Konut Dokunulmazlığı Nedir?
Konut dokunulmazlığı, kişinin yaşadığı ya da geçici olarak barındığı mekâna izinsiz girilmesini, arama yapılmasını ve huzur alanının bozulmasını engelleyen temel bir haktır. Anayasa’nın 21. maddesi, kural olarak hâkim kararı olmadan konuta girilemeyeceğini, arama yapılamayacağını ve eşyaya el konulamayacağını; ancak kanunun öngördüğü istisnai hâllerde yazılı emirle işlem yapılabileceğini belirtir. Bu güvence, konuta bağlı eklentileri (bahçe, garaj gibi) de kapsayabilir; rıza yoksa içeri girmek veya rıza geri alındığında çıkmamak ceza hukuku açısından ayrıca sorumluluk doğurabilir. En sık yanılgı, kapı açık diye ya da bir kez izin verildi diye rızanın kapsamının ve süresinin kendiliğinden genişlediğini sanmaktır.
Konut dokunulmazlığı hakkı hangi kanunlarda düzenlenir?
Anayasa m.21’in koruduğu alan
Anayasa m.21, konut dokunulmazlığını bir temel hak olarak güvence altına alır. Çekirdek fikir şudur: Kimsenin konutuna keyfi şekilde girilemez. Konutta arama yapılamaz. Konuttaki eşyaya el konulamaz.
Bu koruma mutlak değildir. Anayasa, belirli meşru amaçlarla müdahaleye kapı aralar. Örneğin millî güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi, genel sağlık, genel ahlâk veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi sebepler. Ancak kural hâkim kararıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, kanunun yetkili kıldığı merciin yazılı emriyle işlem yapılabilir. Böyle bir durumda kararın 24 saat içinde hâkim onayına sunulması ve hâkimin 48 saat içinde kararını açıklaması gibi süre güvenceleri de vardır.
TCK m.116’daki suç tanımı
Anayasa m.21 “hakkı” tanımlar. TCK m.116 ise bu hakkın ihlalini ceza hukuku bakımından suç olarak düzenler. Suç, temel olarak iki şekilde ortaya çıkar: (1) Konuta veya konutun eklentilerine rızaya aykırı şekilde girmek, (2) rıza ile girdikten sonra rızaya rağmen çıkmamak.
Maddenin devamında, herkesin rahatça girip çıktığı yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri bakımından da benzer koruma öngörülür. Ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali, kural olarak şikâyete bağlı bir suç tipidir. Bu ayrım, uygulamada “şikâyet gerekir mi, kolluk ne zaman resen işlem yapar?” gibi soruların temelini oluşturur.
Konut sayılan yerler ve eklentiler nelerdir?
Konut kapsamına giren tipik örnekler
Ceza hukuku bakımından “konut”, sadece tapuda mesken görünen ev demek değildir. Esas olan, kişinin barınma ve özel hayat alanı olarak fiilen kullandığı yerin korunmasıdır. Bu yüzden konut kavramı günlük hayattaki kullanımından daha geniş değerlendirilebilir.
Tipik konut örnekleri şunlardır: müstakil ev, apartman dairesi, yazlık, bağ evi. Bunun yanında, geçici de olsa barınma amacıyla kullanılan yerler de çoğu olayda konut kabul edilir. Örneğin otel odası, pansiyon odası, yatakhane tipi barınma yerlerinde kişiye tahsis edilen bölüm, karavan veya tekne kamarası gibi yerler, somut olayın koşullarına göre konut korumasından yararlanabilir.
Burada kritik nokta şudur: Mekânın “ev gibi görünmesi” değil, kişinin orada huzur ve güven içinde barınma hakkının fiilen var olması.
Bahçe, avlu, garaj, depo ve müştemilat
TCK m.116, konutu olduğu kadar konutun eklentilerini de korur. Eklenti, konutla birlikte kullanılan ve konutun kullanımını tamamlayan alanlardır. Bahçe, avlu, balkon, teras, garaj, depo, kömürlük, kiler, müştemilat gibi yerler bu kapsamda gündeme gelir.
Her bahçe veya her açık alan otomatik olarak eklenti sayılmaz. Uygulamada genellikle şu sorular sorulur: Bu alan konutla bağlantılı mı? Konuta hizmet ediyor mu? Dış dünyadan bir şekilde ayrılmış mı? En önemlisi, üçüncü kişilerin izinsiz girmesinin istenmediği makul biçimde anlaşılıyor mu?
Örneğin çevrilmiş, kapısı olan ve konuta ait olduğu belli bir bahçe ile yola tamamen açık bir “kapı önü” aynı şekilde değerlendirilmez.
Apartman ve site ortak alanlarında sınır
Apartman ve sitelerde en çok tartışılan konu, ortak alanların nerede başlayıp nerede bittiğidir. Apartman girişi, koridor, merdiven, sahanlık gibi alanlar bazı durumlarda “konutun ortak eklentisi” gibi değerlendirilirken; bazı durumlarda ise herkesin girip çıkabildiği, özel alan niteliği zayıf yerler olarak görülür. Bu ayrım, binanın dış kapısının kontrolü, güvenlik düzeni, alanın fiilen kimlerce kullanıldığı ve olayın konutta yaşayanların huzurunu etkileyip etkilemediği gibi detaylara göre şekillenir.
Site içi otopark, bahçe, sosyal tesis gibi alanlarda da benzer bir sınır vardır. Herkese açık, dolaşıma alışılmış ortak alanlar ile belirli bir daireye tahsisli, kapısı kilitli depo gibi alanlar aynı kefeye konulmaz. Somut olayın özelliği, burada belirleyici olur.
İşyeri dokunulmazlığı TCK 116/2 kapsamında nasıl değerlendirilir?
İşyeri sayılan yerler ve çalışma saatleri
TCK m.116/2, konuttan ayrı olarak işyeri dokunulmazlığını da korur. Ancak her işyeri alanı aynı şekilde değerlendirilmez. Kanun, özellikle “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri” ifadesiyle bir ayrım yapar.
Pratikte bu ayrım genelde şöyle görünür: Bir mağazanın, kafenin veya marketin müşteriye açık bölümü mesai saatlerinde “girilmesi mutat” yerlerdendir. Buna karşılık ofis bölümü, personel odası, depo, kasanın bulunduğu arka alan gibi kısımlar çoğu zaman mutat girilen yer sayılmaz. Bu yüzden “işyeri” derken tek bir kapalı alanı değil, işin yürütüldüğü ve sınırlı erişim öngörülen tüm bölümleri düşünmek gerekir.
Çalışma saatleri de önemlidir. İşyeri halka açık olsa bile kapanıştan sonra, içeri girişin artık “alışılagelen” bir giriş olmadığı kabul edilir. Bu saatlerde içeri girme konusu daha kolay şekilde TCK 116/2 kapsamında tartışma konusu olabilir.
Kapalı işyerine izinsiz girme halleri
TCK 116/2 bakımından tipik riskli durumlar şunlardır: kapalı bir işyerine kilidi aşarak girmek, personel kapısından ya da “girilmez” denilen bölümden içeri geçmek, depo veya garaj gibi eklentilere izinsiz girmek.
Bir diğer sık senaryo, işyerine başlangıçta rıza ile girilse bile sonradan çıkılmasının istenmesine rağmen çıkmamaktır. Kanun, işyeri yönünden de 116/1’deki “girme” ve “çıkmama” fiillerini esas alır.
Özetle, işyerinin “müşteriye açık” olması tek başına her alan için sınırsız giriş hakkı vermez. Sınır, işyerinin hangi bölümünün hangi zaman diliminde fiilen erişime açık olduğuyla çizilir.
Konuta izinsiz girme suçu hangi şartlarda oluşur?
Rıza nedir, kim verebilir ve geri alınır mı?
TCK m.116 bakımından suçun temel şartı, konuta veya konutun eklentilerine rızaya aykırı şekilde girmek ya da rıza ile girdikten sonra çıkmamaktır. Buradaki “rıza”, sadece “kapıyı açmak” değildir. Rızanın, tereddüde yer bırakmayacak şekilde verilmesi ve hangi alanı, hangi süreyle kapsadığının somut olayda anlaşılabilir olması beklenir.
Rızayı kural olarak konut üzerinde fiilî hakimiyeti olan kişi verir. Bu kişi malik olabilir, kiracı olabilir, konutta fiilen yaşayan kişi olabilir. Rıza, sonradan geri alınabilir. Örneğin “çıkın” denmesine rağmen içeride kalmaya devam edilmesi, maddedeki “çıkmama” seçimlik hareketi üzerinden değerlendirilir.
Birden fazla kişinin ortak kullandığı konutlarda önemli bir özel kural vardır. TCK m.116/3’e göre, evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması hâlinde, bu kişilerden birinin rızası varsa kural olarak 116 uygulanmaz. Ancak bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması gerekir.
Fail ve mağdur kim olabilir?
Bu suçun faili, kural olarak herkes olabilir. Komşu, akraba, eski partner, alacaklı, hatta bazı durumlarda aynı aile çevresinden biri bile, rıza ve ortak kullanım kuralları çerçevesinde “fail” konumuna düşebilir.
Mağdur ise çoğu zaman tapu sahibi değil, konutta fiilen oturan ve konut üzerinde tasarruf yetkisi bulunan kişidir. Yani kiracının oturduğu eve izinsiz girilmesi hâlinde mağdur genellikle kiracıdır. Konut boş olsa bile, konut üzerinde hâlen birinin zilyetliği ve özel alan beklentisi devam ediyorsa “mağdur” sıfatı buna göre belirlenir.
Hukuka uygunluk halleri ve istisnalar
Her izinsiz giriş otomatik olarak suç sayılmaz. Bazı hâllerde “hukuka uygunluk” gündeme gelir. Örneğin:
- Kanun hükmünün veya görevin ifasının gerektirdiği durumlar (icra işlemleri, adlî işlemler gibi),
- Zorunluluk hâli (yangın, su baskını, içeriden yardım çağrısı gelmesi gibi acil tehlikeler),
- Meşru savunma veya saldırıyı defetme kapsamında zorunlu hareketler.
Bu tür durumlarda amaç, müdahalenin sınırları ve ölçülülük çok önemlidir. “Gerekçesiz merak” ya da “kendi kendine hak alma” gibi davranışlar genelde istisna sayılmaz.
Hâkim kararı, gecikmesinde sakınca ve yazılı emir
Konutun korunması sadece özel kişiler arasındaki ilişkilerde değil, kamu makamlarının müdahalesinde de temel kuraldır. Anayasa m.21’e göre, konuta girme, arama ve eşyaya el koyma kural olarak hâkim kararı ile yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise kanunun yetkili kıldığı merciin yazılı emri ile işlem yapılabilir.
Aynı maddede, yazılı emirle yapılan el koyma işlemlerinde 24 saat içinde hâkim onayı ve hâkimin 48 saat içinde kararını açıklaması gibi süre güvenceleri de yer alır. Bu çerçeve, “konuta girme ve arama” konularında uygulamanın dayanağını oluşturur.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası ve artıran durumlar
Gece vakti, cebir veya tehdit gibi nitelikli haller
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda “temel ceza” ile “nitelikli hal” arasındaki fark, olayın nasıl işlendiğine göre ortaya çıkar. Temel hâlde, bir kimsenin konutuna veya eklentilerine rızaya aykırı girme ya da rıza ile girdikten sonra çıkmama fiili için 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülür.
Eylem cebir veya tehdit kullanılarak işlenirse ya da gece vakti gerçekleşirse kanun daha ağır bir yaptırım belirler: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis. Buradaki “gece vakti” kavramı da günlük kullanımdan farklıdır. TCK’ya göre gece, güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp güneşin doğmasından bir saat evvele kadar devam eden süredir.
Birden fazla kişiyle veya silahla işlenmesi
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bazı durumlarda ayrıca TCK m.119 uyarınca artırımla karşılaşır. Suçun silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
Uygulamada bu şu anlama gelir: Önce olayın TCK 116’daki temel hâl mi yoksa cebir-tehdit-gece vakti gibi nitelikli hâl mi olduğuna bakılır. Sonra silah veya birlikte işleme gibi 119 kapsamı bir durum varsa, bulunan ceza üzerinden artırım yapılır.
Ayrıca, eylem sırasında kasten yaralama gibi başka bir suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri oluşursa, konut dokunulmazlığının ihlali yanında yaralama hükümleri de ayrıca gündeme gelebilir.
Şikâyet, uzlaşma ve kolluğun konuta girmesiyle farkı
Şikâyet süresi 6 ay mı, zamanaşımı mı?
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda en çok karıştırılan iki kavram şikâyet süresi ve dava zamanaşımıdır. TCK 116/1 ve 116/2’deki temel hâller şikâyete bağlıdır. Bu durumda mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet etmezse kural olarak soruşturma ve kovuşturma yürütülemez.
Buna karşılık dava zamanaşımı, devletin suçu belli bir süre geçtikten sonra soruşturup yargılayamamasıdır. Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda öngörülen ceza üst sınırı 5 yılı aşmadığından, genel kural olarak dava zamanaşımı 8 yıl kabul edilir. Şikâyet süresi, bu zamanaşımını geçemez.
TCK 116/4 (gece vakti veya cebir, tehdit) gibi nitelikli hâllerde ve TCK 119 kapsamına giren durumlarda ise şikâyet şartı aranmadan, süreç çoğunlukla resen ilerler.
Uzlaşma ve şikâyetten vazgeçme
TCK 116, uygulamada çoğu kez uzlaştırma kapsamına girer. Bu, dosya açıldığında taraflara uzlaşma teklif edilmesi ve anlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Uzlaşmanın şartları ve “hangi suçla birlikte işlendiğinde uzlaştırma yapılamayacağı” gibi ayrıntılar, dosyanın içeriğine göre önem kazanır.
Şikâyete bağlı hâllerde şikâyetten vazgeçme de kritik bir sonuç doğurur. Kural olarak vazgeçme davayı düşürür. Ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme, cezanın infazını engellemez. Birden fazla fail varsa, vazgeçmenin kapsamı da ayrıca değerlendirilir.
Polis araması ve özel kişi ihlali ayrımı
Özel bir kişi “kapıyı zorlayıp girdiğinde” konu TCK 116’dır. Kolluğun konuta girmesi ise çoğu zaman “arama, elkoyma” gibi CMK kurallarına tabidir. Kural hâkim kararıdır. Acil hâllerde yetkili merciin yazılı emriyle işlem yapılması gibi istisnalar vardır. Bu ayrım önemlidir çünkü kolluğun her konuta girişi “konut dokunulmazlığı ihlali” olarak değerlendirilmez, ama hukuka aykırı arama iddiası ayrı bir tartışma doğurabilir.
Ev sahibi kiracı ve eski eş gibi sık olaylar
En sık dosyalar şunlardan çıkar: ev sahibinin kiracının evine habersiz girmesi, kiracıyı “ev benim” diyerek zorlaması, eski eşin ayrılıktan sonra anahtarla içeri girmesi, aile içi tartışmada “bir daha gelme” denmesine rağmen eve girilmesi. Bu olaylarda belirleyici nokta tapu değil, çoğu zaman kim fiilen oturuyor ve kim rıza verebiliyor sorusudur.
Birden fazla kişinin ortak kullandığı konutlarda, tarafların rızası ve rızanın meşru amacı da ayrıca önem taşır. Somut olayın detayları (kim nerede yaşıyor, rıza geri alındı mı, gece vakti mi, tehdit var mı) sonucu tamamen değiştirebilir.
Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?
Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.
- Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
- Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.