Engelli kardeşim için vasilik davası reddedildi, istinaf sonucu ne olur?
%95 engelli kardeşim için vasilik davası açtım ancak mahkeme talebimi reddetti. Kararı istinafa taşıdım. Reddin gerekçesi, vasi olmak istediğim kişinin yaşının küçük olması olarak belirtildi.
Ailemde memur olan yalnızca benim. Diğer aile fertlerim de vasiliği benim almamı istiyor. Annem ve babamın eğitim seviyeleri düşük. Ayrıca başka bir ilde görev yaptığım için süreçle yeterince ilgilenemiyorum.
Bu durumda istinafta kararın yine reddedilme ihtimali nedir? Yaşı küçük olduğu için vasilik yerine yapılması gereken işlem nedir ve ben yine de yasal temsilci olarak atanabilir miyim?
Konumunuz İstanbul olarak görünüyor; bu şehirdeki profillere İstanbul avukat listemizden ulaşabilirsiniz.
Cevaplar
Merhaba, geçmiş olsun. Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla siz “küçük” bir çocuk için vasi atanmasını istemişsiniz; ancak mahkeme, çocuğun hâlen anne-baba velayeti altında olması ihtimali nedeniyle talebi reddetmiş olabilir. Uygulamada en sık ret sebebi budur: kural olarak küçük çocuk için önce velayet değerlendirilir; velayet devam ederken “vasi tayini” her zaman mümkün olmayabilir.
Türk Medeni Kanunu’nda vasi atanabilmesi için vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) “bu görevi yapabilecek yetenekte” bir ergini seçer; ayrıca vesayet makamı kararlarına karşı kısa bir itiraz süresi öngörülür (TMK m.413 ve m.461). Bu maddelerin tam metni için Türk Medeni Kanunu resmi metnine bakılabilir. Buradan çıkan pratik sonuç şu: “Ailede tek memur benim” veya “diğer aile fertleri beni istiyor” tek başına belirleyici olmaz; mahkeme, çocuğun günlük bakımı, eğitim takibi, sağlık süreçleri ve denetim yükümlülüklerinin fiilen yürütülüp yürütülemeyeceğine bakar. Başka ilde görev yapmanız ve %95 engellilik durumunuz da otomatik ret sebebi değildir; ama fiilî bakım ve takip kapasitesi konusunda mahkemenin tereddüdü varsa ret gerekçesine dönüşebilir.
Sizin dosyada kritik ayrım şu: Çocuğun anne ve babası hayatta mı ve velayet kimde? Eğer velayet anne-babada ise, hedef “vasi atanması” değil; şartlarına göre velayetin değiştirilmesi/velayetin kaldırılması veya çocuğun korunmasına yönelik tedbir mekanizmalarının işletilmesi olur. Bu nedenle istinafta (veya kararın niteliğine göre itiraz yolunda) başarı şansını, ret gerekçesini “yerinden” çürütecek somut deliller artırır: çocuğun kimle yaşadığı, bakımın kim tarafından yapıldığı, okul-devamsızlık/ihmal riski, sağlık raporları, sosyal inceleme, gerekiyorsa tanık ve kurum yazıları gibi.
Bir noktayı özellikle net söyleyeyim: Vesayet işlerinde her karar doğrudan istinafa gitmeyebilir; bazı vesayet kararlarında kanun yolu “denetim makamına itiraz” olarak işletilir ve süreler çok kısadır. İstinaf süresi genel kural olarak iki haftadır (HMK m.345) ve bu hükmün resmi metni için Hukuk Muhakemeleri Kanunu incelenebilir; ancak sizin kararınızda hangi kanun yolunun yazdığına göre hareket etmek gerekir.
Kapanış olarak, istinaf dosyanızı güçlendirmek için bana iki bilgi verir misiniz: Ret kararında mahkeme gerekçeyi tam olarak nasıl kurdu (özellikle “velayet varken vesayet olmaz” mı dedi, yoksa “vasi adayı uygun değil” mi)? Ayrıca çocuk şu an fiilen kimin yanında yaşıyor ve anne-baba hayatta mı?
Merhaba, anlattıklarınızdan mahkemenin reddinin temel sebebi “vasisi alınacak kişinin küçük (18 yaş altı) olması” ise, çoğu dosyada sorun şuradan çıkıyor: Küçükler kural olarak “vasi” ile değil, anne ve babanın “velayeti” altında temsil edilir. Türk Medeni Kanunu’nda velayetin esas olduğunu düzenleyen hüküm TMK m.335 kapsamında mahkemeler, velayet devam ederken ayrıca vasi atanmasını genellikle gerekli görmez.
Bu yüzden istinafta (Bölge Adliye Mahkemesi) red ihtimali, ilk derece kararının gerekçesi gerçekten “velayet varken vesayet olmaz” çizgisindeyse, maalesef düşük değildir. Üstelik vesayet işleri çoğunlukla “çekişmesiz yargı” sayıldığı için HMK m.382 kapsamında istinaf incelemesinden sonra dosyanın “temyize kapalı” kalması sık görülen bir durumdur; çekişmesiz yargı kararlarında temyiz yolunun kapalı olduğuna dair çerçeve de HMK m.362 içinde açıkça karşımıza çıkar.
Sizin “ailede tek memur benim, diğerleri benim vasi olmamı istiyor” demeniz tek başına belirleyici olmaz. Mahkeme, vasi atanacaksa bile çoğunlukla şu sorulara bakar: Çocuğun velayeti kimde, fiilen kim yanında, günlük bakım ve sağlık takibi kim tarafından yürütülebiliyor, atanacak kişi başka ildeyse işlerin yürütülmesi aksar mı? Ayrıca sizin “başka ilde görevliyim, ilgilenemiyorum” demeniz, iyi niyetinize rağmen, “uygunluk” değerlendirmesinde aleyhe de okunabilir.
Pratikte çoğu dosyada daha doğru yol şunlardan biri oluyor (somut duruma göre):
İsterseniz dosyanızı doğru yere oturtayım; iki kısa şey soracağım: Çocuk kaç yaşında ve anne-baba hayatta mı, velayet kimde? Mahkemenin ret gerekçesinde aynen hangi cümleler yazıyor ve istinaf aşamasında kararın tebliğ tarihi (gün/ay/yıl) nedir? Ayrıca siz vasi olmakla hangi işlemi yapmayı hedefliyorsunuz (maaş, banka, sağlık, eğitim, bakım, malvarlığı satışı gibi)?