyasına sunulur. Amaç, “mal bana ait” iddiasını icra müdürlüğü kayıtlarına geçirmek ve bildirim sürecini başlatmaktır.
  • İstihkak davası dilekçesi: İcra mahkemesine verilir (genellikle UYAP üzerinden). Amaç, haczin kaldırılmasını sağlamak ve mülkiyetin tespitini istemektir.

Dava dilekçesinde mutlaka icra dairesinin adı ve dosya numarası, haciz tarihi, istihkaka konu malların açık listesi (mümkünse seri no gibi ayırt edici bilgilerle) ve hangi sebeple hak iddia edildiği (mülkiyet, rehin gibi) yazılmalıdır. Ayrıca “takibin bu mal yönünden ertelenmesi” ve “satışın durdurulması” talepleri, dosyanın durumuna göre açıkça belirtilmelidir.

İstihkak davasında deliller, ispat ve tazminat riski

En güçlü deliller: fatura, banka, sözleşme, seri no

İstihkak davasında “en güçlü” delil, malın üçüncü kişi tarafından edinildiğini zaman, bedel ve kimlik yönünden net gösteren belgedir. Mahkeme genelde, hacizden önce düzenlenmiş ve ödeme izi bulunan belgelere daha çok ağırlık verir.

Öne çıkan deliller şunlardır: üçüncü kişi adına düzenlenmiş fatura veya e-fatura, banka havalesi ve kredi kartı ekstresi, satış sözleşmesi, finansal kiralama veya kiralama sözleşmesi, teslim-tesellüm tutanağı. Malın tek tek ayırt edilmesini sağlayan seri numarası, IMEI, şase numarası gibi bilgiler de çok kritiktir. Çünkü aynı tür mallarda “bu benim” demek kolay, ispat zor olur.

Şirketler açısından ayrıca demirbaş listesi, envanter kayıtları, amortisman kayıtları, garanti belgeleri ve servis fişleri de dosyayı güçlendirir. Mümkünse haciz tutanağındaki mal tanımı ile bu belgelerdeki tanımı bire bir örtüştürmek gerekir.

Tazminat tarafında ise iki risk sık görülür. Takibin taliki (ertelenmesi) kararı alınıp dava sonunda istihkak reddedilirse, kanun alacaklı lehine en az yüzde 20 tazminat ihtimalini düzenler. Diğer yandan istihkak kabul edilirse, itiraz eden tarafın kötü niyeti sabit görülürse bu kez üçüncü kişi lehine en az yüzde 15 tazminat gündeme gelebilir. Ayrıntılı metin için İcra ve İflâs Kanunu esas alınır.

Faturasız ev eşyasında ispat nasıl yapılır?

Ev eşyasında fatura bulunmaması çok yaygındır. Bu durumda ispat “tek belge” ile değil, birden fazla küçük delilin tutarlı birleşimi ile kurulur. Örneğin garanti belgesi, servis kaydı, kargo teslim formu, kredi kartı hareketleri, banka dekontu, eski tarihli fotoğraflar, taşınma nakliye belgeleri ve tanık anlatımları birlikte anlamlı hale gelir.

Bir diğer pratik nokta, borçlunun o adreste yaşamadığını veya eşyayı fiilen kullanmadığını gösteren olguları dosyaya sokmaktır. İkametgah, abonelikler, apartman görevlisi veya komşu tanıkları bu noktada işe yarar.

Muvazaa ve organik bağ iddiasına karşı dikkat edilecekler

Alacaklılar, özellikle akrabalık, aynı adres, aynı işyeri tabelası, ortak çalışanlar veya borçluya ait evrakın haciz mahallinde bulunması gibi durumlarda “muvazaa” ve “organik bağ” iddiası ileri sürebilir. Bu iddialarda mahkeme, yalnızca mülkiyet belgesine değil, üçüncü kişinin borçludan bağımsız bir ekonomik ve fiili gerçekliğe sahip olup olmadığına da bakar.

Bu yüzden üçüncü kişinin ayrı kira sözleşmesi, ayrı banka hesabı, ayrı ticari kayıtları, düzenli ödeme izleri ve hacizden çok önceye dayanan alış belgeleri önemlidir. Borç doğduktan sonra yapılan devirler, bedelsiz veya piyasa dışı bedelli işlemler ve yoğun nakit hareketleri ise dosyayı zayıflatabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Haciz sırasında üçüncü kişi olarak malın bana ait olduğunu nasıl ispat edebilirim?

Haciz anında “istihkak iddiası” olarak derhal icra memuruna bildirin ve haciz tutanağına aynen yazdırın; mümkünse belge fotokopilerini de dosyaya sunun. Taşınırda genel kural, malı fiilen elinde bulunduranın malik sayılmasıdır; haciz borçlunun elinde yapıldıysa, aksini güçlü delillerle göstermeniz gerekir (adınıza fatura/irsaliye, satış–kredi sözleşmesi, banka dekontu, garanti belgesi/seri no, demirbaş kaydı, kira/emanet sözleşmesi vb.).

İcra dairesinin verdiği 7 günlük itiraz/süre tebligatlarını kaçırmayın; itiraz olursa konu icra mahkemesinde istihkak davasına taşınır.

İstihkak iddiası için icra dosyasına hangi belgeleri sunmam gerekir?

İcra dosyasına istihkak dilekçesi verip, haczedilen malın size ait olduğunu (veya rehinli olduğunu) gösteren belgeleri eklemelisiniz. Uygulamada en işe yarayanlar: (i) malı ayırt edecek bilgiler içeren fatura/irsaliye/teslim-tesellüm, (ii) satış–kira–emanet gibi ilişkiyi gösteren sözleşme, (iii) ödeme dekontu/EFT/havale ve varsa ticari defter–envanter kaydı, (iv) mala göre resmî sicil kayıtları (tapu, araç tescil, marka vb.). Sırf “genel” fatura çoğu zaman yeterli görülmeyebilir.

Haciz tutanağında mal borçluya ait yazıldıysa sonradan düzelttirebilir miyim?

Evet. Haciz tutanağında malın borçluya ait yazılması, gerçekte üçüncü kişiye aitse “tutanak düzeltmesi”nden çok istihkak iddiası ile düzeltilir: Üçüncü kişi (veya borçlu üçüncü kişi lehine) durumu öğrenince icra dairesine başvurup tutanağa istihkak şerhi verilmesini ister; icra dairesi alacaklı/borçluya 3 gün itiraz süresi verir.

Ayrıca açık maddi hata/kanuna aykırı işlem varsa icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir; kural olarak süre, öğrenmeden itibaren 7 gündür.

Evde yapılan hacizde bana ait eşyalar yazıldıysa aynı gün ne yapmalıyım?

Aynı gün icra memuruna derhâl “istihkak iddiası” (eşyanın size ait olduğu, borçluya ait olmadığı) bildirin ve haciz tutanağına aynen yazdırın; mümkünse fatura/garanti belgesi, banka dekontu, sözleşme, seri numarası–fotoğraf gibi delilleri o anda gösterip tutanağa ekletin. Haciz bitmişse aynı gün icra dairesine dilekçe vererek istihkak iddianızı dosyaya kaydettirin. Karşı taraf itiraz ederse dosya icra mahkemesi sürecine gider ve bildirime göre 7 günlük dava süresi doğabilir.

İstihkak davası açma süresini kaçırırsam hak kaybım ne olur?

İcra takibinde hacizli mala ilişkin istihkak davasını kanundaki 7 günlük hak düşürücü süre içinde açmazsanız, aynı takipte alacaklıya karşı “mal benim” iddianızı ileri sürme hakkınızı kaybedersiniz ve alacaklı hacizli malın satılmasını isteyebilir; pratikte mal/bedel elden çıkabilir.

İstihkak davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

İstihkak davasında görevli mahkeme İcra Hukuk Mahkemesidir (icra mahkemesi).

Yetki bakımından dava, asıl icra takibinin yapıldığı yer İcra Hukuk Mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir; davalı birden fazlaysa bunlardan herhangi birinin yerleşim yeri de yetkilidir.

İstihkak davası masrafları ve avukatlık ücreti yaklaşık hangi kalemlerden oluşur?

İstihkak davasında masraf/ücretler genelde şu kalemlerden oluşur:

  • Harçlar: başvurma harcı ile (dava konusuna göre) maktu veya nispi karar/ilam harcı.
  • Gider avansı ve yargılama giderleri: tebligat‑posta, dosya evrak, keşif, tanık, bilirkişi vb.
  • Avukatlık ücreti: müvekkille yapılan akdi ücret + davayı kazanana hükmedilen karşı vekâlet ücreti (AAÜT’ye göre).
  • Ek giderler: icra dosyası masrafları, satış/afiş/emanet gibi takip giderleri (dosyaya göre).

İstihkak davası devam ederken satış işlemi durur mu?

İstihkak davası açılmış olması satışı kendiliğinden durdurmaz. İİK m.97 kapsamında icra mahkemesi, istihkak iddiası üzerine takibin devamına ya da takibin talikine (ertelenmesine) karar verir; talik/“satışın durdurulması” yönünde karar verilirse satış, yalnızca istihkaklı mal bakımından bekletilir. Takibin devamı kararı varsa alacaklı satış isteyebilir; satış yapılırsa uyuşmazlık mal yerine satış bedeline yönelir.

Haczedilen araç benim adıma kayıtlı değilse yine de istihkak iddiasında bulunabilir miyim?

Evet. Araç trafik sicilinde sizin adınıza kayıtlı olmasa bile, üçüncü kişi olarak haczedilen araç üzerinde mülkiyet/rehin gibi bir ayni hak iddia ederek istihkak ileri sürebilirsiniz; önemli olan kayıttan çok hakkınızı ispat edebilmenizdir (ör. noter satış, fatura/ödeme, teslim–zilyetlik, leasing sözleşmesi). Araç sizdeyken haczedildiyse icra müdürü alacaklıya 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açması için süre verir; açılmazsa iddianız kabul edilmiş sayılır.

Banka hesabımdaki para borçluya ait sanılıp bloke edildiyse nasıl itiraz edebilirim?

Banka hesabınızdaki para size ait olduğu hâlde borçluya ait sanılıp icra dosyasında bloke/haciz konduysa, önce bankadan icra dosya numarasını ve haciz yazısını alın. Ardından dosyanın bulunduğu icra müdürlüğüne “paranın/hesabın üçüncü kişiye (size) ait olduğu” gerekçesiyle istihkak iddiası ve haczin kaldırılması talepli dilekçe verip kimlik, hesap sahipliği ve paranın kaynağını gösteren belgeleri ekleyin (İİK m.96). İcra müdürlüğü işlemi açıkça hatalıysa, öğrendiğiniz tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna da gidebilirsiniz (İİK m.16).

Faturası bende olan eşyaya haciz gelirse fatura tek başına yeterli delil olur mu?

Fatura tek başına genelde hacizde mülkiyeti kesin ispatlamaya yetmez; istihkakta (İİK m.96 vd.) mahkemeler, özellikle malın fiilen kimde bulunduğu (zilyetlik) karinesi karşısında faturayı “destekleyici” görür.

Daha güçlü ispat için faturayı şu belgelerle tamamlamak gerekir: ödeme dekontu/ekstresi, teslim–tesellüm tutanağı veya sevk irsaliyesi, seri no/IMEI-şasi gibi ayırt edici kayıtlar (garanti, servis, envanter kayıtları vb.).

Kira sözleşmesi olan evde haciz yapıldığında kiracının eşyaları nasıl korunur?

Haciz kiracının oturduğu evde yapılırsa, kiracı eşyaların kendisine ait olduğunu haciz sırasında “istihkak” olarak ileri sürüp haciz tutanağına yazdırarak koruma sürecini başlatır; mümkünse fatura/garanti belgesi, seri numarası, fotoğraf ve kira sözleşmesi ibraz eder. İstihkak kaydı sonrası uyuşmazlık, icra hukuk mahkemesinde görülür ve mülkiyet belirlenir. Eşyalar bu arada muhafaza/yediemin tedbirine tabi olabilir; alacaklı onay vermezse eşya kiracıda bırakılmayabilir.

Şirket ortağının borcu için şirket malları haczedilirse istihkak nasıl ileri sürülür?

Şirket malları, ortağın kişisel borcu için haczedilmişse şirket üçüncü kişi sıfatıyla istihkak ileri sürer: Haciz sırasında “mülkiyet şirkete aittir” beyanı haciz tutanağına yazdırılır; haczi sonradan öğrenmişse öğrenmeden itibaren 7 gün içinde icra dairesine dilekçeyle istihkak bildirilir. İcra dairesi alacaklı/borçluya 3 gün itiraz süresi tanır. İtiraz olursa şirket, bildirilen ihtara göre icra mahkemesinde 7 gün içinde istihkak davası açar; fatura–demirbaş/enzvanter–muhasebe kayıtlarıyla ispatlar.

İstihkak davasında tanık dinletmek işe yarar mı, hangi durumlarda güçlü delil sayılır?

İstihkak davasında tanık dinletmek işe yarar; ancak tanık beyanı takdiri delildir ve uygulamada çoğu kez tek başına mülkiyet karinesini çürütmeye yeterli görülmez.

Tanık, özellikle şu tür objektif belgelerle birlikte “güçlü ve inandırıcı” hale gelir: hacizden önce düzenlenmiş fatura/irsaliye-garanti, banka ödeme kaydı, kira-emanet/ödünç ilişkisinin yazılı belgesi ve tanığın malın alınması-teslimi-kullanımı gibi olayı bizzat görmüş olması.

İstihkak davasını kaybedersem karşı tarafın yargılama giderlerini öder miyim?

Evet; kural olarak istihkak davasını kaybederseniz, mahkeme yargılama giderlerini (harç, tebligat/bilirkişi vb.) ve karşı taraf avukatla temsil edildiyse karşı vekâlet ücretini genellikle aleyhine hüküm verilen tarafa yükler. Ancak bazı durumlarda (özellikle karşı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemişse) giderlerin size yüklenmesi veya karşı vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünde uygulama/kararlar görülebilir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.