Toggle sidebar
Taşınır Mallar Nedir?

Taşınır Mallar Nedir?

12 dakika

Taşınır Mallar, menkul olarak da anılan, yerinden alınarak başka yere taşınabilen eşyayı ifade eder. Telefon, araç, mobilya veya depodaki ürün gibi örnekler, günlük alışverişten şirket envanterine kadar pek çok işlemde devrin nasıl yapılacağını, zarar riskinin kimde olduğunu ve kime ait olduğunun nasıl ispatlanacağını belirler. Uygulamada mülkiyet, yalnızca sözleşmeyle değil, çoğu zaman teslimle birlikte zilyetliğin devri üzerinden somutlaşır; bu yüzden fatura, seri numarası ve teslim tutanağı gibi izler kritik olur. En sık gözden kaçan nokta, bir eşyanın duvara sabitlenmesiyle her zaman bağımsız sayılmayabileceği ve bu sınır yanlış çizildiğinde alım-satımda beklenmedik sonuçlar doğabileceğidir.

Taşınır (menkul) mal tanımı ve temel özellikleri

Taşınır sayılmanın kriteri: yer değiştirebilme

Taşınır (menkul) mal, en basit anlatımla yerinden alınarak başka bir yere taşınabilen eşyadır. Türk Medeni Kanunu taşınmazları sınırlı şekilde sayar: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler. Bu sayılanların dışında kalan ve niteliği bozulmadan yer değiştirebilen eşyalar, kural olarak taşınır mal kabul edilir.

Buradaki “yer değiştirebilme” sadece fiziksel olarak taşınabilmeyi anlatmaz. Eşyanın bir yere kalıcı biçimde bağlanması, sökülmesinin yapıya zarar vermesi gibi durumlar taşınır-taşınmaz ayrımını karmaşıklaştırabilir. Bu sınır hallerini ilerleyen bölümlerde ayrıca ele alacağız.

Günlük hayattan taşınır mal örnekleri

Günlük hayatta taşınır mala çok sık rastlanır. Örnek olarak telefon, bilgisayar, mobilya, beyaz eşya, takı, saat, sanat eseri, stoktaki ürünler ve depodaki emtia sayılabilir. Araçlar da (otomobil, motosiklet gibi) uygulamada çoğu zaman sicil ve plaka ile takip edilse bile, eşya hukuku bakımından taşınır mal grubunda değerlendirilir.

Menkul mal ile menkul kıymet farkı

“Menkul mal” genelde fiziki eşya için kullanılır. “Menkul kıymet” ise yatırım dünyasındaki finansal araçları ifade eder. Sermaye Piyasası Kanunu’nda menkul kıymetler; para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere paylar ve borçlanma araçları gibi araçlar şeklinde tanımlanır.

Bu fark pratikte önemlidir: Menkul malda mülkiyet ve zilyetlik çoğu kez teslimle görünür hale gelirken, menkul kıymetlerde devir ve hak sahipliği birçok durumda kaydi sistemler üzerinden izlenir.

Taşınır mal ile taşınmaz mal arasındaki farklar

Tapu sicili ve zilyetlik farkı

Taşınmaz mallarda (arsa, arazi, bağımsız bölüm gibi) mülkiyetin “görünen yüzü” çoğunlukla tapu sicilidir. Kim malik, taşınmaz üzerinde hangi ayni haklar var, bunlar tapu kaydında izlenir. Bu yapı, üçüncü kişilerin işlem güvenliğini artırır.

Taşınır mallarda ise kural olarak bir “tapu” yoktur. Burada dışarıdan görülebilen unsur zilyetlik, yani eşya üzerindeki fiili hakimiyettir. Uygulamada birçok taşınır için “kimdeyse onundur” algısı da buradan gelir. Elbette bu her zaman kesin değildir, ama uyuşmazlıklarda önemli bir başlangıç noktasıdır.

Devir işlemi nasıl kurulur: tescil mi teslim mi?

Taşınmazlarda devir, çoğu işlemde resmi şekil ve tescil ile tamamlanır. Yani satış gibi bir işlemde, tapuda resmi işlem yapılmadan ve tapu kütüğüne tescil gerçekleşmeden mülkiyetin geçtiğinden söz etmek genellikle mümkün olmaz. Bazı istisnai hallerde (miras, mahkeme kararı, cebri icra gibi) mülkiyet tescilden önce kazanılabilse bile, taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmek için tescil fiilen kilit rol oynar.

Taşınırlarda ise genel kural teslim ve zilyetliğin devridir. Satış sözleşmesi tek başına çoğu zaman yeterli olmaz; eşyanın fiilen veya hukuken teslim edilmesiyle mülkiyet geçişi tamamlanır.

Hukuki uyuşmazlıklarda aleniyet ve ispat farkı

Taşınmazlarda ispat yükü çoğu zaman tapu kaydına dayanır. Tapu sicilinin açıklığı ve düzenli tutulması, mahkemede kimin hak sahibi olduğunun tespitini genelde daha sistematik hale getirir.

Taşınırlarda ise aleniyet daha zayıftır. Eşya kolay taşınabildiği için el değiştirmeler hızlı olur. Bu da ispatı zorlaştırabilir. Bu nedenle fatura, sözleşme, ödeme kaydı, seri numarası gibi izler daha çok önem kazanır. Zilyetlik, taşınırda mülkiyete karine oluştursa da, tek başına her durumda tartışmayı bitirmez.

Taşınır mülkiyeti nasıl devredilir: zilyetlik ve teslim türleri

Fiili teslim ve hükmen teslim

Taşınır mülkiyetinin devrinde temel mantık şudur: mülkiyet, çoğu durumda zilyetliğin devriyle karşı tarafa geçer. Kanun, taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devrini şart koşar.

Fiili teslim, eşyanın bizzat el değiştirmesidir. Telefonun alıcıya verilmesi gibi. Kanun, zilyetliğin “şeyin” teslimiyle devredilebileceği gibi, “şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların” teslimiyle de devredilebileceğini söyler. Pratikte bu, anahtar, kart, kumanda gibi araçlarla kontrolün devri anlamına gelebilir.

Hükmen teslim (teslimsiz devir) ise eşya fiziksel olarak yer değiştirmese de, hukuken zilyetliğin ve buna bağlı olarak mülkiyetin devredilmesidir. Örneğin devreden, özel bir hukuki ilişkiye dayanarak eşyayı elinde tutmaya devam ediyorsa, mülkiyet teslim olmadan geçebilir. Ancak bu yol, üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni kurallarından kaçınmak amacıyla kullanılıyorsa sonuç doğurmayabilir.

Zilyetlik ne demek, neden önemlidir?

Zilyetlik, bir eşya üzerindeki fiili hakimiyet demektir. Kanun “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.” diyerek kavramı netleştirir.

Taşınır devrinde zilyetlik bu yüzden kritik bir rol oynar. Çünkü günlük hayatta taşınırın kimde olduğu, çoğu zaman mülkiyetin kimde olduğuna dair güçlü bir görünüm yaratır. Satış, bağış, trampa gibi işlemlerde tarafların “anlaşması” önemli olsa da, uyuşmazlık çıktığında zilyetliğin kime geçtiği çoğu kez belirleyici hale gelir.

Teslim olmadan devir sayılan durumlar

Teslim olmadan devir, özellikle şu hallerde karşınıza çıkar:

  • Devredenin zilyet kalması: Mülkiyeti devredip, özel bir ilişkiyle (örneğin emanet, kira benzeri bir kullanım) eşyayı fiilen elinde tutmaya devam etmesi.
  • Üçüncü kişinin zilyetliği: Eşya zaten üçüncü kişideyse ve bu üçüncü kişi özel bir ilişkiye dayanarak zilyet olmaya devam ediyorsa, teslim gerçekleşmeden zilyetlik kazanılabilir. Bu devrin üçüncü kişiye karşı hüküm doğurması için ayrıca bildirim şartı gündeme gelir.
  • Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi: Taşıyıcıya veya umumi mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurabilir.

Taşınır mallarda mülkiyet nasıl ispat edilir?

Fatura, sözleşme ve ödeme kayıtları

Taşınır mallarda “tapu kaydı” gibi tek bir resmi dayanak çoğu zaman olmadığı için mülkiyeti ispat, genellikle belge zinciri ile yapılır. En pratik başlangıç noktası faturadır. Özellikle fatura, alıcının adı, tarih, ürün tanımı ve bedel gibi veriler içeriyorsa güçlü bir delil değeri taşır. Yine de tek başına her zaman “kesin malik” sonucu doğurmaz. Çünkü fatura bazen farklı kişi adına kesilebilir, bazen de eşya sonradan devredilmiş olabilir.

Bu yüzden faturayı, mümkünse yazılı bir satış sözleşmesi ve ödeme kayıtlarıyla desteklemek gerekir. Banka havalesi, EFT, kredi kartı slipi, e-ticaret sipariş kaydı ve mesajlaşma kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, eşyanın kim tarafından hangi hukuki işlemle edinildiği daha net görünür. İkinci el alışverişlerde “elden ödeme” yerine iz bırakacak bir ödeme yöntemi tercih etmek, uyuşmazlık riskini ciddi biçimde azaltır.

Seri numarası, IMEI, şasi gibi ayırt edici bilgiler

Bir taşınır malın “o eşya” olduğunu gösterebilen ayırt edici bilgiler ispatta çok etkilidir. Telefonlarda IMEI, elektroniklerde seri numarası, araçlarda şasi numarası gibi bilgiler; fatura, servis fişi, garanti belgesi ve fotoğraflarla eşleştirildiğinde delilin gücü artar. Mahkeme veya bilirkişi incelemesinde de bu tür numaralar üzerinden eşleştirme yapılması daha kolay olur.

Garanti belgesi, envanter ve teslim tutanağı

Garanti belgesi, servis kayıtları ve bakım fişleri çoğu zaman eşyanın kullanım geçmişini gösterir. Şirketler için envanter kayıtları, demirbaş listeleri ve zimmet formları da önemli destekleyici belgelerdir.

Özellikle yüksek bedelli eşyada bir teslim tutanağı düzenlemek faydalıdır. Tutanakta eşyanın markası, modeli, seri numarası, teslim tarihi ve teslim alan-veren bilgileri yer alır. Böylece “anlaştık ama teslim edilmedi” veya “başka bir ürün verildi” gibi tartışmaların önü daha baştan kesilebilir.

Taşınır gibi görünen ama taşınmazla bağlantılı sınır durumlar

Bütünleyici parça ile eklenti ayrımı

Bazı eşyalar ilk bakışta taşınır gibi görünür, ama taşınmazla kurduğu bağ nedeniyle hukuken farklı değerlendirilebilir. Burada iki kavram öne çıkar: bütünleyici parça ve eklenti.

Bütünleyici parça, taşınmazın yerel adetlere göre “temel unsuru” sayılan ve ondan ayrılması ancak yok ederek, zarar vererek veya yapıyı değiştirerek mümkün olan parçadır. Böyle bir parça, taşınmazdan bağımsız düşünülmez. Örneğin binanın taşıyıcı sistemi, duvarları, döşemesi gibi unsurlar bu mantığa yakındır.

Eklenti ise asıl şeye sürekli olarak özgülenmiş taşınır bir maldır. Kullanımında asıl şeye bağlıdır, ama çoğu durumda sökülüp ayrılabilir. Önemli nokta şudur: Taşınmaza ilişkin bir tasarrufta, aksi kararlaştırılmadıkça eklenti de işlem kapsamına girebilir. Bu yüzden satış sözleşmelerinde “neler dahil” kısmı net yazılmalıdır.

Binaya sabitlenen tesisat ve ekipmanlar

Kombi, klima, güneş paneli, güvenlik kamerası sistemi, jeneratör, ankastre ürünler veya özel üretim dolaplar gibi kalemlerde sınır tartışması sık olur. Değerlendirmede genelde şu sorular belirleyici olur: Bu ekipman binanın işleyişi için vazgeçilmez mi? Sökülürse yapı zarar görür mü? Yerel uygulamada bu tür şeyler “bina ile birlikte” mi kabul edilir?

Örneğin sadece prize takılıp çıkarılan bir cihaz çoğu zaman taşınır niteliğini korur. Buna karşılık tesisata gömülü, sökülmesi ciddi tadilat gerektiren sistemler, bütünleyici parça veya en azından eklenti olarak kabul edilmeye daha yakındır.

Sökülüp taşınabilen yapılar ve eşyalar

Konteyner, prefabrik ofis, tiny house, şantiye yapıları ve benzeri çözümler de uygulamada karşınıza çıkar. Bu tür yapılar, gerçekten kolayca kaldırılıp başka yere götürülebiliyorsa taşınır gibi değerlendirilebilir. Ancak araziye kalıcı şekilde yerleştirilmiş, temel atılmış, altyapıya sürekli bağlanmış ve “artık yerin parçası” gibi kullanılan bir yapı söz konusuysa, çoğu durumda taşınmazla birlikte düşünülür.

Bu ayrım sadece teorik değildir. Satışta nelerin devredildiğini, icrada neyin haczedilebileceğini ve uyuşmazlıkta hangi delillerin güçlü olduğunu doğrudan etkiler.

Taşınır-taşınmaz ayrımı hangi işlemlerde pratik sonuç doğurur?

Satış, miras ve paylaşım işlemlerine etkisi

Taşınır-taşınmaz ayrımı, satışta ilk olarak “devir nasıl tamamlanır?” sorusuna cevap verir. Taşınmazlarda tapudaki resmi süreçler öne çıkar. Taşınırlarda ise teslim, fatura ve zilyetlik daha belirleyicidir. Bu yüzden ikinci el satışlarda, “bedel ödendi ama eşya verilmedi” gibi ihtilaflar taşınırlarda daha sık yaşanır.

Miras ve paylaşımda da ayrım pratik sonuç doğurur. Taşınmazların mirasçılara intikali ve sonrasında paylaşımı genelde tapu işlemleriyle ilerler. Taşınır eşyalar ise daha kolay bölüşülebilir. Ama değerli taşınırlar (araç, ziynet, sanat eseri gibi) için kime kaldığının ve değerinin tespiti, paylaşımın en çok tartışılan kısmı olabilir.

Haciz ve icra uygulamalarında farklar

İcra dosyalarında taşınır ve taşınmaz haczi, uygulama ve sonuç bakımından farklı ilerler. Taşınır haczinde çoğu zaman borçlunun bulunduğu yerde fiilen haciz yapılması, eşyanın yediemine bırakılması veya muhafazaya alınması gibi adımlar gündeme gelir. Taşınmaz haczinde ise tapu sicili üzerinden haczin görünür hale gelmesi ve satış sürecinin buna göre yürütülmesi önem kazanır.

Satış tarafında da yöntemler ayrışır. İcra satışlarında elektronik satış altyapısı ve usulleri ayrıca düzenlenmiştir.

Rehin ve teminat ilişkilerinde genel çerçeve

Teminat ilişkilerinde taşınır-taşınmaz ayrımı, hangi “rehin türünün” kurulacağını belirler. Taşınmazlarda en bilinen teminat ipotektir ve tapu siciline dayanır. Taşınırlarda ise klasik yaklaşım, zilyetliğin alacaklıya devredildiği taşınır rehni üzerinden işler.

Buna ek olarak ticari hayatta, teslim olmadan da taşınır rehni kurulabilen bir sistem vardır. 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile rehin hakkının sicile tescil ile kurulması, aleniyetin sicil üzerinden sağlanması ve belirli taraflar arasında bu rehinden yararlanılması öngörülür. Bu çerçevede hangi malın teminata elverişli olduğu, sözleşme ve tescil adımları ile temerrüt sonrası yol haritası, işlem kurulurken netleştirilmelidir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.