2026 adli tatil takvimi: başlangıç, bitiş ve 1 Eylül yeni adli yıl
2026 adli tatil başlangıç tarihi
2026 adli tatil, 20 Temmuz 2026 Pazartesi günü başlar. Bu tarih her yıl kanunla sabitlenmiştir. Pratikte adliyelerde duruşma yoğunluğu azalır; ancak mahkemeler tamamen kapanmaz. Nöbetçi mahkemeler ve ivedi işler için işleyiş devam eder.
Takvim planı yaparken şu ayrımı akılda tutmak önemli: Adli tatil, “tüm işlemler durur” anlamına gelmez. Hangi dosyada hangi işlemlerin yapılabileceği, davanın türüne ve işin ivediliğine göre değişir. Bu nedenle özellikle süreye bağlı başvurularda (itiraz, istinaf, temyiz gibi) dosyanın kapsamı ayrıca kontrol edilmelidir.
2026 adli tatil bitiş tarihi
2026 adli tatil, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü sona erer. 31 Ağustos, adli tatilin son günüdür. Ertesi gün itibarıyla adliyelerde “normal iş düzeni” kademeli olarak geri gelir ve duruşma takvimleri yeniden hızlanır.
Adli tatilin bitiş tarihi, sadece duruşma günlerini değil, bazı usul sürelerinin nasıl hesaplanacağını da etkiler. Son günün tatile denk gelmesi gibi durumlarda, kanunların öngördüğü uzama kuralları devreye girebilir. Bu konuya yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıca değineceğiz.
Yeni adli yıl ne zaman başlar?
Yeni adli yıl, 1 Eylül 2026 Salı günü başlar. Uygulamada 1 Eylül, mahkemelerin ve kalemlerin tam kapasiteye dönmeye başladığı tarihtir.
Resmî çerçeve ve genel hatlarıyla adli tatil takvimini doğrulamak için Türkiye Barolar Birliği’nin bilgilendirmelerine de bakabilirsiniz: Türkiye Barolar Birliği.
Adli tatil nedir, mahkemeler tamamen kapanır mı?
Nöbetçi mahkeme düzeni nasıl işler?
Adli tatil, yargı teşkilatının yaz döneminde duruşma ve iş yükünü azaltan bir çalışma rejimidir. Ancak “adliyeler kapanıyor” gibi düşünülmemelidir. Adli tatilde de belirli mahkemeler ve birimler nöbetçi olarak görev yapar. Amaç, gecikmesi halinde telafisi zor zarar doğurabilecek işlerin aksamamasıdır.
Nöbetçi mahkeme düzeninde şunlar öne çıkar: Dosyanız hangi mahkemede olursa olsun, acil nitelikteki talep ve başvurular belirlenen nöbetçi mahkeme üzerinden değerlendirilebilir. Örneğin koruma tedbirleri, ihtiyati tedbir talepleri, bazı aile hukuku acil başvuruları ve tutukluluğa ilişkin incelemeler adli tatilde de gündeme gelebilir. Kalemler de tamamen kapalı değildir; evrak kaydı, bazı müzekkere ve yazışmalar, UYAP üzerinden yapılan işlemler adliyeden adliyeye değişen yoğunlukla yürür.
Buradaki kritik nokta şu: Nöbetçi mahkeme, “her işi aynı hızla gören” bir yer değil, ivedi işleri önceliklendiren bir mekanizmadır. Bu yüzden tatilde yapılan işlem sayısı azalır, işlem süreleri uzayabilir.
Duruşmalar genelde ertelenir mi?
Evet, uygulamada duruşmaların büyük bölümü adli tatil sonrasına bırakılır. Özellikle rutin yargılama duruşmaları için mahkemeler çoğunlukla Eylül ve sonrasına gün verir. Buna rağmen, dosyanın niteliğine göre mahkeme adli tatilde de duruşma yapabilir veya tarafların talebiyle ivedi bir işlem planlayabilir.
Yine de güvenli yaklaşım şudur: Duruşma gününüz ve yapılacak işlemler “nasıl olsa tatil” denilerek varsayılmamalı; dosyada verilen ara kararlar, tensip ve tebligatlar mutlaka kontrol edilmelidir. Çünkü bazı işlemler duruşma yapılmasa bile evrak üzerinden ilerleyebilir ve süreler açısından hak kaybı riski doğabilir.
Adli tatilde hangi dava ve işler görülmeye devam eder?
Acil aile hukuku işleri (nafaka, velayet, koruma)
Adli tatilde en sık işlem yapılan alanların başında aile hukuku gelir. Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler, adli tatilde de görülebilen işler arasındadır. Bu nedenle özellikle çocukla kişisel ilişki, geçici velayet düzeni, tedbir nafakası gibi “beklemeye gelmeyen” taleplerde dosya adli tatilde de ilerleyebilir.
Ayrıca şiddet iddiası içeren ve koruma ihtiyacı doğuran başvurularda da (örneğin uzaklaştırma, iletişim yoluyla rahatsız etmenin engellenmesi gibi) kararlar nöbet sistemi içinde alınabilir. Burada önemli olan, talebin “acil” niteliğinin somut olayla ortaya konmasıdır.
Tutukluluk ve koruma tedbirleri
Ceza yargılamasında adli tatil, tutukluluk gibi kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen konularda “bekleme” anlamına gelmez. Tutukluluk incelemeleri, tutukluluğun devamı veya tahliye talepleri ve bazı koruma tedbirlerine ilişkin değerlendirmeler adli tatilde de yürütülür. Uygulamada bu işlemler, nöbetçi sulh ceza hakimlikleri ve ilgili mahkemeler üzerinden sürer.
Gecikmesinde sakınca olan tedbir ve haciz işlemleri
Hukuk yargılamasında adli tatilde en tipik örnekler, geçici hukuki koruma başlıklarıdır. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi talepler ile bunlara karşı itiraz ve başvurular, adli tatilde de karara bağlanabilir. Bu çerçeve, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun adli tatilde görülecek işleri sayan düzenlemesinde açıkça yer alır: Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
Sık sorulan dosyalar: boşanma, işçilik alacağı, tahliye
Boşanma davaları, kural olarak adli tatilde otomatik biçimde “görülür” dosyalardan değildir. Ancak dosyada nafaka, velayet, vesayet gibi adli tatilde görülebilen talepler varsa, bu başlıklar bakımından mahkemeden ivedi işlem istenebilir.
İşçilik alacağı dosyalarında, işçinin hizmet ilişkisinden doğan bazı davaları adli tatil kapsamında değerlendirilebildiğinden, “dosya kesinlikle bekler” demek doğru olmaz. Buna rağmen her dosyanın kapsamı ve mahkemenin uygulaması farklı olabilir.
Tahliye (kiracı tahliyesi) uyuşmazlıklarında ise çoğu durumda duruşmalar tatil sonrasına kalır. Yine de ihtiyati tedbir, delil tespiti veya icra aşamasında acil değerlendirme gerektiren bir durum varsa, dosyanın niteliğine göre adli tatilde de işlem yapılması mümkün olabilir.
Adli tatilde süreler nasıl etkilenir, son gün tatile denk gelirse ne olur?
Adli tatilin süreleri uzatması mı durdurması mı?
Adli tatilde süreler açısından en doğru ifade şudur: Her süre “durmaz”; ama adli tatile tabi dava ve işlerde, HMK’nın öngördüğü bazı süreler için otomatik uzama kuralı devreye girer. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 104’e göre, adli tatile tabi bir işte sürenin son günü adli tatile denk gelirse, ayrıca karar alınmasına gerek olmadan bu süre adli tatilin bittiği günden itibaren 1 hafta uzamış sayılır.
Burada iki önemli sınır var:
- Bu uzama, kural olarak HMK’nın tayin ettiği (kanunda düzenlenen) süreler için gündeme gelir. Özel kanunlarda yer alan bazı hak düşürücü süreler veya maddi hukuka ilişkin süreler her zaman bu kapsama girmeyebilir.
- Adli tatilde görülmesi öngörülen “acele işler” (örneğin ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi) bakımından, uygulamada sürelerin adli tatil gerekçesiyle uzadığı varsayımı risklidir. Dosyanın hangi kategoriye girdiği mutlaka netleştirilmelidir.
Süre hesabına kısa örnek
Örnek: Adli tatile tabi bir hukuk davasında, HMK’ya göre 2 haftalık bir süre verildiğini düşünün ve bu sürenin son günü 10 Ağustos 2026 tarihine denk gelsin. 10 Ağustos, 2026 adli tatil dönemi içinde kaldığı için süre, HMK m. 104 uyarınca 31 Ağustos 2026’dan itibaren 1 hafta uzar. Bu durumda son gün, genel hesapla 7 Eylül 2026 olur.
Not: Somut dosyada tebligat tarihi, verilen sürenin türü ve işin adli tatilde görülen işlerden olup olmadığı sonucu değiştirebilir. Bu yüzden “uzadı” varsayımıyla hareket etmek yerine dosya bazında kontrol etmek en güvenlisidir.
Adli tatilde dava açma ve dilekçe verme mümkün mü?
UYAP ve kalem işlemleri tatilde yapılır mı?
Evet. Adli tatilde dava açmak ve dilekçe vermek mümkündür. Çünkü adli tatil, “kapıya kilit vurma” dönemi değil; yargının daha sınırlı personel ve nöbet düzeniyle çalıştığı bir dönemdir. Nitekim uygulamada dava dilekçesi, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile cevap dilekçelerinin alınması gibi işlemler adli tatilde de yürüyebilir.
Bu noktada UYAP büyük kolaylık sağlar. UYAP üzerinden dosya sorgulama, evrak gönderme ve birçok başvuru, tatil döneminde de yapılabilir. Vatandaşlar açısından en pratik yol, UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya takibi ve uygun işlemlerdir. Fiziki kalem işlemlerinde ise adliyeye göre değişmekle birlikte mesai ve personel daha sınırlı olabileceği için işlem süreleri uzayabilir.
Tebligat ve itiraz süreleri tatilde nasıl işler?
Adli tatilde tebligat çıkması ve tebligatın taraflara ulaşması mümkündür. Bu nedenle “tatilde tebligat gelmez” varsayımı doğru değildir. Özellikle elektronik tebligatta, belge elektronik adrese ulaştıktan sonra kanunun öngördüğü “yapılmış sayılma” tarihi esas alınır ve süreler buna göre başlayabilir.
İtiraz, istinaf, temyiz gibi kanun yolu süreleri açısından ise tek bir cümleyle kural koymak risklidir. Çünkü adli tatilin süreye etkisi, işin adli tatile tabi olup olmamasına ve kanundaki uzama hükmünün o işte uygulanıp uygulanmadığına göre değişir. Güvenli yaklaşım şudur: Tebligat geldiği anda süreyi dosya türüne göre hesaplayın, tereddütte kalırsanız son güne bırakmadan hukuki destek alın.
Adli tatil ile idari yargıda çalışmaya ara verme aynı mı?
İdari yargıda tarihler nasıl belirlenir?
Adli yargıdaki “adli tatil” ile idari yargıdaki “çalışmaya ara verme” mantık olarak benzerdir: Yaz döneminde yargılama faaliyeti azalır, nöbet düzeniyle acil işler yürür. Ancak aynı kavram değildir. İdari yargıda bu dönem, 2577 sayılı İYUK’ta “çalışmaya ara verme” olarak düzenlenir ve takvim yine 20 Temmuz-31 Ağustos aralığıdır; 1 Eylül itibarıyla normal düzene dönülür.
Süreler bakımından da ayrı bir düzenleme vardır. İYUK’a göre, bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa, süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılır. Bu kural pratikte özellikle vergi ve idare davalarında dava açma, itiraz ve kanun yolu süreleri açısından önem taşır. Yine de her dosyada “uzama kesin var” gibi hareket etmek doğru olmaz. Sürenin kaynağı (İYUK süresi mi, özel kanun süresi mi) ve işlemin niteliği sonucu değiştirebilir.
Hangi yargı kolunda olduğumu nasıl anlarım?
En pratik ölçüt, davanın tarafı ve mahkeme adıdır:
- İdari yargı genelde idareye karşı açılan davalardır. “İptal davası” ve “tam yargı davası” tipiktir. Mahkeme adı çoğunlukla İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi veya Bölge İdare Mahkemesi şeklindedir.
- Adli yargı ise kişiler ve özel hukuk ilişkileri arasındaki uyuşmazlıkları kapsar. Mahkeme adları genelde Asliye Hukuk, İş, Aile, Sulh Hukuk, Asliye Ceza gibi görünür.
Dosyanızın hangi yargı kolunda olduğunu UYAP’ta “mahkeme türü” bölümünden de net biçimde görebilirsiniz.