Çalışmaktan Kaçınma Hakkı Nedir?
Çalışmaktan kaçınma hakkı, işyerinde ciddi ve yakın tehlike varken çalışanı işi sürdürmeye zorlamayan, can güvenliğini önceleyen yasal bir güvencedir. Koruyucusuz makine, gaz sızıntısı, elektrik kaçağı gibi risklerde çalışan, durumu tarih ve saat belirterek yazılı biçimde işverene, çalışan temsilcisine veya iş sağlığı ve güvenliği kuruluna bildirir ve tespit ile önlem talep eder. Talep kabul edilirse tedbirler tamamlanana kadar çalışmama mümkündür; bu süre içinde ücret ve sözleşmeden doğan diğer haklar korunur. Tehlike önlenemez ve anlık ise prosedürü beklemeden güvenli alana geçilebilir; en sık hata, bildirimi kayıt altına almadan işi bırakıp devamsızlıkla aynı şey sanmaktır.
6331 sayılı Kanun m.13 kapsamı ve “çalışmaktan kaçınma”nın tanımı
Madde 13 neyi güvence altına alır?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.13, işyerinde ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışana, tehlike giderilene kadar işi yapmama imkanı tanır. Bu, “işi beğenmediği için çalışmama” değil; iş sağlığı ve güvenliği riskinin somutlaştığı hallerde devreye giren bir koruma mekanizmasıdır.
Madde 13’e göre çalışan, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna (kurul yoksa işverene) başvurup durumun tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini ister. Kurul acilen toplanır; kurul yoksa işveren derhal karar verir ve durum tutanakla tespit edilir. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı bildirilir.
Talep yönünde karar verilirse çalışan, önlemler tamamlanana kadar çalışmaktan kaçınabilir. Bu süre içinde ücret ve iş sözleşmesinden doğan diğer haklar korunur. Tehlike önlenemez ve acil ise çalışan, prosedürü beklemeden tehlikeli bölgeyi terk edip güvenli alana geçebilir; bu nedenle hakları kısıtlanamaz.
4857’deki “iş görmekten kaçınma” ile farkı
4857’deki düzenleme, iş sağlığı ve güvenliğinden değil, ücretin ödenmemesinden doğar. 4857 sayılı İş Kanunu m.34’e göre ücret, ödeme gününden itibaren 20 gün içinde (mücbir sebep dışında) ödenmezse işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu davranış, sayıca toplu hale gelse bile grev sayılmaz.
Özetle 6331 m.13 “can güvenliği ve İSG tedbiri” odaklıdır ve tespit-tutanak-karar süreciyle işler. 4857 m.34 ise “ücret alacağı” odaklıdır ve esas şart, ücretin 20 gün gecikmesidir. Bu iki hak, gerekçesi ve uygulama koşulları bakımından birbirine karıştırılmamalıdır.
Ciddi ve yakın tehlike şartı hangi durumlarda oluşur?
“Ciddi” ve “yakın” tehlike nasıl değerlendirilir?
6331 m.13’teki “ciddi ve yakın tehlike”, işyerinde çalışanın hayatını veya vücut bütünlüğünü tehdit eden ve gerçekleşmesi halinde ağır sonuç doğurabilecek riskleri ifade eder. “Ciddi” kısmı, olası zararın ağırlığı ile ilgilidir. Ölüm, uzuv kaybı, kalıcı sakatlık, ağır zehirlenme, ciddi yanık gibi sonuç ihtimali ciddiyeti artırır. “Yakın” kısmı ise tehlikenin uzak bir ihtimal değil, mevcut koşullarda kısa süre içinde ortaya çıkabilecek nitelikte olmasına işaret eder.
Uygulamada değerlendirme çoğu zaman risk mantığıyla yapılır: tehlikenin şiddeti, maruziyetin süresi ve tehlikenin gerçekleşme olasılığı birlikte ele alınır. Şu sorular pratik bir çerçeve verir:
- Tehlike şu an var mı, yoksa olasılığa mı dayanıyor?
- Kontrol önlemi (koruyucu, kilitleme, havalandırma, KKD) fiilen çalışıyor mu?
- Maruziyet kesintisiz mi, anlık mı, kaç kişi etkileniyor?
- Yakın zamanda arıza, ramak kala, uyarı, ölçüm sonucu var mı?
Bu değerlendirme, yalnızca “çok tehlikeli” işlerde değil; ofis, depo, saha, servis aracı gibi her çalışma ortamında yapılabilir.
Somut örnekler ve sınır durumlar
Somut örnekler: Yüksekte korkuluk olmadan çalışma, koruyucusu sökülmüş pres veya testereyle çalışma, elektrik panosunda açıkta iletken ve kaçak şüphesi, kapalı alanda gaz kokusu veya ölçümde limit aşımı, kimyasal dökülme ve yetersiz havalandırma, iskelede stabilite sorunu, yangın yükü yüksek alanda acil çıkışların kilitli olması gibi haller genelde ciddi ve yakına yaklaşır.
Sınır durumlar: Süreğen ama “hemen” sonuç doğurmayan bazı riskler (örneğin uzun vadeli ergonomi sorunları) ciddi olabilir, fakat çoğu olayda “yakın” unsuru tartışmalı hale gelir. Buna karşılık, daha önce ramak kala yaşanmış bir arızanın tekrarı, uyarı ikazlarının devre dışı bırakılması veya güvenlik ekipmanının bilinçli olarak bypass edilmesi, “yakınlık” değerlendirmesini güçlendirir.
Her durumda, talebin güçlü olması için tehlikeyi somutlaştırmak önemlidir: fotoğraf, vardiya defteri kaydı, bakım arıza bildirimi, ölçüm sonuçları, tanık beyanı ve tutanak gibi veriler değerlendirmeyi netleştirir.
İSG kuruluna veya işverene başvuru süreci nasıl işler?
İSG kurulu varsa izlenecek yol
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu varsa, çalışan önce kurula başvurur. Başvurunun amacı nettir: tehlikenin tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesi. Kanun, kurulun bu talep üzerine acilen toplanmasını öngörür.
Başvuruyu mümkünse yazılı yapın ve bir kopyasını saklayın. Metinde şu bilgiler yer almalı:
- Tehlikenin yeri, zamanı ve nasıl ortaya çıktığı
- “Ciddi ve yakın tehlike”yi somutlaştıran bulgular (arıza, koku, koruyucu eksikliği, ölçüm sonucu gibi)
- İstenen önlem (durdurma, izolasyon, bakım-onarım, ekipman değişimi, alanın kapatılması vb.)
- 6331 m.13 kapsamında karar verilmesi talebi
Kurulun toplantısı ve kararı, sonradan “ben bildirdim” tartışmasına düşmemek için kritik önemdedir.
İSG kurulu yoksa işverene yazılı başvuru
Kurul bulunmayan işyerlerinde çalışan, doğrudan işverene başvurur. Bu durumda da işverenin derhal karar vermesi ve durumun tutanakla tespit edilmesi gerekir.
Uygulamada yazılı başvuru; e-posta, kurum içi kayıt sistemi, dilekçe (teslim alındı imzalı) veya KEP gibi yöntemlerle yapılabilir. Önemli olan, bildirimin tarihi ve içeriğinin sonradan ispatlanabilmesidir. Sadece sözlü uyarıyla yetinmek çoğu uyuşmazlıkta çalışan aleyhine sonuç doğurur.
Tespit, tutanak ve yazılı karar süreci
6331 m.13’e göre kurul ya da işveren, başvuru üzerine durumu tutanakla tespit eder ve verilen kararı çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirir.
Tutanakta genellikle tehlikenin tanımı, tespiti yapan kişiler, alınması gereken önlemler, sorumlular ve mümkünse süre yer alır. Yazılı karar ise çalışanın “çalışmaktan kaçınma” hakkını hangi gerekçeyle ve hangi kapsamda kullanacağını netleştirir. Bu kayıtlar, hem işverenin önlem planını somutlaştırır hem de ileride ücret, devamsızlık veya disiplin tartışmalarında temel dayanak olur.
Önlenemez acil tehlikede işyerini terk etme ve güvenli alana geçme
Kime haber verilir, hangi kayıtlar tutulur?
Önlenemez acil tehlike, artık kurul kararı veya işveren yazısı beklemenin makul olmadığı anlardır. Örneğin gaz kaçağı şüphesi, yangın başlangıcı, elektrik arkı, ani göçük riski, kimyasal maruziyet gibi durumlarda çalışan, 6331 m.13/3 uyarınca prosedürü beklemeden tehlikeli bölgeyi terk edip belirlenen güvenli yere geçebilir. Bu geçiş, işyerinin acil durum planındaki toplanma alanı veya güvenli bölge mantığıyla düşünülmelidir.
Haber verme tarafında amaç “izin almak” değil, tehlikeyi hızla görünür kılmak ve koordinasyon sağlamaktır. Uygulamada sırasıyla şunlara bildirim yapılır: en yakın amir/ekip lideri, işveren veya işveren vekili, İSG uzmanı ve işyeri hekimi, çalışan temsilcisi ve varsa işyeri güvenliği. Tehlike dışarıdan acil müdahale gerektiriyorsa 112 üzerinden yardım çağrısı da gündeme gelebilir.
Sonradan ücret, devamsızlık veya disiplin tartışması yaşanmaması için kısa ama net kayıt tutun. En pratik kayıtlar şunlardır:
- Tarih-saat, yer ve tehlike tanımını içeren kısa yazılı bildirim (e-posta, mesaj, tutanak talebi)
- Güvenli ise fotoğraf/video, ekran görüntüsü, ölçüm cihazı değeri
- Olayı gören tanıkların isimleri ve vardiya bilgisi
- İSG’ye “ramak kala” veya olay bildirimi açılması ve kayıt numarası
- Varsa giriş-çıkış kayıtları ve kamera görüntüsünün saklanması için yazılı talep
Bu süreçte en önemli kural şudur: güvenli alana geçerken panik yaratmadan, başkalarını tehlikeye sokmadan ve acil durum talimatlarına uyarak hareket edin.
Kaçınma süresince ücret, yan haklar ve disiplin yaptırımı olur mu?
Ücret ve diğer hakların korunması
6331 sayılı Kanun m.13/2, çalışanın talebi üzerine kurul veya işveren “tedbir alınsın” yönünde karar verirse, gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabileceğini açıkça söyler. Aynı fıkrada, bu dönemde çalışanın ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer haklarının saklı olduğu düzenlenir. Bu, işverenin “çalışmadın” diyerek ücret kesintisi yapamaması anlamına gelir.
“Diğer haklar” ifadesi geniştir. Uygulamada yemek, yol, düzenli prim/ikramiye, sosyal yardımlar gibi sözleşmeden doğan yan menfaatler açısından da kural olarak hak kaybı doğmaması beklenir. Elbette her yan hakkın koşulu (fiilen çalışma, performans, satış gibi) ayrıca incelenmelidir.
Önlenemez acil tehlikede işyerini terk edip güvenli alana geçen çalışan için de m.13/3 “hakları kısıtlanamaz” der. Bu nedenle, doğru şartlarda kullanılan çalışmaktan kaçınma hakkı, ücret yönünden de koruma sağlar.
Ücretli izin sayılır mı, devamsızlık olur mu?
Çalışmaktan kaçınma, teknik olarak “ücretli izin” değildir. Yıllık izin veya mazeret izni gibi bir izin türüne çevrilmesi doğru değildir. Bordro ve puantajda bu durumun, mümkünse karar ve tutanakla uyumlu şekilde ayrıca gösterilmesi daha sağlıklıdır.
Aynı şekilde, şartları oluştuğunda ve özellikle kurul/işveren kararı mevcutken bu süre devamsızlık sayılmaz. Bu nedenle, çalışana ihtar verilmesi, ücret kesme cezası uygulanması veya sırf bu gerekçeyle feshe gidilmesi hukuken tartışmalı hale gelir.
Riskli nokta şudur: Çalışan, ciddi ve yakın tehlikeyi somutlaştırmadan ve “acil, önlenemez” istisnasına da girmeden işi tek taraflı bırakırsa, işveren bunu devamsızlık gibi göstermeye çalışabilir. Bu yüzden yazılı başvuru, tutanak ve karar süreci, ücret ve disiplin tartışmalarını en baştan azaltır.
İşveren önlem almazsa haklı nedenle fesih ve diğer başvuru yolları
Haklı nedenle fesih şartları ve sonuçları
İşveren, ciddi ve yakın tehlikeyi bildirdiğiniz halde gerekli İSG önlemlerini almıyorsa konu yalnızca “kaçınma” ile sınırlı kalmaz. 6331 sayılı Kanun m.13, iş sözleşmesiyle çalışanlara, talep etmelerine rağmen tedbir alınmaması halinde tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmesini feshetme imkanını da tanır. Uygulamada bu yol, çoğunlukla 4857 m.24/I-a’daki “işin, işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli hâle gelmesi” çerçevesinde gündeme gelir.
Haklı nedenle fesihte kritik nokta, “tehlike var” demekten fazlasıdır. Şunlar dosyanızı güçlendirir:
- Tehlikeyi ve talebinizi yazılılaştırmanız (tarih, saat, yer).
- Kurul veya işveren kararının verilmemesi ya da olumsuz karar ve buna rağmen riskin sürmesi.
- Fotoğraf, bakım kaydı, ölçüm sonucu, tanık gibi somut destekler.
Sonuç olarak fesih, bildirim süresi beklenmeden yapılır. İşçi; koşulları varsa kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla mesai, kullanılmayan yıllık izin gibi alacaklarını talep edebilir. Uyuşmazlık çıkarsa, işçilik alacakları bakımından dava öncesi arabuluculuk süreci de pratikte kaçınılmaz bir adımdır.
İş müfettişi, CİMER ve diğer bildirim kanalları
İşverenin önlem almaması halinde yalnızca iç prosedüre sıkışmak zorunda değilsiniz. Çalışma hayatına ilişkin ihbar ve şikayetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iletişim ve denetim kanallarına taşınabilir. En pratik kapılardan biri, e-Devlet üzerinden ALO 170 başvurusu ile kayıt açmaktır. CİMER üzerinden de başvuru yapılabilir.
Başvuruda, “İSG tedbirleri alınmıyor” gibi genel bir ifade yerine, tehlikeyi somutlayın. Nerede, hangi ekipmanda, hangi tarihte, kaç kişinin risk altında olduğu, daha önce bildirim yapıp yapmadığınız ve elinizdeki belgeler denetimin etkisini artırır. Acil ve önlenemez bir tehlike varsa, denetimi beklemeden önce güvenliğe geçmek ve gerekiyorsa 112’den destek istemek de işin doğası gereğidir.
Uygulamada sık sorulanlar: süre, iş durdurma, kamu ve alt işveren
Ne kadar süreyle kaçınabilir?
6331 m.13’te kural şudur: Çalışan, ciddi ve yakın tehlikeyi kurula (kurul yoksa işverene) bildirir. Kurul veya işveren talep yönünde karar verirse çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Süre, takvimle değil tehlikenin giderilmesiyle sınırlıdır. Tehlike ortadan kalktığında da çalışanın işe dönmesi beklenir.
Karar beklenirken tehlike “önlenemez ve acil” nitelikteyse, çalışan usulü beklemeden tehlikeli bölgeyi terk edip belirlenen güvenli yere geçebilir. Bu hareket nedeniyle hakları kısıtlanamaz. Ayrıca toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli için, bu maddeye göre çalışmadığı dönem “fiilen çalışmış” sayılır.
İşin durdurulması kararı varsa ne değişir?
“İşin durdurulması”, 6331 m.25 kapsamında iş müfettişleri ve idare tarafından verilen, işyerinin bir bölümünde veya tamamında faaliyetin durdurulmasına yol açan idari bir karardır. Hayati tehlike tespitinde veya bazı çok tehlikeli işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamışsa gündeme gelir.
Kanun açıkça, m.25’e göre işin durdurulması hâlinde m.13 hükümlerinin uygulanmayacağını söyler. Yani iş durdurma kararı varken “çalışmaktan kaçınma” prosedürünü ayrıca işletmek yerine, durdurma rejimi devreye girer. Bu dönemde işveren, işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücrette düşüş olmadan uygun başka iş vermekle yükümlüdür.
Alt işveren işçisi ve geçici iş ilişkisi durumları
6331, “çalışan”ı statüsüne bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişi olarak tanımlar. Bu nedenle alt işveren işçisi de, geçici iş ilişkisiyle çalışan da kural olarak m.13’teki çalışmaktan kaçınma hakkından yararlanır. Kanunun bazı istisnaları vardır (örneğin belirli güvenlik ve askeri faaliyetler gibi).
Alt işveren-asıl işveren ilişkisinde İSG kurulları ve koordinasyon açısından özel hükümler bulunur. Özellikle uzun süreli asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde kurul ve koordinasyonun nasıl sağlanacağı ayrıca düzenlenmiştir. Pratikte başvuruyu kendi işvereninize (alt işverene) yapın; tehlike ortak alanı etkiliyorsa asıl işvereni ve varsa koordinasyon yapısını da yazılı olarak bilgilendirin.
Geçici iş ilişkisinde de çalışanın eğitimi ve İSG tedbirleri bakımından geçici iş ilişkisi kurulan işverenin sorumlulukları vardır. Bu yüzden, risk gördüğünüz anda bildirim ve kayıt (tutanak, e-posta, sistem kaydı) hattını mümkün olduğunca net kurmak önemlidir.
Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?
Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.
- Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
- Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.