İş yeri dokunulmazlığı ve hırsızlık davası ne olur?
Ablam hakkında 2023 yılında bir kişinin telefonunu aldığı iddiasıyla iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve nitelikli hırsızlık suçlarından dosya açıldı. Dosyanın kapandığını sanıyorduk ancak yeniden açılmış. Karşı taraf şikayetçi olmamış. Ay sonunda mahkeme var. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor, nasıl bir yol izlemeliyiz?
Cevaplar
Merhaba. Anlattığınız tabloda iki suç yönünden süreç aynı şekilde işlemez: “karşı taraf şikâyetçi değil” bilgisi, bazı suçlarda davayı düşürürken bazılarında hiçbir sonuç doğurmaz.
İşyeri dokunulmazlığının ihlali (TCK 116) suçunun temel hâli kural olarak şikâyete bağlıdır; yani mağdurun şikâyeti yoksa (veya süresinde yapılmamışsa) bu suçtan kamu davası yürütülemez/düşme gündeme gelir. Kanun metninde işyeri yönünden de “mağdurun şikâyeti üzerine” ibaresi vardır. Ancak cebir/tehdit gibi nitelikli hâller varsa şikâyet şartı kalkabilir; bu ayrım iddianamede hangi fıkranın sevk maddesi yazdığına göre netleşir.
Buna karşılık “nitelikli hırsızlık” (TCK 142) bakımından genel kural şikâyet aranmadığı ve savcılığın re’sen takip ettiği yönündedir; bu nedenle “şikâyetçi değil” denmesi genellikle davayı otomatik bitirmez.
Ay sonundaki duruşmaya kadar pratik yol haritası şöyle olsun (dosya görülmeden ezbere adım atmayın):
Son iki netleştirici bilgi yazarsanız daha hedefli yönlendirebilirim:
TCK 142 için: TCK 142/2-h maddesi belirtilmiştir (Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık). TCK 116 için: TCK 116/2 maddesi belirtilmiştir (İşyeri dokunulmazlığını ihlal etme). Metinde ayrıca 116/4 gibi nitelikli bir fıkra numarası geçmemektedir.
İlk derece yargılamasının yapıldığı ve kararın verildiği mahkeme Malatya 11. Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Ancak bu belge bir İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) kararıdır. Yerel mahkemenin verdiği Beraat kararı, Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmiş ve üst mahkeme bu beraat kararını sanık aleyhine BOZMUŞTUR. Dosya, yeniden yargılama yapılması için tekrar Malatya 11. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmektedir.
Belge içeriğinde ablamın (Sanık: Rabia Özlem Yılmaz) hakkında daha önce verilmiş bir KYO (takipsizlik) kararı veya buna yapılan bir itirazla davanın sonradan açıldığına dair hiçbir ibare yer almamaktadır. Aksine, dosyanın doğrudan soruşturma neticesinde açılan bir kamu davası olduğu, Asliye Ceza Mahkemesi'nde beraat kararı çıktığı, savcının itirazı (istinafı) üzerine de üst mahkemenin "beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır, cezalandırılması gerekir" özetindeki gerekçeyle beraati bozduğu anlaşılmaktadır.