Temelden satış sözleşmesiyle daire aldım; haklarım neler?
Bir inşaat firmasından temelden, adi yazılı sözleşme ile daire satın aldım. Bir süre sonra müteahhit vefat etti. Bunun üzerine ailesi mirası reddetti ve mahkeme şirkete kayyım atadı. Bu durumda hukuki haklarım nelerdir?
Cevaplar
Merhaba. Anlattığınız tabloda (adi yazılı “temelden satış” + müteahhidin vefatı + mirasın reddi + şirkete kayyım atanması) haklarınızın kapsamı, sözleşmenin hukuki niteliğine ve sizin “tüketici” olup olmadığınıza göre değişir.
Önce kritik nokta: Taşınmaz satışının (ve taşınmaz satış vaadinin) kural olarak resmî şekle tabi olduğu kabul edilir; adi yazılı metinler çoğu durumda tapu devrini zorla aldırtan geçerli bir “satış/satış vaadi” sözleşmesi gibi işlemeyebilir. Bu nedenle, elinizdeki adi yazılı sözleşme ile her zaman doğrudan “tapu tescil” alabileceğiniz garanti değildir. (TBK m. 237’de resmî şekil şartı vurgulanır.)
Buna rağmen siz tamamen korumasız değilsiniz:
Uygulamada en pratik yol, kayyımdan (1) projenin akıbeti, (2) sizin dairenize ilişkin bağımsız bölüm/tapu planı, (3) alınmış teminatlar (banka teminat mektubu, hakediş sistemi, bina tamamlama sigortası vb.) ve (4) ödeme dökümü mutabakatını yazılı istemek; paralelde de sürelere/teslime göre dönme–iade veya ifaya zorlama–tescil stratejisinden hangisinin gerçekçi olduğuna karar vermektir.
Sonuca doğrudan etki eden iki bilgi var:
Konutu yatırım amaçlı aldım. Sözleşmede teslim tarihi var. Bedelin tamamını ödedim. Banka havalesiyle yaptım ve açıklamada daire nosuna kadar belirttim.
Yatırım amaçlı aldığınız için büyük ihtimalle “tüketici” sayılmayacaksınız; dolayısıyla 6502’deki ön ödemeli konut satışına özgü cayma/dönme ve idari korumalar genelde uygulanmaz. 6502’de tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden” kişi olarak tanımlanır.
Sözleşmeniz “adi yazılı” olduğundan ikinci kritik konu şu: tapulu bir taşınmazın satışı / satış vaadi kural olarak resmî şekle tabidir; resmî senet (tapu müdürlüğünde) veya satış vaadi için noter düzenlemesi yoksa, bu tip sözleşmeler çoğu durumda “tapu tescile zorlama” sonucunu doğurmaz. Bu, yine de ödediğiniz bedeli ve zararlarınızı istemenize engel değildir.
Müteahhidin vefatı ve mirasın reddi, şirket ayrı bir tüzel kişilik olduğu için (sözleşme şirketle yapıldıysa) borcu kendiliğinden düşürmez. Mahkemenin atadığı kayyım, kararın kapsamı içinde şirketi temsil eder; muhatabınız fiilen kayyımdır.
Bu tabloda pratikte izlenen ana yollar şunlar:
Zamanaşımı taraf ve talebe göre değişir; sözleşmesel alacaklarda genel kural 10 yıldır, sebepsiz zenginleşmede ise daha kısa süreler gündeme gelebilir. (Bu yüzden gecikmeden yazılı ihtar ve dava stratejisi kurmak gerekir.)
arsa sahibi üçüncü kişi. Sözleşmede parsel bilgisi ve sözleşmeye atıf var. Bağımsız bölüm net tanımlanmış.