Toggle sidebar
Tereke Nedir?

Tereke Nedir?

14 dakika

Tereke, vefat eden kişinin mirasçılara geçen tüm malvarlığı değerleri ile borçlarının tek bir bütün olarak adıdır ve paylaşım ya da mirası kabul etme kararının temelini oluşturur. Ev, arsa, araç, banka hesapları, nakit, şirket payı, kira gelirleri ve alacaklar kadar kredi, vergi, icra takipleri, sözleşmeden doğan borçlar ve kefalet gibi yükümlülükler de işin içindedir. Sağlıklı bir karar için önce envanter çıkarılır, değerler ve borçlar netleştirilir; gerekirse mahkeme yoluyla tespit ve koruma işlemleri yapılır ve mirasın reddi seçeneği gerçekçi biçimde değerlendirilir. En sık hata, yalnızca görünen mallara bakıp borçların mirasçıya hangi şartlarda yansıyabileceğini sonradan öğrenmektir.

Tereke kavramı miras hukukunda neyi ifade eder?

Ölüm anında doğan malvarlığı bütünü

Tereke, mirasbırakanın ölüm anı itibarıyla sahip olduğu malvarlığının tamamını ifade eder. Buradaki “tamam” vurgusu önemlidir. Çünkü tereke sadece görünen mallardan oluşmaz. Hem aktifleri (mal, hak ve alacaklar) hem de pasifleri (borçlar ve yükümlülükler) birlikte değerlendirilir.

Uygulamada tereke, mirasın “konusu” gibi düşünülür. Mirasçıların paylaştıracağı veya mirası kabul edip etmeme kararını vereceği bütün budur. Bu nedenle tereke denildiğinde; taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket payları, kira gelirleri, senetli alacaklar kadar kredi borçları, vergi borçları, icra dosyaları ve devam eden sözleşmelerden doğan borçlar da akla gelmelidir.

Ölümle birlikte miras hukuku ilişkisi başlar. Ancak terekenin sınırları her zaman ilk bakışta net olmaz. Bazı haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu için devredilemez. Bazı borçlarda ise kefalet, müşterek borçluluk gibi ayrıntılar terekenin pasifini etkiler. Bu yüzden “tereke var mı yok mu” sorusu çoğu zaman “tereke net olarak nedir” sorusuna dönüşür.

Kısa örneklerle tereke

Örnek 1: Vefat edenin 1 dairesi ve bankada 300.000 TL birikimi var. Buna karşılık 450.000 TL kredi borcu bulunuyor. Burada tereke vardır; ama net tereke borç ağırlıklı olabilir.

Örnek 2: Mirasbırakanın bir şirket ortaklığı, devam eden kira sözleşmeleri ve tahsil edilmemiş alacakları var. Aynı zamanda vergi ve SGK borçları mevcut. Tereke hesabı, alacakların tahsil kabiliyetine göre değişir.

Örnek 3: Dışarıdan “mal yok” gibi görünse de bir araç satışı nedeniyle açılmış tazminat davası veya icra takibi bulunabilir. Bu tür riskler, mirasın reddi değerlendirmesinde belirleyici olur.

Tereke ile miras arasındaki fark nedir?

Tereke, miras payı ve mirasçılık ilişkisi

Tereke ile miras günlük dilde karıştırılır. Hukuki açıdan ise aynı şey değildir. Tereke, mirasbırakanın ölüm anındaki malvarlığı bütünü ve borçlarıdır. Miras ise bu terekenin, kanun veya ölüme bağlı tasarruflar (örneğin vasiyetname) çerçevesinde mirasçılara intikal eden kısmı ve bu intikale bağlı haklar bütünüdür.

Bir başka ifadeyle tereke “neyin var olduğu”, miras ise “kime ve hangi oranla geçeceği” sorusunu cevaplar. Burada miras payı devreye girer. Miras payı, mirasçının tereke üzerindeki oranını ifade eder. Örneğin üç mirasçı varsa ve başka bir düzenleme yoksa her birinin payı farklı olabilir. Pay oranları; mirasçıların zümresine, sağ kalan eşin durumuna ve varsa atanmış mirasçılara göre değişir.

Mirasçılık ilişkisi de bu noktada önemlidir. Mirasçı sıfatı, yalnızca “mal alma” hakkı değil, aynı zamanda terekenin borçlarına ilişkin sorumluluk rejimini de etkileyen bir statüdür. Bu yüzden uygulamada ilk adım genellikle mirasçıların kim olduğunun netleşmesi, yani veraset ilişkisinin ortaya konmasıdır.

Miras ortaklığı ve elbirliği mülkiyeti

Mirasbırakanın ölümünden sonra, tereke paylaşılıncaya kadar mirasçılar arasında miras ortaklığı oluşur. Bu aşamada mirasçılar, terekeye giren mal ve haklara tek tek “benim” diyerek serbestçe tasarruf edemez. Çünkü kural olarak tereke üzerindeki mülkiyet, elbirliği mülkiyeti şeklindedir.

Elbirliği mülkiyetinde her mirasçı, terekenin tamamı üzerinde paylı bir “oran” sahibi olsa da, belirli bir mal üzerinde tek başına tasarruf yetkisine sahip değildir. Örneğin terekeye ait bir taşınmazın satışı, kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesini gerektirir. Benzer şekilde, terekeye ait bir aracın devri veya tereke hesabından para çekilmesi gibi işlemlerde de çoğu zaman tüm mirasçıların iradesi veya yasal süreç gerekir.

Bu yapı, bir yandan terekenin dağılmasını ve hak kaybını önler. Diğer yandan mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa süreci zorlaştırabilir. Bu nedenle paylaşım öncesi dönemde terekenin korunması, yönetimi ve gerekiyorsa tespiti, mirasçılar için pratikte kritik hale gelir.

Terekeye hangi malvarlığı değerleri ve haklar girer?

Terekenin aktifi: malvarlığı ve alacaklar

Terekenin aktifi, mirasbırakanın ölüm anında sahip olduğu ekonomik değeri olan tüm malvarlığı unsurları ve alacaklarıdır. Uygulamada en sık görülenler şunlardır: taşınmazlar (ev, arsa, tarla), taşınırlar (araç, ziynet, değerli eşyalar), banka mevduatı, nakit, yatırım hesapları ve şirket ortaklık payları. Bunun yanında kira geliri doğuran sözleşmeler, senetli veya senetsiz alacaklar, iade alacakları, dava veya icra takibinden doğan alacak hakları da aktif içinde değerlendirilir.

Maddi olmayan değerler de çoğu zaman aktife dahildir. Örneğin telif hakkından doğan mali haklar, marka gibi haklar veya bir işletmenin müşteri portföyüyle birlikte devredilebilir ekonomik değeri, somut olayın niteliğine göre tereke hesabında önem kazanabilir.

Terekenin pasifi: borçlar ve yükümlülükler

Terekenin pasifi, mirasbırakanın ölüm anında mevcut borçları ve malvarlığını etkileyen yükümlülüklerdir. Banka kredileri, kredi kartı borçları, vergi borçları, SGK prim borçları, icra dosyaları, senet borçları ve tazminat borçları en tipik örneklerdir. Devam eden sözleşmelerden kaynaklanan borçlar da pasife girebilir.

Ayrıca defin giderleri, terekenin korunması ve yönetimi için yapılan zorunlu masraflar gibi kalemler de uygulamada “terekeye yüklenen” giderler olarak karşınıza çıkar. Birikmiş nafaka borcu gibi, ölümden önce doğmuş ve muaccel hale gelmiş bazı borçlar da pasifte dikkate alınır.

Net tereke nasıl hesaplanır?

Net tereke, basit ifadeyle aktif toplamı eksi pasif toplamıdır. Ancak pratikte hesap, sadece kalemleri yazmakla bitmez. Malların rayiç değerinin belirlenmesi, alacakların tahsil kabiliyetinin değerlendirilmesi, borçlarda faiz ve fer’ilerin netleşmesi gerekir.

Net tereke hesabı, mirasın reddi değerlendirilecekse daha da kritik hale gelir. Çünkü mirasçı için esas soru, “terekede ne var” değil, “borçlar düşüldüğünde paylaşılabilir bir değer kalıyor mu” sorusudur.

Terekeye girmeyen haklar ve alacaklar nelerdir?

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar

Terekeye girmeyenlerin başında kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar gelir. Bu haklar, kişinin şahsıyla bütünleştiği için devredilemez. Ölümle birlikte sona erer. Mirasçılar bu hakları “devralarak” kullanamaz.

Uygulamada en sık görülen örnekler şunlardır: velayet ve bazı aile hukuku yetkileri, evlenme veya boşanma gibi kişisel durumla ilgili davalar, dernek üyeliği gibi kişiye özgü statüler. Ayrıca bazı sınırlı ayni haklar da “şahsa bağlı” nitelikte kurulmuşsa mirasla devam etmez. Örneğin intifa hakkı veya oturma (sükna) hakkı çoğu durumda hak sahibinin ölümüyle sona erdiği için, mirasçılara geçecek bir “tereke malı” olarak kalmayabilir.

Bazı sosyal güvenlik ödemeleri ve tazminatlar

Bazı ödemeler, teknik olarak mirasbırakanın alacağı olmaktan çok, kanunun doğrudan hak sahiplerine tanıdığı bir haktır. Bu yüzden terekeye dahil edilip “paylaştırılan” bir kalem gibi işlemeyebilir.

Örneğin SGK cenaze ödeneği belirli bir sıra içinde eşe, çocuklara, ana-babaya veya kardeşlere ödenir. Benzer şekilde dul ve yetim aylığı gibi ölüm sonrası bağlanan aylıklar da kural olarak sağ kalanların kendi hakkı olarak değerlendirilir.

Tazminatlarda da ayrım önemlidir. Ölenin malvarlığında doğmuş “maddi” alacaklar çoğu kez terekeye girerken, ölüm nedeniyle yakınların talep edebileceği bazı manevi tazminat hakları miras yoluyla değil, doğrudan yakınların kendi hakkı olarak gündeme gelir.

Dijital varlıklar terekeye dahil olur mu?

Dijital varlıklarda ölçüt, çoğu zaman ekonomik değer ve devredilebilirliktir. Kripto varlıklar, alan adları, çevrim içi cüzdan bakiyeleri, dijital mağaza gelirleri gibi değerler, prensip olarak tereke kapsamında ele alınabilir.

Buna karşılık sosyal medya veya e-posta hesaplarında konu sadece “malvarlığı” değildir. Gizlilik, kullanıcı sözleşmeleri ve teknik erişim engelleri devreye girer. Bu nedenle dijital hesaplara erişim, bazı dosyalarda mirasçılık belgesiyle yazışma ve bazen de mahkeme kararı gerektirebilir. En sağlıklı yaklaşım, dijital varlıkların ve erişim yöntemlerinin hayattayken planlanmasıdır.

Terekenin tespiti ne zaman ve neden gündeme gelir?

Envanter ihtiyacı doğuran tipik durumlar

Banka, tapu, araç ve borç araştırmaları

Terekenin tespiti, mirasbırakanın malvarlığı “kabaca” bilinse bile, paylaşım ve mirasın kabulü açısından net tablonun çıkarılamadığı durumlarda gündeme gelir. En sık ihtiyaç, ölümden sonra mirasçıların önünde iki temel karar olduğu için doğar: Terekeyi paylaşmaya mı gidilecek, yoksa borç riski nedeniyle farklı bir yol mu izlenecek?

Bu noktada pratik envanter genellikle şu başlıklara odaklanır:

  • Banka ve finans varlıkları: Mevduat, yatırım hesapları, kiralık kasa, otomatik ödeme talimatları gibi kalemler.
  • Tapu araştırması: Konut, arsa, tarla, hisseli taşınmazlar ve taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz gibi kayıtlar.
  • Araç kayıtları: Otomobil, motosiklet gibi taşıtların varlığı ve üzerinde rehin, haciz olup olmadığı.
  • Borç ve takipler: Kredi, kredi kartı, vergi borcu, icra dosyaları, devam eden davalar ve sözleşmelerden doğan yükümlülükler.

Mirasçılar açısından zamanlamanın da önemi olabilir. Özellikle mirasın reddi düşünüldüğünde, kanundaki süreler nedeniyle “önce borçları netleştirme” ihtiyacı daha da belirginleşir.

Mirasçılar arasında bilgi eksikliği ve uyuşmazlık

Terekenin tespiti çoğu zaman hukuki bir zorunluluktan çok, uyuşmazlığı önleyen bir güvenlik adımı olarak ortaya çıkar. Mirasçılardan birinin banka hareketlerini, kira gelirlerini veya taşınırları fiilen kontrol ettiği; diğer mirasçıların ise neyin varlığından haberdar olmadığı dosyalarda tespit ihtiyacı büyür.

Özellikle ikinci evlilikler, geniş aile yapıları, farklı şehirlerde yaşayan mirasçılar ve “mirasbırakan sağken bazı malları kime bıraktı” tartışmaları olan durumlarda, ölüm anındaki malvarlığının mümkün olduğunca netleştirilmesi ilerideki paylaşım görüşmelerini kolaylaştırır. Ayrıca sonradan ortaya çıkan bir borç veya gizli kalmış bir mal iddiası, mirasçılar arasında güven sorununa yol açtığında, tespit süreci bu tartışmayı somut veriye bağlar.

Tereke tespiti davası nedir, hangi mahkeme bakar?

Görevli ve yetkili mahkeme

Tereke tespiti davası (uygulamada bu adla anılır), mirasbırakanın ölümünden sonra terekeye ait mal, hak, alacak ve borçların belirlenmesi için mahkemeden tespit yapılmasının istenmesidir. Bu iş, çoğu dosyada “çekişmeli bir dava” gibi ilerlemez. Daha çok çekişmesiz yargı kapsamında bir tespit ve koruma süreci olarak yürür.

Görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetki bakımından esas alınan yer ise mirasbırakanın son yerleşim yeridir. Çünkü tereke mallarının korunması için gerekli önlemleri alma yetkisi, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine verilmiştir. Mirasbırakan yerleşim yeri dışında bir yerde vefat etmişse, ölüm yerindeki sulh hâkimi gecikmeksizin yerleşim yeri sulh hâkimine bildirim yapar. Ölüm yerinde bulunan mallar için gerekli önlemleri alır ve dosyayı yerleşim yerine gönderir.

Davanın amacı ve sonucu

Bu başvurunun amacı, “kim kaç pay alacak” meselesini çözmek değildir. Amaç, terekeyi somutlaştırmaktır. Yani terekede ne var, ne yok sorusuna mümkün olduğunca net cevap vermektir.

Mahkeme dosyasında tespit; bankalara, tapuya, trafik tescile yazılar yazılması, terekenin mühürlenmesi, resmen yönetim gibi koruma tedbirleriyle birlikte ilerleyebilir. Ayrıca kanunda sayılan hâller varsa sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verebilir. Örneğin mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde defter tutulmasını isterse bu yol gündeme gelebilir.

Sonuçta ortaya çıkan tespit, sonraki paylaşım görüşmelerini ve olası davaları kolaylaştırır. Ancak tespit tutanakları tek başına mülkiyet uyuşmazlığını kesin olarak çözmeyebilir. Bu tür çekişmeler ayrı davaların konusudur.

Hangi hallerde avukata başvurulur?

Tereke tespiti basit görünse bile, yanlış adım hak kaybına yol açabilir. Özellikle şu durumlarda avukat desteği pratikte ciddi kolaylık sağlar:

  • Terekeye mal kaçırıldığı veya malların gizlendiği şüphesi varsa
  • Birden fazla şehirde taşınmaz, şirket ortaklığı, yüksek tutarlı banka hareketleri gibi karmaşık unsurlar bulunuyorsa
  • İcra dosyaları, vergi borçları, kefalet gibi borç riski yüksekse
  • Mirasçılar arasında iletişim kopukluğu veya açık uyuşmazlık varsa
  • Hızlı koruma tedbiri gerekiyorsa (mühürleme, resmen yönetim gibi)

Bu dosyalarda amaç, süreci “büyütmek” değil, doğru mahkemede doğru taleplerle ilerleyip terekenin güvenli şekilde tespit edilmesidir.

Terekeye ilişkin sık sorulan sorular

Tereke borçları mirasçılara geçer mi?

Kural olarak evet. Türk hukukunda miras, mirasbırakanın ölümüyle birlikte bir bütün olarak mirasçılara geçer. Bu bütünün içinde borçlar da vardır. Bu nedenle mirasçılar, tereke borçlarından yalnızca kendilerine kalan mallarla sınırlı olmaksızın, çoğu durumda kişisel malvarlıklarıyla ve alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu hale gelebilir.

Bu risk nedeniyle, borç şüphesi olan dosyalarda “terekede ne var ne yok” netleşmeden işlem yapmak doğru olmaz. Mirası reddetme hakkı da bu noktada devreye girer. Miras, kural olarak üç ay içinde reddedilebilir.

Terekeye her şey otomatik olarak dahil olur mu?

Hayır. Tereke; miras yoluyla intikale elverişli mal, hak, alacak ve borçlardan oluşur. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kural olarak mirasla geçmez. Ayrıca bazı ödemeler de mirasbırakanın “alacağı” olmaktan çok, kanunun doğrudan hak sahiplerine tanıdığı bir hak niteliğinde olabilir.

Bu yüzden “ölüm oldu, tüm haklar otomatik terekeye girdi” yaklaşımı pratikte hatalı sonuçlar doğurabilir. Somut kalemin niteliğine göre değerlendirme gerekir.

Tereke paylaşıma kadar kim neye sahip olur?

Paylaşım yapılıncaya kadar mirasçılar arasında miras ortaklığı vardır. Bu dönemde tereke malları üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusudur. Yani mirasçılardan biri, terekeye dahil bir taşınmazı veya aracı tek başına satamaz, kiralayamaz ya da devredemez. Kural olarak terekeye ilişkin tasarruflarda mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.

Bu nedenle, paylaşım öncesi dönemde yapılan işlemlerde “yetki kimde” sorusu kritik olur. Gerektiğinde miras ortaklığına temsilci atanması gibi yollar gündeme gelebilir.

Veraset ilamı ile tereke aynı şey mi?

Aynı şey değildir. Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), kimlerin mirasçı olduğunu ve miras paylarını gösteren resmi belgedir. Tereke ise mirasbırakanın ölüm anındaki malvarlığı ve borçlarının tamamıdır.

Veraset ilamı, terekenin “envanteri” değildir. Veraset ilamı almış olmak, otomatik olarak “şu kadar mal var” anlamına gelmez. Ama bankalara, tapuya ve diğer kurumlara başvurup terekeyi tespit etmenin temel anahtarıdır.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.