Toggle sidebar
Aynen İfa Nedir?

Aynen İfa Nedir?

16 dakika

Aynen ifa, borçlar hukukunda borçlunun sözleşmede üstlendiği edimi değiştirmeden, kararlaştırıldığı şekilde yerine getirmesini isteme yoludur. En çok borçlu temerrüdü ortaya çıktığında gündeme gelir ve alacaklı, hâlâ mümkün olan edimin yapılmasını veya teslimin gerçekleşmesini talep eder; gecikme yüzünden doğan zararı için gecikme tazminatı da isteyebilir. Uygulamada bu talep, satılan malın teslimi, bir işin tamamlanması ya da tapu devri gibi somut sonuçlara odaklanır ve gerektiğinde icra yoluyla desteklenir. En sık hata, edim artık fiilen imkânsızken hâlâ aynen ifada ısrar etmek veya talebi yanlış biçimde tazminat talebiyle karıştırmaktır.

Aynen ifa talebi neyi ifade eder, ne sağlamaz?

İfa, aynen ifa, tazminat ayrımı

İfa, borçlunun borcunu kararlaştırıldığı gibi yerine getirmesidir. Teslim edilecek bir malın teslimi, yapılacak bir işin yapılması veya bir hakkın devri gibi edimlerin gerçekleşmesi ifadır.

Aynen ifa talebi ise “edimi değiştirme, para ile ikame etme” demeden, borcun bizzat sözleşmede kararlaştırılan şekilde yerine getirilmesini istemektir. Özellikle karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, sözleşmeyi ayakta tutarak edimin yerine getirilmesini talep edebilir.

Tazminat ise edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle doğan zararın para ile giderilmesidir. Buradaki kritik ayrım şudur: Aynen ifa, “edimin kendisini”; tazminat, “edim yüzünden doğan zararı” hedefler. Bu yüzden aynen ifa, her zaman otomatik olarak tazminat anlamına gelmez ve tam tersine tazminat da her zaman edimin fiilen yerine getirilmesini sağlamaz.

Aynen ifa ile gecikme tazminatı farkı

Aynen ifa, borcun yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir. Gecikme tazminatı ise borç geç ifa edildiği için alacaklının uğradığı zararın karşılanmasıdır. Yani “edim sonunda ifa edilecek” ama “geç kaldığı için ayrıca zarar doğdu” denilen durumlarda gündeme gelir.

Türk Borçlar Kanunu’nda temerrüt halinde alacaklı, kural olarak borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminatı birlikte isteyebilir (TBK m.125/1). Burada gecikme tazminatı, cezalandırma değildir; somut ve ispatlanabilir zarar kalemleriyle sınırlıdır.

Temel terimler: temerrüt, ek süre, gecikme tazminatı

Temerrüt, borcun muaccel olmasına rağmen borçlunun ifa etmemesi ve şartları varsa alacaklının ihtarıyla borçlunun gecikme sorumluluğunun doğmasıdır. Bazı hallerde vade sözleşmeyle kesin olarak belirlenmişse ayrıca ihtar aranmadan temerrüt gündeme gelebilir (TBK m.117 çerçevesi).

Ek süre, özellikle karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, alacaklının diğer seçimlik haklara geçmeden önce borçluya “uygun bir süre daha” tanımasını ifade eder. Süre gerekip gerekmediği, olayın niteliğine ve kanundaki istisnalara göre değerlendirilir.

Gecikme tazminatı da temerrüt ile bağlantılıdır: borç geç ifa edildiği için doğan zararların istenmesidir. Metnin temelini anlamak için iyi bir başlangıç, güncel Türk Borçlar Kanunu metninde “temerrüt” ve “seçimlik haklar” hükümlerini birlikte okumaktır.

Aynen ifa hangi borçlarda ve hangi edimlerde istenir?

Verme borcunda aynen ifa

Verme borcu, borçlunun bir şeyi teslim etmesi veya bir hakkı devretmesi gibi edimleri kapsar. Aynen ifa talebi, bu tür borçlarda en “doğal” yoldur. Çünkü alacaklı çoğu zaman parayı değil, o şeyi ister.

Uygulamada tipik örnekler şunlardır: satılan malın teslimi, kararlaştırılan miktar ve nitelikte emtianın verilmesi, araç teslimi, taşınmaz satışında tapuda devir ve tescil işlemlerinin tamamlanması. Borcun konusu belirli bir eşya ise (örneğin seri numarası belli bir cihaz), aynen ifa talebi doğrudan “o eşyanın teslimi” üzerinden kurulur. Borç konusu bir cins borcu ise (örneğin belli kalite ve miktarda ürün), aynen ifa “sözleşmeye uygun nitelikte ve miktarda” teslimi hedefler.

Yapma ve yapmama borcunda aynen ifa

Yapma borcu, bir işin yapılmasını veya bir hizmetin yerine getirilmesini ifade eder. Burada aynen ifa, “işin tamamlanması”, “ayıpların giderilmesi” veya “sözleşmede kararlaştırılan standarda uygun şekilde yapılması” gibi somut sonuçlara yönelir.

Yapma borcu yerine getirilmezse, bazı durumlarda alacaklı, edimin kendisi veya başkası tarafından yapılmasına izin verilmesini ve masrafın borçluya yükletilmesini isteyebilir. Bu mekanizma TBK m.113’te düzenlenir ve uygulamada “nama ifa” diye anılır. Güncel metin için Türk Borçlar Kanunu esas alınır.

Yapmama borcunda (rekabet etmeme, belirli bir faaliyeti yapmama gibi) aynen ifa, çoğu kez ihlalin durdurulması ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması şeklinde karşımıza çıkar. İhlal gerçekleşmişse, zararın giderilmesi de ayrıca gündeme gelir.

Para borçlarında durum

Para borcunda aynen ifa, teknik olarak ödemenin bizzat yapılmasıdır. Bu nedenle “aynen ifa davası” dili para alacaklarında daha sınırlı kullanılır. Pratikte alacaklı çoğu zaman para alacağını icra takibiyle veya alacak davasıyla talep eder; gecikme varsa temerrüt faizi ve diğer zarar kalemleri ayrıca değerlendirilir.

Geçerli ifa için aranan şartlar nelerdir?

Kime ifa edilir, kim ifa edebilir?

Geçerli bir ifa için ilk şart, ifa edilen kişinin doğru kişi olmasıdır. Kural olarak borç, alacaklıya veya alacaklının yetkili temsilcisine ifa edilir. Alacaklının açık ya da örtülü yetki verdiği bir kişi (örneğin tahsilat için yetkilendirilmiş vekil) de ifayı kabul edebilir. Yanlış kişiye yapılan ifa, çoğu durumda borcu sona erdirmez. Borçlu iki kez ödeme riskiyle karşılaşabilir.

İfayı kimin yapabileceği bakımından ise kural daha geniştir. Borç, borçlunun kendisi tarafından ifa edilebileceği gibi, üçüncü bir kişi tarafından da ifa edilebilir. Ancak edim “kişiye sıkı sıkıya bağlı” ise (örneğin belirli bir sanatçının bizzat sahne alması gibi), üçüncü kişinin ifası geçerli sayılmaz. Bu ayrım, aynen ifa tartışmalarında pratik sonuç doğurur.

Tam ve uygun ifa şartı

İfanın borcu sona erdirebilmesi için edim, tam ve sözleşmeye uygun olmalıdır. Eksik teslim, yanlış nitelikte mal, sözleşmedeki standardı karşılamayan işçilik gibi hallerde borçlu ifa etmiş sayılmayabilir. Alacaklı, somut olaya göre aynen ifa (gereği gibi ifa), ayıp giderimi, teslimin tamamlanması veya diğer kanuni haklara yönelebilir.

Uygun ifa, sadece “ne”nin değil “nasıl”ın da doğru olmasını içerir. Paketleme, belge teslimi, montaj, test, teslim tutanağı gibi yan edimler sözleşmede kararlaştırıldıysa bunlar da ifanın parçası haline gelir.

İfa yeri ve ifa zamanı

İfanın nerede ve ne zaman yapılacağı da geçerlilik açısından belirleyicidir. Sözleşmede ifa yeri veya ifa zamanı açıkça düzenlenmişse öncelik ona verilir. Düzenlenmemişse, borcun türüne ve teamüllere göre değerlendirme yapılır.

Zaman bakımından en kritik nokta şudur: Borç muaccel olduğu halde ifa edilmezse temerrüt tartışması başlar ve alacaklının aynen ifa yanında gecikmeye bağlı talepleri gündeme gelebilir. Bu yüzden uygulamada teslim tarihi, işin bitim günü, randevu ve kabul tarihleri gibi kayıtların net tutulması ciddi avantaj sağlar.

Borçlu temerrüdü aynen ifayı nasıl etkiler? (TBK 117 vd.)

Temerrüt ne zaman doğar, ihtar gerekir mi?

Borçlu temerrüdü, muaccel olmuş bir borcun zamanında ifa edilmemesiyle gündeme gelir. TBK m.117 çerçevesinde temel mantık şudur: Borç vadesinde ifa edilmezse, kural olarak borçlunun temerrüde düşürülmesi için alacaklının ihtar yapması gerekir. Ancak ifa günü sözleşmeyle açıkça belirlenmişse, bazı durumlarda ayrıca ihtar aranmadan vadenin geçmesiyle temerrüt sonuçları doğabilir.

Aynen ifa açısından temerrüt, alacaklının “edimi hâlâ istiyorum” demesini engellemez. Tam tersine, temerrüt çoğu zaman aynen ifa talebini güçlendirir. Çünkü alacaklı, borcun ifasını talep ederken gecikmenin doğurduğu sonuçları da gündeme getirebilir. Temerrüt yoksa, gecikmeye bağlanan bazı talepleri aynı netlikte kurmak zorlaşır.

Ek süre verilmesi gereken haller

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde, alacaklının TBK m.125’teki seçimlik haklara geçmeden önce çoğu durumda borçluya uygun bir ek süre vermesi beklenir. Bu, hem “son bir ifa fırsatı” tanır hem de daha ağır sonuçların doğması için gerekli zemini oluşturur.

Bunun istisnaları da vardır. TBK m.124’te, bazı hallerde ek süre vermenin gerekmeyeceği kabul edilir. Örneğin ifanın artık anlamını yitirdiği, süreye bağlanan edimlerde zamanın kaçtığı veya borçlunun davranışları nedeniyle ek sürenin sonuçsuz kalacağının açık olduğu durumlarda ek süre formaliteye dönüşebilir. Bu noktada her somut olayın dili farklıdır; sözleşmedeki teslim tarihi, iş programı, ihtarnameler ve yazışmalar belirleyici olur.

Alacaklının seçimlik hakları (TBK 125)

TBK m.125, temerrüt halinde alacaklıya seçimlik bir çerçeve verir. Alacaklı kural olarak:

  • Aynen ifayı talep edip, gecikmeden doğan zararları da isteyebilir.
  • Belirli şartlarda, aynen ifadan vazgeçip sözleşmeyi ayakta tutarak ifa edilmeme nedeniyle zararlarını talep edebilir.
  • Uygunsa sözleşmeden dönme gibi daha ağır sonuçlara yönelebilir.

Aynen ifa bakımından kritik detay şudur: Alacaklı, “ifa bekleme” yolunu seçtiğinde, çoğu kez bu iradesini tutarlı şekilde sürdürmelidir. Bir yandan edimi beklerken, diğer yandan fiilen sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik adımlar atmak çelişki yaratabilir. Maddelerin güncel ve resmi metni için Türk Borçlar Kanunu esas alınmalıdır.

Aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı hangi şartlarda istenir? (TBK 125/1)

Gecikme tazminatı kapsamı

Borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı, borcun aynen ifasını istemeye devam edip ayrıca gecikme yüzünden doğan zararlarını talep edebilir. TBK 125/1’in pratik anlamı budur: “Edim yine gelsin, ama geç kaldığı için uğradığım zararı da karşıla.”

Gecikme tazminatı, her olayda otomatik çıkan sabit bir kalem değildir. Kapsamı somut zarara göre belirlenir. En sık görülen örnekler:

  • Geç teslim nedeniyle doğan ikame mal/hizmet giderleri (muadil ürün kiralama, acil tedarik gibi),
  • İşin gecikmesi nedeniyle ortaya çıkan ek işçilik, şantiye, depolama, lojistik masrafları,
  • Gecikme yüzünden kaçırılan fırsatlara bağlı kâr kaybı iddiaları (uygunsa ve ispatlanabiliyorsa),
  • Bazı durumlarda gecikmenin tetiklediği sözleşmesel cezai şart (varsa), gecikme tazminatıyla ilişkisi ayrıca değerlendirilir.

Bu zarar kalemlerinin talep edilebilmesi için temel şart, gecikme ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulması ve zararın ispatlanmasıdır. Fatura, teklif, yazışma, teslim tutanağı, iş programı, e-posta ve mesaj kayıtları burada belirleyici olur.

Aynen ifa talebi sürerken diğer talepler

Aynen ifa talebi sürerken alacaklı, dosyanın niteliğine göre gecikme tazminatı yanında bazı tamamlayıcı talepleri de gündeme getirebilir. Örneğin ifanın sağlanması için ihtiyati tedbir, teslim ve kabulün gerçekleştirilmesi, ayıpların giderilmesi gibi talepler, aynen ifayı “kağıt üstünde” bırakmamak için önem taşır.

Buna karşılık, aynı anda hem “edimi istiyorum” deyip hem de fiilen sözleşmeyi sona erdirmeye dönük kesin adımlar atmak, seçimlik haklar açısından çelişki doğurabilir. Uygulamada en sağlıklı yaklaşım, önce stratejiyi netleştirmek ve dilekçe ile ihtar metinlerinde tutarlı bir talep seti kurmaktır. TBK’nın güncel metni için Türk Borçlar Kanunu esas alınmalıdır.

Aynen ifa hangi durumlarda mümkün olmaz veya sınırlandırılır?

İmkansızlık ve aşırı ifa güçlüğü

Aynen ifanın en net sınırı imkansızlıktır. Edim sonradan objektif olarak imkansız hale gelmişse, alacaklı “bizzat o edimi” artık isteyemez. Örneğin teslim edilecek belirli bir malın yok olması, devri taahhüt edilen hakkın ortadan kalkması veya yapılacak işin fiilen yapılamaz hale gelmesi gibi. Bu durumda uyuşmazlık, çoğu kez aynen ifadan çıkar ve şartlarına göre tazminat veya diğer sonuçlara döner. Burada borçlunun kusuru, temerrüt hali ve imkansızlığın sebebi, sorumluluğun kapsamını doğrudan etkiler.

Buna karşılık aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138) imkansızlık değildir. Edim hâlâ mümkün olabilir, ancak sözleşme kurulduktan sonra öngörülemez olağanüstü bir değişiklik borçluyu dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağır bir yük altına sokabilir. Bu tabloda çözüm çoğu zaman “aynen ifa” ile değil, uyarlama (şartların yeni duruma göre düzenlenmesi) veya uyarlama mümkün değilse sözleşmenin sona erdirilmesi gibi yollarla aranır. Maddelerin güncel metni için Türk Borçlar Kanunu esas alınmalıdır.

Kişiye sıkı sıkıya bağlı edimler

Bazı edimler doğası gereği belirli bir kişinin bizzat yapmasına bağlıdır. Sanatsal bir performans, belirli bir uzmanın kişisel emeği, özel güven ilişkisi gerektiren bazı hizmetler gibi. Bu tür durumlarda “başkasına yaptırma” çoğu kez aynen ifa sayılmaz. Ayrıca mahkemenin, kişiyi fiilen zorlayarak iş yaptırması pratikte ve hukuken sınırlıdır. Sonuç olarak alacaklı, çoğu zaman aynen ifa yerine tazminat veya sözleşmesel diğer haklara yönelmek zorunda kalabilir.

Dürüstlük kuralı ve ölçülülük sınırı

Aynen ifa talebi her zaman sınırsız bir hak gibi işletilmez. Dürüstlük kuralı (TMK m.2) gereği, hakkın kullanımı karşı tarafı gereksiz ve aşırı biçimde zarara sokacak, açıkça orantısız bir sonuç doğuracak veya “hakkın kötüye kullanılması” görüntüsü verecek noktaya taşınmamalıdır.

Uygulamada ölçülülük tartışması şuralarda sık çıkar: çok küçük bir ayıp için işin tamamen sökülüp yeniden yapılmasının istenmesi, ifanın makul alternatifleri varken sırf karşı tarafı zor durumda bırakmak amacıyla aynen ifada ısrar edilmesi, gecikmenin alacaklı açısından artık anlamlı olmadığı halde ifa talebinin sürdürülmesi. Bu tür dosyalarda talebin kapsamını doğru kurmak, hem davanın seyrini hem de masraf ve süreyi doğrudan etkiler.

Aynen ifa davası ve icra sürecinde pratikte ne olur?

Hangi mahkeme görevli ve yetkili olur?

Aynen ifa davasında “tek bir görevli mahkeme” yoktur. Görev, uyuşmazlığın kaynağına göre değişir. Genel kural, özel bir mahkeme görevi yoksa davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesidir. Uyuşmazlık ticari işten doğuyorsa Asliye Ticaret Mahkemesi, tüketici işleminden doğuyorsa Tüketici Mahkemesi, iş ilişkisinden doğuyorsa İş Mahkemesi gündeme gelir.

Yetki bakımından ise çoğu dosyada davalının yerleşim yeri mahkemesi ve sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi gibi seçenekler tartışılır. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda (örneğin tapu devrine zorlamaya dönük talepler) taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi özel önem taşır. Yetki itirazları, davayı aylarca uzatabildiği için dava açmadan önce sözleşme, teslim yeri ve ifa yeri kayıtları dikkatle okunmalıdır.

İspat ve delil olarak neler önem taşır?

Aynen ifa davasında en kritik konu, “neyin kararlaştırıldığı” ve “neyin eksik/yanlış ifa edildiği”nin netleşmesidir. Bu yüzden şu deliller pratikte öne çıkar:

  • Yazılı sözleşme, teknik şartname, proje, keşif özeti, teslim ve kabul tutanakları
  • E-posta, mesajlaşma kayıtları, ihtarname ve cevaplar
  • Fatura, sevk irsaliyesi, kargo teslim kayıtları, ödeme belgeleri
  • Ayıp ve eksik işler için fotoğraf-video, uzman raporu, bilirkişi incelemesi, keşif

Talep “aynen ifa” olsa bile, mahkemenin hüküm kurabilmesi için edimin somut ve icra edilebilir şekilde tarif edilmesi gerekir. “Sözleşmeye uygun teslim” gibi genel ifadeler tek başına bazen yetersiz kalır.

Yapma borcunda icra ve nama ifa (TBK 113)

Yapma borçlarında karar alındıktan sonra işin gerçekten yapılması, çoğu kez icra aşamasında şekillenir. Borçlu yapmazsa, şartları varsa alacaklı nama ifa yoluna gidebilir. Bu, işin alacaklı tarafından veya üçüncü kişiye yaptırılarak masrafın borçluya yükletilmesi mantığına dayanır (TBK 113).

Uygulamada mahkeme kararının icraya elverişliliği çok önemlidir. “Hangi iş, hangi kapsamla, hangi standartta” yapılacak soruları net değilse icrada yeni uyuşmazlıklar çıkar. Bu nedenle teknik işlerde bilirkişi raporu ve keşif daha davanın içinde doğru kurgulanmalıdır.

Yapmama borcunda icra ve zorlayıcı tedbirler

Yapmama borcunda amaç “bir davranışın durdurulması”dır. Örneğin haksız kullanımın sonlandırılması, rekabet yasağına aykırı faaliyetin durması, belirli bir müdahalenin önlenmesi gibi. Bu tip kararlar icrada, ihlalin devam edip etmediğinin tespitiyle ilerler.

Borçlu mahkeme kararına rağmen ihlali sürdürürse, icra hukukunda öngörülen zorlayıcı yaptırımlar ve bazı hallerde tazyik hapsi gibi mekanizmalar gündeme gelebilir. Ancak hangi yolun uygulanacağı, kararın içeriğine ve ihlalin niteliğine göre değiştiği için icraya elverişli, açık ve ölçülebilir bir hüküm kurulması baştan belirleyicidir. İlamların icrası ve para dışı edimlere ilişkin cebri icra hükümleri için İcra ve İflas Kanunu metni esas alınır.

İlginizi Çekebilir


Avukatlar.

Avukatistan’da öne çıkan avukat profillerini inceleyin; uzmanlık, konum ve yorum bilgileriyle size uygun avukatı bulun.

Hukuk Bürosu

Şahin&Erdoğan Avukatlık Ve Danışmanlık Bürosu

Hafsa Sultan, Bahtiyar Tosunbaş Cd. No:99 D:10, 45030 Yunusemre/Manisa, Türkiye
Idare Hukuku Marka ve Patent Hukuku
5.0
3 yorum
Profili gör
Avukat

Samet Aygün

Uncubozköy Mahallesi 5515 Sokak No:31 Manisa Meydan AVM A4 Blok Kat:13 Daire:160, Uncubozköy, 45030 Yunusemre/Manisa, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku Ticaret Hukuku
5.0
12 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Şamlı Hukuk Bürosu

Uncubozköy, 5514. Sk. No:46/A, 45020 Yunusemre/Manisa, Türkiye
Aile Hukuku Ceza Hukuku İş Hukuku Sosyal Güvenlik Hukuku
5.0
4 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Seha Hukuk Ve Danışmanlık

Şükran Mah. Furgan Dede Cad Tezcan Plaza, Sahibiata, No:41/403, 42040 Meram/Konya, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Ceza Hukuku Tazminat Hukuku
5.0
18 yorum
Profili gör
Hukuk Bürosu

Yabanoğlu Hukuk Bürosu

Yamaçtepe Mahallesi, Necmettin Erbakan Bulvarı, Günenpark Apartmanı, Kat:3, Yamaçtepe, D:10, 46100 Onikişubat/Kahramanmaraş, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Ceza Hukuku Ticaret Hukuku
Henüz yorum yok
Profili gör
Hukuk Bürosu

Alaybeyoğlu Avukatlık Bürosu

Adliye Yanı, Cumhuriyet, 14066. Sk. Officium Plaza Kat:8 No:39, 46050 Onikişubat/Kahramanmaraş, Türkiye
Aile Hukuku Boşanma Hukuku Avukatlık Hukuku
5.0
1 yorum
Profili gör

Benzer sorular.

Bu yazıyla bağlantılı olarak Avukatistan’da sorulan diğer hukuki soruları inceleyin.

Fındık bahçemize izinsiz yol açılması hukuka uygun mu?

İyi günler. Yurt dışında yaşıyoruz. Köyde arsalarımız ve fındık bahçelerimiz var. Köy muhtarı, bize sormadan ve herhangi bir izin almadan fındık bahçemizin/tarlamızın içinden yol açtırmış. Bu taşınmazlar 25 kişinin ortak...

Anonim
1 cevap
Stuttgart

İşyeri devrinde işçilik alacaklarından kim sorumludur?

Merhaba, sahibi olduğum işyerini 01/05/2026 tarihi itibarıyla imzaladığımız "İşyeri Devir Sözleşmesi" ile yeni sahibine devrettim. Sözleşmede işçi hakları, sorumluluklar ve ödemelerle ilgili maddeler özetle şu şekildedir...

Anonim
2 cevap
Diyarbakır

Darp ve Tehdit Şikayetinde Muhtar Karakolda Bulunabilir mi?

Darp, hakaret ve tehdit nedeniyle şikayetçi oldum. Muhtar, tanık olmadığı halde karakolda saldırganlarla birlikte bulunabilir mi?

Anonim
9 cevap
Istanbul

Psikiyatri kayıtları mahkeme yoluyla sildirilebilir mi?

Hatalı olmayan birden fazla psikiyatri kaydım var. Tamamen iyileşmiş olmama rağmen bu kayıtların hayatımı gereksiz yere kısıtladığını düşünüyorum. Bu kayıtları sildirebilir miyim? Gerekirse mahkeme yoluna başvurabilir mi...

Anonim
13 cevap
Konya

Topraktan daire geç teslim edilirse haklarım nelerdir?

Merhaba, 6 yıl önce Kastamonu'nun Cide ilçesinde topraktan bir daire satın aldım. Satıcıyla aramızda adi yazılı bir sözleşme yaptık. Sözleşmeye göre dairenin bir yıl sonra teslim edilmesi gerekiyordu. İnşaat %80 seviyesi...

Anonim
2 cevap
Istanbul

657 Devlet Memuru Disiplin Cezası Nasıl İptal Olur?

657 sayılı Kanun'a tabi devlet memuruyum. Şubeye yeni atanan müdür vekili tarafından hakkımda disiplin cezası verildi. Bu ceza hangi durumlarda iptal edilebilir? İptal edilirse gerekçeleri neler olabilir ve cezanın iptal...

Anonim
4 cevap
İzmir

Benzer yazılar.

Bu konuyla bağlantılı hukuk yazılarını inceleyin.

Nafaka kesilme şartları: yeniden evlenme, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya çocuğun erginliği; çoğu kez mahkeme kararı ve delil şarttır.

Kurbanlık kaporası iadesi: TBK 177-178’e göre kapora-cayma parası ayrımı, yazılı anlaşmaya göre alıcı/satıcı vazgeçince para ne olur, pratik örneklerle net.

Elektrik kesintisi tazminatı için beyaz eşya hasarında servis raporu, fotoğraf ve fatura hazırlayın; dağıtım şirketine süresinde başvurun, redde hakem heyeti.

Dolandırıldım ne yapmalıyım: Bankanıza hemen bildirin, mümkünse FAST/EFT geri çağırın, harcama itirazı açın, dekont ve ekran görüntüsü toplayıp savcılığa suç duyurun.

Uyuşturucu kullanmanın cezası TCK 191’e göre 2-5 yıl hapis; ilk yakalanmada denetimli serbestlik, tedavi, sicil, savcılık süreci, denetim şartları ve itiraz yolları.

Site aidatı ödemeyen kiracı için tahliye, kanuna uygun sözleşme hükmü, yazılı ihtar ve temerrüt-icra süreciyle; yönetim çoğu kez malike gider.