İşyerinde sözlü taciz: Yazılı bildirim şart mı?
Merhaba. İşyerinde görevimi yürütürken muhatap olmak zorunda olduğum üçüncü kişiler tarafından yaklaşık 2 yıl boyunca sözlü tacize uğradım ve sosyal medya hesapları üzerinden de rahatsız edildim. Başta müdürüm, İK müdürü ve satın alma müdürü olmak üzere yöneticilerin durumu bildiğini düşünüyorum. Yaklaşık 1 yılın sonunda konu genel müdüre iletildi; ancak buna rağmen 2 yıl boyunca aynı görevde çalıştırılmaya devam ettim.
Artık işimin sadece o kısmını yapmak istemediğimi, bu kişilerle muhatap olmak istemediğimi ve başka birinin görevlendirilmesini talep ettiğimde genel müdür “bize yazılı bildirmedin” şeklinde dönüş yaptı. Tacizi/rahatsız edilmeyi yazılı olarak bildirmek zorunda mıydım?
Ayrıca önceki bir e-postada herkesin bildiğini kabul etmiş, hatta şirket avukatına da danıştığını yazmış olmasına rağmen, “sen bize geri bildirim vermedin, o yüzden bir şey yapmadık” diyerek beni suçluyor. Bu durumda işverenin beni koruma ve gözetme borcu yok mudur? Ne yapmamı önerirsiniz?
Cevaplar
Merhaba, anlattıklarınız hem iş hukuku hem de kişilik hakları açısından ciddi bir ihlal iddiasına işaret ediyor. Özellikle tacizin 2 yıl sürmesi, yöneticilerin bilgisi olmasına rağmen sizin aynı temaslı görevde tutulmanız ve sosyal medya üzerinden rahatsız edilmeniz, işverenin “ben bilmiyordum” savunmasını fiilen zayıflatır.
Genel müdürün “yazılı bildirmedin” demesi, tek başına sizi haksız çıkaran bir kural değildir. Kanunda “tacizi mutlaka yazılı bildireceksin, aksi halde işveren sorumlu olmaz” şeklinde bir şart yok; aksine işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve psikolojik/cinsel tacizi önlemek için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, Türk Borçlar Kanunu madde 417’de açıkça düzenlenmiştir (maddede psikolojik ve cinsel tacize karşı önlem alma yükümü de sayılıyor): Türk Borçlar Kanunu madde 417.
Öte yandan “yazılı bildirim” pratikte çok önemlidir; çünkü ispat yükü bakımından elinizi güçlendirir. Şirketin “herkes biliyordu” şeklindeki e-postası da ayrıca lehinize delil niteliğindedir. Bu nedenle, artık gecikmeden (i) olayları kronolojik ve somut şekilde, (ii) kimlerin bilgisi olduğunu, (iii) hangi önlemleri talep ettiğinizi yazılılaştırmanızı öneririm.
Atılabilecek makul adımlar şunlar olur:
Kapanış olarak: Bu tabloda “kaç kez bildirmeliyim” sorusunun cevabı, bir kez daha “ispatı güçlendirmek” için yazılılaştırmak olabilir; ancak bu, işverenin koruma ve gözetme borcunu ortadan kaldırmaz.
Taciz eden 3. kişiler sizin işyerinizin çalışanı mı, yoksa müşteri/tedarikçi gibi dış kişi mi? Şirket içinde bu konuda daha önce tutulmuş tutanak, şikayet kaydı veya kurul/komite başvurusu var mı? Hâlen aynı görevde misiniz, yoksa görev değişikliği talebiniz yazılı olarak reddedildi mi?
Merhaba, anlattıklarınız işyerinde sözlü taciz ve dijital ortamda rahatsız edilme ile işverenin sizi koruma yükümlülüğünün (gözetme borcunun) birlikte değerlendirildiği bir tabloya benziyor.
Önce şu sorunuza net cevap vereyim: “Mutlaka yazılı bildirmem gerekiyor muydu?” Kanunda “tacizi sadece yazılı bildirirsen dikkate alınır” gibi bir şart yok. Üstelik işverenin yükümlülüğü, yalnızca sizin tek bir formu doldurmanıza bağlı bir yükümlülük değildir; işveren, haberdar olduğu veya makul olarak haberdar olması gereken bir taciz riskine karşı etkin önlem almak zorundadır. Bu çerçevede işverenin, işçinin kişiliğini koruma ve özellikle psikolojik/cinsel tacize karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü TBK m.417’de açıkça düzenlenmiştir (Türk Borçlar Kanunu m 417).
Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla da işverenin, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri alma yükümlülüğü vardır; bu yükümlülüğün temel dayanaklarından biri 6331 sayılı Kanun m.4’tür (İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m 4). Taciz kaynaklı psikolojik baskı ve güvenlik riski de uygulamada bu kapsamda ele alınabilir.
Şirketin “herkes biliyordu ama sen bize geri bildirim vermedin” yaklaşımı, özellikle mail içeriğinde genel müdürün konudan haberdar olunduğunu kabul ettiği bir kayıt varken, savunma olarak her dosyada aynı ağırlıkta karşılık bulmayabilir. Yine de pratikte en kritik mesele ispat olduğu için, sözlü bildirimleriniz doğru olsa bile, bugün itibarıyla yazılılaştırmanız çok faydalı olur.
Ne yapmanızı öneririm (somut ve ispat odaklı)
İsterseniz iki bilgiyi yazarsanız, size daha nokta atışı bir yol haritası çıkarayım: Taciz eden 3. kişiler şirket çalışanı mı yoksa müşteri/taşeron gibi tamamen dış kişi mi? Son taciz/rahatsız etme olayı yaklaşık hangi ay oldu (halen devam ediyor mu)?