Toggle sidebar
Paylı Mülkiyet Nedir?

Paylı Mülkiyet Nedir?

16 dakika

Paylı mülkiyet, tek bir malın fiilen bölünmeden birden fazla kişiye belirli oranlarda ait olmasıdır. Tapuda görünen hisse, evin ya da arsanın belirli bir köşesi değil, bütün üzerinde soyut bir paydır; bu yüzden kullanım düzeni, giderlere katılma ve yönetim kararları çoğu zaman ortakların anlaşmasına ya da kanundaki çoğunluk kurallarına bağlıdır. Her ortak kendi payını devredebilir veya rehnedebilir; üçüncü kişiye satışta önalım hakkı devreye girebilir, malın tamamını satma gibi işlemler ise birlikte karar gerektirir. En sık hata, hisseli tapu var diye fiilen bölüşülmüş sanıp kira, tadilat ya da satışta tek başına adım atmaktır; bu küçük varsayım, beklenmedik bir ortaklığın giderilmesi davasına dönüşebilir.

Müşterek (hisseli) mülkiyetin anlamı ve temel özellikleri

Pay kavramı: soyut pay, somut bölüm değil

Paylı mülkiyet (uygulamada “müşterek” ya da “hisseli” mülkiyet), birden fazla kişinin bölünmemiş bir malın tamamına belirli oranlarla sahip olmasıdır. Bu yapı, Türk Medeni Kanunu’nun 688. maddesinde “maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olma” şeklinde tanımlanır.

Buradaki “pay” (hisse) çoğu kişinin düşündüğü gibi evin bir odası, arsanın bir köşesi ya da apartmanın belli bir dairesi değildir. Pay, malın tamamı üzerinde soyut (ideal) bir oranı ifade eder. Örneğin tapuda 1/4 hisse yazıyorsa, bu “şu oda benim” anlamına gelmez. Hukuken o kişi, taşınmazın tamamında 1/4 oranında hak sahibidir.

Bu ayrım pratikte çok önemlidir. Çünkü paylı mülkiyette fiili kullanım, tek başına “hisse oranına” bakılarak otomatik belirlenmez. Paydaşlar aralarında anlaşmadıkça, herkesin kullanım hakkı diğerlerinin aynı nitelikteki hakkıyla sınırlıdır.

Paydaş ve pay oranı neyi belirler?

Paydaş, paylı mülkiyette hak sahibi olan kişidir. Pay oranı ise paydaşın mal üzerindeki hak ve yükümlülüklerinin ölçüsünü belirler. En temel sonuçlar şunlardır:

  • Yarar ve gelir paylaşımı: Kira gibi getiriler kural olarak pay oranına göre paylaştırılır.
  • Giderlere katılma: Vergi, sigorta, zorunlu bakım giderleri gibi kalemlerde pay oranı önem kazanır.
  • Yönetim ve karar ağırlığı: Hangi işlerde hangi çoğunluğun aranacağı, pay ve paydaş çoğunluğu gibi kavramlarla birlikte değerlendirilir.
  • Tasarruf serbestisi: Her paydaş kendi payı üzerinde devretme, rehin verme gibi işlemler yapabilir. Ancak taşınmazın tamamını ilgilendiren bazı işlemler için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerekir.

Bu çerçeveyi doğru kurmak, “hisseli tapu” ile ilgili kira, kullanım, satış ve dava süreçlerinde sık görülen hataların büyük kısmını daha baştan önler.

Paylı mülkiyet nasıl doğar: satış, miras, bağış ve diğer yollar

Tapuda hisseli tescil nasıl görünür?

Paylı mülkiyet, çoğu zaman bir taşınmazın birden fazla kişi adına edinilmesiyle ortaya çıkar. En sık senaryolar; birlikte satın alma, tek malikin payının bir kısmını devretmesi, bağış (hibe) yoluyla birden fazla kişiye kazandırma ve miras paylaşımıdır. Bazı durumlarda mahkeme kararıyla da mülkiyet türü veya malik bilgileri değişebilir.

Tapu kaydında “malik” kısmında birden fazla kişi görünür. Her paydaşın karşısında da pay oranı yer alır. Bu oran genelde kesir şeklindedir (örneğin 1/2, 3/8 gibi). Uygulamada tapu kayıtlarında edinme sebebi ve tescile ilişkin tarih ve yevmiye bilgileri de bulunur.

Miras özel bir başlıktır. Miras açıldığında taşınmazlar mirasçılara çoğu kez elbirliği (iştirak) halinde geçer. Daha sonra talep ve gerekli işlemlerle paylı (müşterek) mülkiyete çevrilmesi gündeme gelebilir.

Sözleşmeyle paylı mülkiyet kurulması

Sözleşmeyle paylı mülkiyet denince, aslında “bir taşınmaz payının devrine” yol açan hukuki işlem kastedilir. Örneğin iki kişi aynı evi birlikte satın alabilir ve pay oranlarını resmi işlemde belirleyebilir. Ya da tek malik, taşınmazın belirli bir payını satış veya bağışla başka bir kişiye devrederek paylı mülkiyet yaratabilir.

Önemli nokta şudur: Taşınmazlarda mülkiyet ve pay devri, kural olarak tapuda yapılan resmi işlemle kurulur. Tapu işlemlerinde sözleşme düzenlenmesini gerektiren hallerde resmî senet düzenlenmesi, imza aşaması ve yevmiye kaydı gibi usuller devreye girer.

Bu yüzden sadece “kendi aramızda yaptık” denilen yazılı anlaşmalar, tapuda tescil yapılmadıkça hisseli tapu oluşturmaz. Pay oranını ve devrin kapsamını en başta netleştirmek, ileride kullanım, kira ve satış süreçlerinde çıkan pek çok uyuşmazlığı azaltır.

Paydaşlar taşınmazı nasıl kullanır ve nasıl yararlanır?

Kim oturabilir, kullanım nasıl belirlenir?

Paylı mülkiyette her paydaş, taşınmazdan diğer paydaşların haklarıyla bağdaştığı ölçüde yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık çıkarsa kullanım ve yararlanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, taşınmazın kullanımının paydaşlar arasında zaman veya yer bakımından paylaştırılması şeklinde de olabilir.

Pratikte “kim oturabilir?” sorusunun cevabı çoğu zaman anlaşmaya bağlıdır. Tek bir konut söz konusuysa aynı anda herkesin fiilen kullanması mümkün olmayabilir. Bu durumda paydaşlar yazılı bir kullanım anlaşması yapabilir ya da fiili kullanım düzenini netleştirebilir. Anlaşma yoksa ve bir paydaş diğerlerini dışlayacak şekilde tek başına oturuyorsa, bu kullanım ileride tazminat ve müdahalenin önlenmesi taleplerine konu olabilir.

Kira geliri ve ecrimisil ne zaman gündeme gelir?

Taşınmaz kiraya verildiğinde kira geliri kural olarak pay oranına göre paylaşılır. Taşınmazı bir paydaş tek başına kullanıyor ve diğer paydaş(lar)ı kullanım ve yararlanmadan fiilen mahrum bırakıyorsa “ecrimisil” (haksız işgal tazminatı) gündeme gelebilir.

Paydaşlar arasında ecrimisil istenebilmesi için uygulamada genel kural, talep eden paydaşın önce “intifadan men”i (yararlanma isteğini bildirmesi ve engellenmesi) ortaya koymasıdır. İntifadan men yazılı bir şekle bağlı değildir; ihtar, mesaj, tanık gibi delillerle ispatlanabilir. Daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi veya ecrimisil davası açılması gibi durumlar da intifadan menin gerçekleştiği yönünde değerlendirilir.

Kullanımı engellenen paydaşın başvuruları

Kullanımı engellenen paydaş genelde şu yolları birlikte düşünür:

  • Kullanımın belirlenmesi talebi: Anlaşma olmazsa hâkimden kullanım düzeninin belirlenmesi istenebilir.
  • Elatmanın önlenmesi (müdahalenin meni): Mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalenin durdurulması için dava açılabilir.
  • Ecrimisil talebi: Engelleme nedeniyle geçmişe dönük kullanım karşılığı bedel istenebilir; Yargıtay uygulamasında, haksız ve payı aşan kullanım halinde rayiç kira ve pay oranı esas alınır.

Uygulamada çoğu uyuşmazlık, noter ihtarıyla kullanım talebinin netleştirilmesi ve kısa bir kullanım protokolüyle çözülebilir. Çözüm mümkün değilse, bir sonraki aşama çoğu zaman ortaklığın giderilmesi sürecidir.

Paylı mülkiyette yönetim kararları ve gider paylaşımı

Olağan işler ve karar yeter sayısı

Paylı mülkiyette “olağan yönetim işleri” günlük akışta yapılan, taşınmazın normal şekilde işletilmesini sağlayan işlerdir. Kanuna göre her paydaş, olağan yönetim işlerini yapmaya; özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye yetkilidir. Ayrıca paydaşlar, çoğunlukla alacakları kararla olağan yönetimde yetkiyi farklı şekilde düzenleyebilir. Bu alanın temel çerçevesi Türk Medeni Kanunu’nda yer alır.

Olağan işlere örnek olarak apartman için basit bakım-onarım, arızanın giderilmesi, rutin temizlik/ilaçlama gibi işler verilebilir. Bu tür işlerde “kim izin verdi” tartışması çıkmaması için, mümkünse yazılı mutabakatla ilerlemek pratikte daha güvenlidir.

Gider tarafında ise yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler kural olarak pay oranına göre karşılanır. Payından fazla ödeyen paydaş, diğerlerine payları oranında rücu edebilir.

Önemli işler ve karar yeter sayısı

“Olağan” sınırı aşıldığında karar yeter sayısı önem kazanır. İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adi kira veya ürün kirası sözleşmelerinin yapılması ya da feshi, toprağın ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğu aranır.

Pay ve paydaş çoğunluğu, hem pay (hisse) bakımından çoğunluğu hem de kişi sayısı bakımından çoğunluğu birlikte ifade eder. Örneğin üç paydaşın payları 1/2, 1/4, 1/4 ise; 1/2 pay sahibi tek başına “pay çoğunluğu”nu sağlayabilir ama “paydaş çoğunluğu”nu sağlayamaz. Bu yüzden en az iki paydaşın birlikte karar vermesi gerekir.

Olağanüstü işler ve oybirliği gerektiren haller

Taşınmazın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan kullanımın gerekli kıldığı ölçüyü aşan büyük yapı işleri ve paylı malın tamamı üzerinde tasarruf (örneğin taşınmazın tamamının satışı gibi) işlemler için kural olarak bütün paydaşların kabulü gerekir. Bu alan, çoğu uyuşmazlığın “çoğunluk var mı yok mu?” seviyesinden çıkıp doğrudan “oybirliği şart mı?” tartışmasına döndüğü noktadır.

Hangi kararlar tapuya şerh edilebilir?

Paydaşların yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin yaptıkları düzenlemeler ve aldıkları kararlar, sonradan paydaş olanları da bağlayabilir. Ancak taşınmazlarda üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için çoğu durumda tapu kütüğüne şerh gündeme gelir. Uygulamada, kullanım anlaşmaları (örneğin “kim hangi bölümü kullanacak”, “dönüşümlü kullanım”, “kullanım bedeli” gibi) en çok şerh ettirilen düzenlemelerdendir.

Tapu uygulaması açısından, “yararlanma, kullanma ve yönetim anlaşmalarının şerhi” konusunda TKGM’nin duyurusu ve ekindeki genelge yol gösterir. Bu metinlerde, özellikle tek paydaş başvurularında imzaların noter onayı şartı gibi usul detayları da açıklanır. Bu çerçeveyi TKGM duyurusundan takip etmek faydalıdır.

Pay satışı ve devri: paydaş tek başına neyi satabilir?

Pay devrinde diğer paydaşların hakları

Paylı mülkiyette paydaş, tek başına sadece kendi payı (hissesi) üzerinde işlem yapabilir. Yani payını satabilir, bağışlayabilir, rehnedebilir. Ancak taşınmazın tamamını satmak, tümünü ipotek etmek gibi işlemler için kural olarak diğer paydaşların da iradesi gerekir. Satılan şey “evin şu odası” veya “arsanın şu köşesi” değil, taşınmazın bütünü üzerinde soyut bir paydır.

Pay devri, taşınmaz işlemlerinde aranan resmî şekle tabidir. Uygulamada işlem, tapu müdürlüğünde resmî senetle yapılır. Bu çerçeveyi görmek için Tapu Sicili Tüzüğü iyi bir başlangıçtır.

Diğer paydaşlar, payını satmak isteyen kişiyi kural olarak “izin” mekanizmasıyla durduramaz. Ama bazı durumlarda hakları devreye girer. En bilineni, payın üçüncü kişiye satılması halinde gündeme gelen yasal önalım (şufa) hakkıdır. Bunun detayına bir sonraki bölümde ayrıca giriyoruz. Ayrıca pay üzerinde haciz, ipotek gibi takyidatlar varsa devir süreci ve alıcının durumu bu kayıtlardan etkilenebilir.

Pay devrinde fiili kullanım ve anlaşmaların etkisi

Payın devredilmesi, fiilî kullanım düzenini kendiliğinden çözmez. Taşınmazda bir paydaş oturuyor olabilir. Ya da paydaşlar arasında “kim nerede kullanacak” diye yapılmış bir kullanım anlaşması bulunabilir. Bu tür anlaşmalar tapuya şerh edilmişse, sonradan pay alan kişi açısından da genellikle daha bağlayıcı ve öngörülebilir olur.

Taşınmaz kiradaysa, pay devri kira ilişkisini de etkiler. Genel kural, kiralananın el değiştirmesi halinde kira sözleşmesinin devam etmesi ve yeni malikin kira ilişkisinde taraf konuma gelmesidir. Bu mantığı TBK m. 310 kapsamında değerlendirmek gerekir.

Bu nedenle hisse satın almadan önce, tapudaki şerh ve beyanları, fiilî kullanım durumunu ve varsa kira sözleşmesini netleştirmek ileride çıkabilecek anlaşmazlıkları ciddi ölçüde azaltır.

Şufa (yasal önalım) hakkı ne zaman doğar?

Üçüncü kişiye satışta şufa nasıl işler?

Yasal önalım (şufa) hakkı, paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmazdaki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması ile doğar. Bu hak, yalnızca “satış” işlemine bağlanmıştır. Bağış gibi satış dışı devirlerde kural olarak aynı şekilde işlemez.

Uygulamada süreç kabaca şöyle ilerler: Pay satılır ve alıcı adına tescil yapılır. Satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara genellikle noter aracılığıyla bildirilir. Bildirim yapılırsa, önalım hakkı bildirimin paydaşa ulaştığı tarihten itibaren 3 ay içinde; bildirim hiç yapılmasa bile satış tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde kullanılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir.

Şufa hakkı “ben almak istiyorum” demekle değil, alıcıya karşı dava açarak kullanılır. Mahkeme tescile karar vermeden önce, davacı paydaşın satış bedelini ve alıcıya düşen tapu giderlerini hâkimin belirlediği süre içinde belirlenen yere nakden yatırması gerekir.

Şufa hakkını düşüren durumlar

Şufa hakkı her satışta kullanılabilir bir “otomatik öncelik” değildir. En sık karşılaşılan düşme veya kullanılamama halleri şunlardır:

  • Cebrî artırmayla satış (icra satışı gibi) varsa şufa kullanılamaz.
  • Satış usulüne uygun şekilde bildirildiyse 3 ay, her hâlde satıştan itibaren 2 yıl geçerse hak düşer.
  • Önalım hakkından genel feragat, resmî şekilde yapılmadıysa veya tapuya şerh edilmediyse geçerli sayılmaz; ancak belirli bir satış için vazgeçme yazılı yapılabilir.
  • Satış başka bir paydaşa yapılmışsa üçüncü kişi şartı gerçekleşmediği için şufa doğmaz.
  • Dava açılmış olsa bile, mahkemenin verdiği süre içinde bedelin yatırılmaması tescil sonucunu engeller.

Detaylar için Türk Medeni Kanunu m. 732-734 hükümleri temel çerçeveyi verir.

Paylı mülkiyetin sona ermesi: anlaşmalı paylaşma ve ortaklığın giderilmesi

Aynen taksim ile paylaşma mümkün mü?

Paylı mülkiyet, paydaşların anlaşmasıyla sona erebilir. En temiz yol, taşınmazın aynen taksim edilmesidir. Aynen taksim, malın fiziksel olarak bölünmesi ve her paydaşa payına uygun bir parça özgülenmesi demektir.

Ancak her taşınmaz aynen taksime uygun değildir. Özellikle taşınmazın niteliği, imar mevzuatı, ifraz şartları ve bölme sonrası oluşacak parçaların ekonomik değerinin korunması belirleyicidir. Mahkeme yoluna gidilmişse de kural olarak önce aynen taksim imkanı araştırılır. Bölme, taşınmazı ciddi değer kaybına uğratacaksa veya hukuken fiilen mümkün değilse satış gündeme gelir. Bu çerçevenin temeli Türk Medeni Kanunu hükümlerindedir.

Aynen taksim yapılırken paylar bire bir aynı değerde parçalarla örtüşmeyebilir. Bu durumda denge, çoğu kez denkleştirme bedeli (ivaz) ile sağlanır.

Satış yoluyla paylaşma ne demektir?

Paydaşlar anlaşamazsa veya aynen taksim mümkün olmazsa en sık yol, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasıdır. Bu dava sulh hukuk mahkemesinde görülür. Mahkeme, taşınmazın satışına karar verdiğinde amaç “evi satıp kurtulmak” değil; paylı mülkiyeti bitirip bedeli paylaştırmaktır.

Satış genellikle açık artırma usulüyle yapılır. Paydaşlar da ihaleye katılabilir. Satış tamamlandığında elde edilen bedel, tapudaki pay oranlarına göre paydaşlara dağıtılır. Bu süreçte en kritik konu, satış öncesi kıymet takdiri ve satış şartlarının usulüne uygun yürütülmesidir. Usul hataları, ihalenin feshi tartışmalarına yol açabilir.

Kat mülkiyeti ve paylı mülkiyet ilişkisi

Bir binada paylı mülkiyet varsa, bazı hallerde çözüm “satış” değil kat mülkiyetine geçiş olabilir. Taşınmaz kat mülkiyetine elverişliyse, bağımsız bölümler oluşturulup her paydaşa bir bağımsız bölüm özgülenerek paylı mülkiyet fiilen sona erdirilebilir. Bu, özellikle aile içi hissedarlıklarda “ev satılmasın” isteğinin daha gerçekçi bir hukuki zemine oturmasını sağlar.

Yine de kat mülkiyetine geçişin teknik ve idari şartları vardır. Proje, bağımsız bölüm oluşturma, arsa payı düzeni ve gerekli belgeler tamamlanmadan “kağıt üzerinde daire paylaşımı” kalıcı çözüm üretmez. Bu nedenle hangi yolun daha doğru olduğu, taşınmazın niteliği ve paydaşların hedefiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Payımı üçüncü kişiye devredersem diğer paydaşlar hangi süre içinde şufa davası açabilir?

Paylı mülkiyette (hisseli taşınmazda) payınızı üçüncü kişiye satıp devrettiğinizde, diğer paydaşlar önalım (şufa) davasını kural olarak satışın noter aracılığıyla kendilerine bildirildiği tarihten itibaren 3 ay içinde açmalıdır. Satış hiç bildirilmemiş olsa bile, dava hakkı her hâlde satışın üzerinden 2 yıl geçmekle düşer; bu süreler hak düşürücüdür (kaçırılırsa sonradan ileri sürülemez).

Paylı mülkiyette taşınmazın kiraya verilmesi için tüm paydaşların onayı gerekir mi?

Paylı mülkiyette taşınmazın kiraya verilmesi için kural olarak tüm paydaşların oybirliği gerekmez. Adî kira/ürün kirası sözleşmesi yapmak veya feshetmek “önemli yönetim işi” sayılır ve pay ve paydaş çoğunluğu (hem pay çoğunluğu hem kişi çoğunluğu) ile karar alınmalıdır. Tek bir paydaşın bu çoğunluk olmadan yaptığı kira sözleşmesini diğer paydaşlar tanımayabilir; sonradan açık/örtülü onay verilirse geçerlilik kazanabilir.

Paylı mülkiyette icra yoluyla pay satışı yapılırsa diğer paydaşların hakları nasıl etkilenir?

İcra yoluyla yapılan satış yalnız borçlunun payını hedefler; diğer paydaşların payları aynen korunur ve ortaklık devam eder. Satış cebrî artırma ile yapıldığından, diğer paydaşlar açısından yasal önalım (şufa) hakkı doğmaz/kullanılamaz; payı alan kişi ihaleden sonra paydaş sıfatını kazanır. İcra dairesi paydaşlara haczi bildirir ve gerekiyorsa tapuya şerh verilir.

Paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açmadan önce arabuluculuk veya anlaşma şart mı?

1 Eylül 2023’ten beri paylı/elbirlği mülkiyette ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) ve paylaştırma uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvuru “dava şartıdır”; doğrudan dava açılırsa mahkeme dava şartı yokluğundan usulden reddedebilir.

Ancak anlaşmak zorunda değilsiniz: Arabuluculukta uzlaşma olmazsa, son tutanak alınıp bu tutanakla dava açılabilir.

Paylı mülkiyette izinsiz yapılan tadilat veya inşaatı durdurmak için hangi yola başvurabilirim?

Paylı mülkiyette, korumanın/olağan kullanmanın gerektirdiği ölçüyü aşan tadilat–yapı işleri için kural olarak tüm paydaşların kabulü gerekir (TMK m.692; ayrıca önemli yönetim işlerinde pay ve paydaş çoğunluğu aranır: TMK m.691).

İzinsiz inşaat sürüyorsa, Asliye Hukuk Mahkemesinde “müdahalenin men’i (elatmanın önlenmesi) + eski hâle getirme” davası açıp ihtiyati tedbirle işin derhâl durdurulmasını isteyebilirsiniz. Yapı ruhsatsız/ruhsata aykırıysa ayrıca belediye/valiliğe ihbar ile mühürleme ve durdurma sürecinin işletilmesi talep edilebilir (İmar Kanunu m.32 uygulaması).

Paylı mülkiyette satış vaadi sözleşmesi yapılırsa tapu devri sırasında ne gibi riskler doğar?

Paylı mülkiyette satış vaadi yapıldıktan sonra tapu devrinde başlıca risk, payın üçüncü kişiye satışla devri gerçekleşince diğer paydaşların yasal önalım (şufa) davası açıp payı aynı bedelle üzerlerine tescil ettirebilmesidir; alıcı payı kaybedebilir ve bedel/masraf iadesiyle uğraşır. Ayrıca satış vaadi, tapuya şerh verilmezse kişisel hak olarak kalır; bu süreçte pay üzerine satış, haciz/rehin gibi sonradan doğan haklar karşısında alıcının korunması zayıflar.

Paylı mülkiyette payımı tapuda nasıl gösterebilirim ve hangi belgeler gerekir?

Paylı mülkiyette hisseniz, tapu kütüğünde malik hanesinde adınızın yanında kesirli oranla (örn. 1/4) gösterilir; pay oranınızın tapuya işlenmesi/değişmesi için tapu müdürlüğünde (Web Tapu üzerinden de) ilgili tescil işlemi yapılır.

Genelde istenen belgeler: Kimlik; varsa vekâlet/vasi vb. temsil belgesi; pay oranını doğuran belge (resmî senet/mahkeme kararı/mirasçılık belgesi gibi); bina ise DASK; taşınmazın emlak vergisi değeri.

Paylı mülkiyette kendi payımı birine satmak istersem diğer paydaşların ön alım (şufa) hakkı nasıl işler?

Paylı mülkiyette payınızı üçüncü kişiye satarsanız, diğer paydaşlar aynı koşullarla o payı alma amacıyla alıcıya karşı önalım (şufa) davası açabilir. Satışın paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir; süre bildirimin ulaştığı tarihten itibaren 3 ay, ayrıca (25.12.2025 sonrası satışlarda) satıştan itibaren her hâlde 1 yıl içinde kullanılmazsa hak düşer.

Davada mahkeme rayiç bedeli belirler; bu bedel + alıcıya düşen tapu giderleri kesin süre içinde depo edilmezse tescil kararı verilmez.

Paylı mülkiyette payımı satmadan önce diğer paydaşlara ihtarname göndermek zorunda mıyım?

Hayır. Paylı mülkiyette payınızı satmadan önce diğer paydaşlara ihtarname göndermek satışın geçerlilik şartı değildir. Ancak payınızı üçüncü kişiye satarsanız diğer paydaşların yasal önalım (şufa) hakkı doğar (TMK m. 732). Yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi (TMK m. 733) pratikte, önalım davasındaki hak düşürücü sürelerin başlaması açısından önemlidir; bildirim yapılmaması satışın kendisini geçersiz kılmaz.

Paylı mülkiyette ortaklardan biri evi tek başına kullanıyorsa ecrimisil (kullanım tazminatı) talep edebilir miyim?

Paylı mülkiyette bir paydaşın evi tek başına kullanması, tek başına otomatik olarak ecrimisil doğurmaz. Kural olarak, ecrimisil isteyebilmeniz için “intifadan men” olgusunu (taşınmazdan/payınız oranında yararlanma isteğinizi karşı paydaşa bildirmenize rağmen yararlanmanızın engellenmesini) göstermeniz gerekir; ecrimisil genelde bu bildirimin/engellemenin başladığı dönemden itibaren istenir.

Paylı mülkiyette ortak giderleri ve aidatları kim öder, ödemeyen paydaşa karşı nasıl işlem yapılır?

Paylı mülkiyette yönetim giderleri, vergiler ve paylı mala ilişkin diğer yükümlülükler aksine hüküm yoksa pay oranında tüm paydaşlarca ödenir; payına düşenden fazlasını ödeyen paydaş, diğerlerine rücu eder.

Taşınmaz kat mülkiyetine tabi ise (apartman/site aidatı), her kat maliki KMK m.20’ye göre gider/avans payını öder; gecikmede aylık %5 gecikme tazminatı istenebilir. Ödenmezse yönetim/alacaklı paydaş ilamsız icra takibi başlatır; itiraz edilirse genelde itirazın iptali/alacak davası yoluna gidilir.

Paylı mülkiyette paydaşlardan biri vefat ederse mirasçılar payı nasıl devralır ve tapu işlemi nasıl yapılır?

Paylı mülkiyette bir paydaş vefat edince, taşınmazdaki payı mirasçılarına geçer; tapuda işlem ise mirasçılık belgesine (veraset ilamı) dayanarak “mirasın intikali/tescil” şeklinde yapılır. Uygulamada mirasçılar, paylaşım yapılana kadar çoğunlukla miras ortaklığı (elbirliği) kapsamında birlikte hak sahibi görünür; payların ayrı ayrı yazılması için ayrıca miras taksimi (anlaşma veya mahkeme kararı) gerekir.

Gerekli temel evraklar: kimlik, mirasçılık belgesi, varsa vekalet/temsil belgesi, bina ise DASK; başvuruyu mirasçılardan biri Web Tapu üzerinden yapabilir.

Paylı mülkiyette payımı bağışlarsam diğer paydaşların şufa hakkı doğar mı?

Hayır. Paylı mülkiyette yasal şufa (önalım) hakkı, TMK m. 732 uyarınca kural olarak yalnızca payın üçüncü kişiye satılması hâlinde doğar; bağışlama ile yapılan pay devrinde şufa kullanılamaz.

Ancak işlem tapuda “bağış” görünse bile gerçekte bedelli satışın gizlenmesi (muvazaa) söz konusuysa ve bu durum ispatlanabilirse, diğer paydaşlar şufa iddiasını satışa dayandırarak ileri sürebilir.

Ortaklığın giderilmesi davasında satış mı yoksa aynen taksim mi uygulanır ve hangisi benim için daha avantajlı olur?

Ortaklığın giderilmesinde kural, aynı malın bölünerek paylaştırılmasıdır (aynen taksim); paylaşma biçiminde anlaşma yoksa hâkim önce aynen bölünebilir mi diye bakar, parçalar eşit değilse para ile denkleştirme de yapabilir. Ancak bölme duruma uygun değilse veya mal önemli değer kaybı olmadan bölünemiyorsa, bu kez açık artırmayla satış ve bedelin paylaştırılmasına karar verilir.

Sizin için avantaj: taşınmazı elde tutmak/kullanmak istiyorsanız ve teknik/imar olarak bölünebiliyorsa aynen taksim; bölünemiyorsa genelde satış kaçınılmazdır (ihale masrafı ve fiyat riski olabilir).

Paylı mülkiyette tapu kayıtlarında şerh ve beyanlar paydaş olarak haklarımı nasıl etkiler?

Paylı mülkiyette tapu şerhleri, kural olarak taşınmazın ilgili payını (bazen tamamını) etkileyen kişisel hakları (ör. satış vaadi, kira gibi), tasarruf yetkisini kısıtlayan/yasaklayan kayıtları (ör. haciz, ihtiyati tedbir) ve geçici tescili gösterir; bu nedenle payınız üzerinde satış, ipotek, devir gibi işlemlerde fiilen engel/öncelik doğurabilir.

Beyanlar ise çoğunlukla bilgilendiricidir; tek başına yeni bir aynî hak kurmaz ama sicil herkese açık olduğundan “bilmiyordum” savunmasını zorlaştırır ve iyi niyet değerlendirmesini etkileyebilir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol