Babaya karşı maddi ve manevi tazminat davası açılır mı?
Merhaba, şu anda 34 yaşındayım. 6 yaşımdan beri çalışmak zorunda kaldım ve yaşıma uygun olmayan ağır işler yaptım. Bu nedenle bel fıtığı, kemik ağrıları ve diş problemleri gibi sağlık sorunları yaşadığımı düşünüyorum. 8 kardeşli, maddi durumu kötü bir ailede büyüdüm. Babamın aile giderlerine yeterince katkı sağlamadığını, kazancının önemli bir kısmını aile dışında harcadığını ve bizi uzun süre maddi olarak ihmal ettiğini düşünüyorum. Eğitim hayatımda başarılı olmama rağmen kıyafet ve temel ihtiyaçlarım karşılanmadığı için okulu bırakmak zorunda kaldım. Çocukluğum boyunca yeterli beslenme, bakım ve destek görmediğimi düşünüyorum. Çalışarak kazandığımız paraları da ailemize verdik; ancak bu paraların nasıl kullanıldığını bilmiyoruz. Aileye ait olduğunu sonradan öğrendiğimiz bazı taşınmazlar bulunduğunu ve bunların bizden gizlendiğini düşünüyorum. Bu şartlar altında babama karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir miyim? Böyle bir davada kazanma şansım nedir?
Cevaplar
Merhaba. Anlattıklarınız, ebeveynin çocuğa karşı bakım-eğitim-koruma yükümlülüğünün (TMK m.327, 328, 339) ağır biçimde ihlali iddiasını ve ayrıca sağlığınıza/kişilik haklarınıza yönelik bir zarar doğduysa haksız fiil tazminatı ihtimalini gündeme getirir.
Türkiye’de bir kişiye (baba dahi olsa) karşı maddi-manevi tazminat davası kural olarak açılabilir; dayanak çoğunlukla TBK m.49 (haksız fiil), bedensel zarar varsa TBK m.54 ve manevi tazminat için TBK m.56 olur. Ancak sizin olayınızda en kritik engel zamanaşımıdır: Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren 10 yıl içinde istenmelidir (TBK m.72). Siz 34 yaşındasınız; iddialar çocukluk dönemine (yaklaşık 18+ yıl öncesine) dayanıyor. Bu nedenle, dava açsanız bile babanız zamanaşımı def’ini ileri sürerse, mahkemenin davayı bu sebeple reddetme riski çok yüksektir. “Zararın etkileri sürüyor” (bel fıtığı vb.) demek tek başına 10 yıllık üst süreyi genellikle aşındırmaz; istisna tartışmaları somut olaya göre sınırlı kalır.
“Beni küçük yaşta çalıştırdı, eğitimimi engelledi, bakımımı ihmal etti” yönünden ceza hukuku boyutu da akla gelebilir; örneğin aile hukukundan doğan bakım/eğitim yükümlülüğünün ihlali TCK m.233 kapsamında değerlendirilebilir. Uygulamada bu suçlar da süre ve şikâyet koşulları nedeniyle, yıllar sonra çoğu dosyada ilerlemeye elverişli olmaz.
Taşınmazlar konusunda ise şunu ayırmak gerekir: Babanız sağken “miras payı” talep edemezsiniz. Taşınmazlar aslında annenize ait haklar doğuruyorsa (mal rejimi/katkı vb.), dava hakkı çoğunlukla anneye aittir. “Bizden gizledi” dediğiniz taşınmazlar sizin adınıza kayıtlı değilse, çocukların doğrudan “iade/tescil” davası açması genellikle mümkün olmaz; ancak somut bir alacak ilişkisi (ör. size ait paranın belirli tarihlerde babaya borç/emanet verilmesi) ispatlanabilirse ayrı bir alacak davası teorik olarak düşünülebilir, onda da zamanaşımı ve ispat çok belirleyicidir (genel kural olarak 10 yıl).
Bu tabloda “kazanma şansı” bakımından gerçekçi değerlendirme: tazminat davası yönünden düşük. En pratik adım, önce delil ve süreyi netleştirmektir.
Bu iki nokta netleşirse, zamanaşımı ve doğru dava türü açısından daha isabetli yol haritası çıkarılabilir.