Toggle sidebar
Hapis Hakkı Nedir?

Hapis Hakkı Nedir?

14 dakika

Hapis Hakkı, alacaklının borçluya ait taşınır malı zilyetliğinde tutarak borç ödenene kadar geri vermeyebilmesini sağlayan, rehin benzeri kanuni bir teminattır. Bu yetki otomatik bir benim elimde vermem refleksi değildir: eşya borçlunun rızasıyla teslim edilmiş olmalı, alacak muaccel olmalı ve kural olarak alacakla elde tutulan şey arasında bağlantı bulunmalıdır. Şartlar sağlanınca alacaklı iade talebine karşı def’i ileri sürebilir; ödeme gelmezse kanunun öngördüğü usulle paraya çevirme gündeme gelir, fakat ekonomik değeri olmayan veya paraya çevrilemeyen şeylerde bu güvence işlemez. Uygulamadaki en büyük yanılgı, rızasız ele geçen ya da alacakla ilgisiz bir eşyayı alıkoymanın aynı korumayı sağlayacağını düşünmektir.

Hapis hakkı kavramı, hukuki dayanağı ve amacı (TMK 950 vd.)

Hapis hakkı ile hapis cezası ve tazyik hapsi farkı

Hapis hakkı, alacaklının zilyetliğinde bulunan bir taşınırı veya kıymetli evrakı, alacağı ödenene kadar geri vermekten kaçınabilmesine imkân veren kanuni bir teminattır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu’nda TMK 950 ve devamı hükümleridir. Bu kurumun amacı, alacaklıyı “önce teslim et, sonra tahsil etmeye çalış” riskine karşı korumak ve borçluyu ifaya teşvik etmektir.

Bu kavram, ceza hukukundaki hapis ile karıştırılmamalıdır. Hapis cezası, bir suçun karşılığı olarak mahkemece hükmedilen cezadır ve kişinin özgürlüğünü kısıtlar. Hapis hakkında ise özgürlüğün kısıtlanması yoktur. Konu, eşyanın alıkonulmasıdır.

Tazyik hapsi ise icra hukukunda, borçlunun kanundan doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde icra mahkemesince uygulanabilen, disiplin niteliğinde bir yaptırımdır. Burada da hedef, alacaklıya doğrudan bir teminat sağlamak değil; borçluyu belirli bir davranışı yapmaya zorlamaktır.

Hapis hakkı hangi borçlar için teminat sağlar

Hapis hakkı, kural olarak muaccel bir alacak için doğar ve çoğu zaman para alacağı bakımından pratik önem taşır. Temel mantık şudur: Alacaklı, borçlunun rızasıyla zilyedi olduğu eşyayı, alacakla niteliği gereği bağlantılıysa borç ödenene kadar elinde tutabilir.

Bu bağlantı, uygulamada sıkça şu tür borçlarda görülür: onarım ve servis bedeli, bakım masrafları, depolama ve saklama ücretleri, taşıma ilişkilerinden doğan alacaklar, iş görme veya eser sözleşmesi kapsamında o eşya üzerinde yapılan işin karşılığı.

Ticari ilişkilerde kapsam genişler. Zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bağlantı var sayılabildiği için hapis hakkı daha kolay gündeme gelir. Bu nedenle özellikle tamirhane, depo, lojistik ve benzeri işletmeler bakımından hapis hakkı, alacak tahsilinde önemli bir güvence aracıdır.

Hapis hakkı hangi şartlarda doğar, hangi unsurlar aranır?

Zilyetlik ve eşyanın rızayla teslimi şartı

Hapis hakkının ilk şartı, alacaklının borçluya ait taşınır veya kıymetli evrak üzerinde zilyet olmasıdır. Buradaki zilyetlik, eşyayı fiilen elinde bulundurma ve üzerinde hakimiyet kurma anlamına gelir. Uygulamada en sık; tamir, bakım, saklama, taşıma, komisyon gibi bir ilişki nedeniyle eşyanın alacaklıya teslim edilmesiyle ortaya çıkar.

İkinci kritik unsur, bu zilyetliğin borçlunun rızasıyla kazanılmış olmasıdır. Rıza dışı ele geçen, tartışmalı şekilde alınan veya hukuka aykırı biçimde elde tutulan eşyada TMK 950 anlamında hapis hakkından söz etmek genellikle mümkün olmaz. Ayrıca borçlu, eşyayı teslim ederken veya daha önce açık bir talimatla “alıkonulamayacağını” belirtebilir. Bu talimat, somut olaya göre hapis hakkının doğumunu engelleyebilir.

Muaccel alacak ve eşya ile alacak bağlantısı

Hapis hakkı, kural olarak muaccel bir alacak için kullanılabilir. Yani alacağın vadesi gelmiş ve talep edilebilir hale gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmemiş bir alacak için, sırf baskı oluşturmak amacıyla eşyayı elde tutmak hukuka uygun sayılmaz.

Bunun yanında, elde tutulan eşya ile alacak arasında “niteliği gereği bağlantı” aranır. En tipik örnek; onarılan malın tamir bedeli, depodaki malın depolama ücreti, taşınan eşyanın taşıma ücreti gibi, alacağın doğrudan o eşya nedeniyle veya o eşya üzerinde yapılan iş nedeniyle doğmasıdır. Tacir olmayan ilişkilerde bu bağlantıyı, çoğu kez hapis hakkına dayanmak isteyen alacaklının somut olgularla ortaya koyması gerekir.

Tacirler arasında bağlantı karinesi nasıl işler?

TMK 950, zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında eşya ile alacak arasındaki bağlantının “var sayılacağını” düzenler. Bu, uygulamada ispat yükünü ciddi biçimde azaltır. İki taraf da tacirse ve hem eşyanın alacaklıda bulunması hem de alacağın doğması tarafların ticari ilişkisinin içindeyse, alacaklı ayrıca “bu eşya şu borçla bağlantılıdır” açıklamasını detaylı ispatlamak zorunda kalmadan hapis hakkını ileri sürebilir. Elbette diğer şartlar, özellikle rızayla teslim ve muacceliyet, yine aranır.

Üçüncü kişiye ait eşya ve iyi niyetin etkisi

Bazı durumlarda borçlu, malik olmadığı bir eşyayı alacaklıya teslim etmiş olabilir. TMK 950’ye göre alacaklı, zilyetliği iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de hapis hakkına sahip olabilir. Buradaki iyiniyet, alacaklının eşyanın borçluya ait olmadığını bilmemesi ve somut şartlarda bilmesinin de beklenmemesi anlamına gelir.

Ancak bu alan, üçüncü kişinin mülkiyet iddiası ve eşyanın önceki zilyetliğinden doğan haklar gibi nedenlerle hızlıca uyuşmazlığa dönüşebilir. Bu yüzden üçüncü kişiye ait olma ihtimali bulunan eşyada hapis hakkına dayanmak, somut olayın ayrıntılarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Hapis hakkı hangi mallar üzerinde kullanılabilir, hangilerinde kullanılamaz?

Taşınırlar ve paraya çevrilebilirlik sınırı

Hapis hakkının konusu, TMK 950 kapsamında taşınır eşya ve kıymetli evrak ile sınırlıdır. Bu yüzden taşınmazlar (örneğin bir daire, arsa) üzerinde TMK 950 anlamında hapis hakkı kullanılmaz.

Bunun yanında eşyanın, niteliği gereği paraya çevrilmeye elverişli olması gerekir. Kanun, paraya çevrilemeyen taşınırlar üzerinde hapis hakkı kurulamayacağını açıkça söyler. Pratikte “paraya çevrilebilirlik”, eşyanın icra yoluyla satılabilmesini ve ekonomik bir değerinin bulunmasını ifade eder. Değeri olmayan, satışı fiilen mümkün olmayan veya hukuken satışı sorunlu eşyalar, hapis hakkının amacına da uymaz.

Ayrıca kanun, bazı hallerde paraya çevrilebilir olsa bile hapis hakkının kullanılamayacağını belirtir: alacaklının üstlendiği yükümlülükle bağdaşmama, borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimat ve kamu düzeni engeli.

Kimlik, pasaport, diploma gibi eşyalar neden alıkonulamaz

Kimlik kartı, pasaport, ehliyet, diploma gibi belgeler genellikle “borçlu için çok önemli” olsa da hapis hakkının konusu olmaya elverişli görülmez. Bunun temel nedeni, bu tür eşyaların paraya çevrilmeye elverişli olmaması ve hapis hakkının teminat mantığıyla uyuşmamasıdır.

İkinci önemli nokta, kamu düzeni boyutudur. Kanun, kamu düzeniyle bağdaşmayan hallerde hapis hakkının kullanılamayacağını ayrıca vurgular. Bu tür belgelerin alıkonulması, kişinin eğitim, seyahat, kimlik ispatı gibi temel işlemlerini fiilen kilitleyebilir ve alacaklı açısından da gereksiz hukuki risk doğurabilir.

Yalnızca alacağı karşılayacak miktarda eşya ilkesi

Hapis hakkı, borçluyu “zor durumda bırakma” aracı değil, alacağı teminat altına alan sınırlı bir yetkidir. Bu nedenle öğretide ve uygulamada, alacaklının kural olarak alacağına yetecek ölçüde eşya alıkoyması gerektiği kabul edilir. Eşya bölünebiliyorsa veya birden fazla eşya alacaklıda bulunuyorsa, alacağı açıkça aşan kısmın iadesi gündeme gelebilir.

Ölçü, yalnız ana para değildir. Somut olaya göre faiz, zorunlu masraflar ve paraya çevirme giderleri de dikkate alınır. Yine de “güvence” ile “aşırı alıkoyma” arasındaki çizgi önemlidir. Değeri borcu bariz şekilde katlayan bir eşyayı sırf baskı için elde tutmak, hapis hakkının sınırları bakımından tartışma yaratır.

Hapis hakkı nasıl kullanılır: alıkoyma hakkının sınırları ve sonuçları

Eşyayı geri vermekten kaçınma ne zaman hukuka uygundur

Hapis hakkı, alacaklının elindeki eşyayı “kendiliğinden” alıkoyma serbestisi değildir. Eşyayı geri vermekten kaçınma, ancak TMK 950 ve devamındaki şartlar birlikte gerçekleştiğinde hukuka uygun hale gelir. Bu şartların özü şudur: Eşya borçlunun rızasıyla alacaklının zilyetliğine geçmiş olmalı, alacak muaccel olmalı ve kural olarak eşya ile alacak arasında bağlantı bulunmalıdır. Bu çerçeve, Türk Medenî Kanunu içinde taşınır rehni ve hapis hakkı hükümlerinde düzenlenir.

Hapis hakkı doğduğunda alacaklı, iade talebine karşı bir def’i ileri sürer. Yani “borç ödenene kadar teslim etmiyorum” diyebilir. Ancak eşya üzerinde mülkiyet hakkı kazanmaz. Eşyayı korumak, zarar görmesini önlemek ve ölçüyü kaçırmamak zorundadır. Borçluya borcun miktarı ve dayanağı konusunda açık bilgi vermek de, uyuşmazlık riskini azaltır.

Borçlunun teminat göstermesi halinde iade yükümlülüğü

Borçlu, alacağı tartışmalı bulsa bile çoğu durumda yeterli teminat (güvence) göstererek eşyanın geri verilmesini sağlayabilir. Mantık basittir: Hapis hakkı bir teminat aracıdır. Teminatın başka bir yolla sağlanması halinde, eşyayı elde tutmanın dayanağı zayıflar.

Uygulamada teminat; para bloke edilmesi, banka teminat mektubu, taşınır rehni, üçüncü kişinin kefaleti gibi farklı şekillerde gündeme gelebilir. “Yeterli” olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Taraflar uzlaşamazsa, teminatın niteliği ve yeterliliği çoğu zaman yargısal değerlendirme konusu olur.

Şartlar yokken alıkoymanın tazminat ve ceza riski

Şartlar oluşmadığı halde eşyayı alıkoymak, alacaklıyı ciddi risklerle karşı karşıya bırakır. Öncelikle borçlu, iade talep edebilir ve haksız alıkoyma nedeniyle uğradığı zararları isteyebilir. Bu zarar; eşyanın kullanılamamasından doğan kayıp, ticari faaliyetin aksaması, değer düşüşü, ek masraflar gibi kalemler üzerinden tartışılabilir.

Bazı dosyalarda konu yalnız tazminatla sınırlı kalmaz. Eşyayı rıza dışı şekilde elde tutma, iade talebine rağmen teslimden kaçınma veya eşyayı amacı dışında kullanma gibi davranışlar, olayın özelliklerine göre ceza soruşturması iddialarına da kapı aralayabilir. Bu nedenle hapis hakkına dayanılacaksa, şartların gerçekten mevcut olduğundan ve alıkoymanın ölçülü yapıldığından emin olmak gerekir.

Hapsedilen malın paraya çevrilmesi hangi usulle yapılır?

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin genel çerçevesi

Hapis hakkı, alacaklıya “eşyayı satıp paraya çevirme” yetkisini doğrudan ve serbestçe vermez. Borç ödenmez ve borçlu yeterli teminat da göstermezse, alacaklı kural olarak borçluya önce bildirimde bulunur. Ardından hapis hakkına konu taşınırın, teslime bağlı rehin (taşınır rehni) hükümlerine göre paraya çevrilmesini ister. Bu aşama, icra dairesi üzerinden yürüyen “rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip” mantığıyla ilerler.

Pratikte süreç, icra dairesine takip talebi verilmesiyle başlar. Borçluya ödeme yönünde bir tebligat yapılır. Borç ödenmezse, satış aşamasına geçilir. Satış, icra dairesinin usulüne göre yapılır. Alacaklı kendi başına “elden satış” yaparsa, hapis hakkının sınırlarını aşma ve sonrasında tazminat sorumluluğu gibi riskler doğabilir.

Eşya zaten alacaklının zilyetliğinde olduğundan, muhafaza ve teslim süreçleri somut olaya göre daha kolay yürüyebilir. Ancak satışın hukuken geçerli ve tartışmasız olması için icra prosedürüne uygun hareket edilmesi kritik önemdedir.

Satış bedelinden alacağın karşılanması ve artanın iadesi

Paraya çevirme sonunda elde edilen satış bedeli, öncelikle takip ve satış giderlerine ayrılır. Sonrasında alacaklı, hapis hakkıyla teminat altına alınan alacağını bu bedelden tahsil eder. Satış bedeli borcu aşarsa, fazla kısım kural olarak borçluya, bazı hallerde ise eşyanın gerçek malikine iade edilir.

Satış bedeli borcu karşılamazsa, alacaklı kalan alacağı bakımından genel haciz yolu gibi diğer takip yollarına başvurabilir. Burada önemli olan nokta şudur: Hapis hakkı, alacaklının alacağını garanti etmez. Sadece belirli bir taşınır üzerinden “öncelikle tatmin” imkânı sağlar.

Birden fazla rehinli alacaklı veya hak iddiası varsa, satış bedelinin paylaştırılması sırasında sıra ve öncelik kuralları devreye girer. Bu da çoğu dosyada sürecin teknik yönünü belirleyen temel faktördür.

Hapis hakkı ne zaman sona erer, hangi hallerde düşer?

Borcun ödenmesi, teminat verilmesi ve zilyetliğin kaybı

Hapis hakkı, teminat altına aldığı alacağa bağlı bir haktır. Bu yüzden borç ödendiğinde veya alacak başka bir nedenle ortadan kalktığında, hapis hakkı da sona erer. Benzer şekilde borçlu, yeterli teminat gösterirse alacaklının eşyayı alıkoyma ve paraya çevirtme baskısı anlamını yitirir. Bu durumda, şartlar oluşmuş olsa bile, eşyayı elde tutmaya devam etmek çoğu olayda hukuki risk doğurur.

Bir diğer pratik sonlanma nedeni zilyetliğin kaybıdır. Alacaklı eşya üzerindeki fiili hakimiyetini kaybederse, hapis hakkını fiilen kullanamaz. Eşya borçlu tarafından geri alınmışsa veya üçüncü kişiye geçmişse, alacaklının çözümü çoğu zaman hapis hakkını “yeniden canlandırmak” değil, alacağını genel yollarla takip etmektir.

Eşyanın geri verilmesi veya rızanın geri alınması etkisi

Alacaklı, hapis hakkı doğmuşken eşyayı kendi iradesiyle iade ederse, kural olarak o eşya üzerinde hapis hakkına dayalı alıkoyma imkânı sona erer. Bu nedenle “iyi niyet göstergesi” olarak acele iade, sonradan tahsilatta zorluk yaratabilir.

Borçlunun sonradan “eşyamı geri ver” demesi, tek başına hapis hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak eşyanın alacaklıda kalması artık rızaya değil hapis hakkına dayanacağı için, alacaklı bakımından şartların gerçekten mevcut olması daha da önem kazanır. Şartlar yoksa iade yükümlülüğü doğar.

Zamanaşımı ve alacağın sona ermesinin sonucu

Zamanaşımı, alacağı her zaman kendiliğinden bitiren bir kurum değildir. Genel çerçevede, borçlu zamanaşımını ileri sürerse alacak dava ve takip yoluyla istenemez hale gelebilir. Bu nedenle zamanaşımı gündeme geldiğinde, hapis hakkına dayanarak alıkoymaya devam etmek çoğu uyuşmazlıkta tartışmalı bir noktaya dönüşür.

Buna karşılık alacak; ödeme, ibra, takas, yenileme gibi nedenlerle gerçekten sona ermişse, hapis hakkının da dayanağı kalmaz. Zamanaşımı veya sona erme iddialarında değerlendirme somut olaya göre değiştiği için, özellikle ticari dosyalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleriyle birlikte ele alınması gerekir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol