Toggle sidebar
Limited Şirket Müdürlerinin 6183 Sayılı AATUHK ve 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Uyarınca Vergilerden Sorumluluğu

Limited Şirket Müdürlerinin 6183 Sayılı AATUHK ve 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Uyarınca Vergilerden Sorumluluğu

MA
Mustafa A.
10 dakika

Limited şirketler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ‘bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulan; esas sermayesi belirli olan, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşan tüzel kişiliği haiz sermaye şirketi olarak tanımlanmıştır. Niteliği gereği limited şirketteki amaç kar elde etmektir. Bu sebeple gelir/kar elde eden şirketin vergisel anlamda da birtakım sorumlulukları bulunmaktadır. Bu anlamda limited şirketlerin vergi mükellefi olduğu açıktır.

Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin açıklamalara geçmeden önce bazı terimlere değinmek gerekmektedir.

VERGİ MÜKELLEFİ VE VERGİ SORUMLUSU

Her iki kavram da 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8.maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre;

Vergi mükellefi: Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüb eden gerçek veya tüzel kişidir.

Vergi sorumlusu: Verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.

Daha açık bir anlatımla vergi mükellefi, şahsında verginin doğduğu kişiyi; vergi sorumlusu ise vergiyi ödemekle sorumlu olan kişiyi ifade etmektedir. Bilindiği üzere tüzel kişiler iş ve işlemlerini organları eliyle yerine getirmektedir. Limited şirkette de şirketi temsil ve ilzama, şirketi temsilen iş ve işlemler yapmaya yetkili organ ‘müdür’ yahut ‘müdürler kurulu’ olarak kabul edilmektedir. Yetkileri kısıtlanmadıkça şirket müdürleri, ticari münasebetlerde ve kamu kurum ve kuruluşları ile olan ilişkilerde şirketi temsile yetkilidir. Şüphesiz kanuni temsilci olan müdür/müdürlerin şirketin vergi ödevleri ile de ilgili sorumlulukları bulunmaktadır. VUK’nun 10.maddesi bu hususa açıklık getirmektedir: Şirket müdür/müdürleri, vergi mükellefi olan şirkete ilişkin defter ve kayıtları tutmak, ticari münasebetlerden doğan vergileri ödemek, kısaca vergisel ödevleri yerine getirmekle sorumlu tutulmuşlardır.

Şirketi temsile yetkili kişilerin bu ödevleri yerine getirmemesi halinde karşılaşacakları yaptırımlar neler olacaktır? Bu sorunun cevabını 2 başlık altında incelemek mümkündür.

213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU UYARINCA

Yukarıda şirketi temsile yetkili müdür/müdürlerin vergisel ödevleri yerine getirmekle (defter ve kayıtları tutmak, istenildiğinde ibraz etmek, tahakkuk eden vergi ödemelerini yapmak vb.) sorumlu olduklarını belirtmiştik. Kanunun 10.maddesinin ilk fıkrasında bu ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği belirtilmiştir. 2.fıkrasında ise kanuni temsilcilerin yerine getirmedikleri ödevler sebebi ile mükelleften kısmen ya da tamamen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerden tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.

Görüldüğü üzere; VUK uyarınca kanuni temsilcinin (Konumuz özelinde limited şirket müdür/müdürleri) mükellefin vergi borçlarından sorumlu tutulabilmesinin şartı, kendi kusurlu hareketleri ile mükelleften vergi ve/veya buna bağlı alacakların kısmen ya da tamamen tahsil edilememesidir. Yani limited şirketin vergi borçlarından dolayı VUK’nun 10.maddesi uyarınca şirket müdürüne başvurulabilmesinin tek yolu, verginin şirket müdürünün kusurlu hareketleri (beyan vermeme, defterlerin ibrazından kaçınma vb.) sebebiyle mükellef olan şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilememesidir.

Şirket müdürü, temsil ve ilzama yetkili olduğu süre boyunca üzerine düşen ödevleri tam olarak yerine getirmişse artık vergi borcu için kendisine başvurulabilmesi mümkün olamayacaktır.

6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSİLİ USULU HAKKINDA KANUN UYARINCA

Limited şirket müdür/müdürlerinin vergisel anlamdaki sorumluluğuna ilişkin bir diğer kanuni hüküm 6183 sayılı AATUHK’nun mükerrer 35.maddesidir. ‘Kanuni Temsilcinin Sorumluluğu’ başlıklı kanun maddesi şu şekildedir;

“Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.

Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.”

Öncelikle belirtmek gerekir ki; kanuni temsilcinin amme alacaklarından sorumluluğu, ikincil/tali niteliktedir. Yani asıl amme borcunun öncelikle borçludan tahsili için gerekli işlemler yapılmalı, şayet tüm işlemlere rağmen asıl borçludan amme alacağı tahsil edilemezse; kanuni temsilciye başvurulmalıdır. Görüldüğü üzere AATUHK mükerrer 35. madde hükümleri, VUK’nun 10.maddesi ile karşılaştırıldığında birtakım farklılıklar arz etmektedir. Bu farklılıklardan en önemlileri, “kanuni temsilcinin kusurunun aranmaması, alacakların tahsil edilemeyeceğinin de yeterli görülmesi” şeklindedir. Kanunen öngörülen şartları tek tek açıklamak gerekirse;

Amme Alacağının Kısmen Veya Tamamen Tahsil Edilememesi

Kanunda öngörülen şartlardan birisi doğmuş bir amme alacağının tahsil edilememesidir. Yani ortada uygun bir biçimde doğmuş bir amme alacağının olması ilk ve ön şarttır. Doğan amme alacağının vergi dairesi tarafından yapılan tüm araştırma ve işlemlere göre tahsil edilememesi gerekmektedir. Bu bağlamda yapılacak işlemler gerek öğretide gerekse de Danıştay kararlarında belirtilmiştir. Örnek vermek gerekirse;

Bu durumda, dava konusu ödeme emri ve dayanak vergi/ceza ihbarnamelerinin …………. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait olduğu taraflarca ihtilafsız olduğundan, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendi ise usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, devamında mal varlığı araştırmasının yapılıp yapılmadığı, öte yandan davacının kanuni temsilcilik sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılarak bir karar verilmesi gerekeceğinden, Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.”(Danıştay 4. Dairesi, 2015/5268 Esas ve 2019/2388 Karar)

Bu halin gerçekleşmesi için AATUHK’nun 54.maddesinde yer alan tüm cebri tahsil yollarının denenmesi gerekmektedir. Yine asıl borçlu olan şirket hakkında malvarlığı araştırmasının tüm ülke çapında yapılması, adres araştırmasının yapılması da gerekmektedir. Tüm bunlar yapılmaksızın borcun tahsil edilemediği ileri sürülemeyecektir.

Amme Alacağının Tahsil Edilemeyeceğinin Anlaşılması

Kanuni temsilciye başvurulmasının bir diğer yolu ise amme alacağının asıl borçlu olan limited şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasıdır. Bu durumun bir önceki başlık altında anlatılandan farkı, AATUHK 54.maddesinde yer alan yolların tüketilmesinin gerekmemesidir. Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi kanunun 3.maddesinde;

“Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi: Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını” şeklinde tanımlanmıştır. Sonuç olarak bu şartların gerçekleşmesi halinde başkaca bir neden aranmaksızın limited şirket müdürünün sorumluluğuna gidilebilecektir.

SORUMLULUĞUN SINIRLANDIRILMASI

Limited şirkette herhangi bir zaman diliminde müdürlük görevini üstlenen kişiler, hangi dönemin borçlarından sorumlu olacaklardır? Gayet tabii; kişilerin müdürlük görevinin sona ermesinden sonraki dönemde doğan amme alacaklarından sorumlu tutulmaları hukuken mümkün değildir. Fakat bir an için akla şu soru gelebilmektedir. Kişi üzerine düşen tüm ödevleri yapmış; ancak verginin ödenme döneminden önce temsil yetkisi sona ermiştir. Acaba bu kişi, vergi borcundan da sorumlu tutulabilecek midir? Bu sorunun cevabı esasen Anayasa Mahkemesi tarafından AATUHK mükerrer 35.maddesinin bazı fıkralarının iptali ile kesinleşmiştir. AYM tarafından verilen iptal kararından önce; önceki ve sonraki müdürün müteselsil olarak sorumlu olduğu kanunen kabul edilmiştir. Ancak uygulamada haksız durumlara neden olan işbu fıkralar AYM tarafından iptal edilmiş ve sorumluluk şahsileştirilmiştir. Buna göre ödeme döneminde temsil yetkisine haiz olan kişi/kişiler sorumlu olmaktadır. Nitekim Danıştay da aynı görüştedir;

“Dairemizin 29.04.2014 günlü ve E:2013/5252 sayılı kararıyla, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varıldığından, Anayasa'nın 152’nci ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 28’inci maddesi uyarınca, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35’inci maddesine 5766 sayılı Kanun’la eklenen son iki fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve dava bu sebeple geri bırakılmış olup, Anayasa Mahkemesi 19.3.2015 günlü ve E:204/144/, K:2015/29 saylı kararıyla da, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35’inci maddesinin bu son iki fıkrasını iptal etmiştir. Bu durumda, vergi alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, vergi alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi, 213 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi kapsamına giren amme alacaklarının takibinin mükerrer 35’inci madde kapsamında yapılabilmesi yasal olarak olanaklı değildir.”(Danıştay 4. Dairesi, 2013/5252 Esas ve 2015/1801 Karar)

KANUNİ TEMSİLCİNİN RÜCU HAKKI

Şirket müdürü, temsilcisi olduğu döneme ilişkin limited şirketin amme alacağını öderse ne olacaktır? AATUHK mükerrer 35.maddesinde kanuni temsilcinin asıl borçluya rücu etme hakkı olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple şirket müdürü de ödemek zorunda kaldığı vergi borcu için şirkete rücu edebilecektir. Yine aynı husus, VUK’nun 10.maddesinde de kabul edilmiştir. Buna göre şirket müdürü, ödediği asıl ve feri tüm amme alacakları/vergi borçları için şirkete rücu edebilecektir. Rücu işlemi, özel hukuk hükümlerinden kaynaklanmakta olup; uyuşmazlıkta adli yargı görevli olacaktır.

İlginizi Çekebilir


Avukatlar.

Avukatistan’da öne çıkan avukat profillerini inceleyin; uzmanlık, konum ve yorum bilgileriyle size uygun avukatı bulun.

Hukuk Bürosu

Veli Can Minaz Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Pınarbaşı, Atatürk Blv. Gökay Apt No:34 K:4 D:8, 07070 Konyaaltı/Antalya, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku
5.0
9 yorum
Profili gör
Avukat

Serkan Barış Örten

Meltem Mahallesi Meltem Bulvarı No:24 Güneş Sitesi C-Blok Kat:3 Daire:9, Meltem, 07030 Muratpaşa/Antalya, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku
4.7
14 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Avcı Avukatlık Bürosu

Milli Egemenlik Mah. Hastane Cad. No:39 Dağ Plaza B Blok Kat:4 No:19, Milli Egemenlik, 07600 Manavgat/Antalya, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku Sosyal Güvenlik Hukuku Şirketler Hukuku
4.2
10 yorum
Profili gör
Avukat

İsmet Demirel

Yukarı, Aşağı Hisar, Antalya Cd. No:70 Kat:1 Daire:4, 07600 Manavgat/Antalya, Türkiye
Ceza Hukuku
5.0
53 yorum
Profili gör
Avukat

Metin Açıkgöz

Bahçelievler Mah. 5030 Sok. No:6 Şevket Barut İş Merkezi, Bahçelievler, 07600 Manavgat/Antalya, Türkiye
Medeni Hukuk Borçlar Hukuku
5.0
1 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

FMA Hukuk Avukatlık & Danışmanlık

Bahçelievler, 5051. Sk. Katlanır İş Merkezi No:1 D:15, 07600 Manavgat/Antalya, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku
5.0
192 yorum
Profili gör

Benzer sorular.

Bu yazıyla bağlantılı olarak Avukatistan’da sorulan diğer hukuki soruları inceleyin.

Trendyol'da Mağazamın İhlal Sebebiyle Kapatılması Hakkında

Trendyol üzerinde şahıs firmamla mağaza işletmekteydim. 48 ihlal puanı birden alarak, mağazam daha önce ihlal alıp kapanan bir mağazayla ilişkilendirildi ve kapatıldı. Bu duruma itiraz ettim, vergi levhamı ve belgelerimi...

CC
Can C.
1 cevap
Konya

Vergi borcu eşimin üzerine alınacak ev icra edilebilir mi?

Merhaba, 2010 yılından beri şirketime ait vergi borcum bulunmaktadır ve banka hesaplarıma e-haciz uygulanmıştır. 2021 yılında evlendim ve şu an eşim bir daire almak istiyor. Evlilik öncesi oluşmuş, kişisel borcum eşimin...

Anonim
2 cevap
Karlovo

ÖTV'li araca kardeşimin vergi borcu sebebiyle haciz konulabilir mi?

Merhaba, 9 ay önce babamın engelli raporu üzerinden bir araç aldım. Tüm finansmanını kendim karşıladım. Babam kısa bir süre önce vefat etti ve aracı 8 hisseli olarak tecil ettirdim. Araçla ilgili bir anlaşmazlık yok ve a...

Anonim
1 cevap

Yurtdışı Kaynaklı Borsalardan Elde Edilen Gelir ile Alakalı Neler Gerekiyor?

Merhaba değerli hukukçular; Yurtdışı kaynaklı borsalardan Forex işlemleri yaparak gelir elde etmek istiyorum. Ancak bu gelirleri elde ederken devlete hangi belgeleri sunmam gerektiğini, Maliye gibi kurumlarla nasıl işle...

Anonim
1 cevap

S.S. Yapı Kooperatifindeki Haklarımın İhlal Edilmesi Hakkında Ne Yapabilirim?

S.S. Yapı Kooperatifinin 45 yıldır ortağıyım. Bitmeyen inşaatlar 18 katlı, toplam 6 site olmak üzere hala devam ediyor. Hissemde bulunan dairemin tapusunu 2008 yılında kooperatiften aldım. 2007 yılından beri dükkan payım...

Anonim
1 cevap

ÖTV Muafiyeti ile Alınan Araçlara Haciz Uygulaması Mümkün Mü?

Merhabalar, ben %90 ÖTV muafiyeti ile araç aldım. Fiziksel engelim yok, bu hak kanser ve çeşitli hastalıklar sebebiyle oluştu. Aracı nakit aldım ve üzerinde herhangi bir kredi borcu yok. Ancak kişisel olarak bankalara ol...

Anonim
1 cevap

Benzer yazılar.

Bu konuyla bağlantılı hukuk yazılarını inceleyin.

I- TARH ZAMANAŞIMI A- Tarh Zamanaşımı Kavramı Vergi Usul Kanunu’nun 114/1. maddesine göre; “ Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içi

MA
Mustafa A.

A- İTİRAZ Gümrük yükümlülerinin idarenin kendilerinin aleyhine yaptığı işlemlere itiraz hakları bulunmaktadır. Yükümlülerin, kendi adlarına tahakkuk eden vergilere ve verilen cezal

MA
Mustafa A.

A-BAYİLİK SÖZLEŞMESİ NEDİR? Bayilik sözleşmesi, çerçeve niteliğinde bir sözleşmeye dayalı olarak sözleşme süresince belli dönemlerle bayinin alıcıdan belli miktarda malı almayı taa

MA
Mustafa A.

Ankara 5. Vergi Mahkemesi tarafından verilen 2021/1070 E.- 2021/2034 K. sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararda; “Olayda, dava konusu tarhiyatların dayanağı olan takdir komisyonu kara

MA
Mustafa A.

Google AdSense gelirleri vergilendirme rehberi: %15 stopaj, gelir vergisi, KDV, kurumlar vergisi; fatura, beyanname istisna sınırı 2025 güncel kurallar net

Yabancı şirkete Türkiye'den dava açma süreçlerini keşfedin. Hukuki gereklilikler, avukat rehberliği ve tebligat işlemleri hakkında detaylar.