Toggle sidebar
İşçinin İstifa Etmeye Zorlanması

İşçinin İstifa Etmeye Zorlanması

16 dakika

Zorla istifa, işverenin baskı, tehdit ya da yıldırma yoluyla çalışanı kendi isteği varmış gibi işten ayrılmaya yönlendirmesi ve çoğu zaman bir istifa dilekçesi imzalatmasıdır. Sorun, kâğıt üzerindeki “istifa” ifadesinden çok, beyanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığıdır; bu nedenle irade fesadı iddiası ve olayın koşulları belirleyici olur. Uygulamada en kritik noktalar; baskıyı gösteren yazışmaların saklanması, tanıkların netleştirilmesi ve imzalanan metnin tarih, içerik ve ek belgelerle birlikte değerlendirilmesidir. En sık düşülen hata, “tazminatını öderiz” denilerek imzalanan belgenin aslında farklı bir hukuki sonuca bağlanabileceğinin gözden kaçırılmasıdır.

Baskı altında imzalanan istifanın hukuki geçerliliği nasıl değerlendirilir?

Gerçek istifa ile irade fesadı ayrımı

İstifa, işçinin kendi özgür iradesiyle iş sözleşmesini sona erdiren tek taraflı irade beyanıdır. Bu yüzden “istifa dilekçesi var” demek, tek başına geçerlilik için yeterli değildir. Asıl soru şudur: İşçi bu beyanı serbestçe mi verdi, yoksa iradesi sakatlandı mı?

Baskı, tehdit, korkutma, aldatma gibi durumlar varsa işçi, Borçlar Kanunu’ndaki irade fesadı hükümlerine dayanarak istifanın gerçek iradesini yansıtmadığını ileri sürebilir. Uygulamada mahkemeler, istifanın “hayatın olağan akışına” uygun olup olmadığına da bakar. Örneğin, gerçekten istifa eden bir işçiye hemen “tazminat” adı altında ödeme yapılması, işverenin çıkış işlemlerinde istifayla çelişen bildirimler bulunması gibi olgular, istifanın tartışmalı hale gelmesine yol açar.

Bu çerçeveyi anlamak için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda irade bozuklukları (yanılma, aldatma, korkutma) düzenlemelerine bakmak faydalıdır: Türk Borçlar Kanunu (PDF).

İkale ile istifa görünümlü fesih farkı

İkale (bozma sözleşmesi), işçi ile işverenin karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmesidir. İstifadan farkı, tek taraflı değil sözleşmesel bir sona erme olmasıdır. Bu nedenle “istifa” başlıklı bir metin imzalatılmış olsa bile, içeriği ve süreç fiilen bir pazarlık ve anlaşma gösteriyorsa, uyuşmazlık ikale olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay uygulamasında ikalede iki nokta öne çıkar: serbest irade ve işçi açısından makul yarar. Yani işçi, iş güvencesi ve olası dava haklarından vazgeçiyorsa bunun karşılığında sadece yasal kalemlerin değil, somut bir ek menfaatin de bulunup bulunmadığı tartışılır. Makul yarar yoksa veya baskı varsa, ikale geçersiz sayılıp sona erme “işveren feshi” sonucuna bağlanabilir.

Zorlamanın tipik belirtileri

Baskı altında istifada en sık görülen işaretler şunlardır:

  • İşçiye “ya istifa et ya tutanak tutarız, tazminatsız çıkarırız” gibi tehdit içeren seçenekler sunulması
  • Aynı gün içinde, hazırlıksız şekilde istifa metni ve bazen ek belgelerin toplu imzalatılması
  • Dilekçenin işçi el yazısıyla yazılmaması, standart metin olması, gerekçesiz ve çok kısa tutulması
  • İmzadan hemen sonra çıkış işlemlerinin yapılması, işçinin eşyalarını toplayıp işyerinden çıkarılması
  • İstifayla uyumsuz biçimde “tazminat/ek ödeme” yapılması veya bordro açıklamalarının karışık olması
  • WhatsApp, e-posta, tutanak gibi kayıtlarda “istifa et, yoksa…” tarzı baskı izleri bulunması

Bu belirtiler tek başına kesin sonuç doğurmaz. Ancak bir araya geldiklerinde, istifanın geçerliliği açısından ciddi bir değerlendirme gerektirir.

İstifaya zorlanan işçi hangi tazminat ve işçilik alacaklarını isteyebilir?

Kıdem tazminatı hangi hallerde doğar?

Normal bir istifada kural olarak kıdem tazminatı doğmaz. Ancak “istifa” işçiye baskıyla imzalatıldıysa ve uyuşmazlıkta sona ermenin gerçekte işveren feshi olduğu ya da işçinin haklı nedenle fesih yaptığı kabul edilirse, kıdem tazminatı talep edilebilir.

Kıdem tazminatının temel şartları iki başlıkta toplanır: Aynı işverene bağlı en az 1 yıl çalışma ve iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran şekilde sona ermesi. Bu kapsam, uygulamada halen 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ve haklı fesih nedenleri bakımından 4857 sayılı İş Kanunu sistemiyle değerlendirilir.

Baskı, tehdit, mobbing veya ücretin ödenmemesi gibi sebeplerle işçi 4857 m.24 çerçevesinde haklı fesih yapmışsa, “istifa” görüntüsü olsa bile kıdem tazminatı gündeme gelir.

İhbar tazminatı ve ücret alacakları

İhbar tazminatı, belirsiz süreli sözleşmelerde bildirim sürelerine uyulmayan fesihlerde doğar. İşveren bildirim yapmadan veya ihbar süresini kullandırmadan işten çıkarmışsa, işçi ihbar tazminatı isteyebilir. İstifa gerçek bir istifa ise çoğu durumda ihbar tazminatı işçi lehine doğmaz. Bu yüzden “zorla istifa” iddiasında, feshin kimin tarafından ve hangi şekilde yapıldığının ispatı kritik olur.

Buna karşılık ödenmeyen ücret, eksik ücret, son aya ait maaş, yol-yemek gibi düzenli ödemeler “istifa” yazsa da yazmasa da işçilik alacağıdır ve talep edilebilir. Ücretin gününde ödenmemesi halinde işçi lehine koruyucu hükümler de ayrıca devreye girer.

Fazla mesai, izin, prim ve diğer kalemler

İşçinin çalışıp karşılığını almadığı kalemler, sona erme biçiminden bağımsız şekilde gündeme gelir. En sık talep edilenler şunlardır: fazla çalışma (fazla mesai), hafta tatili ve genel tatil çalışmaları, prim/ikramiye, yemek-yol, satış primi gibi dönemsel haklar.

Fazla çalışmada, haftalık 45 saati aşan çalışmalar için saatlik ücretin yüzde 50 zamlı ödenmesi esastır.

Ayrıca iş sözleşmesi bittiğinde, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerinin ücreti nakden ödenir. Bu hak, istifa görünümü olan çıkışlarda da çoğu zaman en somut alacak kalemlerinden biridir.

İstifaya zorlanma işe iade davasına konu olur mu?

İşe iade şartları ve iş güvencesi kapsamı

Evet, bazı durumlarda konu olabilir. Çünkü baskıyla alınan “istifa” dilekçesi, yargılamada geçersiz görülürse sona erme gerçekte işveren feshi sayılabilir. Bu durumda işçi, şartları varsa feshin geçersizliği ve işe iade talep edebilir.

İşe iade davası, 4857 sayılı Kanun’daki iş güvencesi sistemine tabidir. Temel şartlar özetle şunlardır: İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması, işçinin en az 6 aylık kıdemi bulunması, sözleşmenin belirsiz süreli olması ve işçinin işveren vekili niteliğinde olmaması. İşverenin feshi de geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. Bu çerçeve, 4857 sayılı İş Kanunu m.18-21’de düzenlenir.

Arabuluculuk süresi ve dava açma takvimi

İşe iade için önce zorunlu arabuluculuk vardır. Süreler hak düşürücü nitelikte değerlendirildiği için takvim çok önemlidir:

  • Fesih bildiriminin işçiye tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvuru yapılmalıdır.
  • Arabuluculuk sonunda anlaşma olmazsa, son tutanak tarihinden itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

Uygulamada “istifa” imzalatılan dosyalarda tartışma, fesih bildiriminin ne zaman ve nasıl yapıldığı üzerinde yoğunlaşır. Bu nedenle tebliğ tarihi, mesajlar ve çıkış işlemleri birlikte okunur.

Boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı

Mahkeme feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verirse iki ana sonuç doğar:

  • Boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar: Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için en çok 4 aya kadar.
  • İşe başlatmama tazminatı: İşveren işçiyi işe başlatmazsa en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında.

Karar kesinleştikten sonra işçi, tebliğden itibaren 10 işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır. İşveren de başvuru üzerine işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. Bu adımlar atlanırsa işe iade hakkı zayıflayabilir.

Baskıyla istifa ettirildiğini ispatta hangi deliller etkili olur?

Yazışmalar, tutanaklar, kamera ve giriş çıkış kayıtları

Baskıyla istifa iddiasında en güçlü deliller genelde “olay anına” en yakın, tarih-saat içeren kayıtlardır. WhatsApp, SMS, e-posta, kurum içi mesajlaşma kayıtlarında “istifa et yoksa…”, “tazminat alamazsın”, “kodunu böyle gireriz” gibi ifadeler geçiyorsa bu yazışmalar çok etkili olur. Mümkünse mesajın sadece ekran görüntüsü değil, sohbetin bütününü ve tarih-saat bilgisini gösteren kayıtları saklamak gerekir.

İşverenin düzenlediği tutanaklar da önemlidir. Özellikle istifa öncesi ardı ardına tutanak tutulması, savunma istenmesi, disiplin tehdidiyle “imzala” denmesi gibi bir süreç varsa, bu zincir baskının göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Kamera görüntüleri ve kartlı geçiş, turnike, parmak izi, vardiya çizelgesi gibi giriş-çıkış kayıtları ise iki açıdan işe yarar: (1) olayın gerçekleştiği gün işçinin işyerinde kimlerle görüştüğünü, (2) fazla mesai ve fiili çalışma düzenini dolaylı biçimde destekler. Bu tür kayıtlar çoğu zaman işçide bulunmadığı için, dava aşamasında mahkemeden veya arabuluculukta karşı taraftan ibrazı istenir.

Tanık anlatımı ve işyeri kayıtları

Tanık, özellikle kapalı kapılar ardında yapılan baskı görüşmelerinde kritik olur. En iyi tanıklar genelde aynı dönemde çalışan, görüşmeye şahit olan veya sonrasında işçinin psikolojik durumunu ve işverenin söylemlerini doğrudan duyan kişilerdir. Tanığın “genel kanaat” yerine somut olayı, tarihleri, konuşma içeriğini anlatabilmesi beklenir.

Bordrolar, puantajlar, performans yazışmaları, görev tanımları, prim hedefleri, ihtar-savunma evrakı, İK e-postaları gibi işyeri kayıtları da “istifa”nın gerçek mi yoksa kurgulanmış mı olduğuna dair tabloyu tamamlar. Çıkış işlemindeki SGK kodu tek başına belirleyici olmasa da dosyanın genel değerlendirmesinde rol oynar.

Hukuka uygun delil toplama sınırları

Delil toplarken en sık hata, hukuka aykırı yöntemlere başvurmaktır. Gizlice ses kaydı almak, başkasının mesajlarına erişmek, işyerinin kapalı alanlarını izinsiz görüntülemek gibi yöntemler hem ceza ve tazminat riski doğurabilir hem de delilin kullanılabilirliğini tartışmalı hale getirebilir.

En güvenli yaklaşım; size ait yazışmaları, size gönderilen e-postaları, kendi bordro ve belgelerinizi saklamak; işyeri kayıtlarının ise mahkeme veya arabuluculuk sürecinde usulüne uygun şekilde istenmesini sağlamaktır. Şüphede kalınan durumlarda, delil toplamadan önce hukuki destek almak çoğu zaman geri dönülmez riskleri önler.

İstifa dilekçesi, tarihsiz evrak ve zorla imza durumunda ne olur?

“Haklarım saklıdır” ibaresinin etkisi

İstifa dilekçesine “haklarım saklıdır” yazılması, tek başına sihirli bir koruma sağlamaz. Yine de pratikte önemli bir mesaj verir: İşçi, ayrılmayı “tam bir rıza” ile kabul etmediğini, özellikle tazminat ve diğer işçilik alacakları bakımından ihtilaf olduğunu baştan not düşmüş olur.

Mahkeme değerlendirmesinde bu ibare, dosyadaki diğer delillerle birlikte ele alınır. Örneğin mesajlaşmalar, tanık anlatımları, aynı gün içinde yaşanan baskı ve hemen çıkış işlemi gibi olgular da varsa “haklarım saklıdır” ibaresi, istifanın gerçek iradeyi yansıtmadığı iddiasını destekleyebilir. Buna karşılık, uzun süre sonra atılmış bir şerh veya işçinin serbestçe pazarlık yapıp imzaladığı anlaşılan bir metin içinde tek satır “haklarım saklıdır” bulunması her zaman yeterli görülmeyebilir.

İstifa dilekçesinde gerekçe yazmak gerekir mi?

İstifa dilekçesinde gerekçe yazmak zorunlu değildir. Ancak gerekçesiz istifa, özellikle sonrasında “baskıyla imzaladım” iddiası geldiğinde, işverenin “kendi isteğiyle ayrıldı” savunmasını kolaylaştırabilir. Bu yüzden işçi gerçekten kendi kararıyla ayrılmıyorsa veya baskı altındaysa, dilekçeye yazılan her cümle ileride aleyhe kullanılabilir.

Uygulamada sık görülen risk şudur: İşveren, işçiye “kendi isteğimle ayrılıyorum, tüm haklarımı aldım” gibi kalıplar içeren bir metin imzalatır. İşçi de o anki baskı nedeniyle imzalar. Sonrasında tazminat ve alacak talep edildiğinde, bu ifadeler tartışmayı zorlaştırır. Bu nedenle içerik ne kadar “kesin” ve “feragat” niteliğinde olursa, ispat yükü fiilen o kadar ağırlaşabilir.

Tarihsiz dilekçe ve boş kağıda imza riskleri

Tarihsiz istifa dilekçesi en problemli evrak türlerinden biridir. Tarih olmayınca işveren, dilekçeyi farklı bir güne “oturtarak” işe iade süreleri, arabuluculuk başvuru takvimi veya kıdem hesapları üzerinde tartışma yaratmaya çalışabilir. Benzer şekilde istifa dilekçesinin yazı tipi, el yazısı olup olmaması, aynı gün birden çok belgenin imzalatılması gibi ayrıntılar da “sonradan doldurma” iddiasını güçlendirebilir.

Boş kağıda imza ise daha büyük bir risktir. Sonradan istifa, ibraname, ücret bordrosu, ikale metni gibi farklı içerikler yazılabilir. Bu yüzden imza atılacaksa, metin tamamen doldurulmadan, tarih ve içerik netleşmeden imza atılmamalıdır. İmzalanmış bir belge sonradan aleyhe kullanıldıysa, dosyada imzanın hangi koşullarda alındığını gösteren yazışmalar, tanıklar ve işyeri kayıtları çok daha kritik hale gelir.

Mobbing ve psikolojik baskı ile istifaya zorlama ilişkisi

Mobbingin iş sözleşmesine etkisi ve talepler

Mobbing, işyerinde bir çalışanın sistematik biçimde dışlanması, küçük düşürülmesi, baskı altına alınması ve iş yapamaz hale getirilmesi gibi davranışlarla ortaya çıkar. Tek seferlik sert bir tartışma çoğu zaman mobbing sayılmaz. Süreklilik, hedef alma ve yıldırma etkisi öne çıkar.

Mobbing, “istifa ettirme” süreçlerinde sık görülen zemindir. İşçinin görev yeri veya vardiyasının cezalandırma gibi değiştirilmesi, anlamsız iş verilmesi, sürekli performans tehdidi, ekip önünde rencide edilmesi, rapor aldığı için baskılanması gibi uygulamalar, sonunda “kendi isteğiyle ayrıldı” görüntüsü yaratmak için kullanılabilir. Bu tabloda işçi, koşullara göre işçilik alacaklarına ek olarak kişilik hakkı ihlali nedeniyle tazminat taleplerini de gündeme getirebilir. Her dosyada sonuç değişir; kritik olan, olayların sistematikliğini ve etkisini somutlamaktır.

Sağlık raporu ve psikolojik destek kayıtlarının rolü

Psikolojik baskı iddiasında sağlık kayıtları tek başına her şeyi ispatlamaz, ama çoğu dosyada önemli bir destek sağlar. Özellikle aile hekimi, psikiyatri, psikolog görüşmeleri, reçeteler, tanı ve istirahat raporları; şikayetlerin başlangıç tarihini ve sürecin şiddetini göstermeye yarar.

Burada önemli nokta, kayıtların “işyeri kaynaklı stres” ifadesi içermesi değil, zaman çizelgesini netleştirmesidir. Örneğin baskının arttığı dönemde panik, uyku bozukluğu, anksiyete şikayetleriyle başvuru yapılmış olması, tanık ve yazışma delilleriyle birleşince daha inandırıcı bir bütün oluşturur.

Haklı fesih seçeneği ile bağlantı

Mobbing ve ağır psikolojik baskı, şartları oluştuğunda işçiye haklı nedenle fesih seçeneği verebilir. Haklı fesihte amaç “istifa etmek” değil, işverenin davranışları nedeniyle sözleşmeyi derhal sona erdirmektir. Bu yol doğru kurulduğunda kıdem tazminatı ve birikmiş işçilik alacakları gündeme gelebilir.

Ancak haklı fesih, zamanlama ve yazılı bildirim açısından dikkat ister. İşçi, mümkün olduğunca baskıyı belgeleyip, fesih gerekçesini somutlaştırmalı ve sonrasında arabuluculuk ve dava sürecine bu çerçevede hazırlanmalıdır.

Arabuluculuk ve dava sürecinde hangi başvurular yapılır?

Zorunlu arabuluculukta talep kalemleri

İşçi-işveren uyuşmazlıklarında “alacak ve tazminat” talepleri ile işe iade talebi için, dava açmadan önce arabulucuya başvuru çoğu dosyada dava şartıdır. Bu çerçeve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3’te düzenlenir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu

Zorla istifa iddiasında arabuluculuk başvurusunda genelde şu kalemler birlikte yazılır: kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri, yıllık izin ücreti, prim-ikramiye, AGİ yerine geçen ücret farkları varsa bunlar, ücret kesintileri ve diğer yan haklar. Talep kalemlerini “genel” bırakmak yerine dönem, tutar (biliniyorsa), faiz başlangıcı ve hesap yöntemini net yazmak, sonradan ispat ve hesap aşamasını kolaylaştırır.

Alacak davası mı tespit davası mı?

Çoğu zorla istifa dosyasında ana yol alacak davasıdır. Çünkü hedef, parasal alacak ve tazminatların tahsilidir. İşe iade şartları varsa işe iade ayrı bir dava türü olarak gündeme gelir ve kendi kısa sürelerine tabidir.

Buna karşılık, bazen işçinin öncelikli ihtiyacı “para”dan önce bir hukuki durumun netleşmesidir. Örneğin SGK çıkış kodunun gerçekte istifa olmadığının belirlenmesi gibi. Bu tip dosyalarda tespit davası düşünülse bile, tespit davası için “güncel hukuki yarar” şartı unutulmamalıdır. Uygulamada çoğu zaman, tespit talebi alacak davasının içinde veya alacak davasını destekleyen şekilde kurgulanır.

SGK işten çıkış kodu istifa görünüyorsa ne yapılır?

İşten çıkış kodu “istifa” görünüyorsa önce pratik yol denenir: İşverene yazılı başvuru yapıp kodun düzeltilmesini istemek. İşveren, işten ayrılışı SGK’ya en geç ayrılışı takip eden 10 gün içinde bildirmekle yükümlüdür. Sigortalı İşe Giriş ve İşten Ayrılış Bildirimi

İşveren düzeltmiyorsa, uyuşmazlığın özüne göre iki yol öne çıkar: (1) Arabuluculukta anlaşma sağlanıp “ilam niteliğinde” anlaşma belgesiyle SGK’ya başvuru, (2) Mahkeme kararıyla fesih nedeninin belirlenmesi ve bu kararla SGK’ya müracaat. SGK’nın 11.03.2025 tarihli 2025/8 sayılı genelgesi, arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararıyla işten ayrılış nedeninin ilgili karara uygun şekilde değiştirilebilmesine ilişkin uygulamayı netleştirir. SGK 2025/8 sayılı Genelge

İlginizi Çekebilir


Avukatlar.

Avukatistan’da öne çıkan avukat profillerini inceleyin; uzmanlık, konum ve yorum bilgileriyle size uygun avukatı bulun.

Hukuk Bürosu

Sayar & Bilen Avukatlık Ve Hukuki Danışmanlık

evzi Cakmak Mah. Opposite the Palace of Justice Floor: 2 No: 213/210 Center, Cedidiye, 81010 Düzce Merkez/Düzce, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku
5.0
2 yorum
Profili gör
Avukat

Elif Simge Öztürk

Bayır, Kemal Güneş Cd. No:116/38 Kat:7, Daire:705, 78050 MERKEZ/Karabük, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku Ticaret Hukuku
5.0
14 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Torun Hukuk & Danışmanlık

Orta, Harmankaya Sk. No:2 D:2, 11600 Söğüt/Bilecik, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku Tazminat Hukuku Şirketler Hukuku
5.0
5 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Gülizar Öztemel

Kösesoy İş Merkezi, 13 Mart, 2008. Sk. Kat:3 No:14, 47200 Artuklu/Mardin, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku Sosyal Güvenlik Hukuku Idare Hukuku
4.6
17 yorum
Profili gör
Avukat

Aykut Çetinel

Gazi Bulv. Çankaya İş Merkezi No:90 K:3 D:303 Çankaya, İsmet Kaptan, 35210 Konak/İzmir, Türkiye
Avukatlık Hukuku Şirketler Hukuku Bilişim Hukuku
5.0
7 yorum
Profili gör
Avukat Arabulucu

Nihan Durak İntepe

Mansuroğlu, Avcılar Exclusive, 288/2. Sk. No: 9/1 A Blok, D:148, 35535 Bayraklı/İzmir, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku İş Hukuku Tazminat Hukuku
Henüz yorum yok
Profili gör

Benzer sorular.

Bu yazıyla bağlantılı olarak Avukatistan’da sorulan diğer hukuki soruları inceleyin.

Evlilik nedeniyle haklı fesih ve kesilen ihbar tazminatı

4 yıldır aynı firmada çalışıyorum. 2.09.2025 tarihinde evlendim ve 21.10.2025 tarihinde evlilik nedeniyle haklı sebeple işten ayrıldım ancak ihbar süresi vermedim. İş çıkışım gerçekleştirildi ve tazminatımın hesaplanması...

AY
Ayşe Y.
1 cevap
Ankara

Vardiya Değişikliği ve Sigorta Ödemesi Sorunları

Merhaba, şu anda 1,5 yıldır çalıştığım iş yerinde net olarak bana yatırılan maaş iki ayrı hesaptan banka hesabıma yatırılıyor. Kontrol ettiğimde sigorta primlerimin net aldığım tutardan daha düşük yatırıldığını gördüm. B...

Anonim
1 cevap
Ankara

İş Akdimin Sağlık Durumumdan Dolayı Feshedilmesi Mümkün mü?

Kamu sektöründe 3 yıldır sürekli olarak engelli işçi olarak çalışmaktayım. 2012 yılında geçirdiğim bir kaza sonucu sağ bacağımda platin var ve bunun çıkarılmasına olanak çok düşük. Bu konuda hastanedan 'uzun süre ayakta...

Anonim
1 cevap
Ankara

Servis Hizmetinin Kaldırılması Sonucu İş Hakkında Fesih ve Tazminat Hakları

Keçiören’de ikamet etmekteyim ve Sincan’daki iş yerime uzun yıllardır servisle gitmekteyim. Artan benzin fiyatları nedeniyle işverenim tarafından servis hizmetinin kaldırılacağı ve çalışanlara yol parası yardımı yapılaca...

Anonim
1 cevap
Ankara

Çalışma Hukuku: Yıllık İzin Ücreti Hakkı ve Detayları

Merhaba, benim işe giriş tarihim 25/10/2023 ve çıkış tarihim ise 14/09/2025. Ancak işten çıkarken 14 günlük yıllık izin hakkım vardı ve bunun sadece 2 gününü kullanmıştım. Yeni bir iş bulduğum için işten ayrıldım. Ayrılı...

Anonim
1 cevap
Ankara

İnternet Üzerinden Evden İş İsteğinde Bulunanlara Hakkımda Dava Açabilirler mi?

Hastalığım nedeniyle normal bir işte çalışamıyorum. Evden çalışabileceğim bir iş ararken bir site buldum ve paketleme işine başvurdum. İlk önce benden kapora istediler ve 400-500 TL civarı bir ödeme yaptım. Ardından karg...

Anonim
1 cevap
Ankara

Benzer yazılar.

Bu konuyla bağlantılı hukuk yazılarını inceleyin.

Günümüzde iş alanlarının çeşitlerinin farklılaşması ve artması, işverenlerin farklı alanlarda daha profesyonel ve yetkin kişilerle birlikte çalışma ihtiyacını doğurmuştur. Bu anlam

MA
Mustafa A.

HİZMET TESPİTİ DAVASI NEDİR? Hizmet tespiti davası, işçinin sigortalı sayılan bir işte çalışmasına rağmen SGK’na bildirilmediği veya eksik bildirildiği yahut işe giriş bildiriminde

MA
Mustafa A.

Bu yazıda işçilerin bakiye süre ücretinin ne olduğu, kanuni dayanağı, şartları ve nasıl hesaplandığı hakkında bilgi verilmektedir. 1) BAKİYE SÜRE ÜCRETİ NEDİR? Bakiye süre ücreti,

MA
Mustafa A.

Bu yazıda işe iade davası ve sonuçları ile işin sona ermesi sebebiyle yapılan feshin işe iade ile ilgisi anlatılacaktır. 1-İŞE İADE DAVASI İşe iade davası, hukukumuzda iş güvencesi

MA
Mustafa A.

İş yerinde sözlü tacize uğradınız mı? Haklarınızı öğrenin: ispat, delil toplama, şikayet, ALO 170, 4857 İş Kanunu, haklı fesih, mobbing, cinsel taciz dava.

Patronum tarafından darp edildim, ne yapmalıyım? Hızla hukuki süreç başlatın, savcılığa başvurun. Haklarınızı öğrenin, tazminat talep edin!