Psikiyatri kayıtları mahkeme yoluyla sildirilebilir mi?
Hatalı olmayan birden fazla psikiyatri kaydım var. Tamamen iyileşmiş olmama rağmen bu kayıtların hayatımı gereksiz yere kısıtladığını düşünüyorum. Bu kayıtları sildirebilir miyim? Gerekirse mahkeme yoluna başvurabilir miyim?
Konumunuz Konya olarak görünüyor; bu şehirdeki profillere Konya avukat listemizden ulaşabilirsiniz.
Cevaplar
Merhaba. Psikiyatri kayıtları “özel nitelikli kişisel veri” (sağlık verisi) olduğu için tamamen keyfî şekilde “geçmişi temizleme” amacıyla silinmesi çoğu durumda mümkün değildir; ancak sehven/yanlış oluşturulan ya da hukuken “işlenmesini gerektiren sebep ortadan kalkmış” veri bakımından düzeltme ve (şartları varsa) imha yolları vardır.
Uygulamada kritik ayrım şudur: Kayıtlar “hatalı değil” diyorsunuz. Kayıt tıbben ve idari olarak doğru ise, yalnızca “iyileştim, artık karşıma çıkmasın” gerekçesiyle sistemden tamamen silinmesini talep etmek genellikle reddedilir. KVKK’nın 06.02.2020 tarihli 2020/93 sayılı karar özetinde de, özellikle psikiyatrik tanıların hayatı etkilemesi şikâyetlerine rağmen değerlendirme, verinin işlenme şartları ve kamu yararı/sağlık hizmetlerinin yürütülmesi çerçevesinde yapılmaktadır.
Buna rağmen elinizde birkaç etkili seçenek var:
1) “Silme” yerine pratik çözüm: e‑Nabız mahremiyet ayarları / erişimi kısıtlama
Kayıtların başka hekimlerce görülmesini istemiyorsanız, e‑Nabız güvenlik tercihleriyle erişimi kısıtlama imkânı bulunur; yönetmelik, mahremiyeti daha yüksek veriler için ölçülü kısıtlar getirilebileceğini de kabul eder.
2) Düzeltme/silme ancak “sehven (yanlış) kayıt” varsa
Eğer herhangi bir tanı/epikriz “yanlış kod”, “yanlış kişiye işleme”, “sehven tanı” gibi bir hataya dayanıyorsa; İl Sağlık Müdürlüğü üzerinden düzeltme süreci işletilir (Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik madde 13). İl Sağlık Müdürlüklerinin yayımladığı uygulama notlarında, uygunluk verilirse Genel Müdürlük nezdinde e‑Nabız’da silme/düzeltme yapılabildiği; ayrıca SGK tarafından karşılanmış (faturalı) kayıtlar açısından sistemsel düzeltme/silmenin kısıtlı olabildiği belirtiliyor.
3) “Mahkeme yoluyla” mümkün mü?
Doğrudan dava açmadan önce standart yol KVKK sürecidir: önce veri sorumlusuna (hastane/kurum) başvuru, sonuç alamazsanız KVKK’ya şikâyet. KVKK, şikâyet için süreleri açıkça düzenler (cevabı öğrenmeden itibaren 30 gün; her hâlde başvurudan itibaren 60 gün). Bunun ardından somut olaya göre idari yargı/özel hukuk yolları (işlemin iptali, kişilik hakkı ihlali, tazminat gibi) gündeme gelebilir; fakat “kayıt doğruyken yalnızca olumsuz etki yaratıyor” iddiasıyla tam silme talebinin kabulü pratikte zordur.
Tam silme talep ediyorum. Ayrıca KVKK resmi sitesinde belirli bir teşhis neticesinde konmasına karşın geçerliliği olmayan tanılar silinebilir diyor. Hem heyet raporuyla tamamen iyileştiğimi ispat ederek hem KVKK sitesinde yer alan bu ifadeye atfen hem de bu kayıtların hayatımı gereksiz yere kısıtlayacağını öne sürerek, diğer yollardan bir sonuç çıkmazsa mahkeme yoluyla bu kayıtları sildirebilir miyim, hem Sağlık Bakanlığı hem SGK'dan.
Tam silme talebi teorik olarak “mümkün” görünse de, iki ayrı katman var: (i) Sağlık Bakanlığı/e‑Nabız ve sağlık tesislerinin klinik kayıtları, (ii) SGK’nın MEDULA gibi finansman ve denetim amaçlı kayıtları. Mahkeme yoluyla sonuç alabilme ihtimali, tanının “o gün için doğru” olup olmamasından çok, artık işlenmesini gerektiren sebebin ortadan kalktığını ve silmenin kamu yararı ile çatışmadığını somut dosyada gösterebilmenize bağlı.
KVKK Kurulu’nun 06.02.2020 tarihli 2020/93 sayılı karar özeti, sizin atıf yaptığınız ifadeyi gerçekten içeriyor: “sehven” konulan tanıların yanında, belirli bir muayene neticesinde konulmasına karşın kişi üzerindeki etkisi devam etmeyen tanıların, uygun idari süreç izlenerek silinmesinin mümkün olabileceği belirtiliyor. Bu, “tamamen iyileştim/heyet raporum var” argümanının hukuki dayanağını güçlendirir; ancak otomatik bir silme hakkı vermez.
Sağlık Bakanlığı tarafında pratikte izlenen yol, İl Sağlık Müdürlüğü üzerinden yürüyen “hatalı sağlık kayıtları metodolojisi” ve uygunluk yazısı sürecidir; ayrıca e‑Nabız’daki değişikliğin, sağlık tesisinin kendi iç sistemindeki kaydı kendiliğinden düzeltmeyeceği açıkça belirtilir. Dolayısıyla “tam silme” hedefliyorsanız, hem e‑Nabız katmanında hem de kaydı tutan hastanenin arşiv/HBYS katmanında işlem yaptırmanız gerekir.
Şunu da net söyleyeyim: “Silindi” denilen birçok senaryoda veri tamamen yok edilmez; mevzuatta, silinmesi talep edilen verilerin hakların korunması ve adli mercilere verilebilmesi için merkezi bir sistemde arşivlenebilmesine ilişkin düzenleme yaklaşımı vardır. Bu nedenle, mahkeme kararıyla dahi “hiçbir kurumda hiçbir iz kalmaması” talebi çoğu dosyada gerçekçi değildir.
SGK yönünden ise ayrı bir veri sorumlusu olarak başvuru yapılabilir (SGK’nın KVKK bilgilendirme sayfası üzerinden). Ancak MEDULA kayıtları, ödemeler/denetimler ve kamu mali yönetimi bakımından hukuki yükümlülüklerle bağlantılı olduğundan, uygulamada tam silme yerine ancak “yanlış kaydın düzeltilmesi” veya erişim/aktarımı sınırlama gibi çözümler daha olasıdır. Mahkemeye gidilecekse de, önce idari başvurular ve KVKK şikâyet yolu tüketildikten sonra ret işlemine karşı iptal davası (ve gerekiyorsa tam yargı) kurgusu daha doğru olur; “doğrudan adli mahkemeden e‑Nabız ve SGK’dan topyekûn silme” talebi genellikle zayıf kalır.
Bu çerçevede, heyet raporunuzla “tanı artık kişi üzerinde etkisi devam etmiyor” tezini 2020/93 çizgisine oturtup önce Bakanlık metodolojisiyle silme/düzeltme istemek, ret gelirse KVKK ve idari yargı hattına geçmek en uygulanabilir stratejidir.
Son olarak tüm yolları tükettikten sonra mahkemeye müracaat etsem ve mahkemeden lehime karar çıkarsa, Sağlık Bakanlığı'nda ki psikiyatriye ilişkin tüm tanıların, kayıtların, bilgilerin, raporların silinmesi, SGK'da ise ilaç kayıtlarının silinmesi mümkün olmasa dahi anonim hale getirilmesi mümkün müdür?
Lehinize bir mahkeme kararı çıksa bile, Sağlık Bakanlığı ve SGK bakımından “hiçbir yerde hiçbir iz kalmayacak şekilde fizikî yok etme” sonucu çoğu senaryoda fiilen ve hukuken beklenmemelidir. Bunun nedeni, sağlık verilerinde silme talebinin kabul edildiği hallerde dahi mevzuatın “silme”yi çoğu zaman sistemde erişilemez kılma şeklinde ele alması ve ayrıca belirli amaçlarla merkezî arşiv mekanizmasına izin vermesidir.
Sağlık Bakanlığı tarafında, “işlenmesini gerektiren sebep ortadan kalkmışsa” kişisel sağlık verisinin silinmesi veya anonim hâle getirilmesi kural olarak mümkündür; yani mahkeme teorik olarak bu yönde bir sonuca dayanak kurabilir. Ancak aynı düzenlemede çok kritik bir hüküm var: Silinmesi talep edilen veriler, “bir hakkın tesisi/kullanılması/korunması” veya “gerektiğinde adli mercilere verilebilmesi” için, Bakanlıkça kurulan merkezî sistemde veri bütünlüğü bozulmadan arşivlenebilir. Bu, pratikte “ekrandan kaldırma/erişimi kapatma” sağlansa bile, Bakanlık katmanında “tam yok oluş”un hedeflenemeyeceği anlamına gelir.
Bu yüzden mahkemeden çıkabilecek en gerçekçi sonuçlar genellikle şunlar olur (somut karara göre değişir):
SGK (ilaç kayıtları) yönünden “silme/anonimleştirme” talebi, SGK’nın finansman-denetim ve hukuki yükümlülükleri nedeniyle daha da zorlaşır; mahkeme kararı çıksa bile çoğu dosyada çözüm, tam silme yerine erişimin daraltılması, yanlış kaydın düzeltilmesi veya mevzuata uygun saklama süresi sonunda imha süreçlerinin işletilmesi olur. (SGK’nın KVKK kapsamındaki veri işleme/saklama çerçevesi ayrıca ayrıca değerlendirilir.)
Sonuç olarak: Lehe karar çıksa dahi, Sağlık Bakanlığı ve SGK’da “tamamen yok etme” yerine, çoğu durumda sistemde görünmez/erişilemez kılma + merkezî arşivde sınırlı amaçla tutma senaryosu ile karşılaşmanız daha olasıdır.
Peki mahkeme ayrıca merkezi arşive alınmayacak diye bir hüküm verirse tamamen silinebilir mi
Mahkemenin “merkezî arşive de alınmayacak, tamamen yok edilecek” şeklinde bir hüküm kurması, mevzuatın emredici saklama/arşivleme yükümlülüğüyle çatışıyorsa pratikte sürdürülebilir değildir. Çünkü mahkeme kararları bağlayıcı olsa da, idareyi kanuna ve yürürlükteki düzenleyici işlemlere aykırı bir işlemi yapmaya zorlayacak şekilde uygulanamaz; böyle bir hüküm istinaf/temyizde bozulma riski taşır veya infaz aşamasında “hukuken imkânsızlık” tartışması doğurabilir.
Burada kilit nokta şu: Sağlık verilerinde “silme” talebi kabul edilse bile, yürürlükteki düzenlemede silinmesi talep edilen verilerin, bir hakkın tesisi/kullanılması/korunması ya da gerektiğinde adli mercilere verilebilmesi amacıyla Bakanlıkça kurulan merkezî bir sistemde veri bütünlüğü bozulmadan arşivlenmesi yaklaşımı açıkça yer alıyor. Bu nedenle, mahkeme “hiç arşivlenmesin” dese dahi, idare bunun daha üst norm/bağlayıcı düzenleme nedeniyle uygulanamayacağını ileri sürebilir.
KVKK Kurulu’nun 06.02.2020 tarihli 2020/93 sayılı karar özeti de, sağlık verilerinde silme taleplerinin ancak “işleme şartlarının ortadan kalkması” gibi kriterlerle ve yönetmelik çerçevesinde değerlendirildiğini; her talebin otomatik kabul edilmediğini ortaya koyuyor. Sağlık Bakanlığı’nın kendi bilgilendirme metinlerinde de, özellikle “sehven” tanı düzeltmelerinin yönetmelik m.13 hattından yürüdüğü; sağlık verilerinin kamu sağlığı/sağlık hizmeti yönetimi amaçlarıyla işlenebildiği vurgulanıyor.
Bu yüzden mahkeme yolunda “tam yok etme” yerine, daha gerçekçi ve icra edilebilir talepler şunlardır: kaydın e‑Nabız ve benzeri uygulamalarda görünmemesi, erişimlerin kısıtlanması, aktarımın durdurulması, tanının düzeltilmesi, ayrıca mümkün olan kısımlarda maskeleme/kimliksizleştirme. (SGK tarafında da genellikle “tam silme”den çok, yanlışlık varsa düzeltme ve erişim/işleme sınırı daha uygulanabilir olur.)
Eğer hedefiniz mutlak surette “merkezî arşiv dahil hiçbir yerde kalmasın” ise, bunu sağlayacak hükmün mevzuat değişikliği veya çok istisnai anayasal/üst norm temelli bir tartışma gerektirmesi nedeniyle, klasik idari dava çizgisinde başarı olasılığı düşüktür.
Peki mahkeme lehime karar verdi ve tüm sağlık verileri e nabız da görünmez hale geldi ancak merkezi arşive alındı diyelim. Herhangi bir devlet kurumuna iş için müracaat ettiğimde (subaylık, polislik, hakimlik, savcılık) ya da THY'ye pilotluk için müracaat ettiğimde beni muayene eden doktor, merkezi arşive alınan bilgilerimi, kayıtlarımı görebilir mi
E‑Nabızda görünmez hale getirilen (silme talebi sonrası) verilerin “merkezî sistemde arşivlenmesi” senaryosunda, sizi muayene eden her doktorun bu arşiv kaydını rutin olarak görmesi kural olarak beklenmez. Çünkü ilgili düzenlemede, silinmesi talep edilen verilerin Bakanlıkça kurulan merkezî sistemde “veri bütünlüğü bozulmadan arşivleneceği” ve “arşivlenen verilere bu amaçlar dışında erişimin engelleneceği” açıkça yazılıdır.
Buradaki “bu amaçlar” ifadesi de sınırlı: bir hakkın tesisi/kullanılması/korunması veya gerektiğinde adli mercilere verilebilmesi. Yani merkezî arşiv, mantık olarak “her hekim görsün” diye değil, istisnai ve denetlenebilir hukuki ihtiyaçlarda başvurulacak bir katman olarak kurgulanmıştır.
Devlet kurumu başvuruları ve THY/pilotluk açısından pratik tabloyu şöyle okuyun:
Günlük muayene (poliklinik, özel hastane, işyeri hekimi, AME vb.): Hekimlerin e‑Nabız üzerinden geçmiş verilerinizi görmesi, kural olarak e‑Nabız gizlilik/erişim tercihleriniz ve onay mekanizmasına bağlıdır (örneğin SMS ile doğrulama gibi). Bakanlığın yayımladığı hekim erişim kılavuzunda “hiçbir hekim verilerimi görmesin” seçeneğinde, SMS doğrulaması olmadan erişim olmayacağı net anlatılır. Bu durumda, sıradan bir muayenede hekim merkezî arşive gidip “gizlenenleri de açayım” şeklinde bir yetki kullanmaz; zaten arşive erişim amaç dışı engellenmiştir.
Subaylık/polislik gibi güvenlik personeli alımları, hâkim-savcı adaylığı gibi süreçler: Bu başvurularda genellikle “sağlık kurulu/heyet muayenesi” ve kurumların mevzuatına dayalı incelemeler devreye girer. Bu aşamada, sizden geniş kapsamlı sağlık bilgisi paylaşımı istenmesi (onam/taahhüt/başvuru şartı olarak) veya ilgili kurumun “hak tesisine” (atama/ehliyet/uygunluk kararı) ilişkin olarak veri talep etmesi ihtimali artar. Böyle bir talep, yukarıdaki “bir hakkın tesisi/kullanılması/korunması” kategorisine sokulabildiği ölçüde, arşiv katmanındaki verinin görünür kılınması ihtimali tamamen sıfır değildir.
THY’ye pilotluk (özel işveren) ve onların muayene eden doktoru: THY veya onun adına muayene yapan hekimler, “devlet kurumu” gibi merkezî arşiv katmanına kendiliğinden erişen bir yapı değildir. Tipik senaryoda erişim, e‑Nabız üzerinden sizin izin verdiğiniz ölçüde olur; onun dışında sizden rapor/epikriz istenmesi şeklinde yürür. (Merkezî arşiv de zaten amaç dışı erişime kapalı kurgulanmıştır.)
Sonuç: Sıradan muayenede sizi muayene eden doktorun merkezî arşivlenmiş, e‑Nabızda görünmez hale getirilmiş psikiyatri kayıtlarını “arka kapıdan” görmesi normalde mümkün olmamalıdır; erişim amaç dışı engellenmelidir. Ancak resmî nitelikte uygunluk/atama süreçlerinde, süreç “hak tesisi” başlığına sokulabildiği için, kurumun veya kurulun hukuki dayanağı varsa arşiv verisinin değerlendirmeye konu edilmesi ihtimali dosyadan dosyaya değişir.
İsterseniz iki kısa bilgiyle “hangi senaryoda kim görebilir” kısmını daha netleştirebilirim:
MSB, Emniyet gibi bir yere başvurmayı düşünüyorum. Buralarda psikiyatri geçmişini görmek için sadece e nabız a mı bakılıyor yoksa arşive de bakılıyor mu
MSB/Emniyet başvurularında “psikiyatri geçmişi” değerlendirmesi pratikte sadece sizin vatandaş ekranınızda gördüğünüz e‑Nabız görünümü üzerinden yürümüyor. Başvuru; “göreve/okula kabul” gibi bir hakkın tesisi niteliğinde olduğu için, sağlık kurulu sürecinde geçmiş sağlık verilerine daha geniş kapsamlı bakılabilen senaryolar oluşabiliyor.
Şu ayrımı net koyayım: Siz mahkeme kararıyla kayıtları e‑Nabızda “görünmez” hale getirmiş olsanız bile, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik, silinmesi talep edilen verilerin; bir hakkın tesisi/kullanılması/korunması veya gerektiğinde adli mercilere verilebilmesi amacıyla Bakanlıkça kurulan merkezî bir sistemde arşivlenebileceğini ve bu amaçlar dışında erişimin engelleneceğini düzenliyor. Bu nedenle “arşive alındıysa kimse göremez” demek de, “her hekim her zaman görür” demek de doğru olmaz; kritik olan, erişimin hangi hukuki amaçla ve hangi yetkiyle talep edildiğidir.
Emniyet tarafında zaten adaylar için “giriş raporu/sağlık kurulu raporu” süreci yönetmelikle öngörülüyor. Bu süreçte sizi muayene eden kurul/hastane, yalnızca sizin telefonunuzdaki e‑Nabız ekranına bakmakla yetinmeyebilir; sağlık hizmet sunucusunun kendi kayıtları, sevk zinciri ve Bakanlık sistemleri üzerinden geçmişe dair belge/epikriz isteme ve değerlendirme yapılması yaygındır.
Bakanlığın e‑Nabız gizlilik metinlerinde de, verilerin merkezi kişisel sağlık veri sisteminden “tamamen silinmesinin” mümkün olmadığı; kişinin e‑Nabız profilinde görüntülemeye kısıt getirebileceği ifade ediliyor. Bu, “görünmez yaptırma” ile “devletin arşivinde hiç bulunmaması”nın aynı şey olmadığını gösterir.
Kısaca pratik sonuçlar:
İsterseniz netleştireyim:
Yani sonuç olarak Sağlık Bakanlığı'ndan bu verilerin tamamen silinmesi, erişilemez hale getirilmesi hiçbir şekilde mümkün değil mi, hayatımı gereksiz yere kısıtlayacak olsa bile
“Hiçbir şekilde mümkün değil” demek doğru olmaz; ama Sağlık Bakanlığı’nın merkezî kişisel sağlık veri sisteminden (e‑Nabız altyapısı dahil) “tamamen yok edilme” (geri getirilemeyecek şekilde) talebinin kabul edilmesi ve uygulanması, sizde haklı bir mağduriyet olsa bile, mevcut mevzuat mimarisi nedeniyle çok istisnaidir ve pratikte çoğunlukla mümkün olmaz.
Bunun iki somut dayanağı var:
Birincisi, Sağlık Bakanlığı’nın e‑Nabız “Gizlilik” sayfasında açıkça “kişisel verilerin Bakanlık tarafından oluşturulan merkezi kişisel sağlık veri sisteminden tamamen silinmesinin mümkün olmadığı” belirtiliyor; kişinin profilinden görüntülemeye kısıt getirebileceği ifade ediliyor.
İkincisi, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik, işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalkarsa verinin silinmesi/yok edilmesi/anonimleştirilmesi ilkesini söylüyor; fakat hemen devamında “silinmesi talep edilen verilerin”, “bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması” ya da “gerektiğinde adli mercilere verilebilmesi” için Bakanlıkça kurulan merkezî bir sistemde arşivleneceğini düzenliyor. Bu hüküm, “silme” gerçekleşse bile belirli bir katmanda arşivleme kapısını açık bırakıyor.
KVKK Kurulu’nun 06.02.2020 tarihli 2020/93 sayılı karar özetinde de, sağlık verilerinde “silme” hakkının mutlak olmadığı, ayrıca sağlık verilerinin “kamu sağlığı/teşhis-tedavi/bakım/finansmanın planlanması” gibi işleme şartları ortadan kalkmadıkça Kurulun çoğu dosyada işlem tesis etmediği yaklaşımı görülüyor.
Bu yüzden “hayatımı kısıtlıyor” argümanı tek başına genellikle tam yok etmeye değil, daha çok şu tür sonuçlara götürür: e‑Nabız ve görünür ekranlardan çıkarma, erişimi daraltma, maddi hata varsa düzeltme, paylaşımın sınırlandırılması. Tam yok etme hedefi, özellikle MSB/Emniyet gibi “hak tesisi” süreçlerinde devletin kayıt saklama ve denetim gerekçeleriyle çatıştığı için zordur.
Özetle: Erişilemez hale getirme ve “sıradan hekimlerin görememesi” çoğu dosyada hedeflenebilir; fakat Bakanlığın merkezî sisteminde “hiç arşivlenmeyecek, tamamen yok olacak” düzeyinde bir sonuç, bugün yürürlükteki düzenlemeler nedeniyle çoğu durumda gerçekçi değildir.