Toggle sidebar
Bir Erkeğin İki Farklı Kadına Nafaka Ödeme Durumu

Bir Erkeğin İki Farklı Kadına Nafaka Ödeme Durumu

14 dakika

İki kadına nafaka, bir kişinin aynı anda birden fazla nafaka yükümlülüğü doğurabilecek ayrı aile ilişkileri bulunması halinde gündeme gelir. Bu çoğunlukla farklı boşanmalardan kaynaklanan yoksulluk nafakası ile çocuklar için iştirak nafakasının aynı dönemde birlikte işlemesi, bazen de boşanma davası sürerken tedbir nafakasının devreye girmesiyle olur. Her karar kendi dosyasında verilir; hâkim tarafların gelirini, düzenli giderlerini, çocukların ihtiyaçlarını ve hakkaniyeti birlikte değerlendirerek toplam yükün ödeme gücünü aşmamasına dikkat eder. En sık yanılgı, yeni bir evlilik ya da gelir değişikliğinin nafakayı otomatik bitireceğini sanmaktır.

Nafaka türleri aynı anda bağlanabilir mi, hangileri?

Tedbir nafakası ve boşanma davası süreci

Boşanma davası açıldıktan sonra, dava kesinleşene kadar tedbir nafakası gündeme gelebilir. Tedbir nafakası, davanın devamı süresince ekonomik olarak zayıf kalan eşin ve varsa çocukların geçici olarak korunması için verilen bir önlemdir. Hâkim, şartlar oluştuğunda talep üzerine veya re’sen bu konuda karar verebilir. Uygulamada en kritik nokta şudur: Tedbir nafakası “boşanma sonuçlandıktan sonra” değil, boşanma yargılaması sürerken işler; karar kesinleşince tedbir nafakası yerini yoksulluk ve iştirak nafakası gibi kalıcı nafaka türlerine bırakabilir. (inanceker.av.tr)

Yoksulluk nafakası şartları ve süre

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka istemesidir. Kanun metninde bu nafakanın “süresiz olarak” istenebileceği düzenlenmiştir. Bu yüzden uygulamada yoksulluk nafakası, kural olarak süre bitimiyle değil; şartların değişmesiyle (örneğin alacaklının evlenmesi, yoksulluğun ortadan kalkması gibi) tartışılır. (normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr)

İştirak nafakası ve çocuğun giderleri

İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Çocuk için öngörüldüğü için, eşlerin kusur tartışmasından bağımsız değerlendirilir. Bu nedenle aynı dosyada hem eş için tedbir veya yoksulluk nafakası, hem de çocuk için iştirak nafakası birlikte bağlanabilir. Bir erkek açısından “iki farklı kadına nafaka” konusu da çoğu zaman burada görünür hale gelir: Bir tarafta eski eşe yoksulluk nafakası, diğer tarafta farklı anneden çocuğa iştirak nafakası aynı dönemde devam edebilir. (aynurcetin.av.tr)

Birden fazla eşe nafaka yükümlülüğünün hukuki dayanakları

Türk Medeni Kanunu çerçevesinde genel ilkeler

Türk hukukunda “nafaka” tek bir kalem gibi düşünülmez. Farklı amaçlara hizmet eden nafaka türleri vardır ve her biri ayrı şartlarla doğar. Boşanma yargılaması sırasında hâkimin geçici önlemler alma yetkisi (TMK m. 169), boşanma sonrası yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ve çocuk için iştirak nafakası (TMK m. 182) bu çerçevenin temelini oluşturur.

Bu yapı, nafakanın “kişiye göre” değil “ilişkiye ve ihtiyaca göre” kurulduğunu gösterir. Yani aynı kişi, farklı dosyalardan kaynaklanan birden fazla nafaka borçlusu olabilir. Mahkeme, her bir nafaka talebinde tarafların güncel ekonomik durumunu ve hakkaniyeti değerlendirir. Ancak bir nafaka kararı, diğerinden otomatik olarak üstün ya da öncelikli kabul edilmez.

Hangi hallerde iki farklı kişiye ödeme doğar

Bir erkeğin iki farklı kadına nafaka ödemesi en çok şu senaryolarda ortaya çıkar:

  • İki farklı evlilikten doğan yükümlülükler: İlk eş lehine yoksulluk nafakası, ikinci eşten olan çocuk lehine iştirak nafakası gibi.
  • Aynı dönemde eşe yönelik nafaka ile çocuğa yönelik nafakanın birlikte işlemesi: Yoksulluk nafakası (eş) ve iştirak nafakası (çocuk) farklı hukuki amaç taşır.
  • Boşanma davası sürerken bir dosyada tedbir nafakası, önceki boşanmadan kalan dosyada yoksulluk/iştirak nafakası bulunması.

Önemli nokta: “Yeni evlilik yaptım, önceki nafaka kendiliğinden biter” yaklaşımı her zaman doğru değildir. Sona erme veya uyarlama çoğu durumda ayrıca değerlendirme gerektirir.

Birden çok nafaka kararının birlikte icrası

Birden fazla nafaka kararı varsa, her biri kendi ilamına dayanır ve pratikte ayrı icra takipleri ile yürüyebilir. Ödeme yapılmadığında alacaklılar aynı anda tahsil yollarına başvurabilir. Nafaka borçlarında gecikme, icra baskısına ek olarak şikâyet şartları oluştuğunda tazyik hapsi yaptırımını da gündeme getirebilir (İİK m. 344).

Bu yüzden, birden çok nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler için en doğru yaklaşım “tek dosyayı” değil, toplam yükü ve ödeme gücünü birlikte görerek gerektiğinde uyarlama (artırım/indirim) davası seçeneklerini zamanında değerlendirmektir.

İki farklı eski eşe yoksulluk nafakası ödenmesi hangi şartlarda olur?

Kusur durumu, yoksulluğa düşme ve evlilik süresi

İki farklı eski eşe aynı anda yoksulluk nafakası ödenmesi, pratikte iki ayrı boşanma kararında (iki ayrı dosyada) yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olmasıyla mümkün olur. Her bir eski eş bakımından şartlar ayrı ayrı incelenir.

Temel kriterler Türk Medenî Kanunu m. 175 çerçevesinde özetle şunlardır: Nafaka isteyen eş, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmalı ve boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru daha ağır olmamalıdır. Nafaka yükümlüsünün kusuru ise ayrıca aranmaz.

Evlilik süresi, kanunda “şu kadar yıl olursa nafaka bağlanır” gibi bir eşik olarak düzenlenmez. Ama uygulamada evlilik süresi; tarafların yaşam standardı, mesleki imkanları, yaş ve sağlık gibi unsurlarla birlikte nafaka miktarı değerlendirilirken dolaylı biçimde etkili olabilir.

Yeniden evlenme ve fiili birlikte yaşama etkisi

Yoksulluk nafakası irat (aylık) şeklinde bağlandıysa, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi halinde nafaka kural olarak kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının resmi evlilik olmadan fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi ise genellikle mahkeme kararıyla kaldırma sebebidir. Bu noktada “fiili birlikte yaşama” iddiası somut delille desteklenmelidir.

Nafaka yükümlüsünün gelirindeki değişim ve uyarlama

İki eski eşe nafaka ödeyen kişinin gelirinde ciddi düşüş, işsizlik, sağlık gideri artışı gibi değişiklikler olduğunda “artık ödeyemiyorum” demek tek başına sonucu değiştirmez. Doğru yol, şartları varsa nafakanın azaltılması (indirim) veya kaldırılması için uyarlama davası açmaktır. Aynı şekilde gelir artışı veya alacaklının ihtiyaçlarının artması halinde de artırma talebi gündeme gelebilir. Mahkeme, toplam nafaka yükünü de gözeterek hakkaniyete uygun yeni bir denge kurar.

İki ayrı çocuğa iştirak nafakası bağlanması ve çocuk sayısının etkisi

Çocukların ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme gücü dengesi

İştirak nafakasında esas amaç, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin anne ve baba tarafından mali güçleri oranında karşılanmasıdır. İki ayrı çocuğa iştirak nafakası bağlanması halinde “çocuk sayısı arttı diye otomatik olarak kişi başı yarıya düşer” gibi bir kural yoktur. Mahkeme her çocuk için ihtiyacı ayrı değerlendirir, sonra nafaka borçlusunun toplam ödeme gücüyle dengeler.

Uygulamada hâkim; düzenli gelir, kira ve zorunlu yaşam giderleri, bakmakla yükümlü olunan diğer kişiler, çocuğun yaşadığı çevre ve ihtiyaçların güncelliği gibi veriler üzerinden hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Çocuk sayısı arttıkça toplam yük artabilir. Ancak bu artış, borçluyu fiilen ödeyemez hale getirecek şekilde kurulmaz.

Yaş, eğitim ve sağlık giderleri farkları

İki çocuğun nafakası aynı tutarda olmak zorunda değildir. Örneğin biri okul öncesi, diğeri lise çağındaysa; servis, kurs, sınav hazırlığı, okul giderleri farklılaşır. Benzer şekilde kronik hastalık, düzenli tedavi, rehabilitasyon veya özel beslenme gibi kalemler nafaka hesabını doğrudan etkiler. Mahkeme bu farkları somut giderler ve yaşam koşullarıyla birlikte tartar.

Farklı annelerden çocuklarda nafakanın paylaşımı

Çocuklar farklı annelerden olduğunda, genellikle iki ayrı dosyada iki ayrı iştirak nafakası kararı bulunur. Borçlu açısından toplam ödeme yükü birlikte hissedilir. Ancak her çocuğun nafakası, o çocuğun ihtiyacı ve ilgili annenin ekonomik durumu dikkate alınarak belirlenir. “Birine ödüyorum, diğerine daha az ödemeliyim” yaklaşımı tek başına yeterli olmaz. Eğer toplam yük gerçekçi sınırları aşıyorsa, indirim veya uyarlama talebi somut değişikliklerle desteklenmelidir.

Çocuğun velayetinin değişmesi ve yeni nafaka kararı

Velayet sonradan değişirse, iştirak nafakası da aynı şekilde otomatik olarak “yer değiştirip” devam etmez. Yeni velayet düzenine göre yeniden karar verilmesi gerekir. Velayet kendisine geçen ebeveyn, diğer ebeveynden iştirak nafakası talep edebilir. Mevcut nafakanın kaldırılması veya yeni miktarın belirlenmesi için mahkemeden karar alınması pratikte kritik önemdedir.

Nafaka miktarı nasıl belirlenir, birden fazla nafaka olunca ne değişir?

Gelir, yaşam standardı ve hakkaniyet kriterleri

Nafaka miktarı belirlenirken mahkeme, sadece “net maaş”a bakmaz. Tarafların gelir kaynakları, yaşam standardı, fiili harcama düzeni ve çocukların güncel ihtiyaçları birlikte değerlendirilir. Amaç, bir yandan nafaka alacaklısını korurken diğer yandan nafaka yükümlüsünü ödeme gücünü aşan bir borcun altına sokmamaktır. Bu denge kurulururken hakkaniyet kriteri belirleyicidir.

Birden fazla nafaka varsa (örneğin iki çocuğa iştirak nafakası ve bir eski eşe yoksulluk nafakası), mahkeme her dosyada ayrı karar verir. Ancak uygulamada toplam tablo kaçınılmaz biçimde değerlendirmeye girer. Çünkü hâkim, kişinin aynı anda birden fazla yükümlülüğünü bilerek gerçekçi bir ödeme planı kurmaya çalışır.

Kira, kredi, borç ve diğer yükümlülüklerin dikkate alınması

Kira, düzenli sağlık gideri, zorunlu ulaşım gideri gibi kalemler nafaka hesabında önemlidir. Buna karşılık her kredi taksiti ya da her borç “nafakayı otomatik düşüren” bir unsur değildir. Mahkeme özellikle şu ayrımı yapar: Zorunlu ve makul giderler mi, yoksa nafaka yükümlülüğünü azaltmak amacıyla sonradan yaratılmış veya lüks sayılabilecek harcamalar mı?

Ayrıca yeni evlilikten doğan genel gider artışı tek başına belirleyici olmayabilir. Ancak yeni doğan çocuk, bakıma muhtaç aile bireyi gibi bakmakla yükümlü olunan kişi sayısındaki artış çoğu dosyada daha güçlü bir etki yaratır.

Artırım davası ve enflasyon karşısında güncelleme

Nafaka miktarı “bir kez belirlendi, hep aynı kalır” şeklinde düşünülmemelidir. Enflasyon, eğitim ve sağlık giderlerindeki artış, kira piyasası gibi değişkenler nedeniyle nafaka kısa sürede yetersiz hale gelebilir. Bu durumda nafaka alacaklısı artırım davası açabilir.

Tersinden, nafaka yükümlüsünün gelirinde ciddi düşüş, uzun süreli işsizlik veya önemli sağlık giderleri gibi durumlarda da indirim veya kaldırma talebi gündeme gelir. Burada kritik nokta, değişikliğin geçici değil, somut ve sürdürülebilir olduğunun ortaya konulmasıdır.

Nafaka hangi durumlarda azaltılır, kaldırılır veya kendiliğinden sona erer?

Yoksulluk nafakasının kesilme sebepleri

Yoksulluk nafakası “süresiz” görülebilir ama her zaman sonsuza kadar sürmez. İrat (aylık) biçimde hükmedilen yoksulluk nafakası bazı hallerde kendiliğinden sona erer. En tipik örnek, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesidir. Yine taraflardan birinin ölümü de nafaka borcunu kendiliğinden bitirir.

Buna karşılık bazı durumlarda nafakanın kesilmesi için ayrıca mahkeme kararı gerekir. Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi iddiaları bu kapsamdadır. Bu iddiaların soyut değil, somut olgularla ispatlanması beklenir. Komşu beyanı, adres kayıtları, ortak gider ödemeleri, sosyal medya ve dijital izler gibi deliller dosyaya konu olabilir.

İştirak nafakasının bitişi ve reşitlik sonrası durum

İştirak nafakası kural olarak çocuk ergin olunca (18 yaş) sona erer. Burada önemli ayrım şudur: Çocuk reşit olduktan sonra eski kararın “işleyen” kısmı biter; ancak reşitliğe kadar birikmiş, ödenmemiş nafaka alacakları takip konusu yapılabilir.

Reşit olmasına rağmen eğitimi devam eden çocuk için destek ihtiyacı sürebilir. Bu durumda çoğunlukla, iştirak nafakasının devamı şeklinde değil; çocuğun artık kendi adına talep edebileceği eğitim/bakım amaçlı nafaka gündeme gelir. Uygulama dosyanın niteliğine göre değişebildiği için, reşitlik yaklaşırken sürecin doğru kurgulanması önemlidir.

Değişen koşullar nedeniyle indirim ve kaldırma davası

Nafaka, ekonomik şartlar değiştiğinde “kendiliğinden” azalmaz. Gelirin ciddi düşmesi, uzun süreli işsizlik, sağlık sorunları, yeni bir çocuğun doğması gibi gelişmelerde doğru yol, indirim veya şartları oluştuysa kaldırma davası açmaktır. Tersine; çocuğun eğitim giderlerinin artması, enflasyon veya alacaklının yoksulluğunun ağırlaşması gibi durumlarda artırım talebi gündeme gelir.

Mahkeme; güncel gelir belgeleri, SGK kayıtları, banka hareketleri, kira sözleşmeleri, okul ve sağlık giderleri gibi verilerle yeni dengeyi kurar. Birden fazla nafaka varsa, toplam yük de hakkaniyet içinde değerlendirilir.

Nafaka ödenmezse icra ve tazyik hapsi süreci nasıl işler?

İcra takibi, ödeme emri ve tahsil yolları

Nafaka ödenmediğinde alacaklı, genellikle nafaka kararına dayanarak icra takibi başlatır. Nafaka ilama (mahkeme kararına) dayandığı için uygulamada çoğunlukla ilamlı icra yoluna gidilir ve borçluya icra dairesince icra emri tebliğ edilir. Tebligat yapıldıktan sonra ödeme gelmezse, tahsil için haciz aşamasına geçilebilir.

Tahsil yolları somut duruma göre değişir. En sık kullanılanlar; maaş haczi, banka hesaplarına haciz (e-haciz), araç ve taşınmaz kaydı varsa haciz ve satış, üçüncü kişilerdeki alacakların haczidir. Nafaka dosyalarında “cari nafaka” her ay yeniden muaccel hale geldiği için, düzenli ödeme yapılmaması icra baskısını hızla artırır.

Tazyik hapsi şartları ve uygulama sınırları

Nafaka borcu, sıradan bir para borcundan farklı olarak tazyik hapsi riskini doğurabilir. İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca, nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir. Tazyik hapsi, “cezalandırmadan çok zorlamaya” yöneliktir. Hapis uygulanmaya başladıktan sonra nafaka borcu ödenirse tahliye gündeme gelir.

Uygulamada tazyik hapsinde en kritik noktalar; usulüne uygun tebligat, şikâyet anında en az bir aylık cari nafakanın ödenmemiş olması ve borçlunun “ödeyebileceği halde” ödemediği iddiasının dosya içeriğiyle desteklenmesidir.

İspat ve delil: gelir, harcama ve dijital kayıtlar

Nafaka icrasında ve tazyik hapsi şikâyetinde dosyayı belirleyen şey çoğu zaman delildir. Gelir ve ödeme gücü için bordro, SGK hizmet dökümü, banka hareketleri, vergi kayıtları, şirket ortaklığı bilgileri; harcama ve yaşam standardı için kira sözleşmesi, kredi ödemeleri, düzenli faturalar, POS ve hesap hareketleri önem taşır.

Ödeme yapıldıysa, “elden verdim” yerine dekont ve açıklamalı havale/EFT gibi iz bırakabilen kayıtlar hayati olur. Tartışmalı durumlarda mesajlaşmalar, e-posta yazışmaları ve bazı hallerde sosyal medya paylaşımları da (hukuka uygun şekilde) iddia ve savunmayı güçlendirebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Aynı dönem içerisinde birden fazla kadına nafaka ödenmesi zorunlu mudur?

Evet, her iki nafaka kararı hukuka uygun bir şekilde verilmişse, erkek her iki kadına da aynı dönemde nafaka ödemekle yükümlüdür. Eksik ödeme yapılması durumunda hukuki sonuçlar doğabilir.

Nafaka ödemesi hangi durumlarda sona erer?

Nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, mali durumunun değişmesi veya nafaka ihtiyacının ortadan kalkması gibi durumlarda mahkeme kararı ile sona erebilir. Ayrıca belirli bir süre için kararlaştırılan nafakalar sürenin dolması ile sonlanır.

Birden fazla nafaka ödemesi hesaplanırken dikkat edilen hususlar nelerdir?

Mahkeme, nafaka miktarını belirlerken erkeğin gelir durumu, yaşam standardı, nafaka alacak kişilerin ihtiyaçları ve diğer giderlerini göz önünde bulundurur. Nafakanın, erkeğin ödeme gücünü aşmaması esastır.

İki farklı kadına nafaka ödemek erkeğin mali durumunu nasıl etkiler?

Erkeğin mali durumu, nafaka ödemeleri nedeniyle önemli ölçüde etkilenebilir. Gelir dağılımının doğru yapılması, toplam nafaka miktarının erkeğin finansal gücünü aşmaması için dikkat edilmesi gereken bir unsurdur.

Nafaka miktarında azalma talep edilmesi mümkün müdür?

Nafaka miktarında değişiklik talep edilebilmesi mümkündür. Mahkemeye başvurarak erkeğin mali durumundaki değişiklikler veya alacaklı tarafın ihtiyaçlarındaki azalmalar gerekçe gösterilerek nafakanın azaltılması istenebilir.

Türkiyede nafaka türleri nelerdir?

Türkiyede genel olarak yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası olmak üzere üç tür nafaka bulunmaktadır. Her biri farklı koşullarda, farklı amaçlarla verilmekte ve kendine özgü kurallara tabidir.

Boşanma sırasında nafaka miktarı nasıl belirlenir?

Boşanma davasında müvekkil tarafların ekonomik durumu, çocukların ihtiyaçları, evlilik süresi, eşlerin yaşam standartları gibi çeşitli faktörler göz önünde bulundurulur ve karar genellikle uzman bir bilirkişi raporu ışığında verilir.

Nafaka ödememek için hangi yasal süreçler izlenebilir?

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için mahkemeye başvurmak gerekir. Bunun için gelirin azalması, alacaklının durumundaki değişiklikler gibi makul gerekçeler sunulmalıdır. Mahkeme bu talepleri değerlendirerek bir karar verir.

Bir erkeğin birden fazla kadına nafaka ödeme durumu yasal mıdır?

Evet, Türkiyede bir erkeğin birden fazla kadına nafaka ödemesi yasal olarak mümkündür. Bu durum, erkeğin hukuken yükümlü olduğu iki farklı kadına, örneğin boşanma sonrası eski eşlere, nafaka ödemesi yapması gerektiğinde ortaya çıkabilir.

Erkeğin gelirinde artış olursa nafaka miktarı değişir mi?

Evet, erkeğin gelirinde anlamlı bir artış olursa, nafaka alacaklısı bu durumun nafaka miktarının artırılması için bir gerekçe olabileceğini ileri sürerek mahkemeye başvurabilir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

İlginizi Çekebilir