Toggle sidebar
Nafaka Revizyonu Nedir?

Nafaka Revizyonu Nedir?

14 dakika

Nafaka revizyonu, sabit sanılan nafaka tutarının değişen yaşam koşullarına göre mahkeme kararıyla yeniden ayarlanmasıdır ve hem alanı mağdur etmemek hem de ödeyeni aşırı yük altına sokmamak için önemlidir. Uygulamada bu revizyon; nafaka artırımı, nafaka azaltımı ya da bazı hallerde kaldırma talebi olarak karşınıza çıkar ve gerekçe genelde gelirde belirgin değişim, çocuğun eğitim-sağlık giderleri veya nafaka alanın düzenli gelire kavuşmasıdır. Başvuruda güncel maaş bordrosu, kira ve fatura gibi gider belgeleri, banka hareketleri ve varsa yeni sorumlulukları gösteren kayıtlar dosyanın omurgasını oluşturur. Çoğu kişi tutarın kendiliğinden güncelleneceğini sanıp delil setini zayıf bıraktığında, haklı gerekçe olsa bile sonuç beklediği gibi gelmez.

Nafaka uyarlaması hangi durumlarda istenir: artırım, azaltım, kaldırma

Nafaka revizyonu ile nafaka reformu haberleri farkı

Nafaka uyarlaması (nafaka revizyonu), mevcut bir mahkeme kararındaki nafaka miktarının, sonradan ortaya çıkan değişiklikler nedeniyle artırılması, azaltılması veya bazı hallerde kaldırılması talebidir. Yani somut bir dosyada, somut taraflar için mahkemeden “bu nafaka artık adil değil” denilerek yeni bir denge kurulması istenir.

“Nafaka reformu” ise mevzuatta değişiklik yapılmasına dair kamuoyuna yansıyan haberleri, yasa tekliflerini ve genel politika tartışmalarını ifade eder. Reform konuşuluyor diye mevcut nafakanız kendiliğinden değişmez. Mevcut nafaka tutarı, uygulamada ancak nafaka uyarlaması davası (veya ilgili talep) ile yeniden değerlendirilir.

Hakim hakkaniyete göre nasıl değerlendirir?

Hakim, nafaka uyarlamasında “hakkaniyet” ölçüsünü esas alır. Bu değerlendirme, tek bir kritere değil, dosyanın bütününe bakılarak yapılır. En sık dikkate alınan başlıklar şunlardır:

  • Tarafların gelir ve giderlerinde belirgin artış veya azalış (iş değişikliği, işsizlik, yeni gelir kalemleri, borç yükü gibi).
  • Çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi (okul, servis, kurs, sağlık giderleri, özel gereksinimler).
  • Nafaka alanın ekonomik durumunun iyileşmesi veya tam tersine ağırlaşması.
  • Genel yaşam koşullarındaki değişimlerin, mevcut nafakayı fiilen yetersiz ya da aşırı hale getirmesi.

Pratikte mahkeme, nafaka alanın ihtiyacını karşılayacak, nafaka ödeyenin de ödeme gücünü aşmayacak bir tutar arar. “Artırım” da “azaltım” da otomatik değildir. Talep eden tarafın, değişen koşulları belgeleyebilmesi ve bu değişimin nafaka miktarını neden adaletsiz hale getirdiğini somutlaştırması beklenir.

Nafaka revizyonunun yasal dayanağı nedir (TMK maddeleri)?

TMK 175 yoksulluk nafakasında değişiklik

Yoksulluk nafakasının temel dayanağı TMK m.175’tir. Bu madde, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebileceğini düzenler. Uygulamada “revizyon” denince, yoksulluk nafakasının miktarının zaman içinde adaletsiz hale gelmesi ya da yoksulluğun ortadan kalkması gibi ihtimaller gündeme gelir.

Burada kritik nokta şudur: Değişiklik (artırım veya azaltım) mantığı, TMK m.175’ten doğan hakkın nasıl uygulanacağını düzenleyen TMK m.176’daki kurallarla birlikte değerlendirilir. Özellikle irat şeklinde ödenen nafakada, tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde artırma veya azaltma kararı verilebilmesi, revizyon davalarının hukuki zeminini oluşturur.

TMK 182 iştirak nafakasında değişiklik

İştirak nafakası, boşanmanın çocukla ilgili sonuçları kapsamında TMK m.182’de karşımıza çıkar. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğü bu maddede açıkça ifade edilir.

İştirak nafakasının revizyonu ise pratikte çocuğun ihtiyaçlarının artması (eğitim, sağlık, gelişen yaşla birlikte giderler) veya ebeveynlerin gelir dengesinin değişmesi gibi sebeplere dayanır. Bu tür uyarlamalarda yalnızca “genel ekonomik şartlar” değil, çocuğun güncel ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme gücü birlikte tartılır.

TMK 169 tedbir nafakasında değişiklik

Tedbir nafakasının dayanağı TMK m.169’dur. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, dava süresince eşlerin geçimi ve çocukların bakım ve korunması dahil gerekli geçici önlemleri re’sen alabilir. Bu nedenle tedbir nafakası, dosya devam ederken değişen koşullara en hızlı uyarlanan nafaka türüdür.

Davanın uzaması, taraflardan birinin işsiz kalması, yeni bir gelir elde etmesi veya çocuğun masraflarında ani artış gibi durumlarda, tedbir nafakasının artırılması ya da azaltılması talep edilebilir. Madde metnini Türk Medenî Kanunu içinde resmi biçimiyle görmek mümkündür.

Nafaka artırımı, azaltımı veya kaldırılması için aranan şartlar

Enflasyon ve hayat pahalılığı tek başına yeterli mi?

Enflasyon ve hayat pahalılığı, nafaka uyarlamasında en sık ileri sürülen gerekçelerdendir. Çünkü nafaka çoğu zaman sabit kalır ve paranın satın alma gücü düşer. Mahkeme de bu gerçeği görmezden gelmez.

Buna rağmen “sadece enflasyon var” demek her dosyada otomatik olarak artırım kararı çıkacağı anlamına gelmez. Hakim, nafakanın bağlandığı tarihten bu yana ne kadar süre geçtiğine, mevcut tutarın gerçekten yetersiz hale gelip gelmediğine ve tarafların güncel ekonomik durumuna birlikte bakar. Uygulamada TÜİK endeksleri (TÜFE veya Yİ-ÜFE) bir referans olabilir; ancak dosyanın somut şartları belirleyicidir.

Bir de önemli bir usul noktası vardır: Mahkemenin “gelecek yıllarda her yıl şu oranda artış” gibi bir hüküm kurması, genelde açık talep varsa gündeme gelir. Talep aşılırsa kararın tartışma konusu olma ihtimali artar.

Gelirde artış veya düşüş nasıl dikkate alınır?

Nafaka uyarlamasında aranan temel şey “önemli ve kalıcı değişiklik”tir. Maaş artışı, terfi, düzenli ek gelir, emeklilik, işsizlik, uzun süreli hastalık, iflas veya borç yükünün belirgin artması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir.

Hakim, geliri sadece rakam olarak değil, giderlerle birlikte okur. Örneğin nafaka ödeyenin yeni bir çocuk nedeniyle bakım yükünün artması veya nafaka alanın düzenli işe girip gelir elde etmeye başlaması, azaltım veya kaldırma tartışmasını doğurabilir. Buna karşılık, kendi isteğiyle işi bırakma gibi kötü niyet şüphesi doğuran hareketlerde mahkeme daha sıkı değerlendirme yapar.

Çocuğun ihtiyaçları ve eğitim giderleri nasıl değerlendirilir?

İştirak nafakasında merkezde çocuğun üstün yararı vardır. Yaş, sağlık durumu, okul türü, servis, yemek, kırtasiye, kurs, barınma ve düzenli bakım giderleri birlikte ele alınır. Çocuğun eğitim giderleri artmışsa bu, artırım için güçlü bir gerekçe olabilir.

Ancak her eğitim harcaması otomatik olarak nafakaya yansıtılmaz. Özel okul, etüt veya yüksek maliyetli kurs gibi kalemlerde mahkeme “zorunluluk” ve “tarafların ödeme gücü” dengesini arar. Çocuğun yaşam standardı korunmaya çalışılırken, nafaka yükümlüsünün altından kalkamayacağı bir tutar da hedeflenmez.

Hangi nafaka türleri revize edilir: tedbir, yoksulluk, iştirak

İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla ne olur?

Ergin çocuk için yardım nafakası gündeme gelir mi?

Nafaka revizyonu uygulamada en çok tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası için gündeme gelir. Bu üç nafaka türünde de ortak mantık şudur: Koşullar değiştiyse, mevcut kararın yeni duruma uyarlanması istenir. İştirak nafakasında ise en kritik dönüm noktası, çocuğun ergin olmasıdır.

Kural olarak iştirak nafakası, çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla birlikte devam etmez. Bu nedenle erginlikten sonra, velayet sahibi ebeveyn adına “iştirak nafakası” talep etmeye devam etmek çoğu dosyada mümkün olmaz. Uygulamada ödeme devam ediyorsa, nafaka borçlusu taraf çoğu zaman “kaldırma” veya “uyarlama” talebiyle konuyu netleştirmek ister. İcra aşamasında da yaşın dolduğunu gösteren kayıtlar uyuşmazlığın merkezine oturur.

Buna karşılık, çocuk ergin olsa bile eğitimi devam ediyorsa veya çalışsa dahi kendisini geçindiremeyecek durumdaysa, bu kez yardım nafakası gündeme gelebilir. Buradaki önemli fark şudur: Yardım nafakasında talep hakkı genellikle ergin çocuğun kendisine aittir. Yani çoğu durumda davayı ergin çocuk açar ve mahkeme, eğitim durumu, ihtiyaçlar ve anne-babanın mali gücünü birlikte değerlendirir.

Kısacası: Erginlikle birlikte iştirak nafakası dosyası kapanmaya eğilimlidir; ancak ihtiyaç sürüyorsa, doğru hukuki yol çoğu zaman ergin çocuk adına yardım nafakası talebidir.

Nafaka revizyonu davasını kim açabilir: nafaka alan ve ödeyen

Nafaka alanın talep edebileceği haller

Nafaka revizyonu davasını, kural olarak nafaka alan (nafaka alacaklısı) da açabilir. En yaygın senaryo, mevcut nafaka tutarının güncel ihtiyaçları karşılamaması nedeniyle nafaka artırımı istenmesidir. Bu talep, özellikle yoksulluk nafakası alan eş açısından “mali koşullar değişti” veya “hakkaniyet gerektiriyor” gerekçesiyle gündeme gelir.

İştirak nafakasında ise dava çoğunlukla, çocuğun velayeti kendisinde olan anne veya baba tarafından, diğer ebeveyne karşı açılır. Burada mahkeme çocuğun ihtiyaçlarındaki değişimi ve ebeveynlerin ödeme gücünü birlikte değerlendirir; “durumun değişmesi” halinde nafaka miktarı yeniden belirlenebilir.

Nafaka ödeyenin talep edebileceği haller

Nafaka ödeyen (nafaka borçlusu) da nafaka revizyonu davası açabilir. Bu durumda talepler genelde nafaka azaltımı veya nafakanın kaldırılması yönündedir. Dayanak, çoğu dosyada tarafların mali durumundaki değişim ve hakkaniyet değerlendirmesidir.

Yoksulluk nafakasında, nafaka alanın düzenli gelire kavuşması, yoksulluğunun ortadan kalkması gibi olgular “kaldırma” veya “azaltma” talebini güçlendirebilir. Ayrıca irat şeklinde ödenen nafakada; alacaklının yeniden evlenmesi gibi hallerde nafakanın kendiliğinden sona ermesi de gündeme gelebilir.

İştirak nafakasında da gelirde ciddi düşüş, yeni bakım yükümlülükleri veya çocuğun ihtiyaçlarında belirgin değişim gibi sebeplerle yeniden belirleme ya da kaldırma istenebilir. TMK m.331, durum değiştiğinde hakimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebileceğini veya nafakayı kaldırabileceğini açıkça düzenler.

Karşı dava ve itirazlar nasıl olur?

Nafaka artırım davası açıldığında, davalı taraf çoğu zaman “ben de azaltım/kaldırma istiyorum” diyerek karşı dava açmak ister. Karşı davanın süresi önemlidir: HMK m.133’e göre karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrıca bir dilekçeyle açılır.

Bu süre kaçırılırsa, mahkeme karşı dava talebini çoğu durumda “asıl dosyada” yürütmez; HMK m.133/2 uyarınca davaların ayrılmasına (tefrik) karar verilmesi gerekir.

İtiraz tarafında ise davalı, artırımın koşullarının oluşmadığını, değişimin geçici olduğunu veya talep edilen tutarın ödeme gücünü aştığını savunabilir. Bu savunmaların etkili olabilmesi için, itirazın somut olayla ve belgelerle desteklenmesi beklenir.

Görevli ve yetkili mahkeme neresi: nafaka revizyonu davası nereye açılır?

Aile Mahkemesi görevi ve yer yetkisi

Nafaka revizyonu (artırım, azaltım, kaldırma) davalarında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir. Bulunduğunuz yerde Aile Mahkemesi yoksa, ilgili yer Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla dosyaya bakar. Bu ayrım önemlidir. Çünkü “görev” kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alır.

Yetki (hangi şehir/ilçe mahkemesi) tarafın durumuna göre değişir. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra açılan nafaka revizyonlarında uygulamada iki pratik seçenek öne çıkar:

  • Davalının yerleşim yeri (genel yetki kuralı).
  • Nafaka alacaklısının yerleşim yeri (boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında özel yetki).

Tedbir nafakası gibi boşanma davası devam ederken istenen geçici nafakalarda ise, çoğu durumda talep mevcut boşanma dosyası içinde ileri sürülür ve o dosyaya bakan mahkeme karar verir.

Yetki itirazı ve dosya nakli ne zaman olur?

Nafaka revizyonunda “yetki” çoğu zaman kesin yetki değildir. Bu nedenle davalı, yetkisiz mahkemede dava açıldığını düşünüyorsa yetki itirazını süresinde ve usulünce ileri sürmelidir. Süresinde yapılmayan yetki itirazı, mahkemenin yetkili hâle gelmesine yol açabilir ve yargılama o mahkemede devam eder.

Mahkeme yetkisizlik veya görevsizlik kararı verirse dosyanın başka mahkemeye geçmesi “kendiliğinden” olmaz. Kararın kesinleşmesinden sonra, kanunda öngörülen süre içinde dosyanın görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir. Aksi hâlde dava “açılmamış sayılma” riski doğar. Bu da hem zaman kaybı yaratır hem de masraf ve usul tartışmalarını artırır. Bu yüzden yetki itirazı, dosya gönderme talebi ve süreler, nafaka revizyonunda en sık hata yapılan alanların başında gelir.

Nafaka revizyonu davasında deliller, SED raporu ve kararın etkisi

Gelir, gider, SGK, banka ve tapu kayıtları

Nafaka revizyonu davasında mahkeme, “eski kararın verildiği dönem” ile “bugünkü durum” arasındaki farkı somut verilerle görmek ister. Bu yüzden dosyanın omurgası, tarafların gelir ve gider belgeleri olur. Maaş bordrosu, vergi kaydı, kira kontratı, düzenli faturalar, sağlık harcamaları, eğitim giderleri gibi belgeler doğrudan etkilidir.

Gelirin tespiti için SGK kayıtları (hizmet dökümü, işyeri bilgisi, prime esas kazanç gibi) sıkça istenir. Özellikle kayıt dışı çalışma iddiası varsa, SGK verileri tek başına yetmeyebilir ama güçlü bir başlangıç sağlar.

Bunun yanında mahkeme; banka hesap hareketleri, tapu kayıtları ve araç/şirket kayıtları gibi malvarlığı verilerini de değerlendirebilir. Uygulamada çoğu dosyada “SED araştırması” (sosyal ve ekonomik durum araştırması) yaptırılarak tarafların yaşam standardı, barınma koşulları ve giderleri hakkında daha bütüncül bir tablo çıkarılır.

Gelir gizleme iddiasında ispat ve mahremiyet sınırları

“Gelir gizleniyor” iddiası tek cümleyle değil, somutlaştırılarak kurulmalıdır. Örneğin yaşam standardı ile beyan edilen gelir arasındaki açık uyumsuzluk, düzenli nakit akışı, kira geliri şüphesi, şirket ortaklığı, sık taşınmaz devri gibi olgular dosyaya dayanak yapılır.

Mahkeme, delil toplarken mahremiyet ve ölçülülük dengesini gözetir. Banka kayıtları veya üçüncü kişilerle ilgili bilgiler istenirken, genelde uyuşmazlıkla ilgili dönem ve hesaplarla sınırlı bir inceleme yapılması beklenir. “Her şeyi getirilsin” yaklaşımı yerine, gerçekten nafaka hesabını etkileyen kalemlere odaklanmak daha sağlıklı olur.

Karar ne zaman uygulanır, geriye dönük işler mi?

Nafaka artırımı veya azaltımı kararlarında mahkemeler çoğu kez yeni miktarı dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde belirler. Bu durumda karar geç çıktığında, dava tarihinden karar tarihine kadar oluşan fark “birikmiş” hale gelebilir.

Öte yandan dava açılmadan önceki dönem için “geriye dönük artırım” kural olarak istenen şey değildir. Ayrıca nafaka kararlarının icrası açısından, temyiz aşamasında “icranın geri bırakılması” yolunun nafaka yönünden kapalı olduğuna dair açık düzenleme de vardır.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol