Toggle sidebar
İstinaf Mahkemesi Hangi Kararları Verebilir?

İstinaf Mahkemesi Hangi Kararları Verebilir?

29 dakika

İstinaf Mahkemesi hangi kararları verebilir?” Hukukta ve cezada istinaf sürecinde en çok merak edilen soru bu. Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı hem usul hem esas yönünden inceler; sadece “hata var mı?” diye bakmaz, gerektiğinde yeni değerlendirme de yapar. Peki sonuçta ne olur: istinaf başvurusunun esastan reddi, “düzelterek ret”, kararın kaldırılması ve dosyanın geri gönderilmesi ya da doğrudan “yeniden hüküm” kurulması gibi seçenekler vardır.

Bu yazıda, HMK ve CMK çerçevesinde; duruşmasız verilecek kararlar, duruşmalı inceleme, hangi kararların temyize açık hangilerinin kesin olduğu ve pratik örneklerle karar türleri adım adım ele alınacak. Kısacası, “İstinaf Mahkemesi hangi kararları verebilir?” sorusunun net bir yol haritasını bulacaksınız.

İstinaf Mahkemesi ve Kanun Yolu Kavramı

İstinaf Mahkemesi Nedir?

İstinaf Mahkemesi, ilk derece mahkemelerinin vermiş olduğu kararların incelenmesi için başvurulan ikinci derece bir yargı mercidir. Türkiye’de hukuk ve ceza alanında, bölge adliye mahkemeleri ile bölge idare mahkemeleri, istinaf mahkemesi olarak görev yapar. İstinaf mahkemesi, klasik anlamda bir temyiz yolu değildir. Bu mahkemeler, verilen kararlar üzerindeki maddi ve hukuki denetimi yapmakla yükümlüdür. Yani, dosya üzerinde hem olayla ilgili hem de hukukla ilgili yeni bir inceleme yapar. Kısaca, taraflar ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olduğunu düşünüyorsa, bu karara karşı istinaf mahkemesine başvurarak kararın yeniden değerlendirilmesini talep edebilir. Bu başvuruya da istinaf kanun yolu denir.

İstinaf ve Temyiz Arasındaki Farklar

İstinaf ve temyiz arasında birkaç temel fark bulunur. İstinaf yolunda dosya yeniden incelenir, gerekirse duruşma yapılır ve yeni deliller değerlendirilebilir. Yani, olaylar tekrar gözden geçirilir ve mahkeme tüm dosya üzerinden yeniden karar verir. Temyiz yolu ise, genellikle Yargıtay veya Danıştay nezdinde uygulanır. Burada, mahkemenin kararının sadece hukuka uygunluğu denetlenir. Olayın yeniden değerlendirilmesi söz konusu değildir.

En önemli farklardan biri, istinafta yeni bir hüküm kurulabilmesi, eksiklikler varsa tamamlanabilmesi ve kararın esastan değiştirilebilmesidir. Oysa, temyiz yargılamasında mahkeme kararının sadece hukuka uygun olup olmadığı incelenir ve bozma ya da onama kararı verilir; yeni bir hüküm kurulmaz. Taraflar, genellikle ilk olarak istinaf yoluna, istinaftan sonra ise temyiz yoluna başvurur.

İstinaf Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

İstinaf mahkemesinin en önemli görevlerinden biri, ilk derece mahkemesinin verdiği kararları hem olay hem de hukuk yönünden incelemektir. Mahkeme, başvuru üzerine dosyayı ayrıntılı biçimde inceler. Gerekirse, duruşma açıp tarafları ve tanıkları dinleyebilir, yeni delil toplayabilir. Ayrıca, mahkemenin eksik gördüğü hususları tamamlayarak yeniden ve esaslı bir karar verebilir.

Yetkileri arasında;

  • Kararın aynen onanması (yani değişmeden kabul edilmesi)
  • Kararın kaldırılması (bozulması) ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi
  • Kararda düzeltme yaparak onama
  • Yeni bir hüküm kurma
  • Davanın tamamen veya kısmen yeniden görülmesine karar verme

bulunur.

Sonuç olarak, istinaf mahkemesi, hem olay hem de hukuk yönünden inceleme yapma, yeni karar verme ve eksiklikleri giderme yetkisine sahip, çok önemli bir kanun yolu kurumudur. Özellikle adil yargılanma hakkının korunması için istinaf mekanizmasının büyük önemi vardır.

Hangi Kararlara Karşı İstinaf Yoluna Gidilebilir?

İstinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Buna göre, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi yahut kabulüne ilişkin, itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna gidilebilir. Yani, mahkemenin dosyayı tamamen sonuçlandırdığı kararlar ve bazı özel ara kararlar istinaf incelemesine tabidir.

Ayrıca, icra mahkemeleri kararları da belirli bir parasal sınırı geçiyorsa istinafa açık olur. Kararın nihai olmasına, yani davayı tamamen sona erdirmesine dikkat edilmelidir.

Kanunen İstinaf Edilemeyen Kararlar

Her karar istinafa tabi değildir. Kanunen istinafa edilemeyen kararlar arasında, belirli bir parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin hükümler başta gelir. Buna göre, 2024 yılı için belirlenen istinaf sınırını (örneğin, hukuk davalarında 28.250 TL gibi) geçmeyen kararlar, kesin karar sayılır ve istinafa götürülemez. Ayrıca, bazı özel kanunlarda açıkça istinaf kanun yolunun kapalı olduğu düzenlenmiş olabilir. Yargılama sırasında verilen ve tek başına hüküm oluşturmayan ara kararların büyük kısmı da istinafa konu olamaz; ancak istisna olarak, ihtiyati haciz veya tedbir kararları istinafa tabidir.

Unutmayın, miktar bakımından kesin olan davalara ilişkin verilen kararlara karşı da istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinafa Uygunluk ve Sınır Değerler

İstinaf yoluna başvuru için bazı parasal sınırlar vardır. Hukuk davalarında, kararın konusu olan miktar veya değer 2024 yılı için 28.250 TL’yi (her yıl güncellenmektedir) aşıyorsa, istinafa gitmek mümkündür. Ceza davalarında ise hükmedilen para cezası veya hapis cezası belirli sınırları geçmezse karar kesin olur ve istinafa gidilemez.

İcra ve iflas hukukunda da farklı sınır değerler uygulanır ve bu sınırlar ilgili kanun ve yıl için ayrı ayrı belirlenir. Bu sınırların altında kalan kararlar, doğrudan kesinleşir. Ancak manevi tazminat davalarında parasal sınır aranmaz; yani miktara bakılmaksızın istinaf edilebilir.

Parasal sınırı hesabında dava değeri, mahkeme kararıyla tayin edilen miktar esas alınır.

Ceza ve Hukuk Davalarında İstinafa Tabi Kararlar

Ceza ve hukuk davalarında istinafa tabi kararlar farklılık gösterebilir. Hukuk davalarında, özetle; nihai kararlar, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları istinafa tabidir. Ceza davalarında ise, verilen hapis ve adli para cezaları belirli bir sınırı geçtiğinde istinafa konu olabilir. Örneğin, 2024 yılında beş yıl ve altında hapis cezalarına ve miktarı ne olursa olsun adli para cezası içeren kararlara karşı istinafa başvurulabilir; fakat bu kararlar bazı durumlarda temyize kapalı olabilir.

Kısacası, her iki yargı türünde de istinafa tabi olup olmama koşulları, kararın niteliğine (nihai olup olmamasına) ve parasal sınırına bağlıdır. Güncel sınır değerlerine ve davanın türüne dikkat ederek hareket etmek gerekir.

Not: Her yıl belirlenen parasal sınırlar güncellenmektedir, bu nedenle güncel sınırın kontrol edilmesi önemlidir.

İstinaf Başvuru Şartları

İstinaf başvurusu yapabilmek için bazı şartların yerine getirilmiş olması gerekir. İstinaf başvuru şartları arasında en önemlisi, verilen kararın mahiyetinin istinafa elverişli olmasıdır. Yani, kanunen istinafa tabi olan bir karar olmalıdır. Ayrıca kararın, mahkeme tarafından tamamen veya kısmen hükme bağlanmış ve taraflara tebliğ edilmiş olması gerekmektedir.

İstinaf başvurusunda sadece taraflar veya vekilleri bulunabilir. Kararın davaya katılan veya müdahil olan üçüncü kişiler tarafından istinafa götürülmesi için, davayla ilgili menfaatinin varlığı aranır. Bir diğer önemli şart da, yetkili ve görevli mahkemeye başvurunun yapılmasıdır. İstinaf başvurusu eksiksiz, usulüne uygun ve açıkça anlaşılır şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde başvuru reddedilebilir.

Başvuru Süresi ve Dilekçe

Başvuru süresi, istinaf yoluna başvuracak kişiler için oldukça kritik bir konudur. Kararın usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren genellikle iki hafta içinde istinaf dilekçesi verilmelidir. Bu süre hem hukuk hem de ceza yargılamalarında en sık karşılaşılan süredir fakat bazı davalarda farklı süreler uygulanabilir. Süre geçirildiğinde yapılan başvurular kabul edilmez ve karar kesinleşir.

İstinafa başvurulurken bir istinaf dilekçesi hazırlanır. Dilekçede, kararın hangi yönlerden hatalı görüldüğü, gerekçeler ve inceleme talepleri açıkça belirtilmelidir. Dilekçenin mahkeme kayıtlarına geçirilmesi ve karşı tarafa bildirilmesi gerekir. Dilekçenin eksiksiz ve düzenli biçimde hazırlanması, süreçte sorun yaşanmaması için önemlidir.

İstinaf Yolunda Sürelerin Hesaplanması

İstinaf yolunda sürelerin hesaplanması, uygulamada sık hata yapılan bir noktadır. Süre, kararın ilgili tarafa tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Yani taraf kararın içeriğini öğrendikten sonra süre işlemeye koyulur. Eğer karar taraflara yanlış ya da eksik tebliğ edilirse, süre başlamaz ya da yanlış hesaplanır.

Resmi tatil günleri ve hafta sonları süre hesabında dikkate alınmaz, süre son günü resmi tatile denk gelirse takip eden ilk iş günü sürenin sonu olarak kabul edilir. Özellikle elektronik tebligata tabi davalarda, tebligatın sistemde görüldüğü tarih önemlidir. Dava türüne göre farklı süreler olabilse de, genelde 2 haftalık süreye dikkat edilmelidir.

İstinaf Başvurusunun İcraya Etkisi

İstinaf başvurusunun en önemli sonuçlarından biri, başvurunun ilamın icrasını durdurup durdurmadığıdır. Genel olarak istinaf başvurusu, kararın kesinleşmesini engeller, böylece karar icra edilemez. Ancak bazı karar türlerinde istinaf başvurusu icranın durmasına neden olmaz. Özellikle geçici hukuki koruma kararları veya bazı tedbir kararları, istinafa başvurulsa bile derhal uygulanabilir.

Ceza davalarında mahkemenin verdiği hüküm, istinaf süreci beklenmeden infaz edilemez, istinaf kesinleşme şartı aranır. Hukuk davalarında ise, kesinleşme şerhi gerekmekte ve icra takibinin başlatılması için kararın kesinleşmiş olması şarttır. Ancak taraflar arası ihtilaflı ve acil durumlarda, mahkemenin ara kararı istinafa gidilse de uygulanmaya devam edebilir.

Bu nedenle, istinafa başvuracak kişilerin başvuru süresini ve başvuru şartlarını iyi bilmesi, hak kaybı olmadan işlem yapabilmesi ve kararın icrasının etkilenip etkilenmeyeceğini bilmesi çok önemlidir.

Ön İnceleme

Ön inceleme, istinaf incelemesinin ilk aşaması olarak karşımıza çıkar. İstinaf mahkemesi, ön incelemede gelen başvurunun usul yönünden uygun olup olmadığını değerlendirir. Burada mahkeme, sürenin geçip geçmediğini, başvuran kişinin başvuru hakkı bulunup bulunmadığını ve başvurunun gerekli belgeleri içerip içermediğini kontrol eder. Eksik veya yanlış bir durum varsa başvuru reddedilebilir ya da eksikliklerin giderilmesi için süre verilebilir. Böylece, istinaf incelemesi için uygun dosyalar esas incelemeye geçebilir. Yani ön inceleme, başvurunun eleme aşamasıdır.

Esas İnceleme

Esas inceleme aşamasında, istinaf mahkemesi başvurunun esasına girer ve dava dosyasını incelemeye başlar. Bu aşamada mahkeme, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hem hukuk hem de olay bakımından doğru olup olmadığını değerlendirir. Deliller, tanıklar, bilirkişi raporları yani tüm dava dosyası yeniden gözden geçirilir. İstinaf mahkemesi, olayda yeni bir değerlendirme yapabilir ve kararın doğru olup olmadığına karar verir. Esas inceleme, davanın özüyle ilgili tüm yönleri kapsar.

Duruşmalı ve Duruşmasız İnceleme

Duruşmalı ve duruşmasız inceleme, istinaf mahkemesinde davanın görülme şekillerini ifade eder. Eğer tarafların talebi varsa ve gerekli görülürse duruşma açılarak taraflar dinlenir. Bu durumda taraflar, hakimin huzurunda savunmalarını yapar ve yeni deliller sunabilirler. Ancak çoğu davada, istinaf mahkemesi duruşma açmadan yalnızca dosya üzerinden, evrak incelemesiyle karar verir. Duruşmasız incelemede, yazılı deliller ve dosyadaki belgeler esas alınır. Hangi şekilde inceleme yapılacağına mahkeme karar verir.

Yeni Delil Sunulması ve Değerlendirme

İstinaf aşamasında, yeni delil sunulması mümkündür fakat bunun da bazı kuralları vardır. Taraflar, ilk derece mahkemesinde sunamadıkları bir delili, istinafta haklı bir gerekçe ile ileri sürebilirler. Sunulan yeni deliller mahkeme tarafından değerlendirilir. Mahkeme bu yeni delili yerinde bulursa bunu genel değerlendirmeye dahil eder. Ancak, keyfi olarak veya geçerli bir mazereti olmadan sunulan yeni deliller genellikle kabul edilmez.

İddia ve Savunmanın Değiştirilmesi Yasağı

İddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı, istinaf yargılamasında çok önemli bir kuraldır. Genel olarak taraflar, ilk derece mahkemesinde ileri sürdükleri iddia ve savunmalarla bağlıdır. İstinaf aşamasında yeni bir iddia veya farklı bir savunma ileri sürülemez. Ancak bir istisna vardır: Taraflar, ilk derece mahkemesinde ileri süremedikleri bir iddiayı veya savunmayı istinafta ileri süreceklerse bunun geçerli bir nedeninin olması gerekir. Bu kuralın amacı, yargılamanın uzamasını önlemek ve adil bir karar oluşmasını sağlamaktır.

İstinaf Mahkemesinin Verebileceği Kararlar

Kararı Onama (Esastan Red)

Kararı onama, istinaf başvurusu üzerine istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını yerinde bularak aynen kabul etmesi anlamına gelir. Yani başvuran kişinin itirazını reddeder ve ilk karar geçerli olur. Kararı onama çoğunlukla dosya üzerinde yapılan incelemelerle verilir. Eğer dosyada usule veya esasa aykırı bir hata yoksa, istinaf mahkemesi bu yolla davayı sonuçlandırır. Böylece ilk derece mahkemesinin verdiği karar kesinleşmiş olur.

Kararı Bozma (Hükmün Kaldırılması ve Geri Gönderme)

Kararı bozma ise, istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararında ciddi bir hata tespit etmesi durumunda başvurulan yoldur. Mahkeme, ilk kararı kaldırır ve genelde davayı tekrar görülmek üzere ilgili mahkemeye geri gönderir. Bu işlem, esasen bir “düzeltme” anlamı taşır ve olayın tekrar incelenerek doğru karar verilmesini sağlar. Özellikle maddi delillerin yanlış değerlendirilmesi veya ciddi usul hataları olması halinde bu yola gidilir.

Kararı Düzelterek Onama

Kararı düzelterek onama, istinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararında küçük bir hata veya eksiklik bulması; fakat bu hatanın kararın esasını etkilemediğine kanaat getirmesi durumunda uygulanır. Mahkeme, karardaki hatayı düzeltir ve kararın kalan kısmını onar. Bu şekilde düzeltilmiş karar kesinleşir ve taraflar için bağlayıcı olur. Özellikle maddi hatalar veya yazım yanlışları düzeltilerek karar aynen korunur.

Yeni Hüküm Kurma

Yeni hüküm kurma, istinaf mahkemesinin olayın tüm yönlerini değerlendirip, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak doğrudan kendi hükmünü vermesi anlamına gelir. Burada mahkeme, adeta ilk derece mahkemesi gibi davranarak, olayın çözümünü kendisi yapar. Tarafların sunduğu yeni deliller ve mevcut bilgiler ışığında davaya yeni bir karar verir. Bu yöntem, istinafın hem bir denetim hem de yeniden yargılama mercii olmasından kaynağını alır.

Davanın Yeniden Görülmesi Kararı

Davanın yeniden görülmesi kararı, özellikle ilk derece mahkemesinde yargılamada eksiklik yapılmışsa, tüm delillerin tekrar toplanması gerekirse verilir. İstinaf mahkemesi bu durumda dosyayı geri göndererek eksiklerin tamamlanmasını ister. Böylece süreç baştan sağlıklı bir şekilde yürütülür ve tarafların hak kaybı yaşamaması amaçlanır.

Kısmi Bozma ve Onama

Kısmi bozma ve onama, dosyanın bazı bölümlerinin doğru, bazılarının hatalı olduğuna karar verilmesi halinde uygulanır. Örneğin, birden fazla talep içeren davalarda istinaf mahkemesi, taleplerden bazılarını onaylayıp bazılarını bozabilir. Böylece sadece yanlış bulunan bölümler tekrar görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir, doğru olanlar ise onanarak kesinleşir.

Dava Dışı İşlemler ve Geçici Tedbir Kararları

Dava dışı işlemler ve geçici tedbir kararları ise doğrudan davanın esasına ilişkin olmayan; ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi konularla ilgili istinaf incelemelerinde verilen kararlardır. İstinaf mahkemesi, yerinde görmezse geçici davayı veya koruma kararını kaldırabilir ya da uygun bulursa onaylayabilir. Bu tür kararlar, genellikle mahkemelerin esas hakkındaki kararlarından ayrı olarak değerlendirilir ve hızlıca sonuçlandırılır.

İstinaf mahkemesinin verebileceği bu kararlar, adaletin sağlanması ve yargılamanın doğru yürümesi açısından çok önemlidir. Her bir karar türü, karşılaşılan durumun niteliğine göre kullanılır ve vatandaşların adil yargılanma hakkını korumak için yasalarda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Kesin Kararlar ve Temyiz Yoluna Başvuru

İstinaf Mahkemesinin Kesin Kararları

İstinaf mahkemesinin kesin kararları, kanunlara göre artık bir üst yargı merciine gidilemeyen kararlardır. Yani istinaf aşamasında verilen bazı kararlar, temyiz edilemeden kesinleşmiş sayılır. Özellikle belirli bir para miktarının altındaki ya da tarafların anlaşması ile kesinleşen kararlar için bu durum geçerlidir.

Kesin olarak verilen kararlar, taraflar açısından bağlayıcıdır. Eğer bir karar kesin hüküm niteliği taşıyorsa, aynı konu tekrar dava edilemez. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kararın içeriğine ve dayandığı yasal sınırlara bakılması gerektiğidir. Özellikle hukuk davalarında, kararın değerinin kanunda yazılı sınırın altında kalması halinde istinaf sonrası dosya temyiz edilemez.

Temyiz Edilebilen İstinaf Kararları

Temyiz edilebilen istinaf kararları, istinaf mahkemesi tarafından verilmiş olup kanunen temyiz yoluna açık olan kararlardır. Özellikle, belirli sınırların üstünde olan davalarda veya kamu düzenine ilişkin önemli konularda verilen kararlar Yargıtay’a götürülebilir. Böylece, üst derece mahkemede tekrar incelenme hakkı doğar.

Temyiz yolu açık olan kararlar için tarafların bir dilekçe ile belirli süre içinde temyize başvurmaları gerekir. Başvurmazlarsa karar kesinleşir ve uygulamaya konulur. Özellikle ceza davalarında verilen bazı kararlar, taraflar açısından temyiz yolu ile bir kez daha gözden geçirilebilir. Bu da yargılamanın daha adil ve doğru sonuçlanmasını sağlar.

Kesin Hüküm ve Usulüne Uygunluk

Kesin hüküm, bir kararın artık tamamen bağlayıcı hale gelmesidir. Bir mahkeme kararı kesinleştiyse, taraflar yeniden aynı konuda dava açamaz. Kesin hüküm verilen kararlar, hem taraflar açısından hem de mahkemeler için bağlayıcıdır ve uygulanması zorunludur.

Usulüne uygunluk ise, kararın hem yasal sürelere hem de kanuni prosedüre uygun olarak çıkması anlamına gelir. Bir karar kesinleşmeden önce taraflara doğru şekilde tebliğ edilmeli, süreler doğru hesabedilmeli ve gerekli başvuru yolları sağlanmalıdır. Eğer usule uygun şekilde kesinleşmeyen bir karar varsa, ileride iptal edilebilir veya tekrar incelenmesi istenebilir.

Sonuç olarak, istinaf mahkemesi kararlarının hangi durumlarda kesinleştiğine, hangi kararlara karşı temyiz yoluna gidilebileceğine ve kesin hükmün ne anlama geldiğine dikkat edilmelidir. Bu konuları doğru bilmek, hak kayıplarının önüne geçer ve yargının sağlıklı işlemesini sağlar.

İstinaf Sürecinde Dikkate Alınan Unsurlar

Delil İncelemesi ve Hukuki Dayanaklar

Delil incelemesi ve hukuki dayanaklar, istinaf mahkemesi sürecinde oldukça önemlidir. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinde sunulan tüm delilleri yeniden inceler, gerektiğinde yeni delillerin toplanmasını isteyebilir. Burada amaç, kararın hukuka uygun şekilde verilip verilmediğini görmek ve maddi gerçeğe ulaşmaktır.

İstinaf aşamasında, taraflar yeni delil sunabilir ancak bu delillerin ilk derece mahkemesinde sunulması mümkün olmuş olmalıdır. İstinaf mahkemesi, delilleri hem şekli hem de maddi anlamda değerlendirerek hukuki dayanakları inceler. Yani mahkemenin karar verirken hangi kanun maddelerine dayandığı ve bu dayanakların doğru kullanılıp kullanılmadığı dikkate alınır.

Bazı durumlarda, ilk derece mahkemesi delilleri eksik incelemiş veya yanlış değerlendirmiş olabilir. İstinaf mahkemesi, böyle eksiklikleri tespit ederse bunları tamamlayabilir ve yeniden değerlendirebilir. Hukuki dayanak eksikliği veya hatası varsa, istinaf bu noktada düzeltme yapabilir.

Usul Kuralları ve Süreç Takibi

İstinaf sürecinde, usul kurallarına ve süreç takibine dikkat edilmesi gerekir. Hukukta usul kuralları, davanın nasıl yürütüleceğini, hangi sürelere dikkat edileceğini ve tarafların ne şekilde başvuru yapabileceğini belirler.

Herhangi bir usul hatası olup olmadığının incelenmesi, istinaf mahkemesinin görevlerinden biridir. Örneğin, dava dilekçesinin usulüne uygun hazırlanıp hazırlanmadığı, tarafların doğru şekilde çağrılıp çağrılmadığı veya mahkemenin tarafsızlığını etkileyen bir unsur olup olmadığı kontrol edilir.

İstinaf incelemesinde süreler çok önemlidir. Başvuru süresinin geçirilmesi ya da usule uygun dilekçe verilmemesi halinde istinaf mahkemesi, başvuruyu reddedebilir. Bunlara dikkat edilmezse hak kaybı yaşanabilir. Bu nedenle sürecin dikkatli ve özenli takibi gereklidir.

Aleyhe Bozma Yasağı

Aleyhe bozma yasağı, istinaf mahkemesinde öne çıkan önemli bir ilkedir. Bu ilkeye göre, yalnızca istinafa başvuran tarafın aleyhine olacak şekilde karar verilemez. Yani eğer istinafa sadece davalı başvurmuşsa, mahkeme davacının lehine olacak bir karar veremez.

Bu, davada adaletli bir sonucun sağlanabilmesi ve başvuru hakkının kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla getirilmiştir. Özellikle ceza davalarında sanığın durumunu ağırlaştıracak bir karar, sadece sanık itiraz etmişse mümkün değildir. Bu yasak, istinaf mahkemesinin sınırlı inceleme yetkisine de işaret eder.

Aleyhe bozma yasağı sayesinde, tarafların istinaf hakkı kullanılırken çekinmeden hareket etmesi amaçlanır. Hiçbir taraf, hatalı bir karara karşı çıktı diye daha kötü bir durumla karşılaşma korkusu yaşamaz.

Kamu Düzenine İlişkin İnceleme

Kamu düzenine ilişkin hususlar, istinaf sürecinde mahkemenin kendiliğinden dikkate alabileceği konular arasındadır. Kamu düzeni, toplum yararını ilgilendiren ve herkes için bağlayıcı olan temel kurallar bütünüdür.

İstinaf mahkemesi, tarafların itirazı olmasa bile kamu düzenine aykırılık olup olmadığını kendiliğinden inceler. Örneğin mahkemenin görev ve yetkisiyle ilgili kritik bir hata varsa, bu durum kamu düzenine aykırılık olarak kabul edilir ve istinaf mahkemesi tarafından ele alınır.

Bazı durumlarda, yargılamada yapılmış ciddi usule aykırılıklar veya hukukun temel ilkelerine aykırı kararlar da kamu düzenini ilgilendirir. Böyle bir durumda, istinaf mahkemesi müdahale ederek, kamu düzeninin korunmasını sağlar.

Sonuç olarak, istinafta kamu düzenine ilişkin inceleme, toplumun genel menfaatinin korunması adına büyük öneme sahiptir ve mahkeme bu tür noktaları öncelikle gözetir.

Sık Karşılaşılan Dava Türlerinde İstinaf Uygulaması

Ceza Davalarında İstinaf Kararları

Ceza davalarında istinaf kararları, özellikle ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerinde verilen hükümlere karşı sıklıkla gündeme gelir. Ceza mahkemesinde çıkan karar, taraflardan biri tarafından uygun kanuni süre içinde istinaf yoluna götürülürse, dosya bölge adliye mahkemesi ceza dairesine taşınır. Ceza davalarında istinaf mahkemesi, hem maddi olayın hem de hukuki yönlerin tekrar incelenmesine olanak tanır. Yani olaylar ve deliller yeniden değerlendirilir, mahkemenin hükmünün usulüne ve yasaya uygun olup olmadığına bakılır.

İstinaf yoluna başvuran sanık veya müşteki, ilk derece mahkemesinin haklı olup olmadığının ikinci bir göz tarafından tekrar incelenmesini sağlar. Buradaki en önemli avantaj, istinafın temyize göre daha kapsamlı bir inceleme yapması ve yanlış kararların erken aşamada düzeltilmesine imkan tanımasıdır.

Ancak tüm ceza kararları istinafa uygun değildir. Cezanın üst sınırı belirli bir düzeyin altındaysa bazı kararlar kesinleşir ve istinafa gidilemez. Örneğin, adli para cezası ya da 5 yıldan az hapis cezası gibi durumlarda istinafa başvuru kısıtlıdır. Bunlar dışında kalan suçlarda ise, özellikle hapis cezası ve ağır cezalı suçlarda istinaf sıklıkla tercih edilir.

Ceza davasında istinaf sonrasında mahkeme ya kararı aynen onaylar, ya değiştirir, ya da hükmü tamamen kaldırabilir. Ayrıca, usul eksikliği ya da yanlış değerlendirme tespit ederse, dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebilir.

Hukuk Davalarında İstinaf Kararları

Hukuk davalarında istinaf kararları, asliye hukuk, sulh hukuk, aile, iş ve tüketici mahkemeleri gibi farklı uzmanlık alanlarında sıkça kullanılmaktadır. İlk derece mahkemesinde verilen kararın haksız, hatalı ya da eksik olduğuna inanan taraf, kanunda belirlenen süre içerisinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapabilir.

Hukuk davalarında istinaf uygulaması, mahkemenin yanlış karar verdiğini düşünen bir taraf için önemli bir hak arama yoludur. İstinaf mahkemesi, gerek maddi gerekse hukuki yönden dosyayı inceler. Taraflar, dava dosyasını genişletebilir, yeni delil ve tanık sunabilirler. Bu, özellikle ilk derece mahkemesinde dikkate alınmayan iddialar ve belgeler için ikinci bir şans demektir.

Ancak, hukuki sınır değerler burada da önemlidir. Örneğin, belirli bir miktarın altında kalan parasal davalarda kararlar kesinleşir ve istinafa gidilemez. Bu sınır her yıl yeniden belirlenir ve mahkemeler tarafından uygulanır.

Hukuk davalarında istinaf sonucunda bölge adliye mahkemesi, kararı tamamen onaylayabilir, düzelterek onaylayabilir, tamamen bozabilir veya dosyayı tekrar ilk dereceye gönderebilir. Bazen de yeni bir karar oluşturur. Özellikle boşanma, alacak, tazminat ve işçilik alacakları gibi konularda istinaf mahkemeleri Türkiye’de yoğun şekilde devreye girer.

Sonuç olarak, ister ceza ister hukuk olsun, istinaf yolunun doğru ve zamanında kullanılması, tarafların haklarının korunması için büyük önem taşır. Özellikle günümüzde yargı süreçlerinin şeffaf ve adil şekilde yürümesini sağlamak adına istinaf mahkemeleri sıkça başvurulan ve önemli bir göreve sahip kurumlardır.

İstinaf Mahkemesinde Duruşma ve Hüküm Süreci

Duruşma Açılmadan Karar Verilmesi

Duruşma açılmadan karar verilmesi, istinaf mahkemesi sürecinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. İstinaf mahkemeleri, dosya üzerinde inceleme yaparak bazı hallerde tarafları duruşmaya çağırmadan karar verebilir. Özellikle kanunen duruşma yapılması zorunlu olmayan, mahkemece yeterli delil ve bilgi bulunan davalarda genellikle bu yöntem tercih edilir. Bu sayede süreç daha hızlı ilerler.

İstinaf sürecinde duruşma açılmadan verilen kararlar genellikle “dosya üzerinden” denir. Hakimler, hem mahkemeye gelen evrakı hem de ilk derece mahkemesi dosyasını detaylıca inceler ve karar oluşturur. Duruşma yapılmadan karar verilmesi, zamandan ve masraftan tasarruf sağlar. Ancak tarafların yeni delil sunmak ya da ek açıklama yapmak istemeleri halinde, mahkeme tarafların taleplerine göre duruşma açılması gerektiğine de karar verebilir.

Tarafların Savunmalarının Dinlenmesi

Tarafların savunmalarının dinlenmesi, istinaf mahkemesi sürecinde adil bir yargılama açısından çok önemlidir. Eğer davanın niteliği veya sunulan yeni deliller, olayların daha iyi anlaşılması için yüz yüze açıklama gerektiriyorsa, mahkeme duruşma açma kararı alabilir. Bu durumda taraflar, vekilleri ile birlikte istinaf mahkemesi huzurunda savunmalarını yapma hakkına sahiptir.

Duruşma günü, genellikle taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilir. Taraflar, iddialarını, savunmalarını ve varsa yeni delillerini duruşmada doğrudan mahkemeye aktarır. Mahkeme, tarafları dinledikten sonra davaya ilişkin son kararını verir. Savunmalar esnasında ortaya çıkan yeni bilgiler veya açıklamalar, istinaf hakimlerinin gerekçeli kararında dikkate alınır.

Kısacası, istinaf mahkemesinde savunmaların dinlenmesi, hak arama özgürlüğünün korunması açısından büyük önem taşır. Mahkeme hem yazılı dilekçeleri hem de sözlü savunmaları değerlendirerek, en adil karara ulaşmaya çalışır.

Başvuru ve İnceleme Aşamaları

Başvuru ve inceleme aşamaları, istinaf ile temyiz arasında dikkat çekici farklılıklar içerir. İstinaf başvurusu, birincil olarak ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı bölge adliye mahkemesine yapılır. Başvuruyu yapmak için genellikle yasada belirtilen süreler vardır. Bu süreler genellikle 2 hafta ile 1 ay arasında değişir ve süre kaçırılırsa hak kaybı yaşanır.

İstinaf incelemesi sırasında, mahkeme hem hukuka uygunluğu hem de olayın esasını inceler. Yani, ilk derece mahkemesinin olayları doğru değerlendirip değerlendirmediğine de bakılır. Taraflar istinaf aşamasında yeni delil sunabilirler ve mahkeme yeni delilleri dikkate alarak yeniden bir karar verebilir. Bu da istinafın daha kapsamlı bir denetim sunduğunu gösterir.

Temyiz başvurusu ise istinaftan geçmiş veya doğrudan temyizi açık olan kararlar için Yargıtay'a yapılır. Temyiz incelemesinde Yargıtay yalnızca kararın hukuka uygunluğunu denetler, olayın esasına ve delillere dokunmaz. Yani burada yeni delil sunmak genellikle mümkün değildir. Yargıtay usulden veya esastan bir hukuka aykırılık bulursa kararı bozabilir, bulamazsa onar.

İnceleme Kapsamı ve Karar Türleri

İnceleme kapsamı ve karar türleri bakımından, istinaf ve temyiz önemli farklılıklara sahiptir. İstinaf mahkemesi hem maddi hukuk hem de usul hukuku açısından inceleme yapabilir. Yani, olayın temelinde bir hata olup olmadığı, delillerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği istinafta tekrar gözden geçirilebilir. Mahkeme, gerektiğinde duruşma da yaparak, yeni delilleri de dikkate alarak, dosya üzerinden veya tarafları dinleyerek karar verir.

Başlıca istinaf karar türleri arasında;

  • Kararın tümden kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi,
  • Kararın düzeltilerek onanması,
  • İlk derece mahkemesi kararının tamamen veya kısmen onanması,
  • Kısmi bozma ve onama,
  • Dosyanın tekrar ilk derece mahkemesine gönderilmesi sayılmaktadır.

Temyizde ise Yargıtay davada yalnızca hukuk normlarına bakar. Delil değerlendirme yetkisi yoktur, dosyadaki bilgi ve belgelerle bağlıdır. Temyiz kararları ise genellikle;

  • Onama,
  • Bozma,
  • Düzeltme,
  • Kısmi onama veya bozma şeklinde olabilir. Yargıtay dosyadaki eksiklikler veya usul hataları nedeniyle de kararı bozabilir.

Kararların Bağlayıcılığı ve Sonuçları

Kararların bağlayıcılığı ve sonuçları, istinaf ve temyiz arasındaki önemli farklardan biridir. İstinaf mahkemesinin kararı genellikle kesinleşmeden önce temyiz yoluna açık olabilir. Ancak, bazı istinaf kararları kanunen kesin olup temyiz edilemez. Kesinleşmiş bir istinaf kararı taraflar için bağlayıcı olur ve tekrar uyuşmazlık konusu yapılamaz.

Temyiz incelemesi sonunda verilen karar, hem alt mahkemeleri hem tarafları bağlar. Yargıtay'ın onama kararıyla birlikte karar kesinleşir, artık bir üst yargı yolu kalmaz. Yargıtay kararı, hukuk sistemi içinde içtihat birliği ve uygulama bütünlüğü açısından da ayrıca önemlidir.

Kısacası, istinaf kararı henüz kesinleşmemiş bir yargı sürecinin sonucu olabilirken, temyiz kararı ile dosya nihai olarak kapanır ve karar herkes için bağlayıcı hale gelir. Özellikle Yargıtay kararları, aynı hukuki konularda mahkemeler için yol gösterici olur ve benzer olaylarda aynı şekilde uygulanır.

İstinaf Mahkemesi Nedir?

İstinaf Mahkemesi nedir diye merak edenler için, bu kurum aslında yargıdaki ikinci bir denetim mercii olarak görev yapar. Yani, ilk derece mahkemesinin verdiği nihai kararların hem maddi hem de hukuki yönden tekrar incelenmesini sağlar. İstinaf, bir tür itiraz yolu olup, mahkemelerin hatalı kararlar vermesini engelleyerek daha adil sonuçlara ulaşmayı hedefler. 2016 yılından beri uygulamada olan İstinaf Mahkemeleri, hem ceza hem de hukuk davalarında faaliyet gösterir. Bu mahkemelerin bir diğer adı "Bölge Adliye Mahkemesi" olarak da karşımıza çıkıyor.

İstinaf kanun yolu, taraflara yargılamada bir hata olup olmadığını denetleme imkanı verir. Ayrıca, istinaf sadece hukuki hata değil, delil değerlendirmesi ve maddi hata varsa onları da inceleyebilir.

İstinaf ve Temyiz Arasındaki Farklar

İstinaf ve temyiz arasındaki farklar, hukuk arayan birçok kişinin kafasını karıştırıyor olabilir. İstinaf Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını hem hukuki hem de maddi anlamda inceler, yani davanın baştan tekrar ele alınmasına imkan tanır. Burada, tanıkların tekrar dinlenmesi, yeni delillerin değerlendirilmesi gibi unsurlar gündeme gelebilir.

Temyiz ise bir üst aşama olup, genellikle Yargıtay tarafından yapılır. Temyizde yalnızca kararın hukuka uygunluğu denetlenir, yani davadaki olaylar tekrar incelenmez. Kısaca özetlemek gerekirse;

  • İstinaf: Kararın hem maddi hem hukuki yönü incelenir, yeni delil toplanabilir.
  • Temyiz: Sadece hukuki denetim yapılır, maddi olay tekrar ele alınmaz.
  • İstinaf kararı sonrası bazı durumlarda temyize gidilebilir.
  • Maddi hata ve usul hatası istinafta düzeltilebilirken, temyizde sadece usul ve hukuk yönüyle hata aranır.

Güncel yasal sınırlara göre, kararın miktarına veya türüne göre istinaf ve temyiz yolları değişebilir. 2024 yılı itibariyle parasal sınırlar konusunda güncel bilgiler için uzman desteği almak önemlidir.

İstinaf Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

İstinaf Mahkemesinin görev ve yetkileri oldukça önemlidir. Bu mahkemeler hukuk ya da ceza alanındaki ilk derece mahkemelerinin verdiği nihai kararları incelemekle yükümlüdür. Gelen başvurular üzerinde, kararın hem şekil hem de esas yönünden denetlenmesini sağlarlar.

İstinaf mahkemeleri şu başlıca görevleri üstlenir:

  • Yerel mahkemelerin hatalı veya adil olmayan kararlarının tekrar incelenmesi,
  • Maddi gerçekliğin ve hukuki uygunluğun bir arada denetlenmesi,
  • Dosya üzerinden ya da gerekirse duruşma açarak inceleme yapabilme,
  • Yeni delil toplanması ve değerlendirilmesi,
  • Mahkeme kararlarını onama, değiştirme ya da bozma yetkisi,
  • Kamu düzenine aykırılık olup olmadığını resen inceleyebilmek.

Özetle, İstinaf Mahkemesi sadece bir üst kontrol mercisi değil, aynı zamanda adil ve doğru kararın alınmasını sağlayan önemli bir düzeltme ve denetim noktasıdır. Hem hukuk hem ceza davalarında etkili rol oynar.

Sıkça Sorulan Sorular

İstinaf incelemesinde dosya üzerinden karar verilir mi, hangi hallerde duruşma açılır?

İstinafta (Bölge Adliye Mahkemesinde) kural, incelemenin duruşmalı yapılmasıdır (HMK m. 356/1). Ancak bazı durumlarda dosya üzerinden duruşma açılmadan karar verilebilir: özellikle HMK m. 353’te sayılan hâllerde (ör. usule ilişkin ciddi eksiklik nedeniyle kararın kaldırılıp dosyanın ilk dereceye gönderilmesi, yeniden yargılama gerektirmeyen hukukî hata/gerekçe düzeltmesi gibi). Ayrıca istinafta ön inceleme de dosya üzerinden yapılır.

İstinaf mahkemesi kararı bozarsa dosya hangi mahkemeye gider ve süreç nasıl işler?

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) “bozma/kaldırma ve geri gönderme” kararı verirse dosya kural olarak kararı veren ilk derece mahkemesine gider; istisnaen BAM, kendi yargı çevresinde uygun gördüğü başka bir yer mahkemesine veya görevli-yetkili mahkemeye de gönderebilir.

İlk derece mahkemesi, bozma gerekçesinde işaret edilen eksik işlemleri (delil toplama/değerlendirme, talep hakkında karar vb.) tamamlayıp yeniden hüküm kurar; yeni hüküm yeniden istinafa (şartları varsa temyize) götürülebilir. Ceza yargılamasında ise BAM’ın bozmasına karşı direnme yoktur.

İstinaf mahkemesi kararı kaldırıp yeniden hüküm kurarsa bu karar ne zaman kesinleşir?

İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) hükmü kaldırıp yeniden hüküm kurduğunda, bu kararın kesinleşmesi temyiz yolunun açık olup olmamasına bağlıdır. Temyiz kapalıysa karar, taraflara tebliğ edildikten sonra kanun yolu süresi içinde başvuru yapılmazsa kesinleşir.

Temyiz açıksa (hukukta genel kural: tebliğden itibaren 2 hafta, cezada 15 gün) süresinde temyiz edilirse kesinleşme, Yargıtay incelemesi sonunda oluşur.

İstinafta delil sunmak mümkün mü, sonradan çıkan delil nasıl bildirilir?

İstinafta kural olarak yeni delile dayanılmaz; ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia-savunma ve yeni deliller dinlenmez. Ancak (i) ilk derece mahkemesinde usulüne uygun gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya (ii) mücbir sebeple daha önce gösterilemeyen deliller, bölge adliye mahkemesince incelenebilir.

Sonradan çıkan delili, öğrenir öğrenmez istinaf dosyasına ek dilekçe ile sunup; öğrenme tarihi, neden daha önce sunulamadığı ve delilin sonuca etkisini açıkça belirtin ve HMK 357/3 kapsamında değerlendirme talep edin.

İstinaf başvurusunda eksik harç veya masraf yatırırsam ne olur, tamamlamak için süre verilir mi?

İstinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve tebliğ giderleri dâhil tüm giderler yatırılmalıdır. Eksik/hiç yatırılmadığı sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme muhtıra ile 1 haftalık kesin süre verip tamamlamanızı ister; bu sürede tamamlanmazsa istinaf başvurusu “yapılmamış sayılır” (pratikte kanun yoluna hiç gidilmemiş gibi sonuç doğurur). Süresinde tamamlarsanız dosya istinaf incelemesine devam eder.

İstinaf dilekçesinde hangi itirazları yazmazsam sonradan ileri süremem riski var mı?

Evet. Hukuk yargılamasında Bölge Adliye Mahkemesi incelemesi kural olarak istinaf dilekçesinde gösterdiğiniz sebeplerle sınırlıdır; bu yüzden dilekçede yazmadığınız birçok usul/esas itirazını sonradan ileri sürme ve incelletme riski doğar.

İstinafta ayrıca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia-savunmalar ile yeni deliller kural olarak dinlenmez (bazı istisnalar hariç).

Ancak kamu düzenine ilişkin aykırılıklar mahkemece re’sen gözetilebilir.

İstinaf mahkemesi gerekçeli kararı yazmadan önce taraflar dosyayı inceleyebilir mi?

Evet. Hukuk yargılamasında taraflar (ve fer’î müdahil), zabıt kâtibinin gözetiminde dava dosyasını inceleyebilir; bu yetki kural olarak dosya istinafta iken ve gerekçeli karar yazılmadan önce de devam eder. Gizli saklanmasına karar verilen belge/tutanaklar ancak hâkimin açık izniyle incelenebilir (HMK m.161). Dosya heyette/raportördeyse uygulamada kalem “dosya şu an işlemde” diyebilir; bu durumda dosyanın kaleme indirilmesi istenerek inceleme yapılır.

İstinaf aşamasında karşı tarafla sulh olursak dosya nasıl kapanır?

İstinaf aşamasında sulh olursanız, Bölge Adliye Mahkemesine sulh protokolünü sunup dosyanın bu nedenle sonuçlandırılmasını talep edersiniz. Mahkeme, sulhe göre karar verilmesini isterseniz protokol içeriğine göre hüküm kurar; istemezseniz “karar verilmesine yer olmadığına” karar vererek davayı sona erdirir. Alternatif olarak, sulh sonrası istinaf başvurusundan feragat edilirse BAM, başvuruyu feragat nedeniyle reddeder.

İstinaf mahkemesi ilk derece kararındaki maddi hatayı kendiliğinden düzeltebilir mi?

Evet; ancak “maddi hata” yazı/hesap yanlışı gibi açık bir hata ise. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi bu tür açık hataları re’sen gözetebilir; yeniden yargılama gerektirmiyorsa ilk derece kararını kaldırıp hatayı düzelterek yeniden hüküm kurabilir.

Buna karşılık “tashih” yoluyla sadece açık hatalar düzeltilebilir; hüküm fıkrasındaki hak/borç dengesini değiştirecek nitelikte esaslı değişiklikler bu yolla yapılamaz ve karar tebliğ edilmişse taraflar dinlenmeden tashih yapılamaz.

İstinaf mahkemesi tanık dinleyebilir mi, hangi şartlarda yeniden tanık dinlenir?

Evet. İstinafta (Bölge Adliye Mahkemesi), kural olarak inceleme dosya üzerinden yapılır; ancak duruşma açılmasına karar verilirse tahkikat yapabilir ve delil toplayabilir. Bu kapsamda tanık da dinlenebilir.

Yeniden tanık dinleme genellikle; ilk derecede tanığın hiç/uygun şekilde dinlenmemiş olması, beyanın hükme etkili ve çelişkili olması veya BAM’ın dosyayı esastan çözüp değerlendirmeyi doğrudan duruşmada yapmasının zorunlu görülmesi hâllerinde gündeme gelir.

İstinaf kararına karşı temyiz yolu açık mı, hangi kararlar temyize götürülebilir?

İstinaf (BAM hukuk dairesi) kararlarına karşı kural olarak temyiz yolu açıktır; temyizi kabil nihai BAM kararları (ve hakem kararının iptali talebi üzerine verilen BAM kararları) tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da temyiz edilebilir. Ancak HMK m.362’de sayılan hallerde temyiz kapalıdır; en yaygın olanı miktar/değere bağlı davalarda temyiz kesinlik sınırının altında kalan BAM kararlarıdır (2026 için 682.000 TL ve altı). Parasal sınırda davanın açıldığı tarih esas alınır.

İstinaf başvurusu icrayı durdurur mu, durdurma için ayrıca ne yapmak gerekir?

İstinaf başvurusu kural olarak icrayı kendiliğinden durdurmaz. (HMK m.350).

İcranın durması için, ilâm kesinleşmeden ilâmlı icraya konulduysa İİK m.36 kapsamında “icranın geri bırakılması (tehir-i icra)” kararı istenmelidir; uygulamada teminat gösterilir ve karar verilinceye kadar icra dairesinden mühlet/mehil alınır. Nafaka ilâmlarında icranın geri bırakılması kararı verilemez.

İstinaf mahkemesi görevsizlik veya yetkisizlik konusunda nasıl karar verebilir?

İstinafta görev/yetki yönünden aykırılık görülürse Bölge Adliye Mahkemesi, HMK m.353/1-a-3 uyarınca esasa girmeden ilk derece kararını kaldırıp dosyayı görevli ve yetkili mahkemeye (veya yargı çevresi içinde uygun göreceği başka yer mahkemesine) duruşma yapmadan ve kesin olarak gönderir.

İlk derece mahkemesinin görevsizlik/yetkisizlik kararı doğruysa, istinaf başvurusu genellikle esastan reddedilir (karar onanmış olur).

İstinaf incelemesi ne kadar sürer, dosyanın hızlanması için yapılabilecek bir şey var mı?

İstinaf incelemesinin kaç günde/ayda biteceğine dair kanunda kesin bir süre yoktur; süre, dosyanın türü ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin iş yüküne göre değişir.

Dosyayı hızlandırmak için genelde şunlar yapılabilir: harç/gider avansı ve tebligat eksiklerini hemen tamamlamak, UYAP’tan dosyanın hangi aşamada olduğunu takip etmek, aciliyet gerekçesi varsa (ör. tedbir/nafaka/çocuğa ilişkin risk) ilgili daireye “ivedilik talebi” dilekçesi vermek.

İstinafta avukat tutmadan süreci yürütürsem en sık hangi hataları yaparım?

İstinafta avukatsız en sık hatalar, başvurunun usulden elenmesine veya incelemenin çok dar kalmasına yol açar. Özellikle şunlara dikkat edin:

  • Süreyi kaçırmak: Genel kural olarak istinaf süresi 2 haftadır ve kararın usulüne uygun tebliğiyle başlar.
  • Harç/gideri eksik yatırmak: Eksikse tamamlatılır; tamamlanmazsa başvuru sonuçsuz kalabilir.
  • Dilekçede sebep–gerekçe–talep sonucunu yazmamak: Zorunlu unsurlar eksik kalır.
  • Somut istinaf sebepleri kurmamak: İnceleme kural olarak dilekçedeki sebeplerle sınırlıdır.
  • Yeni iddia/delil “serbesttir” sanmak: İstinafta yeni iddia/delil ciddi sınırlara tabidir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

İlginizi Çekebilir