Toggle sidebar
Hırsızlığa Teşebbüs Nedir?

Hırsızlığa Teşebbüs Nedir?

16 dakika

Hırsızlığa teşebbüs, başkasına ait taşınır bir malı almak amacıyla icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan bir nedenle eylemi tamamlayamama halidir. Bu ayrım önemlidir çünkü TCK 35’teki teşebbüs hükümleri, tamamlanmış hırsızlığa göre cezanın belirlenişini çoğu durumda doğrudan etkiler. Somut olayda bakılan şey, hazırlık aşamasını geçip doğrudan icraya girilip girilmediği ve eşyanın mağdurun zilyetlik alanından gerçekten çıkarılıp çıkarılmadığıdır. Örneğin mağazada ürünü cebinize koymanız tek başına her zaman yeterli sayılmayabilir; çıkışa kadar kesintisiz şekilde takip edilip yakalanmanız sonucu etkileyebilir. En yaygın hata, yakalanınca bırakmayı gönüllü vazgeçme sanmak veya hiçbir şey götürülemedi diye sorumluluğun doğmadığını düşünmektir.

TCK 35’e göre teşebbüs sayılan hırsızlık halleri

Hırsızlık suçu ile teşebbüsün ilişkisi

Hırsızlığa teşebbüs, hırsızlık suçunun (TCK 141 veya TCK 142 kapsamındaki) tamamlanmadan kaldığı durumlarda devreye giren genel bir kurumdur. Yani “teşebbüs” ayrı bir suç tipi değildir. Hırsızlık suçunun maddi ve manevi unsurları hedeflenir; ancak fiil, failin elinde olmayan bir nedenle bitmez.

TCK m. 35’in mantığı şudur: Kişi, işlemeyi kastettiği suça elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlar; buna rağmen suçu kendi iradesi dışında bir nedenle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur. Hırsızlık bakımından bu, genelde mal üzerinde hedeflenen fiilin sonuca ulaşmaması anlamına gelir. Örneğin malı alma yönünde icra hareketlerine başlanmışken güvenlik görevlisi müdahalesi, alarm, kesintisiz takip veya yakalanma gibi sebeplerle eylemin tamamlanamaması bu çerçevede değerlendirilir.

Bu noktada kritik ayrım şudur: Olay “hazırlık” aşamasında mı kaldı, yoksa artık hırsızlığın icrasına mı girildi? Bu sınırın nasıl çizildiğini yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıca netleştireceğiz.

Teşebbüsün “cezada indirim” rejimi olduğu durumlar

Teşebbüsün pratik sonucu çoğu dosyada cezada indirim meselesidir. TCK m. 35/2’ye göre hâkim, teşebbüs halinde “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre” cezada indirim yapar. Hırsızlık gibi “diğer hâller” grubunda kalan suçlarda indirim oranı, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar olabilir.

Bu nedenle “hırsızlığa teşebbüs” denildiğinde tek bir sabit ceza beklenmez. Olayın hangi aşamada kesildiği, malvarlığına yönelik tehlikenin yoğunluğu ve fiilin suçun tamamlanmasına ne kadar yaklaştığı, indirim oranını etkiler. Kanun metnine en sağlıklı şekilde Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Hırsızlık suçunun temel unsurları ve basit-nitelikli ayrımı

TCK 141 basit hırsızlık nedir?

TCK 141’de düzenlenen basit hırsızlık, en sade haliyle “başkasına ait taşınır malın”, zilyedin rızası olmadan ve kendisine veya başkasına yarar sağlama kastıyla bulunduğu yerden alınmasıdır. Buradaki “taşınır mal” telefon, para, kıyafet, market ürünü gibi taşınabilen eşyayı ifade eder. “Zilyet” ise eşyanın malikinden ayrı olarak, fiilen elinde bulunduran kişidir. Örneğin işyerindeki ürünlerin zilyedi çoğu durumda işyeri veya yetkili çalışanlardır.

Kanun metnine göre basit hırsızlıkta yaptırım 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun basit mi yoksa nitelikli mi olduğu, teşebbüs değerlendirmesinde de önem taşır. Çünkü teşebbüs indirimi uygulanırken önce hangi hırsızlık tipinin esas alınacağı belirlenir. Güncel metin için Türk Ceza Kanunu (5237) esas alınmalıdır.

TCK 142 nitelikli hırsızlık ne zaman oluşur?

TCK 142’deki nitelikli hırsızlık, hırsızlığın belirli koşullarda işlenmesi nedeniyle fiilin daha ağır değerlendirilmesidir. Bu koşullar genelde “yer”, “zaman”, “yöntem” veya “mağdurun durumu” gibi unsurlardır.

Örneğin kanunda; kamu kurumlarındaki veya ibadete ayrılmış yerlerdeki eşyalar, ulaşım araçları ve belirli kalkış-varış noktalarındaki eşyalar, afetle ilgili hazırlanan eşyalar veya adet gereği açıkta bırakılan eşyalar hakkında hırsızlık gibi haller sayılır. Bu grupta ceza 3 yıldan 7 yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir.

Daha ağır bir grup nitelikli hal de vardır. Özellikle uygulamada sık çıkanlar şunlardır: elde/üstte taşınan eşyayı çekip almak (kapkaç), taklit anahtar veya aletle kilit açmak, bilişim sistemlerinin kullanılması, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya. Bu hallerde ceza 5 yıldan 10 yıla kadar hapis aralığına çıkar. Ayrıca enerji hırsızlığına ilişkin özel düzenlemelerde ceza daha da yükselebilir.

Teşebbüsün şartları: kast, icra hareketi, elverişlilik, engel

Hazırlık hareketi mi icra hareketi mi?

Hırsızlığa teşebbüs için ilk şart kasttır. Kişi, başkasına ait taşınır malı rızaya aykırı şekilde alma ve kendisine veya başkasına yarar sağlama amacıyla hareket etmelidir. Ancak tek başına niyet yetmez.

İkinci şart, icra hareketine başlamadır. TCK 35 bakımından hazırlık hareketleri ile icra hareketleri ayrılır. Hazırlık, suça zemin hazırlayan ama henüz “doğrudan doğruya” hırsızlığın gerçekleştirilmesine yönelmeyen adımlardır. İcra hareketi ise artık hırsızlık fiilinin “başladığını” gösteren, suçun tamamlanmasına doğru giden somut eylemdir.

Üçüncü şart elverişliliktir. Yapılan hareket, somut olayda hırsızlık sonucunu doğurmaya uygun olmalıdır. Örneğin tamamen erişilemeyen bir eşyaya yönelik, sonuç doğurmaya baştan elverişsiz davranışlar teşebbüs tartışmasını zayıflatabilir.

Sınır örnekleri: yoklama, saklama, çıkışa yönelme

  • Yoklama: Mağazada etrafa bakmak, fiyat etiketini sökmek, güvenliği kontrol etmek çoğu olayda hazırlık olarak görülür. Buna eşlik eden “alma” eylemi yoksa teşebbüs tartışmalı hale gelir.
  • Saklama: Ürünü çantaya, ceketin içine veya bebek arabasına koyma gibi davranışlar çoğu dosyada icraya başlama yönünde güçlü bir işarettir. Yine de “tamamlanma” değerlendirmesi ayrıca yapılır.
  • Çıkışa yönelme: Kasa hattını geçmeye çalışma, ödeme alanını atlama, çıkış kapısına yönelme genelde icra hareketlerini belirginleştirir. Ancak her olayın fiziksel düzeni ve takip süreci önemlidir.

Dış engel ve yakalanma teşebbüsü nasıl etkiler?

Teşebbüsün dördüncü şartı, suçun failin elinde olmayan bir nedenle tamamlanamamasıdır. Güvenlik görevlisinin müdahalesi, mağdurun engellemesi, alarmın çalması, kapının kilitlenmesi veya yakalanma gibi durumlar tipik “dış engel” örnekleridir.

Yakalanma halinde kritik nokta şudur: “Yakalandım, geri bıraktım” demek çoğu zaman gönüllü vazgeçme anlamına gelmez. Çünkü fiil genellikle dış müdahale ile kesilmiştir. Bu yüzden yakalanma, olayın şartlarına göre hırsızlığa teşebbüs veya tamamlanmış hırsızlık tartışmasını belirler. Gönüllü vazgeçme ise ayrıca, kişinin kendi iradesiyle ve dış baskı olmadan eylemi durdurmasıyla gündeme gelir.

Hırsızlıkta suç ne zaman tamamlanmış sayılır?

Fiili hakimiyet (zilyetlik) kriteri

Hırsızlıkta “tamamlanma” tartışmasının merkezinde fiili hakimiyet vardır. Basit anlatımla, failin eşyayı alıp üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir hakimiyet kurması beklenir. Bu, her olayda “işyerinden tamamen çıkmak” demek değildir. Bazı olaylarda eşyanın zilyedin denetim alanından çıkarılması, bazı olaylarda ise failin eşyayı kendi kontrolüne geçirip artık zilyedin fiilen müdahale edemeyeceği bir noktaya gelmesi önem kazanır.

Bu yüzden aynı davranış, olayın geçtiği yerin düzenine ve müdahalenin şekline göre farklı değerlendirilebilir. Örneğin küçük bir ürünü cebinize koymanız her zaman otomatik olarak “tamamlandı” sonucunu doğurmaz. Asıl soru, o anda mal üzerindeki hakimiyetin kime geçtiğidir.

Kesintisiz takip varsa tamamlanma nasıl değerlendirilir?

Uygulamada “kesintisiz takip” kavramı çok belirleyicidir. Fail, ilk andan itibaren mağaza görevlileri veya güvenlik tarafından aralıksız izlenmişse ve en kısa sürede müdahale edilerek eşya üzerinde bağımsız bir tasarruf imkanı oluşmamışsa, olay çoğu dosyada teşebbüs ekseninde tartışılır. Çünkü failin eşyayı alması, pratikte hiç “serbest hakimiyet”e dönüşmemiş olabilir.

Buna karşılık takip kopmuşsa, fail bir süre eşyayla serbestçe hareket edebilmişse veya eşya artık zilyedin fiili denetim alanından çıkmışsa, tamamlanma değerlendirmesi güçlenir. Burada tek bir sihirli sınır yoktur; kritik olan, müdahalenin “sonuca yaklaşmayı” ne kadar kestiğidir.

Mağaza içinde ve çıkış hattında sık görülen durumlar

Mağaza ve market olaylarında en sık senaryolar şunlardır: ürünü kıyafete/çantaya koyma, kasayı pas geçip çıkışa yönelme, alarmın çalması ve kapıda yakalanma. Kasa öncesi yakalanmada, özellikle fail sürekli izleniyorsa teşebbüs ihtimali daha çok gündeme gelir. Çıkış hattı geçilmiş, dışarı adım atılmış veya takip kopmuşsa tamamlanma yönünde değerlendirme ihtimali artar.

Özetle “kapıdan çıktım mı?” sorusu tek başına yeterli değildir. Dosyanın kaderini çoğu zaman, eşya üzerinde fiili hakimiyetin gerçekten kurulup kurulmadığı ve kesintisiz takip olup olmadığı belirler.

Gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki fark nedir?

TCK 36 kapsamında ceza sorumluluğu

Gönüllü vazgeçme, hırsızlığa teşebbüsten farklı olarak “yakalanmadan önce bırakma” gibi tek bir görüntüye indirgenmez. Esas ölçüt şudur: Fail, hırsızlık fiilini tamamlamaya imkan varken kendi isteğiyle icra hareketlerini durdurur ya da icra hareketleri devam etse bile kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önler.

TCK m. 36 bu durumda “teşebbüsten dolayı cezalandırılmama” sonucunu öngörür. Ancak önemli bir şart daha var: Vazgeçme anına kadar yapılan hareketler başlı başına başka bir suç oluşturuyorsa, kişi sadece o suçtan sorumlu tutulur. Örneğin hırsızlık kastıyla kapıyı zorlayıp kilidi kıran bir kişinin, sonradan vazgeçmesi, mala zarar verme gibi ayrı suçlar yönünden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Pratikte bu kurum, teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını belirler. Teşebbüste cezada indirim gündeme gelir. Gönüllü vazgeçmede ise hırsızlığa teşebbüs cezası gündeme gelmez.

Korkup bırakma ile engellenme arasındaki ayrım

“Korkup bıraktım” savunması her zaman gönüllü vazgeçme sayılmaz. Şu ayrım belirleyicidir:

Fail, dışarıdan bir müdahale olmadan, devam edebilecekken bıraktıysa gönüllü vazgeçme tartışılabilir. Buna karşılık alarmın çalması, güvenliğin müdahalesi, mağdurun fark etmesi, kapıda yakalanma gibi sebeplerle eylem fiilen kesilmişse çoğu olayda engel nedeniyle teşebbüs değerlendirmesi yapılır. Burada mahkeme, vazgeçmenin gerçekten iradi olup olmadığını olayın akışına göre somut olarak inceler.

Teşebbüs halinde ceza nasıl belirlenir ve indirim nasıl uygulanır?

Temel cezanın belirlenmesi: basit mi nitelikli mi?

Hırsızlığa teşebbüste ceza hesabı, önce “hangi hırsızlık” sorusuyla başlar. Çünkü teşebbüs (TCK 35) ayrı bir suç değildir; TCK 141 (basit hırsızlık) veya TCK 142 (nitelikli hırsızlık) üzerinden temel ceza belirlenir, sonra teşebbüs indirimi uygulanır.

Bu yüzden aynı “yakalanma” olayı, nitelikli hal varsa daha yüksek bir aralıktan değerlendirilir. Uygulamada en sık hata, “çıkmadan yakalandım, o yüzden basittir” gibi otomatik kabuller yapmaktır. Nitelikli hal unsuru (örneğin kilit kırma, bina içi muhafaza, bilişim sistemi kullanımı gibi) varsa teşebbüs olsa bile temel aralık TCK 142’den kurulur.

Teşebbüs indirimi hangi ölçütlere göre yapılır?

TCK 35/2’ye göre hâkim, teşebbüste “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre” indirim yapar. Hırsızlık gibi “diğer hallerde” kalan suçlarda indirim oranı verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar olabilir.

Pratikte indirim, çoğu dosyada şu sorular etrafında şekillenir: Fail icra hareketlerinde ne kadar ilerledi? Eşya üzerinde fiili hakimiyet ne kadar güçlendi? Müdahale olmasaydı tamamlanma ne kadar yakındı? Aynı dosyada iade, zarar bulunmaması, kısa süreli risk gibi olgular da indirim oranını etkileyebilir.

Uygulamada HAGB, erteleme ve adli para cezası ihtimali

Teşebbüs indirimi (ve varsa diğer indirimler) sonrası ortaya çıkan son ceza, “mahkemenin hükmü açıklamayı geri bırakması (HAGB)”, “erteleme” veya “para cezasına çevirme” ihtimallerini doğrudan etkiler.

  • HAGB (CMK 231): Hükmolunan ceza 2 yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise mahkeme HAGB kararı verebilir. HAGB’de denetim süresi 5 yıldır. Ayrıca HAGB verilirse, hükmedilen hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa bile seçenek yaptırımlara çevrilemez.
  • Erteleme (TCK 51): Sonuç hapis cezası 2 yıl veya daha az ise, kanundaki şartlar varsa erteleme gündeme gelebilir.
  • Adli para cezasına çevirme (TCK 50): Sonuç hapis cezası 1 yıl veya daha az ise “kısa süreli hapis” sayılır ve uygun şartlarda adli para cezasına çevrilebilir. Adli para cezasında günlük birim 2024 değişikliği sonrası 100-500 TL aralığındadır.

Not: HAGB hakkında Anayasa Mahkemesinin 10/07/2025 tarihli iptal kararı ve 31/12/2025’te Resmî Gazete’de yayımlanan “9 ay sonra yürürlük” geçişi nedeniyle 2026 içinde mevzuatın yeniden şekillenmesi ihtimali de vardır.

AVM, market ve işyeri olaylarında tipik senaryolar ve süreç

Kasa geçmeden yakalanma, ödeme yapmadan çıkış girişimi

AVM ve market olaylarında en sık senaryo, ürünün çantaya veya kıyafetin içine konulması ve kasa hattı geçilmeden güvenlik tarafından durdurulmasıdır. Bu aşamada dosyanın “tamamlanmış hırsızlık mı, hırsızlığa teşebbüs mü?” tartışması; mağazanın fiziki düzeni, kesintisiz takip olup olmadığı ve eşya üzerinde fiili hakimiyetin gerçekten kurulup kurulmadığı gibi ayrıntılara dayanır.

Süreç genelde şöyle ilerler: mağaza görevlisi tutanak düzenler, kamera kaydı varsa işaretlenir, ürün muhafaza altına alınır ve kolluk çağrılır. Şüphelinin kimlik tespiti yapılır ve ifade işlemleri başlar. Bu noktada “ürün iade edildi, konu kapandı” düşüncesi her zaman doğru değildir. Çünkü hırsızlık suçu kural olarak resen soruşturulur.

Kamera kaydı, tanık ve iade gibi delillerin etkisi

Uygulamada en güçlü delillerin başında kamera görüntüsü gelir. Görüntünün kesintisiz olması, ürünün nereden alındığının ve nereye konulduğunun anlaşılması, zaman çizelgesinin tutarlı olması önemlidir. Güvenlik görevlisi veya çalışan beyanları da delil değerine sahiptir; ancak tek başına değil, çoğu dosyada diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

İade konusu ise iki yönlü etki yaratır: Bir yandan zarar doğmadığı veya giderildiği için lehe değerlendirme yapılabilir. Diğer yandan iadenin “yakalanınca” yapılması, her olayda gönüllü vazgeçme sayılmaz. Zararın tamamen giderilmesi ve şartları varsa etkin pişmanlık hükümleri de gündeme gelebilir; soruşturma veya kovuşturma aşamasına göre indirim oranları değişebilir.

Şikayet, uzlaştırma ve zamanaşımı hangi hallerde uygulanır?

Hırsızlık suçunda mağdurun şikayeti şart olmasa da, uygulamada mağdur beyanı ve zarar bilgisi dosyanın yönünü etkiler. Basit hırsızlık (TCK 141) yönünden uzlaştırma ihtimali özellikle önemlidir. CMK 253 kapsamındaki katalog suçlar içinde TCK 141’in yer aldığı kabul edilir.

Zamanaşımında ise genel tablo şu şekildedir: Basit hırsızlıkta çoğu dosyada 8 yıl, nitelikli hırsızlıkta ise çoğu dosyada 15 yıl dava zamanaşımı gündeme gelir. Ancak somut olayda uygulanan nitelikli haller, artırım hükümleri ve failin yaşı gibi unsurlar süre hesabını değiştirebilir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.