Toggle sidebar
Yardım Nafakası Nedir?

Yardım Nafakası Nedir?

16 dakika

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nda, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek yakın akrabanın geçimini sağlamak için mahkemece hükmedilen mali destektir. Boşanma sonrası yoksulluk veya iştirak nafakasından farklıdır; anne-baba ile çocuklar arasında karşılıklı, kardeşler arasında ise ancak refah içinde olan tarafa yöneltilebilir. Talep kendiliğinden doğmaz; Aile Mahkemesi’nde açılan davada barınma, sağlık ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlar ile karşı tarafın ödeme gücü birlikte değerlendirilir, istek mirasçılıktaki sıraya uygun kurulmalıdır. Belirlenen tutar, muhtaç kişinin asgari yaşam giderlerini karşılamaya yetecek, yükümlünün de kendi düzenini sarsmayacak seviyede olur. Çoğu uyuşmazlık, kime dava açılacağını yanlış belirlemek veya gelir-gideri gösteren belgeleri eksik sunmak yüzünden başlar.

TMK 364-366 kapsamında yardım nafakasının tanımı ve kapsamı

Yardım nafakası boşanma nafakası mı?

Yardım nafakası, uygulamada sıkça “boşanma nafakası” ile karıştırılır ama aynı şey değildir. Boşanma sürecinde veya boşanma sonrası gündeme gelen nafakalar, eşler ve çocuk üzerinden kurulur. Yardım nafakasında ise temel bağ evlilik değil, hısımlıktır.

TMK 364-366’daki yardım nafakası; kişi, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecekse, kanunun sınırlı olarak saydığı yakınlarından (üstsoy, altsoy, belirli şartla kardeş) geçimi için destek isteyebilmesine imkân verir. Bu nedenle boşanma olmadan da istenebilir. Örneğin yetişkin bir çocuğun ağır hastalık veya iş göremezlik nedeniyle geçimini sağlayamaması hâlinde anne-babadan talep gündeme gelebilir. Aynı şekilde yaşlı bir ebeveynin asgari ihtiyaçlarını karşılayamaması hâlinde çocuklardan yardım nafakası talebi görülebilir.

Kısa özetle: Boşanma nafakası “eşler ve çocuk” ekseninde; yardım nafakası “yakın akrabalık ve muhtaçlık” ekseninde işler.

Kanuni dayanak ve temel ilkeler

Yardım nafakasının çekirdeği TMK m.364’tür. Kanun, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlere karşı nafaka yükümlülüğünü düzenler. Kardeşler bakımından önemli bir sınır vardır: yükümlülük, kardeşin refah içinde bulunmasına bağlıdır. Ayrıca “eş ile ana ve babanın bakım borçlarına” ilişkin hükümler saklı tutulur. Yani yardım nafakası, evlilikten veya velayet ilişkilerinden doğan bakım yükümlülüklerinin yerine geçmez.

TMK m.365 yardım nafakası davasının çerçevesini çizer. Dava, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır. İstenen yardım, davacının geçimi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun olmalıdır. Talebin bazı yükümlülülere yöneltilmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir. Resmî veya kamuya yararlı kurumların, baktıkları kişi adına dava açabilmesi de bu maddede yer alır.

TMK m.366 ise korunmaya muhtaç kişilerin bakımının kurumlarca sağlanacağını, kurumların yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebileceğini düzenler. Yardım nafakasının kanundaki tam metni, Türk Medeni Kanunu içinde yer alır.

Yardım nafakası kimler arasında istenir, kimler yükümlüdür?

Üstsoy, altsoy, kardeş ve evlatlık ilişkisi

TMK 364’e göre yardım nafakası, yalnızca kanunun saydığı yakın hısımlar arasında istenir. Temel kural şudur: Yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek kişi, üstsoyundan veya altsoyundan nafaka talep edebilir. Üstsoy; anne, baba, büyükanne ve büyükbabayı da kapsar. Altsoy ise çocuk, torun ve devamındaki kuşakları ifade eder.

Kardeşler arasında da yardım nafakası mümkündür. Ancak burada kanun ek bir şart getirir: Nafaka istenecek kardeşin refah içinde olması aranır. Kardeşlik, ana bir baba bir kardeşleri de kapsar.

Evlat edinme halinde de (evlatlık ile evlat edinen arasında) hukuken ebeveyn-çocuk ilişkisine benzer bir bağ kurulur. Bu nedenle uygulamada, evlatlık ile evlat edinenin de karşılıklı olarak yardım nafakası ilişkisine taraf olabildiği kabul edilir. Somut olayda, evlat edinmenin kapsamı ve tarafların ekonomik durumu özellikle incelenir.

Kapsam dışı akrabalar ve sık karıştırılanlar

Yardım nafakasında kapsam dardır. En çok karıştırılan nokta, herkesin “akraba” saydığı kişilerin kanun anlamında nafaka yükümlüsü olmamasıdır. Örneğin şu kişilerden yardım nafakası istenmez:

  • Amca, dayı, hala, teyze
  • Kuzen
  • Yeğen
  • Kayınvalide, kayınpeder ve diğer sıhri hısımlar (eşin akrabaları)
  • Nişanlı, birlikte yaşanan partner

Bir diğer sık karışıklık da üvey çocuk ilişkisidir. Üvey anne-üvey baba ile üvey çocuk arasında, sırf bu nedenle TMK 364 anlamında yardım nafakası yükümlülüğü doğmaz. Aynı şekilde “bakıp büyütme” veya fiilen birlikte yaşama, tek başına yardım nafakası borcu yaratmaz. Yardım nafakasında esas olan, kanunun saydığı hısımlık bağının bulunmasıdır.

Talep eden ve yükümlünün aynı anda nafaka ilişkisi

Aile içinde roller tek yönlü değildir. Aynı kişi, bir yandan yardım nafakası talep eden konumundayken, başka bir yakın hısmına karşı nafaka yükümlüsü de olabilir. Örneğin yetişkin bir kişi, muhtaç durumdaki anne-babasına yardım nafakası öderken kendi çocuğu için iştirak nafakası yükümlülüğü altında bulunabilir.

Bu tür çakışmalarda mahkeme, “kim haklı” tartışmasından önce dengeyi kurmaya çalışır. Yükümlünün gelirini, zorunlu giderlerini ve varsa mevcut nafaka/ bakım yüklerini birlikte değerlendirir. Sonuçta ya daha düşük bir yardım nafakasına hükmedilir ya da birden fazla yükümlü varsa yük adil şekilde paylaştırılır. Bu nedenle yardım nafakası davasında, yalnızca muhtaçlığı değil, tarafların diğer nafaka ve bakım sorumluluklarını da somut belgelerle ortaya koymak kritik önem taşır.

Yardım nafakası şartları: muhtaçlık ve ödeme gücü nasıl değerlendirilir?

Muhtaçlık ölçütü: yoksulluğa düşme riski

Yardım nafakasında ilk eşik muhtaçlıktır. Kanunun diliyle, kişi yardım edilmezse yoksulluğa düşecek olmalıdır. Bu, her zaman “hiç geliri yok” demek değildir. Düzenli geliri bulunsa bile temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyorsa, muhtaçlık tartışması gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulamasında “yoksulluk” değerlendirmesi; yeme-içme, barınma, giyim, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu yaşam giderlerinin karşılanıp karşılanamadığı üzerinden yapılır. Kişinin lüks harcamaları veya daha konforlu bir yaşam standardını sürdürme isteği, yardım nafakasının dayanağı olmaz. Ayrıca önemli nokta şudur: Kişinin hâlihazırda yoksul olması kadar, yardım edilmediğinde bu duruma düşme tehlikesi de dikkate alınır.

Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ve denge

İkinci eşik, nafaka istenen kişinin mali gücüdür. Yardım nafakası, karşı tarafı geçim sıkıntısına sokacak şekilde kurulmaz. Kanun, talebin “davacının geçinmesi için gerekli” ve “karşı tarafın mali gücüne uygun” bir yardım olacağını söyler. Bu yüzden hâkim, iki tarafın da ekonomik ve sosyal durumunu birlikte tartar.

Uygulamada denge kurulurken genelde şu başlıklar üzerinden gidilir: düzenli gelirler (maaş, kira, emekli aylığı), malvarlığı, borçlar, zorunlu giderler, bakmakla yükümlü olunan kişiler ve mevcut nafaka yükleri. Bazı dosyalarda “tek kişiden istemek” hakkaniyete aykırı görülürse, sorumluluk azaltılabilir veya paylaşım yoluna gidilebilir.

Kardeşten yardım nafakasında “refah içinde olma” şartı

Kardeşten yardım nafakasında standart daha yüksektir. TMK 364 açıkça, kardeşlerin nafaka yükümlülüğünü refah içinde bulunma şartına bağlar. Yani kardeşin sadece “bir miktar geliri” olması yetmeyebilir; refah seviyesinde bir hayat sürdürebilmesi aranır.

Burada kritik ayrım şudur: Üstsoy-altsoy (örneğin anne-baba ile çocuk) için “refah içinde olma” şartı aranmaz. Bu şart kanunda yalnızca kardeşler için getirilmiştir.

“Refah içinde olma” ise genelde, kişinin normal ihtiyaçlarının ötesinde harcama yapabilecek, sosyal çevresine göre lüks sayılabilecek imkânlara ulaşabilecek bir ekonomik rahatlığa sahip olması şeklinde yorumlanır. Bu değerlendirme, gelirin yanında yaşam tarzı, malvarlığı ve düzenli giderler birlikte incelenerek yapılır.

Birden fazla yükümlüde yardım nafakası talep sırası ve paylaştırma

Altsoydan üstsoya, sonra kardeşe yönelme mantığı

Yardım nafakasında “herkesten aynı anda isteme” mantığı yoktur. TMK 365, davanın mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılacağını söyler. Bu da pratikte, talebin belirli bir öncelik düzenine göre yöneltilmesi anlamına gelir.

Genel çerçeve çoğu dosyada şöyle işler:

  • Önce altsoy: Çocuklar ve torunlar.
  • Sonra üstsoy: Anne, baba ve daha yukarı üstsoy.
  • En son kardeş: Üstelik kardeş için ayrıca “refah içinde olma” şartı aranır.

Örneğin geçim sıkıntısı yaşayan bir anne veya baba için ilk muhatap çocuklardır. Çocuklar varken, doğrudan kardeşe gidilmesi genelde doğru olmaz. Benzer şekilde muhtaç durumdaki bir yetişkin çocuk, kural olarak önce anne ve babasına yönelir.

Bu sıranın amacı, hem aile içi dayanışmayı düzenlemek hem de daha uzak hısımlara gidilmesini istisna hâline getirmektir. Kanun metnini görmek isterseniz Türk Medeni Kanunu içinde 364-366. maddelere bakabilirsiniz.

Aynı sıradaki kişiler arasında sorumluluğun paylaşılması

Aynı sırada birden fazla yükümlü varsa (örneğin üç çocuk gibi), yardım nafakası tek kişiye otomatik olarak yüklenmez. Hâkim, yükümlülerin ödeme gücünü ve davacının zorunlu ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek sorumluluğu paylaştırır.

Paylaştırmada temel yaklaşım şudur: Her bir yükümlü, kendi ekonomik koşullarına göre katkı yapar. Geliri daha yüksek olanın payı artabilir, işsiz veya ciddi borç yükü olanın payı düşebilir. Ayrıca nafakanın yalnızca bir veya birkaç kişiden istenmesi somut olayda hakkaniyete aykırı görülürse, mahkeme o kişiler yönünden yükümlülüğü azaltabilir veya kaldırabilir. Bu yüzden dava stratejisinde, aynı sıradaki kişilerin durumu dosyaya doğru yansıtılmalıdır.

Yardım nafakası davası hangi mahkemede açılır, süreç nasıl işler?

Görevli ve yetkili mahkeme

Yardım nafakası davasında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesi’dir. Dava açılacak yerde Aile Mahkemesi yoksa, Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla dosyaya bakar.

Yetki bakımından, yardım nafakasında davacıya seçimlik bir alan tanınır. Uygulamada dava, çoğunlukla davacı (nafaka isteyen) veya davalı (nafaka yükümlüsü) yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Birden fazla davalı varsa, doğru sıra gözetilerek ve aynı sıradaki kişiler yönünden durum değerlendirilerek hareket edilir.

Yargılama usulü olarak nafaka davaları genelde basit yargılama usulü kapsamında görülür. Bu da dilekçelerin ve delillerin daha derli toplu sunulmasını, sürecin daha hızlı ilerlemesini hedefler.

Dava açma ve yargılama sürecinin ana adımları

Yardım nafakası davası, bir dava dilekçesi ile başlar. Dilekçede hısımlık bağının ne olduğu, muhtaçlık durumu, istenen nafaka miktarı ve ödeme şekli açıkça yazılmalıdır. Nüfus kayıt örneği, gelir belgeleri, kira ve sağlık giderleri, SGK kayıtları gibi evraklar bu aşamada önem kazanır.

Mahkeme, dilekçelerin teatisinden sonra genellikle tarafların ekonomik durumunu anlamak için sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır. Gerekirse tanık dinler, kurum kayıtlarını ister. Amaç iki noktayı netleştirmektir: Davacının gerçekten muhtaç olup olmadığı ve davalının ödeme gücünün ne olduğu.

Dava sonunda mahkeme, nafakaya hükmederse tutarı ve ödeme düzenini kararda belirler. Yargılama sırasında, somut koşullar uygunsa geçici bir ödeme düzeni kurulması da talep edilebilir.

Dava açmadan anlaşarak ödeme düzenleme

Yardım nafakası her zaman dava ile başlamaz. Aile içinde anlaşarak da düzenli bir ödeme planı kurulabilir. Burada en sağlıklı yöntem, yazılı bir protokol yapmaktır. Tutar, ödeme günü, banka hesabı, olası artış yöntemi ve hangi hallerde yeniden konuşulacağı net olmalıdır. Ödemelerin banka kanalıyla yapılması ispat açısından ciddi avantaj sağlar.

Ancak anlaşma bozulursa, elinizde mahkeme kararı yoksa tahsil ve icra aşaması daha tartışmalı hâle gelebilir. Bu nedenle uyuşmazlık ihtimali yüksekse, dava açıp yargılama sırasında sulh ile ödeme düzenini tutanağa bağlamak çoğu zaman daha güvenli bir yoldur.

Yardım nafakası miktarı neye göre belirlenir, nasıl ödenir?

Hakimin dikkate aldığı ihtiyaç kalemleri

Yardım nafakasında miktar, “yüksek bir yaşam standardı” hedefiyle değil, muhtaç kişinin geçinmesi için gerekli asgari ihtiyaçlar üzerinden belirlenir. Hâkim, dosyadaki somut verilere göre ihtiyaçları kalem kalem değerlendirir. En sık dikkate alınan başlıklar şunlardır: barınma (kira, aidat), gıda, giyim, elektrik-su-doğalgaz, ulaşım, sağlık giderleri (muayene, ilaç, tedavi), eğitim giderleri ve özel durumlar (engellilik, bakım ihtiyacı gibi).

Bu noktada “günün ekonomik koşulları” da önemlidir. Aynı tutar, farklı şehirlerde veya farklı yaşam koşullarında aynı sonucu doğurmayabilir. Bu yüzden mahkeme, hem ihtiyaç tarafını hem de tarafların sosyal-ekonomik düzeyini birlikte tartar.

Ödeme şekli ve ödeme zamanı

Yardım nafakası uygulamada çoğunlukla aylık irat şeklinde ödenir. Ödeme günü kararda net değilse, icra ve hesaplama aşamasında gereksiz tartışmalar çıkabilir. Bu nedenle karar veya anlaşma metninde “her ayın belirli günü” gibi açık bir düzenleme bulunması pratikte işe yarar.

Ödeme, ispat kolaylığı nedeniyle genellikle banka aracılığıyla yapılır. Mahkeme, talep edilirse irat biçiminde hükmedilen nafakanın gelecek yıllarda hangi tutarda ödeneceğine dair kademeli bir belirleme de yapabilir. Böylece her yıl yeni bir uyuşmazlık çıkmasının önüne geçilmesi hedeflenir.

Deliller ve gelir araştırması nasıl yapılır?

SED raporu ve kurum kayıtları

Yardım nafakası davalarında en kritik konu, “gerçek ihtiyaç” ve “gerçek ödeme gücü”nün dosyaya net şekilde girmesidir. Bu amaçla mahkeme, çoğu zaman sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED) ister. SED, tarafların fiili yaşam koşullarını, çalışıp çalışmadığını, ev ve araç gibi varlıklarını, kira durumunu ve genel yaşam standardını görünür kılar.

SED tek başına her zaman yeterli olmaz. Bu nedenle kurum kayıtları da devreye girer. Uygulamada mahkemeler; SGK kayıtları, tapu ve araç kayıtları, vergi ve şirket bilgileri gibi resmi verilerle tabloyu tamamlamaya çalışır. Taraflar da kira sözleşmesi, faturalar, sağlık raporları, ilaç reçeteleri, bakım giderlerini gösteren belgeler ve banka hareketleri gibi delilleri sunarak değerlendirmeyi somutlaştırabilir.

Yardım nafakası ne zaman başlar, ne zaman sona erer, değiştirilebilir mi?

Başlangıç tarihi ve kararın etkisi

Yardım nafakası davalarında kural, nafakanın dava tarihinden itibaren hüküm doğurmasıdır. Bu nedenle mahkeme kararında açıkça başlangıç tarihi yazmasa bile, uygulamada başlangıç “davanın açıldığı gün” olarak kabul edilir.

Önemli bir ayrım da şudur: Nafaka alacaklısı yargılama sürerken vefat ederse, dava her zaman “konusuz kaldı” denilerek kapatılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yardım nafakasında değerlendirmeyi esasen davanın açıldığı tarihteki koşullar üzerinden kurar; muhtaç kişinin dava açıldıktan sonra ölmesi hâlinde, dosyanın somut durumuna göre dava tarihinden ölüm tarihine kadar olan dönem bakımından inceleme yapılması gerekebilir.

Artırma, azaltma ve kaldırma sebepleri

Yardım nafakası değiştirilebilir. Çünkü yardım nafakasının dayanağı muhtaçlık ve ödeme gücüdür; bu iki unsur zamanla değişebilir. En sık görülen sebepler şunlardır: nafaka alanın işe girmesi veya düzenli gelire kavuşması, nafaka alanın sağlık ve bakım giderlerinin artması, nafaka yükümlüsünün gelirinin ciddi şekilde düşmesi ya da artması.

Artırma, azaltma veya kaldırma taleplerinde de genel yaklaşım, yeni davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm kurulmasıdır.

Geriye dönük talep ve zamanaşımı sınırları

Yardım nafakası ilk kez isteniyorsa, mahkeme kural olarak “dava tarihinden önceki dönem” için geriye dönük bir nafaka başlangıcı kurmaz; talep dava ile ileriye dönük şekilde işler.

Buna karşılık, mahkeme kararıyla hükmedilen nafaka ödenmezse birikmiş taksitler sonradan icra yoluyla istenebilir. Ancak birikmiş nafaka alacaklarında zamanaşımı itirazı gündeme gelebilir. Yargıtay, icra takibinde takip tarihinden geriye doğru 10 yılı aşan nafaka taksitlerinin zamanaşımına uğradığını kabul eden kararlar vermektedir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol