Nispi Vekalet Ücreti Nedir?
Nispi vekalet ücreti, konusu para olan ya da parayla ölçülebilen davalarda dava değeri üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki kademeli oranlara göre hesaplanan yasal avukatlık ücretidir. Alacak ve tazminat gibi parasal taleplerde devreye girer; talebin artırılması, dava değerine itiraz ve kısmi kabul gibi ihtimaller hesaplamayı doğrudan değiştirir. Sabit tutarlı maktu vekalet ücretiyle farkı, tutarın dosyanın ekonomik büyüklüğüyle birlikte artmasıdır. Mahkemenin karşı tarafa yüklediği bu bedel, tarafın avukatıyla yaptığı sözleşmedeki ücretten ayrı bir kalemdir. En yaygın hata, sonuçta hükmedilen tutarı değil ilk talep edilen rakamı esas alıp maliyet riskini çoğu kez yanlış okumaktır.
Nispi vekalet ücreti hangi davalarda uygulanır?
Parayla ölçülebilen dava ve işler
Nispi vekalet ücreti, konusu para olan ya da para ile değerlendirilebilen davalarda ve icra işlerinde uygulanır. Mantık basittir: Uyuşmazlığın bir “değeri” varsa, karşı vekalet ücreti de bu değere göre oranlı şekilde hesaplanır.
En sık nispi vekalet ücretine konu olan örnekler şunlardır: alacak davaları, maddi ve manevi tazminat talepleri, işçilik alacakları, ecrimisil gibi parasal istemler. Bazı dava türlerinde değer hesabı özel kurala bağlanır. Örneğin tahliye, kira tespiti ve nafaka davalarında, tarifede bir yıllık tutar üzerinden nispi hesap yapılacağı ayrıca düzenlenir.
İcra takiplerinde de genel kural, takip değerine göre nispi ücret olmasıdır. Ancak tarifede, belirli bir takip tutarına kadar maktu ücret uygulanacağı gibi istisnalar da yer alır.
Parayla ölçülemeyen işlerde maktu ücret
Talep sonucunun doğrudan bir para miktarı olmadığı, yani dava değerinin parayla ölçülemediği işlerde ise uygulama kural olarak maktu vekalet ücreti yönündedir. Bu kez hesap, uyuşmazlığın ekonomik büyüklüğüne göre değil; dosyanın görüldüğü yargı yerine ve işin türüne göre tarifedeki sabit tutarlara göre yapılır.
Uygulamada maktu ücrete daha sık rastlanan örnekler: boşanma ve velayet gibi aile hukuku çekişmeleri, soybağı ve nüfus kayıt düzeltme davaları, kişilik haklarına ilişkin bazı davalar ve ceza yargılamasında (örneğin beraat halinde) hükmedilen karşı vekalet ücretleridir.
Özetle, “para talebi var mı?” ilk kontrol noktasıdır; fakat nihai ayrımı her zaman AAÜT’nin ilgili iş kalemi belirler.
Maktu vekalet ücreti ile nispi vekalet ücreti farkı
Konu, matrah ve hesaplama farkı
Maktu vekalet ücreti, uyuşmazlığın parasal bir değere bağlanamadığı (veya tarifede o iş için sabit tutar öngörüldüğü) hallerde uygulanır. Hesap “yüzde” üzerinden değil, doğrudan tarifedeki sabit rakam üzerinden yapılır. Bu yüzden dosyanın ekonomik büyüklüğü artsa da maktu ücret aynı kalır. Maktu ücrette belirleyici olan şey, işin türü ve hangi yargı yerinde görüldüğüdür.
Nispi vekalet ücreti ise konusu para olan ya da para ile değerlendirilebilen işlerde devreye girer. Burada bir matrah vardır. Uygulamada bu matrah çoğu kez “dava değeri” veya “hükmedilen/kabul edilen miktar” üzerinden tartışılır. Ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki dilimli oranlara göre hesaplanır. Sonuç olarak aynı dava türünde bile, talep edilen miktar ve davanın kabul-ret durumu değiştikçe nispi ücret de değişir.
Mahkeme ve icra uygulamasında farklar
Mahkemede maktu ücret, kararın sonunda genellikle tek bir sabit kalem olarak görünür. Nispi ücrette ise dosyanın sonucu daha belirleyicidir. Dava kısmen kabul kısmen reddedilirse, kabul edilen kısım üzerinden bir tarafa; reddedilen kısım üzerinden diğer tarafa ayrıca vekalet ücreti çıkması mümkündür. Bu nedenle nispi ücret, “davayı kazanma oranı” ile daha yakından bağlantılıdır.
İcra takiplerinde de benzer ayrım vardır. Takip değeri belirlenebiliyorsa nispi ücrete gidilir. Bazı takip türlerinde veya belirli aşamalarda tarifede maktu tutarlar ve aşamaya göre değişen uygulamalar bulunur. Güncel çerçeve, yürürlükteki 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ile belirlenir. Bu yüzden “maktu mu, nispi mi?” sorusunun net cevabı çoğu zaman dosyanın türü kadar, ilgili tarife bendine de bağlıdır.
Nispi vekalet ücretinin yasal dayanağı ve tarife mantığı
AAÜT ve Avukatlık Kanunu çerçevesi
Nispi vekalet ücreti, tek bir metne dayanmaz. Çerçeveyi üçlü bir yapı belirler: Avukatlık Kanunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ve yargılama giderlerine ilişkin usul hükümleri. Avukatlık Kanunu, hem avukatlık ücretinin tanımını yapar hem de tarifenin nasıl hazırlanacağını düzenler.
Mahkemenin “karşı tarafa yüklediği vekalet ücreti” ise, yargılama gideri kalemi olarak hükme bağlanır. Vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir olunan vekalet ücretinin yargılama gideri sayılması bu noktada temel dayanaklardan biridir.
Hüküm tarihinde yürürlükte tarife kuralı
Uygulamada en kritik kural şudur: Vekalet ücreti takdir edilirken, hukuki yardımın tamamlandığı ya da davada hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.
Bu nedenle dava açıldığı tarihteki AAÜT ile karar tarihindeki AAÜT farklıysa, çoğu dosyada karar anındaki tarife üzerinden değerlendirme yapılır. AAÜT’de de “uygulanacak tarife” başlığı altında aynı mantık tekrar edilir.
Alt sınır ve sınırlamalar
AAÜT, “öneri” niteliğinde değildir. Avukat ile müvekkilin anlaşacağı ücrette de, mahkemenin karşı tarafa yükleyeceği vekalet ücretinde de alt sınır işlevi görür. Avukatlık Kanunu, tarifeden düşük vekalet ücreti kararlaştırılamayacağını açıkça söyler.
Diğer yandan, mahkemelerin karşı tarafa yükleyeceği vekalet ücretinde bir üst sınır da vardır: Bu ücret, tarifede yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.
AAÜT’nin her yıl hazırlanıp Resmî Gazete’de yürürlüğe girmesi de bu “minimum standart ve yeknesaklık” mantığını tamamlar.
Nispi vekalet ücreti nasıl hesaplanır?
Dava değeri, hükmedilen miktar ve kabul edilen kısım
Nispi vekalet ücretinde ilk adım, dosyada “para ile ölçülebilen” bir talep olup olmadığını ve hesaplamaya esas değeri netleştirmektir. Uygulamada çoğu dosyada esas alınan tutar, davada kabul edilen (hükmedilen) miktar olur. Dava kısmen kabul kısmen reddedildiyse, kabul edilen kısım için bir taraf lehine; reddedilen kısım için de diğer taraf lehine ayrıca vekalet ücreti gündeme gelebilir.
AAÜT, iki önemli sınır koyar:
- Konusu para olan işlerde nispi hesap yapılır; ama çıkan tutar, davanın görüldüğü mahkeme için tarifede öngörülen maktu ücretin altına inemez.
- Hükmedilecek ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Ayrıca kısmi dava ve belirsiz alacak davası gibi dosyalarda, mahkeme dava değerini belirledikten sonra davacı bu değere göre devam etmese bile, yasal vekalet ücreti belirlenen dava değerine göre hesaplanır.
Tarifede bazı özel durumlar da var. Örneğin maddi tazminat istemli davaların tamamı reddedilirse, karşı taraf lehine nispi değil maktu ücrete hükmedilmesi öngörülür.
Dilimli oran sistemi nasıl işler
Nispi vekalet ücreti, AAÜT’nin “Üçüncü Kısım” tablosundaki dilimli oran sistemiyle hesaplanır. Mantık, tek bir yüzdeyi tüm tutara uygulamak değildir. Her dilim, kendi oranıyla çarpılır ve sonuçlar toplanır.
Örnek (sadece yöntemi göstermek için): 1.200.000 TL’lik bir kabul tutarında hesap, ilk 600.000 TL için tabloda yazan oran + sonraki 600.000 TL için tabloda yazan oran şeklinde iki dilim toplanarak yapılır.
KDV ne zaman eklenir, tutar neden değişebilir?
Karşı vekalet ücretinde “çıplak tarife tutarı” ile tahsilatta oluşan “toplam ödeme” her zaman aynı görünmeyebilir. Bunun en sık nedeni, tahsil aşamasında KDV’nin ayrıca gündeme gelmesi ve kararın hüküm fıkrasında KDV’nin yazılıp yazılmamasıdır.
Tutarın değişmesine yol açan diğer yaygın sebepler şunlardır: dosyanın sulh, feragat veya kabul ile erken aşamada bitmesi halinde ücretin yarım veya tam çıkması; istinaf/temyiz duruşması gibi bazı aşamalarda ayrıca ücret doğması; aynı işte birden fazla avukat olsa bile karşı tarafa tek ücret yükletilmesi.
Akdi vekalet ücreti ve karşı vekalet ücreti arasındaki fark
Karşı vekalet ücreti kime ödenir?
Akdi vekalet ücreti, avukat ile müvekkilin aralarında yaptığı ücret sözleşmesine dayanır. Yani bu bedeli, kural olarak müvekkil kendi avukatına öder. Ücretin sabit, saatlik ya da belli bir iş kalemi üzerinden belirlenmesi mümkündür. Bu ücret, dosya kazanılsa da kaybedilse de sözleşmeye göre doğar.
Karşı vekalet ücreti ise mahkemenin veya icra merciinin, yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklediği avukatlık ücretidir. En kritik nokta şudur: Avukatlık Kanunu m.164’e göre “dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir” ve bu alacak müvekkilin borçları nedeniyle takas/mahsup edilemez, haczedilemez. Bu metni Avukatlık Kanunu m.164 içinde görebilirsiniz.
Uygulamada hüküm fıkrasında çoğu zaman “X lehine vekalet ücreti” şeklinde yazsa da, bu kalemin kime ait olduğu bakımından temel referans Avukatlık Kanunu’dur. Bu yüzden karşı tarafın yaptığı ödeme, niteliği gereği avukatın hakkına ilişkindir.
Müvekkilin avukatına borcundan düşer mi?
Kısa cevap: Kendiliğinden düşmez. Karşı vekalet ücreti ile akdi vekalet ücreti, hukuken ayrı kalemlerdir. Bu nedenle “davayı kazandım, karşı vekalet çıktı, kendi avukatıma artık ödeme yapmam” yaklaşımı çoğu dosyada doğru olmaz. Aynı şekilde davayı kaybeden taraf, kendi avukatına ödediği akdi ücretin yanında karşı tarafa hükmedilen vekalet ücretini de ödemek zorunda kalabilir.
Bununla birlikte, avukat ile müvekkil yazılı ücret sözleşmesinde “tahsil edilen karşı vekalet ücretinin akdi ücretten mahsup edileceği”ni kararlaştırabilir. Böyle bir hüküm varsa, karşı vekalet ücreti avukatın alacağına sayılabilir. Yoksa, karşı vekalet ücreti avukata ait olmakla birlikte akdi ücret borcunu otomatik olarak azaltmaz.
Kısmi kabul ve kısmi ret halinde nispi vekalet ücreti
Kabul edilen kısım için hesap
Dava kısmen kabul edilirse, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine (davacı vekille takip ediyorsa) nispi vekalet ücreti hesaplanır. Bu hesap, AAÜT’nin üçüncü kısmındaki dilimli oranlara göre yapılır. Çıkan tutar, davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına düşemez.
Pratikte bu şu anlama gelir: 1.000.000 TL talep edilip 300.000 TL kabul edilirse, davacı lehine vekalet ücreti çoğunlukla 300.000 TL üzerinden belirlenir. Kabul tutarı büyüdükçe, davacı lehine nispi vekalet ücreti de artar.
Reddedilen kısım için karşı taraf ücreti
Kısmi ret halinde, reddedilen miktar üzerinden de davalı lehine nispi vekalet ücreti çıkabilir. Bu risk, özellikle “yüksek talep açıp düşük kabul alma” ihtimali olan dosyalarda önemlidir.
2026 itibarıyla dikkat edilmesi gereken bir nokta var: AAÜT’de daha önce yer alan ve “kısmi ret halinde davalı lehine hesaplanacak ücretin davacı lehine ücreti geçemeyeceğine” ilişkin genel sınır, 8 Ocak 2026 tarihli değişiklikle kaldırıldı. Bu nedenle bazı davalarda reddedilen kısım büyükse, davalı lehine çıkan ücret davacı lehine çıkandan daha yüksek görülebilir. Güncel metin için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınır.
Öte yandan “manevi tazminat” davalarında kabul-ret oranına göre gider paylaştırma kuralı, Anayasa Mahkemesi kararıyla “manevi tazminat davaları” yönünden iptal edildi ve iptal hükmü 14 Aralık 2025’te yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra manevi tazminatta kısmi kabul halinde, sırf talep edilen tutarın bir bölümü reddedildi diye davacı aleyhine karşı vekalet ücreti çıkması beklenmez. Anayasa Mahkemesi kararı burada.
Taleplerin artırılması ve ıslahın etkisi
Talebin artırılması (ıslah veya belirsiz alacakta değer artırımı) matrahı değiştirir. Artış kabul edilirse, davacı lehine hesaplanan nispi vekalet ücreti büyür. Artışın önemli kısmı reddedilirse, bu kez reddedilen bölüm üzerinden davalı lehine vekalet ücreti riski yükselir.
Ayrıca kısmi dava ve belirsiz alacak davasında mahkeme dava değerini belirledikten sonra davacı, davasını bu değere göre sürdürmese bile yasal vekalet ücreti belirlenen değer üzerinden hesaplanır. Bu yüzden artırımlar, sadece “kazanılacak tutarı” değil, yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti dengesini de doğrudan etkiler.
İcra takiplerinde nispi vekalet ücreti nasıl uygulanır?
Takip değeri ve asgari sınır
İcra dosyalarında nispi vekalet ücreti, kural olarak takip miktarı (takibe konu edilen asıl alacak) üzerinden hesaplanır. Takip konusu para ise, ücret 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üçüncü kısımdaki dilimli oranlara göre belirlenir.
Ancak Tarife, icra takiplerinde önemli bir eşik de koyar: Takip miktarı 56.250,00 TL’ye kadar ise nispi hesap yerine, icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücret uygulanır. 2025-2026 Tarifesinde bu maktu ücret 9.000,00 TL’dir. Tahliyeye ilişkin icra takiplerinde ise ayrıca 20.000,00 TL maktu ücret düzenlenmiştir.
Takip miktarını aşmama kuralı
İcra takiplerinde dikkat edilmesi gereken en pratik sınırlama şudur: Tarife, belirli hallerde uygulanacak vekalet ücreti için “asıl alacağı geçemez” kuralını açıkça yazar. Bu nedenle düşük tutarlı takiplerde, maktu ücret tarifede 9.000 TL olsa bile, takipteki asıl alacak örneğin 8.000 TL ise vekalet ücreti 8.000 TL’yi aşmayacak şekilde sınırlanır.
Benzer şekilde, icra dairesinde borçlu vekili olarak takip edilen işlerde akdi ücret yoksa veya geçersizse, uyuşmazlık halinde yine tarifedeki maktu ücret esas alınır ve burada da “asıl alacağı geçmeme” sınırı korunur.
İcra aşamalarında 3/4 gibi uygulamalar
İcra dosyasında ücret, genel olarak “takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin” karşılığı kabul edilir. Yani her haciz talebinde baştan yeni bir ücret doğmaz.
Buna karşılık Tarife, ödeme davranışına göre oran indirimi öngörür: Borçlu ödeme süresi içinde borcunu öderse, tarifeye göre belirlenecek vekalet ücretinin dörtte üçü (3/4) takdir edilir. Bu kural, maktu ücrete tabi takiplerde de uygulanır.
Son olarak, takip aciz belgesi ile sonuçlanırsa bu da “takibi sonuçlandıran işlem” sayılır ve avukatın tam ücrete hak kazanacağı kabul edilir.
Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?
Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.
- Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
- Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.