Toggle sidebar
Arabuluculuk Türleri Nedir?

Arabuluculuk Türleri Nedir?

15 dakika

Arabuluculuk türleri, tarafların uyuşmazlığı tarafsız bir üçüncü kişi eşliğinde müzakere ederken hangi çerçevede ilerleyeceğini ve hangi beklentiyle masaya oturacağını belirler. Hukuki niteliğe göre süreç, ihtiyari arabuluculuk ya da bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce başvuruyu şart koşan dava şartı arabuluculuk olarak ayrılır; burada zorunluluk anlaşmaya değil, sürecin denenmesine ve son tutanağın alınmasına ilişkindir. Arabulucunun rolüne göre de kolaylaştırıcı, değerlendirici ve dönüştürücü yaklaşımlar vardır; kimi zaman sadece iletişimi kurar, kimi zaman seçeneklerin hukuki risklerini tartıştırır. En sık hata, zorunlu kelimesini karar verici bir makam sanıp gizlilik, hazırlık ve temsil konularını ciddiye almamaktır.

Arabuluculuk türleri hangi sınıflandırmalarla anlatılır?

Zorunlu ve ihtiyari ayrımı

Arabuluculuk türleri en pratik şekilde zorunlu (dava şartı) arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk ayrımıyla anlatılır. Zorunlu arabuluculukta “zorunlu” olan, uyuşmazlığın mutlaka anlaşmayla bitmesi değildir. Dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması ve süreç sonunda tutanağın alınması gerekir. İhtiyari arabuluculukta ise taraflar, henüz dava yokken ya da dava sırasında kendi iradeleriyle arabulucuya gider.

Bu ayrım, özellikle süre yönetimini, başvuru yolunu ve “anlaşmama” halinde izlenecek sonraki adımı etkiler. Uygulamadaki güncel duyuru ve bilgilendirmeler için Arabuluculuk Daire Başkanlığı sayfası iyi bir referans noktasıdır.

Uyuşmazlık alanına göre türler

İkinci yaygın sınıflandırma, arabuluculuğu uyuşmazlığın konusuna göre ayırmaktır. Uygulamada en çok şu başlıklarda “alan bazlı” arabuluculuktan söz edilir: iş uyuşmazlıkları, ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıkları gibi.

Bu sınıflandırma, başvurunun hangi büro üzerinden yürütüleceğini, tarafların masaya hangi belgelerle gelmesinin faydalı olacağını ve görüşmenin hangi teknik konulara odaklanacağını netleştirir.

Arabulucunun yaklaşımına göre türler

Üçüncü sınıflandırma, arabulucunun müzakereyi nasıl yönettiğine odaklanır. En bilinen yaklaşımlar kolaylaştırıcı, değerlendirici ve dönüştürücü arabuluculuktur. Kolaylaştırıcı yaklaşımda arabulucu iletişimi kurar ve çözümü tarafların üretmesini destekler. Değerlendirici yaklaşımda tarafların iddia ve risk algısını test eden daha “analitik” bir müzakere yürütülebilir. Dönüştürücü yaklaşım ise daha çok ilişkiyi onarmaya, iletişim dilini değiştirmeye ve tarafların birbirini anlamasına odaklanır.

Hangi yaklaşımın uygun olduğu, uyuşmazlığın hukuki karmaşıklığı kadar taraflar arasındaki ilişki düzeyine de bağlıdır.

Arabuluculuk nedir, süreçte kimler yer alır?

Arabulucunun rolü ve tarafsızlık

Arabuluculuk, tarafların bir özel hukuk uyuşmazlığını mahkemeye gitmeden veya dava sırasında, müzakere ederek çözmeyi denediği bir yöntemdir. Süreçte temel aktörler şunlardır: uyuşmazlığın tarafları, tarafların avukatları veya temsilcileri ve Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı arabulucu. Arabulucunun görevi karar vermek değil; iletişimi kurmak, müzakereyi yönetmek, seçenekleri görünür kılmak ve tarafların kendi çözümünü üretmesine yardım etmektir.

Tarafsızlık ve bağımsızlık bu rolün merkezindedir. Arabulucu, taraflardan birine “haklısın” diyerek hüküm kurmaz. Menfaat çatışması doğurabilecek bir durum varsa bunu açıklaması ve gerektiğinde çekilmesi beklenir. Taraflar açısından da pratik kural şudur: Toplantıya kim katılırsa katılsın, masada verilen taahhütlerin geçerli olabilmesi için katılan kişinin anlaşma yapma yetkisi net olmalıdır.

Gizlilik ve iradilik ilkesi

Arabuluculukta gizlilik iki katmanlı düşünülür. Birincisi, görüşmelerde konuşulanların dışarıya açıklanmaması beklentisidir. İkincisi ise, arabuluculuk sırasında ortaya çıkan beyan ve bazı belgelerin daha sonra bir dava veya tahkimde delil olarak ileri sürülememesi ilkesidir. Bu çerçeve, tarafların daha rahat pazarlık yapabilmesini hedefler.

İradilik ilkesi de önemlidir. Dava şartı arabuluculukta bile tarafların anlaşmaya “mecbur” edilmesi söz konusu değildir. Arabuluculuk, ancak tarafların serbestçe tasarruf edebileceği konularda gündeme gelir. Ceza sorumluluğu, nüfus kayıtları veya velayet gibi alanlarda arabuluculuk yolu kapalıdır.

Anlaşma belgesinin hukuki etkisi

Görüşmeler anlaşmayla biterse, bu irade anlaşma belgesi ile yazılı hale getirilir. Bu belge, üzerinde uzlaşılan konularda taraflar açısından bağlayıcıdır ve kural olarak aynı hususlarda yeniden dava konusu yapılmasını engelleyen bir etki doğurur.

En kritik pratik sonuç “icra edilebilirlik” tarafıdır. Anlaşma belgesi, şartlarına göre mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınarak veya bazı hallerde şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılabilir. Bununla birlikte, kanunun özellikle şerhi zorunlu tuttuğu alanlar da vardır. Bu nedenle anlaşma metninin imzaları, kapsamı ve konusuna göre icra kabiliyeti ayrıca değerlendirilmelidir.

Zorunlu arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk arasındaki farklar

Dava şartı olma hali

Zorunlu arabuluculuk (diğer adıyla dava şartı arabuluculuk), kanunun belirli uyuşmazlıklar için “mahkemeye gitmeden önce arabuluculuğu dene” dediği modeldir. Bu şart yerine getirilmeden dava açılırsa mahkeme davayı esastan incelemez; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret gündeme gelir. Ayrıca dava açarken, arabuluculuk sonunda düzenlenen son tutanağın dilekçeye eklenmesi gerekir. Tutanak eklenmemişse mahkeme genellikle 1 haftalık kesin süre vererek tamamlatır; süre içinde sunulmazsa dava usulden reddedilir.

İhtiyari arabuluculukta ise böyle bir ön koşul yoktur. Taraflar isterse arabulucuya gider, istemezse doğrudan dava açabilir. Bu yönüyle ihtiyari arabuluculuk “zorunluluk” değil, bir strateji ve tercih meselesidir.

Başvuru şekli ve sonuçları

Dava şartı arabuluculukta başvuru, kural olarak arabuluculuk bürosu üzerinden yürür. Büro arabulucuyu görevlendirir, davetler çıkar ve süreç sonunda anlaşma ya da anlaşamama tutanağı düzenlenir.

Bu modelin önemli bir sonucu da sürelerdir: Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez. Bu, özellikle kısa süreli başvuru haklarında kritik bir güvence sağlar.

İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucuyu birlikte seçebilir ve süreci daha esnek kurgulayabilir. Ancak süreler ve dava takvimi açısından, somut uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca değerlendirme yapmak gerekir.

Anlaşamama tutanağının etkisi

Zorunlu arabuluculukta anlaşamama (son) tutanağı, davanın kapısını açan belgedir. Bazı davalarda bu tutanağın tarihi ayrıca süre başlatır. Örneğin işe iade uyuşmazlıklarında, anlaşma olmazsa son tutanak tarihinden itibaren 2 hafta içinde dava açılması gerekir.

Bir diğer pratik etki, ilk toplantıya katılmama yaptırımıdır. Geçerli mazeret olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Sonrasında dava açılırsa, bu taraf kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir; ayrıca lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Dava şartı arabuluculuk hangi uyuşmazlıklarda uygulanır?

En sık görülen alanlar

İş, ticari, tüketici, kira, komşuluk ve diğerleri

Dava şartı arabuluculuk, her uyuşmazlıkta otomatik olarak uygulanmaz. Kanunun özellikle belirlediği alanlarda, dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan başlıklar şunlardır:

  • İş uyuşmazlıkları: İşçi veya işveren alacakları ve tazminatları (kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai gibi) ile işe iade talepleri.
  • Ticari uyuşmazlıklar: Ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri.
  • Tüketici uyuşmazlıkları: Tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda kural olarak arabuluculuk dava şartıdır. Ancak tüketici hakem heyetine başvurulması zorunlu olan parasal sınır altı uyuşmazlıklarda yol farklıdır.
  • Kira uyuşmazlıkları: Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (genel kural olarak) dava şartı arabuluculuğa tabidir. Önemli bir istisna olarak, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi kapsam dışındadır.
  • Kat mülkiyeti, komşuluk, ortaklığın giderilmesi: Apartman ve site yönetiminden doğan birçok çekişme, komşu hakkına dayalı uyuşmazlıklar ve ortaklığın giderilmesi davaları da bu kapsama girer.
  • Diğerleri: 1 Eylül 2023 itibarıyla tarımsal üretim sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına eklenmiştir.

Arabuluculuğa elverişlilik sınırları

Bir uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılması tek başına yetmez. Uyuşmazlığın aynı zamanda arabuluculuğa elverişli olması gerekir. Temel ölçüt şudur: Tarafların, uyuşmazlık konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi.

Bu nedenle ceza yargılamasına konu meseleler, nüfus kayıtlarına ilişkin davalar veya velayet gibi taraf iradesiyle “anlaşmayla” çözülemeyen alanlar arabuluculuğa uygun değildir. Benzer şekilde, bazı başlıklarda kanun istisna koyabilir. Örneğin kira uyuşmazlıklarında ilamsız tahliye yolu ayrı bir prosedürdür ve arabuluculuk dava şartının dışında bırakılmıştır.

Uyuşmazlık alanına göre arabuluculuk türleri ve örnekleri

İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk

İş arabuluculuğu, işçi ve işveren arasındaki alacak, tazminat ve işe dönüş taleplerinde en sık kullanılan arabuluculuk türüdür. Uygulamada görüşmeler genelde “hesap” üzerinden ilerler. Çalışma süresi, ücret bordroları, fazla mesai kayıtları ve fesih gerekçesi masanın merkezindedir.

Sık görülen örnekler: kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret ve fazla mesai, yıllık izin ücreti, prim ve ikramiye alacakları, işe iade talebi. Toplantıya giderken talep kalemlerini netleştirmek ve her kalem için dayanak belgeyi hazır tutmak, süreci kısaltır.

Ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk

Ticari arabuluculuk, şirketler arası veya tacir sayılan taraflar arasındaki para alacağı ve tazminat taleplerinde öne çıkar. Genelde fatura, sözleşme, teslim-tesellüm, cari hesap ve temerrüt tarihi konuşulur. Çoğu dosyada asıl tartışma “borç var mı”dan çok “ne zaman ve hangi planla ödenecek” sorusuna döner.

Tüketici arabuluculuğunda ise ayıplı mal ve hizmet, abonelik ve üyelik sözleşmeleri, mesafeli satışlar, garanti ve iade süreçleri sık görülür. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bazı uyuşmazlıklarda mahkemeden önce tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunabilir. Bu durumda yol haritası, tutara ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir.

Kira, komşuluk ve ortaklık uyuşmazlıkları

Kira arabuluculuğu, konut ve işyeri kiralarında hem alacak hem tahliye taleplerini kapsayan geniş bir alandır. Kira tespit ve kira uyarlama davaları, kira bedeli ve yan giderler, depozito iadesi, hor kullanma tazminatı ve ihtiyaç nedeniyle tahliye gibi başlıklar pratikte en çok çıkan örneklerdir. Buna karşılık, ilamsız icra yoluyla tahliye prosedürü ayrı bir yol olarak değerlendirilir.

Komşuluk ve kat mülkiyeti kaynaklı uyuşmazlıklarda ise gürültü, ortak alan kullanımı, yönetim giderleri, tadilat ve sınır ihlali gibi konular gündeme gelir. Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında da paydaşların satış, aynen taksim veya bedel paylaşımı konusunda anlaşması hedeflenir. Bu dosyalarda tapu kayıtları, yönetim planı ve teknik rapor ihtiyacı erken aşamada belirleyici olur.

Arabulucunun yöntemine göre arabuluculuk türleri nelerdir?

Kolaylaştırıcı arabuluculuk

Kolaylaştırıcı arabuluculukta arabulucu, taraflara “ne yapmaları gerektiğini” söylemez. Süreci yapılandırır. Söz hakkını dengeler. Gündemi netleştirir. Tarafların ihtiyaç ve önceliklerini görünür kılar. Çözüm önerisini de mümkün olduğunca tarafların üretmesini sağlar.

Bu yaklaşım, özellikle tarafların iletişim kurabildiği ama konuyu yönetmekte zorlandığı dosyalarda işe yarar. Örneğin kira ilişkisi devam ederken yaşanan anlaşmazlıklar, komşuluk çekişmeleri veya işyerinde çalışma düzenine dair uyuşmazlıklar. Avantajı, tarafların sahiplenebileceği sürdürülebilir bir anlaşma çıkarmaya elverişli olmasıdır.

Değerlendirici arabuluculuk

Değerlendirici arabuluculukta arabulucu, müzakereyi daha analitik yürütür. Tarafların iddia ve savunmalarını test eder. Riskleri ve belirsizlikleri konuşturur. “Mahkemeye giderse ne olabilir” sorusunu, karar vermeden ama gerçekçi bir çerçevede tartıştırır.

Ticari alacak dosyaları, işçilik alacakları veya teknik hesabın ağır bastığı uyuşmazlıklarda bu yöntem sık tercih edilir. Burada denge önemlidir. Arabulucunun değerlendirme dili, tarafların üzerinde baskı kuracak şekilde algılanmamalıdır. Aksi halde tarafsızlık algısı zedelenebilir.

Dönüştürücü arabuluculuk

Dönüştürücü arabuluculuk, anlaşmadan önce ilişkiyi ve iletişimi iyileştirmeyi hedefler. Tarafların birbirini dinlemesini sağlar. Duygusal gerilimi düşürür. Sorunun “kim haklı” kısmından çok, “nasıl birlikte ilerleriz” kısmına odaklanır.

Ortaklık ilişkilerinde, aile şirketlerinde, uzun süreli komşuluk veya site yönetimi uyuşmazlıklarında bu yaklaşım değerli olabilir. Her dosyada hızlı parasal sonuç üretmeyebilir. Ancak tarafların aynı ortamda yaşamaya veya çalışmaya devam edeceği durumlarda, anlaşmanın uygulanabilirliğini artıran bir zemin oluşturur.

Arabuluculuk başvurusu ve süreç adımları nasıl işler?

Başvuru, davet ve ilk toplantı

Arabuluculuk başvurusu, dava şartı olan dosyalarda kural olarak karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro olmayan yerlerde, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü bu işi yürütür. Başvuru dilekçeyle, bürodaki formla ya da elektronik ortamda yapılabilir. Dava şartı dosyalarda, taraflar listeden bir arabulucuda anlaşmadıysa arabulucu genelde büro tarafından puanlama yöntemiyle atanır.

Arabulucu görevlendirildikten sonra tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. İlk toplantıda genelde uyuşmazlık başlıkları netleştirilir. Katılım ve temsil yetkileri kontrol edilir. Gizlilik, iradilik ve ücret çerçevesi anlatılır. Taraflar isterse görüşmeler yüz yüze, isterse uygun teknik imkanlarla çevrim içi yürütülebilir.

Müzakere ve tutanak aşaması

Müzakere aşamasında arabulucu, ortak oturum ve gerektiğinde ayrı görüşmelerle süreci yönetir. Taraflardan belge ve hesaplama kalemleri istenebilir. Amaç, bir yandan iletişimi kurmak, diğer yandan pazarlık alanını somutlaştırmaktır.

Dava şartı arabuluculukta süreler dosyanın türüne göre değişir. Genel kural, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren 3 hafta içinde süreci bitirmesidir. Zorunlu hallerde en fazla 1 hafta uzatılabilir. Ticari para alacağı niteliğindeki uyuşmazlıklarda süre daha uzundur. Süreç sonunda mutlaka son tutanak düzenlenir.

Anlaşma olursa ve olmazsa sonraki yol

Anlaşma olursa, taraflar anlaşma belgesini imzalar. Taraflar, avukatları ve arabulucu birlikte imzalamışsa belge çoğu durumda ayrıca şerh aranmaksızın icraya elverişli hale gelebilir. Avukatsız imza gibi senaryolarda ise çoğu kez mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması gündeme gelir.

Anlaşma olmazsa son tutanak, dava açmanın ana anahtarıdır. Dava açarken bu tutanağın aslı veya onaylı örneği dilekçeye eklenmelidir. Eklenmezse mahkeme genellikle 1 haftalık kesin süre verir. Bazı davalarda, son tutanak tarihinden itibaren ayrıca kısa dava açma süreleri başlayabildiği için takvim mutlaka kontrol edilmelidir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol