Evdeki Tek LCD Televizyon Haciz İşleminde Alınır mı?
Evime haciz gelecek. Evde bir adet 140 ekran LCD televizyon var. Bu televizyon haciz kapsamında alınabilir mi?
Evime haciz gelecek. Evde bir adet 140 ekran LCD televizyon var. Bu televizyon haciz kapsamında alınabilir mi?
Bu konuyla bağlantılı olarak Avukatistan’da sorulan diğer hukuki soruları inceleyin.
Bu soruyla bağlantılı hukuk yazılarını inceleyin.
Cevaplar
Merhaba. Türkiye’de ev eşyası haczinde temel ölçüt, eşyanın borçlu ve aynı çatı altındaki aile bireyleri için “lüzumlu (zorunlu)” olup olmadığıdır. İcra ve İflas Kanunu m.82/3’e göre para, kıymetli evrak, altın vb. kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve ailesi için lüzumlu eşya kural olarak haczedilemez; aynı amaca hizmet eden eşyanın birden fazla olması halinde ise bunlardan biri korunur.
Bu çerçevede evde tek bir televizyon bulunması halinde, uygulamada televizyon çoğu durumda “lüzumlu ev eşyası” kabul edilerek haciz dışı bırakılabilir. Nitekim Yargıtay kararlarında da televizyonun lüzumlu eşya kapsamında değerlendirildiği örnekler vardır.
Ancak önemli bir istisna/pratik risk şudur: Yargıtay’ın bazı kararlarında LCD/plazma gibi değeri yüksek, kolay paraya çevrilebilir televizyonların “zorunlu ihtiyaç” sayılmayabileceği yönünde değerlendirmeler de görülmüştür. Bu nedenle “140 ekran LCD” gibi piyasa değeri yüksek bir TV’de, icra memurunun haciz uygulaması ve alacaklının ısrarı ihtimali artar.
Haciz gelirse pratikte yapabilecekleriniz:
Evde ikinci bir TV (veya aynı amaca hizmet eden benzer cihazlar) varsa, birinin haczi daha kolay olur; bu durumda “bir tanesi kalsın” yaklaşımı uygulanır.
Evde gerçekten başka televizyon/monitör/projeksiyon benzeri aynı amaca hizmet eden cihaz var mı? Ayrıca haciz banka/kişisel alacak için mi, yoksa vergi/SGK gibi kamu alacağı için mi yapılacak?
Başka tv monitör yok evde 3 cocu var banka alacagi
Evde tek bir televizyon varsa (başka TV/monitör yoksa) ve aile kullanımındaysa, banka alacağı için yapılan hacizde bu eşya genellikle “lüzumlu ev eşyası” kabul edilir ve haczedilmemesi gerekir. Dayanak, İcra ve İflâs Kanunu m.82’deki “para/altın gibi kıymetli şeyler hariç, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşyanın haczedilemeyeceği” kuralıdır.
Sizin durumda ayrıca 3 çocuk bulunması, tek TV’nin evin ortak yaşamı açısından “lüzumlu eşya” niteliğini güçlendirir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin uygulamada sık anılan yaklaşımı da, bir evde buzdolabı/çamaşır makinesi/televizyon gibi eşyaların kural olarak lüzumlu sayılacağı; aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya varsa düşük değerli olanın borçluya bırakılıp daha yüksek değerli olanın haczedilebileceği yönündedir.
Bu nedenle tek TV varken, “140 ekran LCD” olması tek başına otomatik haciz sebebi değildir. Yine de pratikte icra memuru veya alacaklı vekili “değeri yüksek, satışı kolay” diyerek hacze yönelebilir; bu ihtimali sıfır kabul etmeyin.
Haciz sırasında ve sonrasında uygulanabilir adımlar:
İsterseniz bulunduğunuz il/ilçeyi yazın; icra dairesinin uygulamasına göre dilekçe içeriğini daha “nokta atışı” tarif edebilirim.
Teşekkür ederim
Bir sorum daha var 2018 evimi sattim.kredi kartımı 2 sene önce kullanmaya başladım Yaklaşık 3 4 aydır odeyememeye basladim.yani evimisattigimda kartım bile yoktu.icra avukatım watsaptan sattığım evin tapusunu atıp tasavvuf cezası davasi açmakla tehdit ediyor. Ne yapabilirim
Avukatın “tasarruf cezası” diye yazdığı şey büyük ihtimalle tasarrufun iptali davası (İİK m.277 vd.) tehdidi. Bu bir ceza davası değildir; açılırsa hukuk (asliye hukuk) davasıdır ve amacı, satılan taşınmazın tapusunu geri almak değil, o taşınmaz sanki borçlununmuş gibi haciz ve satış yapabilmeye imkan vermektir (teknik olarak alacaklıya “o mala yönelme” yetkisi verir).
Sizin anlattıklarınıza göre (evi 2018’de satmışsınız, kredi kartını yaklaşık 2024’te kullanmaya başlamışsınız, ödeyememe son 3-4 ay) bu tehdidin başarı şansı çok zayıf görünüyor. Çünkü tasarrufun iptali davasında, genel kabul gören dava şartlarından biri, alacağın doğumunun iptali istenen tasarruftan önce olması ve tasarrufun da “alacaklıyı zarara uğratma” amacıyla yapılmasıdır. Ayrıca İİK m.284 uyarınca tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre vardır; bu süre geçince dava hakkı düşer. 2018 satışı için 5 yıl çoktan dolmuş durumda.
Ne yapabilirsiniz?
Son bir netleştirme: 2018’de evi satarken o dönemde bankalara/başka kişilere karşı başka bir borcunuz var mıydı, yoksa ilk borçlanma gerçekten 2024 sonrası mı? Bu tek bilgi, “alacağın doğumu” tartışmasını tamamen kapatır.
Üzerinden 8 yıl geçti beni tasavvuf davasi açmakla tehdit ediyor
Evin satışından 8 yıl geçtiyse, kredi kartı borcunuza dayanarak “tasarrufun iptali davası” (İİK m.277 vd.) açılacağı tehdidi pratikte büyük ölçüde boş bir baskı gibi duruyor. Çünkü İİK m.284’e göre iptal davası hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçmekle düşer (hak düşürücü süre). Bu süre geçtiyse mahkeme, diğer şartlara girmeden süre nedeniyle davayı reddeder.
Sizin anlattığınız kronoloji de ayrıca önemli: Evi 2018’de satmışsınız; kredi kartını yaklaşık 2024’te kullanmaya başlamışsınız. Tasarrufun iptali davasında, uygulamada aranan temel mantık “borç doğduktan sonra alacaklıdan mal kaçırma”dır. Borç doğmadan yıllar önce yapılmış bir satışın, sırf bugün kart borcu çıktı diye iptale konu edilmesi normal koşullarda mümkün değildir.
Şunu da netleştireyim: Bu konu “ceza” değildir. “Tasarruf cezası davası” şeklindeki ifade hukuken hatalı/yanıltıcı bir söylem. Açılabilecek şey, şartları varsa bir hukuk davasıdır.
Ne yapabilirsiniz? WhatsApp tehdidiyle değil, dosya ve belgelere göre hareket edin:
Evi 2018’de satarken o tarihte bankalara/kişilere karşı başka bir borcunuz var mıydı, yoksa ilk borçlanma gerçekten 2024 sonrası mı? Bu detay, “alacağın doğumu” tartışmasını tamamen kapatır.
Gerçekten yoktu
2018’de satılan bir taşınmaz için, bugün (2026) kredi kartı borcunuza dayanarak “tasarrufun iptali (tasarruf davası)” tehdidi hukuken büyük ölçüde dayanaksız görünüyor.
Birincisi, İİK m.284’e göre tasarrufun iptali davası tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır; bu süre hak düşürücü niteliktedir. 2018 satışında 5 yıllık süre 2023’te dolmuş olur; 2026’da bu yola gidilirse mahkeme süre nedeniyle reddeder.
İkincisi, siz “o tarihte (2018) hiçbir borcum yoktu, kredi kartını 2024 gibi kullanmaya başladım” diyorsunuz. Tasarrufun iptali mantığı, genel olarak alacaklıdan mal kaçırma ihtimaline karşı korumadır; borç doğmadan yıllar önce yapılan satışın, sonradan doğan bir kredi kartı borcu için iptale konu edilmesi normal şartlarda mümkün değildir.
Bu aşamada yapabilecekleriniz:
İcra dosyanızın bulunduğu il/ilçe ve dosyada “kesinleşme” olup olmadığını yazarsanız, haciz ve olası ödeme planı açısından en risksiz adımı da netleştirebilirim.
Bunun açıklamasını yaptığımda avukat bağırıp çağırıyor ısrarcı bir dilde dava acacagini soyluyor ve şu anda 7 günlük ihbar sürem dolmadigi halde eve haciz gelecek esyalarininyediemine götürecek bunların masraflarını ödeyeceksin deyip tehdit ediyor ve aciz isteği belgesini fotosunu watsaptan mesaj atiyor
Anlattığınız üslup (bağırma, “ceza davası açarım” gibi ifadeler, “7 gün dolmadan eve gelip eşyayı götürürüm” diye baskı) tahsilat baskısı gibi görünüyor. Sizde 2018’de satış sırasında borç yokken, 2024 sonrası doğan kredi kartı borcu için “tasarrufun iptali” tehdidi zaten çok zayıf; ayrıca tasarrufun iptali bakımından 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı vardır.
Ev haczi tarafına gelirsek, ilamsız genel haciz yolunda borçluya ödeme emri tebliğ edilir ve borçlu 7 gün içinde itiraz edebilir. Bu 7 gün içinde (siz itiraz etmemiş olsanız bile süre dolmadan) “kesinleşme” tartışmalıdır; pratikte eve fiili haciz için genellikle takip kesinleşmesi beklenir. Buna karşılık bankaya e-haciz gibi işlemler, dosyanın aşamasına göre çok hızlı denenebiliyor; ama “eve gelip eşyayı hemen yediemine götürürüm” söylemi çoğu dosyada abartılı bir baskı cümlesidir.
“Aciz isteği belgesi” diye WhatsApp’tan foto atması da normal bir tebligat değildir. Tasarrufun iptali davasında çoğu durumda aciz belgesi/vesikası şartı tartışılır; bu da genellikle haciz süreçleriyle bağlantılıdır.
Somut olarak şimdi şunları yapın (tek seferlik, en hızlı yol):
Bu arada avukatın bağırıp çağırması ve yanıltıcı “ceza” dili devam ederse mesajları saklayın; içerik ve yoğunluğa göre baroya disiplin şikayeti gündeme gelebilir (TBB Meslek Kuralları “mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranıştan kaçınma” yükümlülüğünü düzenler).
Avukattin tlf açmamak sucmu ne zaman açsam tehdit ediyor benim ve çocuklarımın psikolojisi bozuldu
Telefonu açmamanız suç değildir. Borçlu olarak bir avukatla telefonda görüşmek gibi bir yükümlülüğünüz yok; icra süreci telefonla değil, icra dosyası ve usulüne uygun tebligatlarla yürür.
Avukatın “haciz gelir, masrafı sana yüklerim” demesi tek başına her zaman suç sayılmaz; çünkü yasal yollara başvuracağını söylemek (icra takibi, haciz talebi gibi) çoğu durumda “tehdit suçu” kapsamına girmez. Ancak konuşmalar “çocuklarını da … ederim”, “seni mahvederim” gibi hukuka aykırı bir kötülük içerecek şekilde korkutma amacı taşıyorsa bu, TCK m.106 tehdit değerlendirmesine gidebilir.
Öte yandan, sırf sizi yıldırmak için ısrarla arama/mesaj atılması ve huzurunuzu kaçırma kastı varsa, olayın niteliğine göre TCK m.123 “kişilerin huzur ve sükununu bozma” gündeme gelebilir. Bu suç şikâyete bağlıdır ve maddede özellikle “ısrarla telefon edilmesi” açıkça sayılmıştır.
Ayrıca avukatın mesleki davranışı bakımından, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları avukata “mesleğin itibarını zedeleyecek davranışlardan kaçınma” yükümlülüğü yükler; bağırma, aşağılayıcı ve yıldırıcı iletişim bu çerçevede disiplin yönünden sorun yaratabilir.
Uygulanabilir adımlar:
Baro/savcılık başvurusu için, avukatın açık ifadelerinden 1-2 cümleyi (aynen) ve arama sıklığını yazarsanız, hangi yola daha uygun olduğunu netleştiririm.
Aciz vesikasi ne zaman cikar
Aciz vesikası (borç ödemeden aciz belgesi), icra takibinde haciz yapıldığı halde borcu karşılayacak mal bulunamadığını veya bulunan malların alacağa yetmediğini gösteren belgedir. Uygulamada iki şekilde karşınıza çıkar: haciz tutanağının “aciz vesikası hükmünde” sayılması (geçici nitelik) ve icra dairesinin düzenlediği kesin aciz vesikası.
Geçici nitelikte “aciz vesikası hükmünde” belge, genellikle fiilî haciz sırasında oluşur: İcra memuru eve/işyerine gelir, haczi kabil mal bulamaz ya da bulunanların değeri alacağı karşılamaya yetmeyecekse bunu haciz tutanağına yazar. İİK m.105’teki düzenleme nedeniyle bu haciz tutanağı, alacaklı bakımından aciz vesikası hükmünde kabul edilir.
Kesin aciz vesikası ise daha “sonuç belgesi”dir: Haczedilen mallar satılıp paraya çevrilir, paylaştırma yapılır ve alacaklı alacağının tamamını alamazsa, icra dairesi kalan miktar için hemen kesin aciz vesikası düzenler ve bir suretini borçluya da verir. Bu belge harç ve vergiye tabi değildir.
Size WhatsApp’tan atılan “aciz isteği belgesi” çoğu dosyada şunlardan biri olur: (i) avukatın icra dosyasına sunduğu “aciz belgesi talebi” dilekçesi, (ii) daha önce yapılmış bir hacizde düzenlenen “mal bulunamadı” içerikli haciz tutanağı. Tek başına fotoğraf, aciz vesikası kesinleşti anlamına gelmez; UYAP’taki resmi evrak belirleyicidir.
Hızlı kontrol için:
Borclu icin iyi yanları varmi
Aciz vesikası borçlu açısından “iyi bir belge” gibi sunulsa da, iki ucu keskin bir sonuç doğurur. Yine de bazı pratik faydaları vardır; özellikle borçlunun malvarlığı gerçekten yetersizse dosyanın nereye evrileceğini netleştirir.
Borçlu için olası iyi yanları şunlardır:
Ama önemli uyarılar:
Sizin olayınızda (2018 satış, borç 2024 sonrası, tek TV, 3 çocuk) asıl strateji “WhatsApp baskısıyla” hareket etmek değil; UYAP’ta dosyanın aşamasını, tebligat tarihlerini ve varsa haciz tutanaklarını görmek. İsterseniz, icra dosyasında görünen “takip yolu” (ilamsız genel haciz mi) ve ödeme emri tebliğ tarihini yazın; 7 günlük sürede hangi işlem sizin için daha güvenli olur netleştireyim.
Alacakli borcu hiç bir şekilde alamazsa hangi aciz vesikasi cikar
Alacaklı “hiçbir şekilde tahsil edemezse” tek bir tür aciz belgesi otomatik olarak çıkmıyor; dosyanın geldiği aşamaya göre iki farklı sonuç var: İİK m.105’teki haciz tutanağı (aciz vesikası hükmünde) ve İİK m.143’teki (kesin) aciz vesikası.
Eğer hacze gidildiğinde (ev/işyeri/üçüncü kişilerde) haczi kabil mal bulunamazsa ya da fiilen haciz yapılabilecek bir şey tespit edilemezse, düzenlenen haciz tutanağı “aciz vesikası hükmündedir”. Bu, uygulamada “geçici aciz belgesi” diye anılır; alacaklının “borçluda mal yok/ulaşamıyorum” durumunu dosyada belgelemesine yarar.
Buna karşılık kesin aciz vesikası (İİK m.143) normalde şu senaryoda çıkar: Borçlunun malları haczedilir, satış/paraya çevirme yapılır, elde edilen para alacağa yetmez ve alacaklı alacağının tamamını alamazsa icra dairesi kalan miktar için aciz vesikası düzenler (bir sureti borçluya da verilir; harç/vergiye tabi değildir).
Dolayısıyla, “alacaklı asla tahsil edemiyor” dediğimiz klasik durumda:
Sizin dosyada WhatsApp’tan “aciz isteği” görmeniz, çoğu zaman aciz vesikası çıkmış anlamına değil, avukatın dosyaya sunduğu talep dilekçesi veya daha önceki bir haciz tutanağı anlamına gelir; kesin durumu UYAP’taki evrak adından ve tarihinden anlayabilirsiniz.
2024 te borcum da yoktu karti yeni gelmişti 2024
2024’te de borcunuz yokken (kart yeni gelmişken) 2018’deki ev satışına dayanarak size “tasarrufun iptali davası” baskısı yapılması, anlattığınız kronolojiye göre hukuken iyice zayıflıyor. Çünkü tasarrufun iptali (İİK m.277 vd.) mantığı “alacak doğduktan sonra alacaklıdan mal kaçırma” ihtimaline karşıdır; sizde alacak 2024 sonrası doğuyor. Üstelik İİK m.284’e göre iptal davası hakkı, tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle düşer; 2018 satışı için bu süre 2023’te dolmuş olur.
Bu nedenle “dava açarım” demesi, açsa bile süre (hak düşürücü) itirazıyla ve olayın kronolojisiyle büyük ihtimalle sonuç alamayacağı bir yola işaret eder. “Ceza davası” gibi konuşması da ayrıca yanıltıcı; bu konu kural olarak hukuk davasıdır.
WhatsApp’tan “aciz isteği/ aciz belgesi” fotoğrafı atılması da tek başına bir şey ifade etmez. Aciz belgesi genellikle (i) hacizde mal bulunamadı ya da yetmedi diye tutanak tutulunca “aciz vesikası hükmünde” evrakla, (ii) haczedilen mallar satılıp para yetmeyince “kesin aciz vesikası” ile gündeme gelir.
Şu anda en doğru hareket şekli:
İsterseniz UYAP’ta görünen takip türünü (ilamsız genel haciz mi, kambiyo mu) ve ödeme emri tebliğ tarihini yazın; “7 gün dolmadan haciz gelir” iddiasının dosyanızda ne kadar gerçekçi olduğunu netleştireyim.
Peki avukat tapuda bu bilgileri gormuyormu beni neden bunla tehdit ediyor böyle.bisey olmayacağını kendisinde bilmesi gerekmiyordu artı bu borcu cay kahve icerekmi yaptınız gibi kelimeler kullaniyor
Evet, alacaklı vekili çoğu durumda taşınmaz geçmişinizi “bir şekilde” görebilir; en azından icra dosyasında araştırma yaptırarak tapu kayıtlarına ulaşması mümkündür. Bu yüzden sizden WhatsApp’ta “tapu fotoğrafı” istemesi genellikle bilgi edinmekten çok psikolojik baskı ve yıldırma amaçlı olur. Ayrıca sizin olayınızda 2018 satışı için tasarrufun iptali tehdidinin zaten çok zayıf olmasının yanında, İİK m.284’teki 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle 2018 işlemi bakımından 2026’da bu yola gitmek kural olarak sonuç vermez.
“Bu borcu çay kahve içerek mi yaptınız?” gibi küçümseyici sözler hukuki bir işlem değildir, tahsilat görüşmesinde mesleki sınırı aşan bir üsluptur. Avukatın sert konuşması tek başına suç olmayabilir; fakat ısrarla arayıp mesaj atarak sırf rahatsız etme kastıyla devam ediyorsa, olayın niteliğine göre TCK m.123 (kişilerin huzur ve sükûnunu bozma) kapsamında şikâyet hakkı doğabilir. Maddede “ısrarla telefon edilmesi” açıkça sayılmıştır. Ayrıca bu tarz yıldırıcı iletişim, TBB Meslek Kuralları açısından da disiplin incelemesine konu olabilir.
Pratikte yapmanızı önerdiğim güvenli yol şu:
İsterseniz iki şeyi yazın, “şikâyet” ve “baro başvurusu” için en doğru çerçeveyi netleştireyim:
Benim borcum yüzünden eşimin gayri menkullarine haciz gelirmi
Eşinizin üzerindeki gayrimenkuller (tapu eşinizin adına kayıtlı taşınmazlar), sizin kişisel kredi kartı borcunuz nedeniyle kural olarak haczedilemez. İcra takibi, borçlunun kendi malvarlığına yönelir; eş olmak tek başına “borçtan müşterek sorumluluk” doğurmaz. Evlilikte yasal mal rejimi (edinilmiş mallara katılma) eşler arasında paylaşımı etkiler; alacaklıya karşı diğer eşin malına doğrudan haciz yetkisi vermez.
Ancak pratikte şu istisnalar yüzünden “eşin malına da haciz gelir mi?” sorusu önem kazanıyor:
Sizin borcunuz için en kritik kontrol şudur: Eşinizin bankaya herhangi bir imzası (kefalet, müşterek borçluluk, ek kart sözleşmesi vb.) var mı? Yoksa tapulu gayrimenkullerine doğrudan haciz riski normalde yoktur.
Bu yazdıklarınızın uic biri yok
Bu saydıklarımın hiçbiri yoksa (eşiniz kefil değil, müşterek borçlu değil, sözleşmelerde imzası yok, taşınmazlarda sizin payınız yok), sizin kredi kartı borcunuz nedeniyle eşinizin adına kayıtlı gayrimenkullere kural olarak haciz konulamaz.
Buna rağmen bazen şu tür “baskı hamleleri” görülebilir: Alacaklı vekili tapu araştırması yapıp eşinizin malvarlığını görür ve sizi ödeme için sıkıştırmak amacıyla “eşinin mallarına da giderim” gibi konuşabilir. Bu, eşiniz borçlu olmadığı sürece hukuken karşılığı olmayan bir söylemdir. Eşinizin taşınmazına icra müdürlüğü tarafından sehven haciz konulursa da, bu durum düzeltilebilir; eşiniz “üçüncü kişi” sıfatıyla şikâyet/istihkak yollarına başvurur ve tapu kaydı en güçlü delildir.
Sizin tarafınızdan pratik ve güvenli adımlar:
İsterseniz bulunduğunuz il/ilçeyi ve icra dosya numarasının sadece “icra dairesi + yıl” kısmını (ör. “X İcra 2026/…”) yazın; UYAP’ta hangi evrak başlıklarına bakmanız gerektiğini daha net tarif edeyim.
Benim avukat böyle şeyler demeye musait
Avukatın “böyle konuşmaya hakkı var mı?” sorusunun cevabı: alacağı tahsil etmeye çalışabilir, icra/haciz gibi yasal işlemleri söyleyebilir; fakat bunu hakaret, aşağılayıcı sözler, bağırma-çağırma ve yıldırma diliyle yapması meslek kurallarına aykırı hale gelebilir. TBB Meslek Kuralları’nda avukatın mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranıştan kaçınma, yazarken ve konuşurken olgun ve objektif davranma yükümlülüğü açıkça düzenlenir.
“Bu borcu çay-kahve içerek mi yaptınız?” gibi küçümseyici sözler tek başına her zaman suç oluşturmayabilir; ancak ısrarla arama/mesaj atma ve sizi sırf huzursuz etme kastı varsa, olayın niteliğine göre TCK m.123 (kişilerin huzur ve sükûnunu bozma) kapsamında şikâyet hakkı doğabilir. Bu suçta özellikle “ısrar” ve “sırf huzur bozma amacı” aranır. Mesajlarda “sana/çocuğuna zarar vereceğim, şöyle mahvedeceğim” gibi hukuka aykırı bir kötülük tehdidi varsa ayrıca TCK m.106 tehdit de gündeme gelebilir (somut ifadeye göre).
Sizin açınızdan güvenli ve uygulanabilir yol şudur:
İsterseniz (kopyala-yapıştır) WhatsApp’taki en ağır 2-3 cümleyi anonimleştirerek yazın; “yasal uyarı” mı, “tehdit/huzur bozma” sınırını mı aşıyor daha net söyleyeyim.
3 tane öğrencim var 1 universite diğeri lise 2 sininde tableti var hacizedilwbilirmi
Evdeki öğrenci tabletleri, tek başına “elektronik cihaz” diye otomatik haczedilir veya haczedilemez denecek bir kalemde sayılmıyor; değerlendirme İİK m.82’deki “borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya” ölçütüne göre yapılıyor. Kanun metninde para/altın/kıymetli şeyler hariç tutulup, ailenin zorunlu ihtiyaç eşyalarının haczedilemeyeceği ve aynı amaca hizmet eden eşyanın birden fazla olması halinde “birinin” korunacağı belirtiliyor.
Sizin durumda 2 çocuğunuzun (lise ve üniversite) eğitim amacıyla kullandığı 2 tablet, bugün itibarıyla “lüks tüketim”ten çok öğrenim için gerekli araç olarak görülebiliyor. Bu nedenle, özellikle her çocuk için birer adet tablet varsa ve ders/ödev/uzaktan eğitim, EBA/Üniversite LMS, PDF-kitap gibi amaçla kullanıldığı açıklanabiliyorsa, çoğu uygulamada lüzumlu eşya itirazı kuvvetlidir.
Yine de pratik risk şu: İcra memuru ve alacaklı vekili tableti “değeri yüksek, satışı kolay” görüp hacze yazmak isteyebilir. Böyle bir durumda sizin yapacağınız şey “tartışmak” değil, tutanağa doğru şerhi koydurmak ve gerekirse hızlıca şikâyet yoluna gitmektir.
Haciz gelirse en etkili yaklaşım:
Evde bilgisayar, üçüncü bir tablet veya aynı işi gören başka cihaz yok dediniz mi? Bu bilgi, “aynı amaçla birden fazla eşya” tartışmasını netleştirir.
Icralik dosyam varken yurt dışına cikabilirmiyim [UMREYE GITMEK]
Sırf icra dosyanızın olması (kredi kartı/banka borcu gibi özel hukuk borcu) nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı konulması kural olarak mümkün değildir. Anayasa m.23’e göre yurt dışına çıkma özgürlüğü ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararı güvencesiyle sınırlanabilir; bu çerçeve Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça vurgulanır.
Bu nedenle “icralı dosyan var, Umre’ye gidemezsin” şeklinde söylenenler çoğu vakada baskı amaçlı olur. İcra avukatı tek başına “yurt dışı yasağı” koyduramaz; icra dosyasında böyle bir tedbir mekanizması yoktur. Yurt dışı yasağı, tipik olarak ceza dosyalarında adli kontrol tedbiri olarak karşınıza çıkar.
Yine de şunu netleştirelim: Yurt dışına çıkışa engel olabilecek bir durum, icra borcundan değil; ayrı bir ceza soruşturması/kovuşturması veya pasaport tahdidi gibi farklı bir işlemin varlığından kaynaklanır (bunlar da kendi şartlarına bağlıdır).
Siz Umre planlıyorsanız, riski sıfırlamak için pratik kontrol yolu:
Avukat “7 gün dolmadan eve haciz, yurt dışı yasağı” gibi ifadelerle sürekli baskı kuruyorsa, bunu ayrıca dosyadan bağımsız şekilde değerlendirmek gerekir; ama Umre açısından ana kural: icra borcu = otomatik yurt dışı yasağı değil.
UYAP’ta ceza soruşturması/kovuşturma kaydı hiç görünüyor mu, yoksa yalnız icra dosyası mı var?
Eve haciz geldiğinde eşimin şahsi evi gecindirmekle yükümlü olduğu parasına el koyabilirmi
Eşiniz borcun tarafı değilse (kefil, müşterek borçlu, birlikte imza yoksa) eşinizin maaşına/gelirine, sırf sizin kredi kartı borcunuz için el konulamaz. Borçların şahsiliği gereği icra takibi kural olarak yalnız borçlunun malvarlığı ve gelirlerine yönelir; eşin “evi geçindirme yükümlülüğü var” denilerek eşin parasına haciz koyma diye bir yol yoktur.
Buna karşılık uygulamada şu iki noktada karışıklık çıkabiliyor:
1) Ortak/karma banka hesabı riski: Eşinizin parası sizinle aynı hesapta duruyorsa (ortak hesap, sizin de yetkili olduğunuz hesap, sizin adınıza açılmış ama eşinizin para yatırdığı hesap gibi), banka hesabına haciz geldiğinde para “kimin parası” tartışmasına dönebilir. Bu durumda eşiniz, kendi parasının haczedildiğini ispatlayarak üçüncü kişi sıfatıyla istihkak/şikâyet yollarına başvurmak zorunda kalabilir. En pratik önlem, eşinizin gelirinin kendi adına ve sadece kendi kullanımında bir hesapta tutulmasıdır.
Şunu da ayırın: Sizin maaşınıza haciz gelirse İİK m.83 gereği genel kural maaşın en fazla 1/4’ü oranında kesintidir (nafaka hariç). Bu kural eşiniz için değil, borçlu olan siz için uygulanır.
Eve haciz gelirse, eşinizin parasına/maaşına yönelik bir işlem görürseniz ekran görüntüsü, hesap dökümü, maaş bordrosu gibi belgeleri saklayın; gerekirse hızlıca icra hukuk mahkemesine/istihkak yoluna gidilir.
Esim pazarcilik yapıp ordan kazanıyor eve geçirilmek icin
İcra memurlari vocuk odasinda arama yapabilirmi
Benim borcumdan dolayi avukat esime tebligat gönderme hakkına sahipmi