Uyuşturucu kullanma cezasında 1. kez mükerrer infaz nasıl olur?
Merhaba. Uyuşturucu kullanma suçundan hükmüm kesinleşti. 1. kez mükerrerim ve 1 yıl 8 ay hapis cezası aldım. Suç tarihi 2025. Bu cezanın infazında kaç gün kapalı, kaç gün açık cezaevinde kalırım? Ayrıca denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme sürelerim nasıl hesaplanır?
Cevaplar
Merhaba. “1. kez mükerrer” (TCK 58 uygulanmış) olduğunuzda koşullu salıverilme oranı genel kuraldaki 1/2 yerine 2/3 olarak hesaplanır; yani cezanın 2/3’ünü “koşullu salıverilmeye esas süre” olarak infaz edersiniz. Koşullu salıverilmede genel kuralın süreli hapislerde 1/2 olduğu da 5275 m.107’de yer alır.
Sizin cezanız 1 yıl 8 ay = 20 ay kabul edilir. İnfaz hesabında uygulamada ay 30 gün varsayıldığı için toplam 600 gün üzerinden gider:
Önemli tarih farkı (04.06.2025): 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren değişiklikle, DS’ye ayrılabilmek için ayrıca KSS’ye esas sürenin en az 1/10’unu ve her hâlde en az 5 günü cezaevinde fiilen geçirme şartı getirildi. Bu nedenle suç tarihiniz 04.06.2025 ve sonrası ise: 400 günün 1/10’u 40 gün olduğundan, DS’ye ayrılmanız en erken 40 gün sonra olur (35 gün hesabı bu ek şarta takılır). Suç tarihiniz 04.06.2025’ten önce ise genellikle 35 gün hesabı esas alınır.
Kapalı/açık cezaevi kısmı: DS’ye ayrılabilmek için (genellikle) açık ceza infaz kurumuna ayrılmış olma veya ayrılmaya hak kazanma şartı aranır. Kapalıdan açığa geçişte “iyi hâl” ve idare-gözlem kurulu değerlendirmesi belirleyicidir; kısa süreli cezalarda pratikte kapalıda daha kısa kalınabilse de bunun dosyaya ve kuruma göre değişebildiğini bilin. Bu yüzden “kaç gün kapalı, kaç gün açık” kısmı müddetname ve kurum kararları görülmeden kesin gün olarak söylenemez; ama sizin dosyanızda hedef aralık 35–40 gün civarı kapalı/açık + devamında DS şeklinde olur.
Koşullu salıverilmeden sonra, cezanın kalan kısmı kadar denetim süresi işler (sizde 600 − 400 = 200 gün). Ayrıca mükerrirlik nedeniyle hükümde ayrıca bir tekerrür denetim süresi de belirlenmiş olabilir; bu, 105/A’daki DS’den farklıdır (hüküm fıkrası önemli).
Merhabalar ilginize teşekkür ederim , Suç Tarihi 21/09/2024 . Öncesinde cezaevi geçmişim var . Hiç uyarı veya bir şey almadım. Yalnız bana çağrı kağıdı gelmedi karar yeni kesinleşmiş 24.03.2026 , Sabah zil çalındığı zaman kapıyı açmadım ekipler sivildi (yanlarında kadın da vardı) muhtar da vardı, ancak beni bulamayınca evi göz gezdirip çıktılar herhangi bir materyal almadılar. Başka bir ifade için geldik demişler bahsettikleri tarzda (bilişim) bı vukuat olabilir ama bu bilişim için ifade verdiğim zaman infaza direkt sevk olur içeriye mi girerim 10 gün yasal hakkım dolar mı. Muhtemelen gerçekten de ifadem var kafam çok karıştı.
Suç tarihiniz 21.09.2024 olduğundan, 04.06.2025’te getirilen “KSS’ye kalan sürenin 1/10’unu cezaevinde fiilen geçirme” şartı sizin dosyanıza uygulanmamalı; sizin için denetimli serbestlik hesabı klasik kurala göre yapılır (5275 m.105/A’da 2025 değişikliği).
1. kez mükerrer (TCK 58) infazda süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı 2/3 uygulanır (5275 m.108). 1 yıl 8 ay = 20 ay ≈ 600 gün kabulüyle:
Dolayısıyla, başka engel yoksa infazın “cezaevinde” geçecek kısmı pratikte yaklaşık 35 gün gibi görünür. “Kaç gün kapalı, kaç gün açık” ise dosyanın niteliğine, kurumun sevk planına ve açık kuruma ayrılma kararlarına göre değişir; net gün sayısı müddetname ve infaz savcılığının işleminden sonra kesinleşir.
Gelelim kapınıza gelen ekip ve “10 gün hakkı” meselesine: 1 yıl 8 ay, kasten suçlarda 3 yılın altında olduğu için kural olarak önce çağrı kâğıdı tebliği gerekir; tebliğden sonra 10 gün içinde teslim olmazsanız (veya “kaçma/kaçma şüphesi” oluşursa) savcı yakalama emri çıkarabilir (5275 m.19). Bu 10 gün, çağrı kâğıdı size usulüne uygun tebliğ edilince başlar; hiç tebliğ yoksa kendiliğinden “dolmuş” sayılmaz. Ancak kapıyı açmamanız, uygulamada “kaçma şüphesi” yorumuna zemin yapılabildiği için risk büyür.
“Bilişim” dosyası için ifadeye giderseniz, sırf ifade vermeye gitmek otomatik olarak infaza sevk demek değildir; ama sistemde yakalama/aranma varsa, karakolda/savcılıkta işlem sırasında yakalanıp cezaevine gönderilebilirsiniz. En güvenlisi, ifade gününden önce UYAP Vatandaş’tan dosyaları kontrol edip İlamat/İnfaz Savcılığına (bulunduğunuz adliyede) giderek “çağrı kâğıdı çıkarıldı mı, tebligat yapıldı mı, yakalama var mı?” bilgisini almaktır.
İnfaz dosyam da herhangi bir tebligat henüz çıkarılmamış, BAM cezayı veren mahkemenin sanığa tebliğine demiş. Sizinde anlattığınız gibiyse önce tebligat yapılmalı mükerrir etkilemez demek istiyorsunuz (çift mükerrir etkiliyor sanırım emin değilim). Ancak ben ifade için davet edilmedim ekip sabah saat 7 de direkt kapıma geldi ve evde olduğum emaresi düşük bir ihtimaldi. Muhtemelen tutuksuz yargılanacağımı düşündüğüm bir dosya ama benzer dosyalar da ifade için davet edildim ve hep verdim açıkçası prosedür biraz yanılgıya düşürdü. İfade sonrası infaz hâkimliğine sevk edilip hüküme geçmekten korkuyorum
Suç tarihiniz 21.09.2024 olduğu için, 2025’te denetimli serbestlikte getirilen “KSS’ye esas sürenin 1/10’unu (en az 5 gün) içeride fiilen geçirme” şartı sizin dosyanıza kural olarak uygulanmaz; bu şart 04.06.2025 sonrası suçlar için getirildi ve önceki suçlara yürütülmemesi öngörüldü (uygulamada da bu şekilde yürütülüyor).
“İfade verirsem direkt infaza sevk olur muyum?”: İfade vermek tek başına “infaza sevk” sebebi değildir. Ancak iki kritik istisna var: (i) hakkınızda infaz dosyasından yakalama emri/arama kaydı varsa, (ii) ifade dosyasında zorla getirme/yakalama işlemi varsa. Bu durumda karakolda ya da savcılıkta kimlik kontrolünde yakalama uygulanabilir.
Sizde ayrıca şu risk noktası var: 5275 sayılı Kanun m.19’a göre, hükümlü çağrı kâğıdı tebliği üzerine 10 gün içinde gelmezse veya “kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa” Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarabilir. Kapıyı açmama olayı bazı dosyalarda “kaçma şüphesi” diye yorumlanabiliyor (otomatik değildir ama risktir).
Şu an anlattığınız tabloya göre (“infaz dosyamda tebligat yok, BAM ‘sanığa tebliğine’ demiş”): normalde 1 yıl 8 ay gibi 3 yıl altı kasten hapislerde önce çağrı kâğıdı ve usulüne uygun tebligat beklenir; tebligat yoksa “10 gününüz doldu” denilemez. Yine de sabah eve gelinmesi, sistemde bir arama/yakalama kaydı olabileceği ihtimalini tamamen dışlamaz.
Pratikte en güvenli yol:
“İfade sonrası infaz hâkimliğine sevk” şeklinde bir otomatik süreç yok; infaz işlemleri infaz savcılığı üzerinden yürür. Ancak aranmanız varsa, ifade verdiğiniz gün yakalanıp doğrudan işlemler başlatılabilir.
Hocam bununla ilgili muhtara ulaştım, evde kimse yokken nasıl kapıyı kırıp girdiniz falan dedim , kolluk size arama kararı/ yakalama kararını muhtardan istedim ancak kendisinde olmadığını söyledi. Arama kararı olsaydı sanırım evi muhtar ilede ararlardı ve bulunurdum. Ancak evden ciktigimi düşünerek konutu terk ettiler. Muhtemelen yakalama kararı ya da gözaltı kararları var , arama kararı olsaydı muhtara ekip bir evrak bırakırdı diye düşünüyorum. Çok detaylı yazıyorsunuz Allah işinizi gücünüzü rast getirsin
Birde size ekstra bir sorum daha var bu daha karmaşık bir konu, ben TCK 188 ilede yargılanıyorum ama bu dosyada üzerimde hiç uyarıcı veya türevi yoktu sadece alım için oradaydım ve ortamdaki diğer insanla iştirak ettiğimi düşünerek bana da ceza verdiler, 8-4 ceza aldım bam dosyamı bozmadı ve Yargıtay'a gönderdim, Yargıtay'ın dosyayı kullanmaya çevireceğini düşünüyorum olay günü idrar testinde kannabis pozitif çıkmıştım ve dea kararı uygulanmıştı. Bu dea kararı ikinci kez yakalanmam yüzünden bozuldu. Ama şimdi Yargıtay kullanıcı olduğuma kanaat getirirse bir fiil yüzünden iki kez ceza almış gibi bir şey olacak çünkü suç tarihleri aynı ve 188 suçundan tutuklandım 63 günde mahsubum var. Biraz karışık bir dosya ama kusura bakmayın
O dosya için Yargıtay'a sunduğum itiraz da budur T.C. YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA (Gönderilmek Üzere Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne) DOSYA NO: 2026/429 Esas KARAR NO: 2026/682 TEMYİZ EDEN (SANIK): Mustafa TAŞPINAR (T.C. No: 21866341472) KONU: Konya Bölge Adliye Mahkemesi’nin 09/02/2026 tarihli onama kararının; usul, yasaya, savunma hakkına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık nedeniyle BOZULMASI talebimdir. AÇIKLAMALAR 1. USULÜNE UYGUN YAPILMAYAN SORGU VE SAVUNMA HAKKININ İHLALİ (CMK 209-216 İHLALİ): Gerekçeli kararın "Deliller" kısmında, mahkûmiyetimin en temel dayanağı olarak dijital inceleme raporlarındaki mesaj içerikleri gösterilmiştir. Ancak 06/05/2025 ve 13/11/2025 tarihli celse zabıtları tetkik edildiğinde; bu mesajların içeriğinin tarafıma tek tek okunmadığı, kiminle, ne amaçla yapıldığının sorulmadığı ve delil olarak tartışılmadığı sabittir. · Hukuki İtiraz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre; sanığın huzurunda okunmayan, tartışılmayan ve sanığa açıklama hakkı tanınmayan bir delil hükme esas alınamaz. Bu durum **"Adil Yargılanma Hakkı"**nın ve "Silahların Eşitliği" ilkesinin ağır ihlalidir. Sadece "belgeler okundu" denilerek geçiştirilmesi mutlak bir bozma nedenidir. 2. MİKTAR VE TÜR BAKIMINDAN "KULLANICI" SINIRLARI: Mahkeme, 61 gram sentetik kannabinoid maddesini "iki kişi için dahi kullanım sınırının üstünde" kabul ederek ticaret vasfı vermiştir. Bu değerlendirme bilimsel ve hukuki dayanaktan yoksundur: · Bağımlılık Durumu: Olay günü yapılan analizde idrarımda "Kannabis" maddesi pozitif çıkmıştır. Bu, benim uyuşturucu bağımlısı olduğumun ve maddeye ihtiyaç duyduğumun tıbbi kanıtıdır. · Adli Tıp Kriterleri: 61 gramlık bitki parçası (bonzai), içindeki etken madde oranı (MDMB-4EN-PINACA) analiz edilmeden "ticari miktar" sayılamaz. Yargıtay içtihatları, sanığın bağımlı olması ve uyuşturucuyu toplu alarak maliyeti düşürme niyetini "kullanım" kapsamında değerlendirmektedir. · Yan Delil Yokluğu: Evimde veya üzerimde hassas terazi, paketleme malzemesi, uyuşturucu satışından elde edilmiş bir para veya alıcı-satıcı listesi gibi "ticaret" kastını somutlaştıracak hiçbir yan delil ele geçmemiştir. · 3. TCK 192/3 (ETKİN PİŞMANLIK) ÇELİŞKİSİ Yerel mahkeme, hakkımda TCK 192/3 (Etkin Pişmanlık) indirimi uygulayarak beyanlarımın suçun aydınlatılmasında yardımcı olduğunu kabul etmiştir. Çelişki: Bir sanığın beyanları hem "samimi ve suç aydınlatıcı" kabul edilip hem de aynı beyanlardaki "kullanıcıyım, ortaklaşa para verip içmek için aldık" savunması reddedilemez. Mahkeme beyanımı parçalayarak aleyhime yorumlamıştır. 4. DİĞER DERDEST DOSYANIN (KONYA 5. ASLİYE CEZA) KARİNE ETKİSİ: Hakkımda Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam eden "Kullanma" dosyası, uyuşturucuyla olan bağımın niteliğini (kullanıcı olduğumu) perçinlemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının, aynı zamanda bu kadar düşük ve eser miktardaki (peçeteye emdirilmiş) maddelerle uğraşması hayatın olağan akışına aykırıdır. Profilim, ticaret yapan bir organizatör değil, madde batağına düşmüş bir kullanıcıdır. 5. "ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR" İLKESİ: Sanığın uyuşturucu maddeyi satmak için mi yoksa kullanmak için mi bulundurduğu tam olarak ispatlanamıyorsa, "Şüpheden Sanık Yararlanır" ilkesi gereği eylem Kullanma (TCK 191) sayılmalıdır. Yerel mahkeme bu evrensel ilkeyi görmezden gelmiştir.
MİKTAR HATASI VE KRİMİNAL RAPORU İLE MÜTALAA ÇELİŞKİSİ: İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında, ele geçen madde miktarını 71,5 gram olarak belirtmiş ve bu miktar üzerinden "kişisel kullanım sınırının üzerinde" değerlendirmesi yapmıştır. Oysa dosya içerisinde bulunan Antalya Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı’nın 14/11/2024 tarih ve 24-15841 sayılı raporunda, uyuşturucu madde içeren net kısmın 61 gram olduğu açıkça belirtilmiştir. Mahkeme, hüküm kururken net miktar yerine brüt miktarı baz alarak şüpheyi aleyhime yorumlamıştır. Aradaki 10 gramlık fark, suçun vasfını (ticaret/kullanım) değiştirecek nitelikte olmasına rağmen mahkemece dikkate alınmamıştır. 7. BİLİMSEL DELİLLERİN EKSİKLİĞİ (PARMAK İZİ ANALİZİ): Dosyada yer alan Konya İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nün 28/10/2024 tarih ve 24-KT-002318 sayılı uzmanlık raporuna göre; ele geçen paketler ve poşetler üzerinde yapılan incelemede, sanık Hanifi Tetik’e ait 3 adet parmak izi tespit edilmiştir. Ancak şahsıma (Mustafa Taşpınar) ait tek bir parmak izi dahi bulunamamıştır. Maddeler üzerinde fiziksel bir temasım veya fiili hakimiyetim olmadığı bilimsel raporla ispatlanmışken, uyuşturucu maddeyi "ticari amaçla bulundurduğum" iddiası somut delilden yoksun bir varsayımdır. 8. SANIK BEYANLARI VE ORGANİZASYON EKSİKLİĞİ: Uyuşturucu ticareti suçu, doğası gereği bir arz-talep ve iletişim gerektirir. Ancak sanık (SSÇ) Kader Tuğan, 06/05/2025 tarihli duruşmada aynen: "Ben sanık Mustafa Taşpınar'ı tanımam" ve "Mustafa taksiye izinsiz bindi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Birbirini tanımayan, aralarında telefon trafiği veya önceden bir araya gelme iradesi bulunmayan kişilerin "iştirak halinde uyuşturucu ticareti" yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Kader'in bu beyanı, benim olay yerinde sadece kullanıcı olarak (bağımlılığım nedeniyle) bulunduğumu, satıcılarla bir bağım olmadığını kanıtlamaktadır. 9. "POZİTİF İDRAR ANALİZİ" VE POLİKULLANICI PROFİLİ: Hakkımda yürütülen soruşturma kapsamında alınan idrar numunesinde "Kannabis" değerinin pozitif çıktığı, mütalaada ve dosya eklerinde sabittir. Bu durum benim ağır bir madde kullanıcısı olduğumu tartışmasız kılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararları; "Kullanıcı olduğu teknik raporla sabit olan ve üzerinde ele geçen madde miktarı yıllık şahsi kullanım sınırları içinde kalan sanığın eylemi, aksi ispatlanamadığı sürece kullanmak için bulundurma suçunu oluşturur" şeklindedir. Mahkeme, kullanıcı olduğum ispatlı olmasına rağmen şüpheyi aleyhime yorumlayarak ticaret suçundan hüküm kurmuştur. 10. ZAMAN KRONOLOJİSİ VE PARANIN YASAL KAYNAĞININ İSPATI (BANKA DEKONTU): Mahkemece "uyuşturucu ticaretinden elde edilen gelir" olarak kabul edilen paranın kaynağına ilişkin ekte sunduğum 21.09.2024 tarihli Enpara.com işlem dekontu, ticari suçlama iddiasını kökünden çürütmektedir 11. ELE GEÇEN PARANIN KAYNAĞI, EL DEĞİŞTİRME TRAFİĞİ VE İADE TALEBİM: Kader Tuğan üzerinde ele geçen 1.000 TL’nin uyuşturucu ticaretiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Şahsım tarafından olay günü saat 15:57’de ATM’den çekilen 900 TL'nin 800 TL'sini diğer sanık Hanifi Tetik’e verdim; Hanifi ise kendi uhdesindeki 200 TL'yi ekleyerek toplam 1.000 TL'yi muhafaza etmesi için Kader Tuğan’a teslim etmiştir. Bu durumla ilgili maddi gerçekler şunlardır:
Mülkiyet ve Kaynak İspatı: Ekte sunduğum ATM dekontu, paranın şahsıma ait olduğunu ve yasal kaynağını tartışmasız şekilde ispatlamaktadır. Kader Tuğan’ın parayı kabul etmemesi, resmi banka kayıtları ve saniyelerle ölçülen zaman uyumu karşısında hukuken geçersizdir.
Hukuki Statü: Paranın benden çıkıp Kader Tuğan’a geçmiş olması, benim bir "satıcı" değil, aksine yasal parasıyla madde temin etmeye çalışan bir "alıcı/kullanıcı" olduğumu kanıtlar. Ticari bir kazanç elde etmediğim, aksine kendi paramı kaybettiğim için maddi zarara uğradığım ortadadır.
Zaman Kronolojisi: Para çekme saati (15:57) ile yakalanma saati (16:30) arasındaki 33 dakikalık fark, bu paranın bir uyuşturucu satışından elde edilmesini hayatın olağan akışına göre imkansız kılmaktadır.
İade Talebi: Suçtan elde edilmeyen ve yasal kaynağı belli olan bu paranın müsadere edilmesi mülkiyet hakkımın ihlalidir. Bu nedenle, şahsıma ait olan 800 TL'nin tarafıma İADESİNE karar verilmesini talep ederim.
12. GEREKÇELİ KARARDAKİ ÇELİŞKİ VE ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN YANLIŞ YORUMLANMASI: Yerel mahkeme, hakkımda TCK 192/3 (Etkin Pişmanlık) maddesini uygulayarak cezada indirime gitmiştir. Bilindiği üzere bu indirim, sanığın uyuşturucu suçunun ortaya çıkmasına veya diğer faillerin yakalanmasına hizmet eden "samimi ve doğru" beyanları üzerine verilir. · Çelişki: Mahkeme, benim en başından beri verdiğim "800 TL verip Hanifi ile ortaklaşa uyuşturucu aldık" beyanımı suçun aydınlatılmasına katkı sağladığı gerekçesiyle (TCK 192/3) ödüllendirmiştir. Ancak aynı mahkeme, bu beyanımın içindeki "kullanıcıyım, uyuşturucuyu satın aldım" kısmını reddederek beni "ticaret" suçundan cezalandırmıştır. · Hukuki Sakatlık: Bir sanığın beyanı ya bütünüyle doğru kabul edilir ya da reddedilir. Beyanın bir kısmını indirime esas alıp (doğru sayıp), aynı beyanın suç vasfını belirleyen kısmını görmezden gelmek gerekçede açık bir çelişkidir. Beyanım "samimi ve indirim gerektirir" bulunduysa, bu beyanla örtüşen banka dekontu ve parmak izi raporu da dikkate alınarak eylemin TCK 191 (Kullanma) sayılması gerekirdi. · SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının BOZULMASINA karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. Tarih: 26/02/2026 Temyiz Eden Sanık: Mustafa TAŞPINAR İmza: EKLER: 1- 21.09.2024 tarihli, saat 15:57’deki 900 TL tutarlı ATM Para Çekme Dekontu.
Soruma cevap gelir mi?
Evinize sabah 07:00’de muhtar eşliğinde gelinmesi tek başına “konut araması yapıldı” anlamına gelmez; kolluk kapıyı çalıp “aramaya/yakalamaya” yönelik işlem için gelebilir. Ama siz “evi göz gezdirip çıktılar” diyorsunuz; bu gerçekten konut içine girip kontrol etme seviyesindeyse, bunun arama sayılma ihtimali yüksektir ve kural olarak hâkim kararı, gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emri gibi bir hukuki dayanak aranır (CMK arama hükümleri). Uygulamada arama yapıldıysa genellikle bir arama tutanağı düzenlenir ve dayanak karar/ emir bilgisi tutanağa yazılır; muhtara mutlaka “evrak bırakılır” diye kesin bir kural gibi düşünmeyin, fakat ortada hiçbir tutanak/karar bilgisi yoksa bu da şüphelidir.
İnfaz yönünden: 1 yıl 8 ay hapis ve 3 yıl altı olduğu için normal akışta önce çağrı kâğıdı tebliği gerekir; çağrı kâğıdı tebliğine rağmen 10 gün içinde gelmeme veya “kaçma/kaçma şüphesi” halinde savcı yakalama emri çıkarabilir (5275 m.19). Mükerrir olmanız bu “çağrı kâğıdı tebliği” mantığını ortadan kaldırmaz; mükerrirlik daha çok KSS oranını etkiler (mükerrir infaz rejimi).
“İfade verirsem infaza sevk olur muyum?” sorusunda belirleyici olan, ifade dosyasından bağımsız şekilde hakkınızda yakalama/arama kaydı olup olmamasıdır. Eğer yakalama varsa, karakol/savcılıkta kimlik kontrolünde işlem yapılabilir. Bu yüzden ifade vermeden önce İlamat ve İnfaz Savcılığına bizzat gidip “çağrı kâğıdı çıkarılmış mı, yakalama var mı?” diye netleştirmeniz en güvenli adım.
TCK 188 dosyanızla ilgili “Yargıtay 191’e çevirirse aynı fiilden iki kez ceza olur mu?” kaygınız yerinde: aynı fiil nedeniyle mükerrer yargılama/cezalandırma itirazı (ne bis in idem) ve dosyaların birleştirilmesi/derdestlik itirazı gündeme gelebilir. Ayrıca sizde daha önce 191 kapsamında “kamu davasının açılmasının ertelenmesi (DEA/KADEK)” süreci varsa, denetim süresinde yeniden kullanma/bulundurma iddiası ayrı bir soruşturma-kovuşturma konusu yapılamaz, ihlal olarak ele alınır yaklaşımı da vardır. Bu hat üzerinden Yargıtay’a “aynı tarihli eylem, aynı kullanım olgusu, çift değerlendirme” vurgusunu daha teknik şekilde kurmak mümkün.
Son bir not: Buraya yazdığınız dilekçede T.C. kimlik numaranız görünüyor; güvenliğiniz için bunu internet ortamında mutlaka silin/karartın.
Evet birebir aynı
Karar şuan bam da kesinleşti peki biz buna nasıl itiraz edeceğiz yok mu bir yolu baro avukatim tam ilgilenmiyor
BAM “onama” verip dosyayı Yargıtay’a gönderdiyse, UYAP’ta bazen “BAM incelemesi bitti” gibi görünüp sizde “kesinleşti” algısı oluşturabiliyor; 8 yıl 4 ay gibi bir mahkûmiyette kural olarak temyiz yolu açıktır. Bu yüzden önce şunu netleştirin: Dosyanız gerçekten kesin hüküm mü oldu, yoksa Yargıtay temyiz incelemesinde mi?
Kesinleşip kesinleşmediğini en sağlıklı şekilde UYAP Vatandaş > Dosya > Safahat kısmında “kesinleşme şerhi” ve “Yargıtay’a gönderildi/tebliğname” kayıtlarından anlarsınız.
Dosya Yargıtay’daysa (temyiz açık ve siz temyiz etmişsiniz):
Dosya gerçekten kesinleştiyse (temyiz kapalı veya süre kaçırıldıysa):
“Aynı olaydan iki dosya” meselesinde, iki hüküm de kesinleşirse ayrıca infazda mükerrerlik sorunu çıkar: Bu durumda İlamat/İnfaz Savcılığına yazılı başvurup, gerekirse savcılığın infaz işlemine karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidersiniz (infaz işlemlerine karşı yargısal denetim mantığı). Bu yol, “iki ilamın aynı fiili iki kez infaz ettirmesi” riskini pratikte durdurmak için önemlidir.
Baro avukatı ilgilenmiyorsa, baroya dilekçe ile müdafi değişikliği isteyebilirsiniz; ayrıca vekâletli (özel) avukat tutma imkânınız varsa en azından temyiz/ek temyiz aşamasını bir ceza avukatının toparlaması çok fark eder.
191 dosyam bam da kesinleşti 188 dosyam şuanda Yargıtay'a gitmek üzere istinaf edildi. Bu 191 de infazı durdurmak istiyorum ama bam kesin olarak karar vermis.
BAM’da kesinleşen TCK 191 hükmünün infazını, sırf 188 dosyanız Yargıtay’a gidiyor diye “kendiliğinden” durduramazsınız; infaz, kesinleşme şerhi ile birlikte savcılıkça başlatılır. Ancak infazı fiilen durdurmanın hukuken mümkün olduğu bazı yollar var ve sizin “aynı fiil/same olaydan iki ayrı mahkûmiyet” iddianız bunların içinde en güçlü başlıklardan biri.
1) İlk kontrol: Kesinleşme ve tebligat hatası var mı?
İnfaz savcılığı bazen dosyayı “kesinleşti” kabul edip çağrı kâğıdı çıkarır. Oysa gerekçeli karar/istinaf kararı tebligatlarında usulsüzlük veya süre hatası varsa, kesinleşme şerhi tartışmalı hâle gelebilir. Bu durumda İlamat/İnfaz Savcılığına dilekçe verip “kesinleşme şerhinin dayanağını ve tebligat evrakını” isteyin; hatalı kesinleşme varsa infazın başlatılmaması gerekir (uygulamada savcılık düzeltmezse infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilir).
2) En etkili araç: Yargılamanın yenilenmesi + infazın geri bırakılması (CMK 312)
Kesinleşmiş 191 hükmü yönünden, yargılamanın yenilenmesi talebini hükmü veren mahkemeye verip, aynı dilekçede CMK 312 kapsamında infazın geri bırakılmasını/durdurulmasını açıkça isteyebilirsiniz. CMK 312, yenileme isteminin tek başına infazı durdurmadığını, fakat mahkemenin uygun görürse infazın geri bırakılmasına/durdurulmasına karar verebileceğini öngörür. Burada dayanak argümanınız şudur: 188 dosyasındaki fiil ile 191 dosyasındaki fiil birebir aynı ise, iki ayrı mahkûmiyet “aynı fiilden iki kez cezalandırma” sonucunu doğurabilir.
3) “Çağrı kâğıdı gelmeden yakalama” endişesi
191 ilamı için kuralen önce çağrı kâğıdı-tebligat süreci işletilir; ancak savcılık “kaçma şüphesi” görürse yakalama yoluna gidebilir (bu yüzden infaz savcılığında durumunuzu yazılı netleştirmeniz önemli).
Tek cümlelik yol haritası: 191 dosyası için derhal yargılamanın yenilenmesi + CMK 312 infazın geri bırakılması talebi hazırlayın; aynı gün infaz savcılığından dosyanızda çağrı/yakalama olup olmadığını yazılı kontrol edin.
Evet aynı yakalama tutanağına dayanıyor bana bunun için örnek bir dilekçe verebilir misiniz
Elbette. Aşağıdaki örnek, kesinleşmiş TCK 191 hükmü için “olağanüstü kanun yolu” olan yargılamanın yenilenmesi (CMK 311 vd.) ile birlikte infazın geri bırakılması/durdurulması (CMK 312) talebini tek dilekçede kuran bir şablondur. CMK 312’ye göre yenileme istemi tek başına infazı durdurmaz; mahkeme ayrıca infazın geri bırakılmasına karar verebilir.
Ayrıca şunu net söyleyeyim: 188 dosyanız Yargıtay aşamasındayken, 191 ilamının infazının “kendiliğinden” durması beklenmez; bu yüzden CMK 312 talebi pratikte kritik olur.
ÖRNEK DİLEKÇE (CMK 311 + CMK 312)
… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE (Ya da hükmü veren mahkeme hangisiyse)
DOSYA NO : …/… E. – …/… K. HÜKÜMLÜ : (Ad Soyad) T.C. Kimlik No : (Yazmak zorunda değilsiniz; yazacaksanız doğru ve eksiksiz yazın) ADRES : …
KONU : CMK m.311 vd. uyarınca yargılamanın yenilenmesi ile CMK m.312 uyarınca infazın geri bırakılması (durdurulması) talebimdir.
AÇIKLAMALAR:
Mahkemenizin …/… E., …/… K. sayılı kararı ile TCK 191 kapsamında mahkûm oldum. Karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir (kesinleşme tarihi/şerhi: …/…/2026).
Aynı olay nedeniyle ayrıca … Ağır Ceza Mahkemesi’nin/… Mahkemesi’nin …/… E. sayılı dosyasında TCK 188 kapsamında yargılama yapılmış, BAM tarafından …/…/2026 tarihinde karar verilmiş olup dosya Yargıtay temyiz aşamasına gönderilmektedir (dosya safahatı UYAP çıktısı ektedir).
Her iki dosya aynı yakalama tutanağına, aynı olay anlatımına ve aynı suç tarihine dayanmaktadır (yakalama tutanağı tarihi/sayısı: …; olay yeri: …; suç tarihi: …). Bu durumda aynı maddi vakıanın iki ayrı dosyada iki ayrı şekilde hükme bağlanması, sonuçta aynı fiilden iki kez cezalandırma/infaz riskini doğurmaktadır.
Yargıtay incelemesi sonunda 188 dosyasında fiilin vasfının değişmesi (örneğin kullanma/kullanma için bulundurmaya ilişkin değerlendirme) ihtimali bulunduğundan, kesinleşmiş 191 hükmünün infazına devam edilmesi telafisi güç zarar doğuracaktır. Bu nedenle CMK m.312 uyarınca infazın geri bırakılması/durdurulması gerekmektedir.
Bu nedenlerle CMK m.311 vd. uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemimin kabul edilebilir bulunarak dosya üzerinde/ duruşmalı inceleme yapılıp, CMK m.312 uyarınca infazın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum.
HUKUKİ NEDENLER: CMK m.311 vd., CMK m.312 ve ilgili mevzuat.
DELİLLER/EKLER:
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Tarih: …/…/2026 İmza (Ad Soyad)
Uygulamada küçük ama kritik 2 not
Çağrı kâğıdıyla ilgili kısımda da doğru ilerliyorsunuz: 3 yıl altı hapislerde genel akış çağrı kâğıdı tebligatıdır; tebliğe rağmen gelinmezse 10 gün sonunda yakalama süreci gündeme gelebilir.
İsterseniz, 191 dosyanızın mahkeme adı ve esas/karar no bilgilerini (kimlik numaranızı yazmadan) paylaşırsanız bu şablonu sizin dosya adınıza göre “kopyala-yapıştır” hale getirip daha kısa, daha hedefli düzenleyebilirim.
Bu kabul görür mü tüm herşeyi baştan analiz edip objektif bir değerlendirme yapabilir mısınız
Ve ben bu dilekçeyi verirken infaz uygulanmasın?
Cevap
Cevap