Kişisel ilişkinin düzenlenmesi davası nasıl sonuçlanır?
Merhaba, 2022 yılında boşandım. O tarihte 3 yaşında olan oğlumun velayeti bana verildi. Babasının kendi isteği doğrultusunda kişisel ilişki her ayın son pazar günü 10.00-16.00 saatleri arasında düzenlendi. 2024 yılında baba, çocuğu göremediğini ve boşanmadan bu yana çocukla aynı ortamda bulunmadığını ileri sürerek kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası açtı. Yakın arkadaşını tanık gösterdi ancak somut bir delil sunmadı. Oysa çocuğu istediği gün ve saatlerde alabildiği, hatta yatılı aldığı zamanlar da oldu ve buna ilişkin mesaj kayıtları mevcut. Kendisiyle görüşüp çocuğun psikolojik olarak etkilenmemesi için davadan vazgeçmesini istedim; sonrasında davayı geri çekti. Daha sonra uzun süre çocuğu almadı, çocuk da gitmek istemedi. Yaklaşık 2 yıldır düzenli görüşme talebi olmadı. Son 7 ayda yalnızca 2 kez görüşme talep etti ve kendi görüş günlerini dahi düzenli kullanmadı. Şimdi yine çocukla görüşme sorunu yaşadığını ileri sürerek kişisel ilişkinin düzenlenmesi davası açmış. Yeni davada, önceki davasına atıf yaparak benim evlenmemden sonra çocuğu göstermemeye başladığımı ve bu nedenle 2024 yılında dava açtığını, sorun olmayacağı söylendiği için davayı geri çektiğini, ancak yine sorun yaşadığını belirtmiş. Ancak ben, önceki davadan 14 ay sonra evlendim. Bu nedenle önceki davaya evliliğimin dayanak gösterilmesi mümkün görünmüyor. Ayrıca yeni beyanında 2024 yılına kadar sorun olmadığını söylemesi, önceki davadaki boşanmadan beri çocuğu göremediği yönündeki beyanıyla çelişiyor. Son 7 ayda gerçekleşen 2 görüşme talebinde eşimle birlikte çocuğu buluşma noktasına götürdüğümüz halde, evliliğimin çocuğu görmesine engel olduğunu iddia ediyor. Yaşadığını ileri sürdüğü sorunlara ilişkin yakın arkadaşı dışında somut delil sunamıyor; bunu da çocukla anne arasındaki ilişki bozulmasın diye yasal yollara başvurmadığı şeklinde açıklıyor. Ancak yaklaşık 4 yıla yayıldığı iddia edilen bir problemde tek bir mesaj kaydı, tutanak veya resmi başvuru bulunmaması hayatın olağan akışına aykırı görünüyor. Çocukla ilgili maddi ve manevi sorumluluklarını yerine getirdiğini söylüyor; ancak herhangi bir masrafı üstlendiğine dair delil sunamıyor. Daha önce çocukla tatil amaçlı yurt dışı seyahati için istediğim muvafakati reddetmesi nedeniyle açtığım davayı kazanmıştım. Bu nedenle, somut delil sunmadan ve çocuğu baskı unsuru olarak kullanarak yeniden dava açtığını düşünüyorum. Açtığı davada, çocuğu 2 yıldır düzenli görmemesine rağmen her hafta sonu yatılı olarak ve her bayram tamamen kendisinde kalacak şekilde kişisel ilişki kurulmasını talep ediyor. Bu kadar ani ve geniş kapsamlı bir artışın, çocuğun alıştığı aile ve ana düzenini bozacağını ve çocuğu zorlayacağını düşünüyorum. Son görüşmede çocuk 7 yaşındaydı ve uzun süredir düzenli görüşme olmadığı için ortama uyum sağlayabilmesi amacıyla kısa süreliğine yanında bulundum. Daha sonra uygun mesafede bir banka geçip oturdum. Buna rağmen baba, toplum içinde bana ve çocuğa bağırarak çocuğun korkmasına ve utanmasına neden oldu. Ayrıca çocuğa, kendisiyle gelmezse polisin alacağını söyleyerek panik yaşamasına sebep oldu. Bu durumda, babanın her iki davadaki beyanlarının çelişkili olması, çocuğu görmesinin benim tarafımdan engellendiğine dair mesaj, tutanak, resmi başvuru gibi somut delil sunamaması, benim aksini ispatlayan delillerimin bulunması, maddi yükün büyük ölçüde tarafımca karşılandığını ve babanın uzun süredir görüş günlerini kullanmadığını ispatlayabilmem halinde dava nasıl seyreder? Mahkeme, talep edilen şekilde her hafta sonu yatılı ve tüm bayramları kapsayan geniş bir kişisel ilişki düzenlemesi yapar mı? Eğer artış yapılacaksa, çocuğun yararı gözetilerek bunun kademeli şekilde ilerlemesi ve önce görüş günlerinin sağlıklı ve düzenli hale getirilmesi gerekmez mi?
Cevaplar
Merhaba. Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davalarında mahkemenin ana ölçütü tarafların iddialarından ziyade çocuğun üstün yararıdır. Boşanma kararında kişisel ilişki kurulurken de bu ilke esas alınır; velayet kendisine verilmeyen ebeveynle ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki gelişimi gözetilir.
1) Sizin anlattığınız olgularla dava genellikle nasıl seyreder?
Anlattığınız senaryoda (babanın uzun süre ilişkiyi fiilen kullanmaması, son dönemde düzensiz talepler, “göstermiyor” iddiasının mesaj kayıtlarıyla çürütülebilmesi, beyanlar arası çelişki) mahkeme çoğu dosyada şu yola gider: sosyal inceleme (pedagog/psikolog/sosyal çalışmacı) raporu alır, gerekiyorsa okul/rehberlik görüşü ister, tarafların iletişim biçimini ve çocuğun rutini ile uyumunu değerlendirir. Çocuk 7 yaş civarında olduğundan görüşünün alınması da gündeme gelebilir; ancak tek başına belirleyici olmaz, çocuğun etkilenip yönlendirilip yönlendirilmediği ayrıca değerlendirilir.
Babanın önceki davadaki “boşanmadan beri hiç görmedim” beyanı ile yeni dilekçedeki “2024’e kadar sorun yoktu” beyanı arasındaki çelişki, iddianın inandırıcılığını zayıflatır. Buna karşılık, mahkemeler sırf ebeveyn kusurlu/düzensiz davrandı diye ilişkiyi “donuk” bırakmak yerine, çocuk için güvenli ve sürdürülebilir bir model kurmaya da çalışır (kişisel ilişki koşullara göre her zaman yeniden değerlendirilebilir).
2) “Her hafta sonu yatılı + tüm bayramlar” talebi kabul edilir mi?
Bu kadar ani ve geniş artış, özellikle uzun süredir düzenli temas kurulmamış ve çocukta kaygı/uyum sorunu ihtimali varken, çoğu dosyada olduğu gibi “olduğu gibi” kabul edilmeyebilir. TMK m.324 uyarınca anne-babanın birbirinin kişisel ilişkisini zedelememesi esastır; fakat kişisel ilişki çocuğun huzurunu tehlikeye sokuyorsa veya hak kötüye kullanılıyorsa sınırlandırma/şekillendirme de mümkündür.
Bu nedenle, mahkemenin en makul yaklaşımı genellikle kademeli bir düzen kurmaktır: önce kısa ve gündüzlü görüşmelerin düzenli işlemesi, sonra çocuğun uyumuna göre yatılıya geçiş, bayramların ise tamamının tek tarafa verilmesi yerine dengeli paylaştırılması gibi.
3) Sizin dosyada pratik olarak ne yapılmalı?
Elinizdeki mesaj kayıtları ve “çocuk istediği zaman alabiliyordu” içerikleri çok kıymetli. Ayrıca son buluşmadaki bağırma ve “polis alır” söylemi gibi çocuğu ürküten davranışlar varsa, bunları somutlaştırın (yanınızda bulunan yetişkin tanık, tarih-saat, mümkünse çevre kamera araştırması talebi, tutanak/başvuru kayıtları).
Çekişme devam ediyorsa, kişisel ilişkinin icrasında artık “icra” yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri üzerinden “teslim mekânı” ve uzman eşliğiyle süreç işletilebiliyor; bu, çatışmayı ve çocuğun baskı altında kalmasını azaltmak için dosyanıza uygun bir araçtır.
Son olarak: Babanın 2024 davasını “geri çekmesi” hukuken geri alma mı (HMK m.123) yoksa feragat mi olduğuna göre sonuç değişir; ancak kişisel ilişki talepleri zaten koşullara göre yeniden ele alınabildiğinden, yeni davanın sırf bu nedenle “dinlenemez” sayılması çoğu durumda beklenmez.
2024 yılında açtığı dava feragat nedeniyle red şeklinde sonuçlandı. Babanın benim hakkımda çocuk nedeniyle bir tedbir kararı, başvuru geçmişi, olumsuz bir mesaj dahi bulunmamakta. Çünkü her talebinde götürdüm ve görüşü sağladım. Her konuşmak istediğinde kendi işlerimi dahi askıya alarak görüntülü aramayı sağladım ancak aramaların 10 sn ile 5dk arasında sürmesini kısa bulup benim telefonu açıp kapattığım şeklinde suçlayıcı beyanda bulunmuş oysaki 6-7 yaş grubundaki bir çocuğun dikkat süresiyle alakalı bir durum kötü niyetli olsam zaten aramazdım ancak 1 kez bile aramadığım olmadı. Ya da bir kez bile görüş talebinde bulunduğunda olumsuz davrandığım olmadı. Dolayısıyla 4 yıla yayılan bu problemde elinde somut bir delil olması çocuk huzurlu olsun diye yasal yollara başvurmadım değil elinde somut veri oluşmadığı içindir.