Toggle sidebar
Nama İfa İzni Davası Nedir?

Nama İfa İzni Davası Nedir?

16 dakika

Nama ifa izni davası, yapma veya yapmama borcunu yerine getirmeyen borçluya rağmen işin alacaklı ya da üçüncü kişi eliyle borçlunun nam ve hesabına yaptırılabilmesi için mahkemeden yetki istenen yoldur. Dayanağı TBK 113’tür; özellikle kat karşılığı inşaat, tadilat veya aykırı imalatın kaldırılması gibi durumlarda, işin tamamlanmasını ve masrafın borçluya yüklenmesini amaçlar. Genellikle borçlunun temerrüde düştüğü ve edimin başkası tarafından yapılabildiği gösterilir; mahkeme, bilirkişi incelemesiyle hangi işlerin yapılacağına ve yaklaşık maliyete karar verir. En çok sorun, talepleri kalem kalem netleştirmeden ya da izin çıkmadan masraf yapıp bedelin otomatik tahsil edileceğini varsaymaktan doğar.

TBK 113 kapsamında nama ifa izni kavramı ve hukuki dayanak

Nama ifa ile aynen ifa arasındaki fark

Nama ifa izni, borçlunun üstlendiği işi yapmaması halinde, alacaklının bu işi borçlunun nam ve hesabına kendisinin veya bir üçüncü kişinin yapabilmesi için mahkemeden yetki istemesidir. Bu kurumun temel dayanağı TBK m.113/1’dir. Maddede, “yapma borcu” ifa edilmezse alacaklının masrafı borçluya ait olmak üzere ifaya izin verilmesini isteyebileceği ve giderim talep hakkının saklı olduğu düzenlenir.

Aynen ifa ise daha genel bir kavramdır. Alacaklının, sözleşmede kararlaştırılan edimin bizzat yerine getirilmesini istemesini ifade eder. Nama ifa, hedef bakımından aynen ifaya yakındır çünkü sonuçta istenen şey yine işin yapılmasıdır. Fark, ifanın borçlu eliyle değil ikame yoluyla gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle öğretide nama ifanın “ikame yoluyla ifa” niteliği de özellikle vurgulanır.

Yapma borcu ve yaptırma yetkisi ne demek?

Yapma borcu, borçlunun bir iş görmeyi üstlendiği edimlerdir. Örneğin eksik imalatın tamamlanması, ayıbın giderilmesi, tadilatın yapılması gibi. Borçlu işi yapmadığında TBK 113, mahkemeden alınacak izinle işin alacaklı veya üçüncü kişi tarafından yaptırılmasına imkan tanır. Buradaki “yaptırma yetkisi”, masrafların borçluya yüklenmesi prensibiyle birlikte düşünülür.

TBK 113 sadece yapma borcunu değil, yapmama borcunu da düzenler. Borçlu, yapmama borcuna aykırı davranırsa zararı gidermekle yükümlüdür. Ayrıca alacaklı, aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bunu masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yaptırabilmesi için yetkilendirilmeyi isteyebilir.

Nama ifa izni talep edilebilmesi için aranan temel şartlar

Borçlunun temerrüdü ve uygun süre verilmesi

Nama ifa izni, “borçlu işi yapmadı” denilerek otomatik doğan bir yetki değildir. Uygulamada mahkemenin izin vermesi için önce borçlunun ifa yükümlülüğünün muaccel olması ve borçlunun temerrüde düşmesi beklenir. Genel kural, muaccel borçlarda borçlunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesidir. İfa günü taraflarca belirlenmişse, o gün geçince ayrıca ihtar aranmadan da temerrüt doğabilir.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde (örneğin eser sözleşmesi, kat karşılığı inşaat) çoğu dosyada borçluya uygun süre verilmesi kritik hale gelir. Alacaklı bu süreyi kendisi verebilir veya mahkemeden uygun süre verilmesini isteyebilir. Süre; işin kapsamına, eksiklerin niteliğine ve somut takvime göre “gerçekten tamamlanabilir” olmalıdır.

Sözleşmenin ayakta olması ve fesih etkisi

Nama ifa izni, pratikte ifaya ısrar seçeneğiyle birlikte düşünülür. Yani alacaklı “sözleşme yürürlükte, iş tamamlanacak” yaklaşımını korur ve işi borçlunun nam ve hesabına tamamlama yoluna gider. Nitekim Yargıtay uygulamasında da nama ifa yolunun seçilmesi, aynen ifadan vazgeçmek değil, ifanın ikame yoluyla sağlanması olarak ele alınır.

Bu nedenle sözleşme feshedilmiş veya dönülmüşse, çoğu durumda nama ifa izni talebi yerine tasfiye ve tazminat ekseninde ilerlemek gerekir. Fesih sonrası “tamamlama masrafı” bazı olaylarda zarar kalemi olarak tartışılabilse de, bunun TBK 113 anlamında izin mekanizmasıyla aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.

İşin niteliği ve ifanın mümkün olması

TBK 113, sadece yapma ve yapmama borçlarında uygulanır. Yapılacak işin üçüncü kişi eliyle görülmesi mümkün olmalıdır. Tamamen şahsi edimlerde (kişiye sıkı sıkıya bağlı, ikame edilemeyen işler) nama ifa mantığı zayıflar.

Ayrıca mahkemenin izin verebilmesi için yapılacak işin kapsamı somutlaştırılmalıdır. Hangi imalatın tamamlanacağı, hangi aykırılığın giderileceği ve bunun yaklaşık maliyeti çoğu dosyada bilirkişiyle netleştirilir. İş artık fiilen imkansız hale gelmişse, izin yerine genel hükümlere göre zararların tazmini gündeme gelir.

Nama ifa izni davasında görevli ve yetkili mahkeme belirleme

Asliye hukuk ve asliye ticaret ayrımı

Nama ifa izni davası (TBK 113), çoğu dosyada sözleşmeden doğan bir eda talebine dayanır. Bu yüzden “görevli mahkeme” belirlenirken ilk soru şudur: Uyuşmazlık ticari dava mı, değil mi?

  • Uyuşmazlık ticari dava niteliği taşımıyorsa kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
  • Uyuşmazlık, Türk Ticaret Kanunu m.4 kapsamında ticari dava sayılıyorsa ve m.5 uyarınca ticari davalara bakmakla görevlendirilen mahkeme mevcutsa Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.

Pratikte kat karşılığı inşaat, eser sözleşmesi, tadilat, altyapı işi gibi ilişkilerde; tarafların tacir olup olmaması, işin her iki tarafın ticari işletmesiyle bağlantısı ve “mutlak ticari dava” sayılan alanlar (örneğin şirketler hukukuna ilişkin bazı uyuşmazlıklar) görev tartışmasını doğurur. Ayrıca taraflardan biri tüketici ise uyuşmazlığın niteliğine göre Tüketici Mahkemesi görevi de gündeme gelebilir. Bu nedenle dilekçede ilişki türü ve taraf sıfatları net yazılmalıdır.

Yetki: sözleşme ve taşınmaz bağlantısı

Yetkide temel çerçeve HMK’daki genel ve özel yetki kurallarıyla çizilir. Genel kural, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır (HMK m.6). Sözleşmeden doğan davalarda ise davacı, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açabilir (HMK m.10). Nama ifa izni davalarında bu madde çoğu zaman belirleyicidir. İnşaat ve tamamlama işlerinde “ifa yeri” genellikle işin yapılacağı şantiyenin bulunduğu yer olarak karşınıza çıkar.

Dava konusu, taşınmazın aynına veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek taleplere kayarsa (örneğin tapu tescile etkili istemler), taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili hale gelir (HMK m.12). Bu ayrım önemlidir çünkü kesin yetkide tarafların seçim hakkı yoktur ve mahkeme yetkiyi kendiliğinden gözetir.

Nama ifa izni davası açarken talep konusu ve taraf sıfatı

Kimler talep edebilir, kimler davalı olur?

Nama ifa izni davasını, yapma veya yapmama borcunun alacaklısı açar. Yani sözleşmeden doğan edimin kendisine ifa edilmesi gereken kişi veya kişiler. Örneğin eser sözleşmesinde iş sahibi, kat karşılığı inşaatta çoğu durumda arsa sahipleri, ortak alan eksikleri söz konusuysa kat malikleri adına yetkili şekilde hareket eden yönetim bu sıfata sahip olabilir.

Alacaklı birden fazlaysa (paylı mülkiyet, miras ortaklığı, birlikte arsa sahibi olma gibi), uygulamada davanın sağlıklı yürüyebilmesi için çoğu olayda tüm hak sahiplerinin davada yer alması beklenir. En sık usul sorunlarından biri, eksik tarafla açılan davada “taraf sıfatı” veya dava arkadaşlığı tartışması yaşanmasıdır.

Davalı ise kural olarak yapma borcunu üstlenen borçludur. İnşaat örneklerinde bu genellikle yüklenici (müteahhit) şirket veya gerçek kişidir. Alt yüklenici ya da taşeron, sözleşmenin tarafı değilse çoğu durumda doğrudan davalı yapılması doğru olmaz. Borçlu ölmüşse dava mirasçılara yöneltilir. Borçlu bir şirketse unvan, MERSİS/vergi bilgileri ve tebligata elverişli adresin doğru yazılması pratikte çok önemlidir.

Dava dilekçesinde talep sonucu nasıl kurulur?

Dilekçede talep sonucu “genel bir izin” cümlesiyle geçiştirildiğinde, kararın uygulanması zorlaşır. Bu yüzden talep, mümkün olduğunca somut kurulmalıdır:

  • Hangi işlerin nama ifa kapsamında yaptırılacağı (eksik imalat listesi, aykırılığın giderilmesi, iskan için gerekli işler gibi).
  • Bu işlerin TBK m.113 kapsamında, masrafı borçluya ait olmak üzere davacı tarafından veya seçilecek üçüncü kişiye yaptırılmasına izin verilmesi.
  • Gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesiyle iş kalemlerinin ve yaklaşık maliyetin tespiti.

Masraf kısmında strateji ikiye ayrılır. Davacı zaten ödeme yaptıysa (örneğin acil onarım faturası) bunun tahsili ayrıca istenebilir. Henüz yapılmamış işler için ise “yapılacak giderlerin borçluya yükletilmesi” ve sonradan belgelere göre rücu edilmesi daha temiz bir kurgu olur. Bu noktada talep, gereksiz tartışma yaratmayacak şekilde net ve ölçülü yazılmalıdır.

Mahkeme sürecinde bilirkişi, keşif ve gider tespiti nasıl yürür?

Deliller, delil tespiti ve teknik raporlar

Nama ifa izni davasında mahkemenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, işin mevcut durumunun ve yapılması gerekenlerin teknik olarak netleşmesidir. Bu yüzden süreç çoğu dosyada keşif ve bilirkişi incelemesi ile ilerler. Keşifte şantiye, bina veya bağımsız bölüm yerinde görülür. Ardından bilirkişi, eksik ve ayıplı imalatları kalem kalem yazar, teknik şartnameye ve projeye uygunluğu değerlendirir.

Delil olarak genellikle sözleşme ve ekleri (teknik şartname, mahal listesi), ihtarnameler, teslim-tesellüm tutanakları, fotoğraflar-videolar, yazışmalar, yapı denetim ve belediye süreçlerine ilişkin belgeler dosyaya sunulur. Eğer mevcut durumun kısa sürede değişme riski varsa (örneğin eksiklerin kapatılması, ayıpların sonradan görünmez hale gelmesi, üçüncü kişiye devir), delil tespiti talebi pratikte çok işe yarar. Delil tespiti, esas davadan önce veya dava sırasında, mahkeme marifetiyle mevcut durumun kayıt altına alınmasını sağlar.

Teknik raporlar, sadece “eksik var” demekle yetinmemeli. Hangi imalatın nerede, hangi ölçüde ve hangi standarda göre yapılacağı gibi uygulanabilir bir çerçeve çizmelidir. Aksi halde izin kararı çıksa bile uygulama aşamasında yeni ihtilaflar doğabilir.

Gider kalemlerinin tespiti ve kapsamı

Tamamlama işleri, eksik işler ve iskan işlemleri

Gider tespiti, nama ifa izninin uygulanabilir olması için kritik aşamadır. Mahkeme, bilirkişi raporuyla genellikle yaklaşık maliyet ve iş kalemlerini belirlemeye çalışır. Burada amaç “genel bir bütçe” değil, sonradan faturalarla karşılaştırılabilecek ölçüde somut bir çerçevedir.

Uygulamada gider kalemleri çoğunlukla üç başlıkta tartışılır:

  • Tamamlama işleri: Kaba ve ince imalatın tamamlanması, ortak alanların bitirilmesi, tesisatların çalışır hale getirilmesi, yalıtım ve çatı gibi zorunlu imalatlar.
  • Eksik ve ayıplı işler: Yapılmış ama sözleşmeye/projeye aykırı imalatın düzeltilmesi, standart dışı malzemenin sökülüp yenilenmesi, kusurun giderilmesi için gerekli işçilik ve malzeme.
  • İskan (yapı kullanma izni) ile bağlantılı işler: İskan alınabilmesi için gereken tamamlamalar, proje-uygulama uyumsuzluklarının giderilmesi ve buna bağlı zorunlu teknik işlemler.

Bu aşamada en sık hata, “ne yapılacağı” netleşmeden masraf yapıp sonra toplu şekilde bedel istemektir. İzin kararının kapsamı ile yapılan işlerin birebir örtüşmesi ve harcamaların belgeye bağlanması, tahsilat aşamasında belirleyici olur.

İzin kararı sonrası işin yaptırılması ve masrafın tahsili

İzin kararının kapsamı ve sınırları

Nama ifa izni kararı, alacaklıya “işi yaptırma” konusunda bir yetki verir. Ama sınırsız bir serbestlik sağlamaz. Kararda ve bilirkişi raporunda hangi imalatların yapılacağı, hangi aykırılıkların giderileceği tek tek belirlenmişse, uygulama da bu çerçevenin içinde kalmalıdır. Aksi halde borçlu taraf, “izin kapsamı aşıldı” itirazıyla masrafların tamamına karşı çıkabilir.

TBK m.113’ün mantığı, borçlunun yapmadığı işin, masrafı borçluya ait olmak üzere alacaklı veya üçüncü kişi eliyle yapılabilmesidir. Ancak bu yol, borçluya sözleşme dışında yeni edimler yükletmek için kullanılmaz.

Uygulamada en güvenli yaklaşım şudur: İş kalemlerini karara göre netleştirin, mümkünse yazılı fiyat teklifleri alın, yapılan işlerin “zorunlu ve makul” sınırda kalmasına dikkat edin. Karar kesinleşmeden işe başlanması bazı dosyalarda pratikte görülse de, istinaf veya temyiz riskine karşı finansal açıdan ölçülü hareket etmek gerekir.

Harcamaların belgelendirilmesi ve rücu

Nama ifa izni alındıktan sonra asıl konu, yapılan harcamaların sonradan tahsil edilebilir hale getirilmesidir. TBK m.113, izin mekanizmasını düzenlerken “giderim isteme hakkı saklıdır” diyerek masraf ve zararların talep edilebileceğini de açıkça kabul eder.

Bu yüzden belgelendirme kısmı dava kadar önemlidir. Şunlar genellikle dosyayı güçlü kılar:

  • Yüklenici/usta/taşeron ile yazılı sözleşme, keşif özeti ve metrajlar
  • Fatura, e-arşiv, sevk irsaliyesi, malzeme teslim tutanakları
  • Banka dekontları (elden ödeme yerine iz bırakmak)
  • İş öncesi ve sonrası fotoğraflar, gerekiyorsa yeni tespit ve teknik rapor

Mahkeme kararında masraf kalemleri ve tutarlar net hükme bağlanmışsa ilamlı icra ile ilerlemek mümkün olabilir. Tutarlar “sonradan çıkacak” nitelikteyse, yapılan işlerden sonra ayrıca tahsil aşaması gündeme gelir. Bu noktada fazla, lüks veya kararda öngörülmeyen işler en sık uyuşmazlık sebebidir.

Finansman için bağımsız bölüm satış izni talebi

Özellikle arsa payı karşılığı inşaatta, eksik işlerin ve iskan sürecinin finansmanı için nama ifa izniyle birlikte bağımsız bölüm satış izni de talep edilebiliyor. Yargıtay’ın yaklaşımında, satışına izin verilecek bağımsız bölümlerin, kural olarak yüklenici adına kayıtlı olması veya sözleşme gereği yükleniciye devredileceği kararlaştırılan bölümlerden olması aranıyor.

Ayrıca satış yetkisi “ne kadar satılırsa o kadar” mantığıyla kurulmalı. Eksik iş bedeli ve iskan için gerekli giderler hesaplanır. Bu bedeli karşılayacak değerde bağımsız bölüm veya bölümler yönünden satışa yetki verilir. Değer tespitinde de eski raporlara değil, hükme en yakın tarihteki piyasa rayiçlerine göre güncel hesap yapılması beklenir.

Uygulamada sık görülen senaryolar, alternatif talepler ve dikkat noktaları

Kat karşılığı inşaatta eksik iş ve iskan alınmaması

Nama ifa izni davası en sık kat karşılığı inşaat projelerinde gündeme gelir. Tipik tablo şudur: bina büyük ölçüde bitmiş görünür, bağımsız bölümler fiilen kullanılabilir, ancak eksik işler (ortak alanlar, yangın tesisatı, asansör, peyzaj, otopark, çevre düzeni gibi) ve iskan alınmaması nedeniyle süreç tıkanır. Bu aşamada arsa sahibi genellikle “sözleşme yürürlükte kalsın, iş tamamlansın” yaklaşımıyla nama ifa izni ister.

Burada kritik nokta, “iskan alınmadı” şikayetini soyut bırakmamaktır. İskanı engelleyen teknik ve idari eksikler kalem kalem somutlaştırılmalı, hangi işlerin yapılacağı keşif ve bilirkişiyle netleştirilmelidir. Aksi halde izin kararı çıksa bile uygulamada kapsam tartışması büyür.

Fesih, tasfiye ve gecikme tazminatı seçeneği

Her olayda nama ifa en doğru yol değildir. Bazen alacaklı için daha rasyonel seçenek, sözleşmenin feshi veya dönme beyanı sonrası tasfiye ve zararların tahsilidir. Özellikle işin ekonomik olarak anlamsız hale geldiği, taraflar arasındaki güvenin tamamen bittiği veya tamamlatmanın fiilen mümkün olmadığı dosyalarda bu yol öne çıkar.

Gecikme uzun sürmüşse, nama ifa yanında veya yerine gecikme tazminatı ve sözleşmede kararlaştırılmışsa cezai şart talepleri de değerlendirilir. Burada seçimlik hakların birbiriyle uyumu önemlidir. “Hem sözleşmeyi bitirdim, hem tamamlatma izni istiyorum” gibi çelişkili kurgu, davanın zayıflamasına yol açabilir.

İçtihatlarda öne çıkan ilkeler ve sık hatalar

Uygulamada sık hata, izin kararı çıkmadan masraf yapıp sonra bu giderlerin otomatik tahsil edileceğini düşünmektir. Mahkemeler, genellikle temerrüt, uygun süre, işin kapsamı ve makul gider çerçevesine bakar. Kararda yer almayan, lüks sayılabilecek veya “zorunlu” olduğu gösterilemeyen harcamalar tahsil aşamasında ciddi itirazla karşılaşır.

Bir diğer hata, talep sonucunu “genel izin” şeklinde kurmaktır. Nama ifa izninin işe yaraması için yapılacak işlerin, mümkün olduğunca ölçülebilir şekilde belirlenmesi ve harcamaların baştan itibaren belge düzeniyle yürütülmesi gerekir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol