Toggle sidebar
Eksik Teşebbüs Nedir?

Eksik Teşebbüs Nedir?

12 dakika

Eksik teşebbüs, bir suçun icra hareketlerine başlanmasına rağmen failin suçu tamamlayacak adımları atamadan dış bir engelle durdurulmasıdır ve suç vasfını belirlemede kritik rol oynar. Burada kilit ayrım, hazırlık hareketlerinin aşılıp doğrudan icraya geçilip geçilmediğidir; örneğin silah temin etmek genelde hazırlıktır, kapıyı kırmaya başlamak ise icradır. İcra hareketleri bitmeden yakalanma, üçüncü kişilerin müdahalesi ya da aracın elinden alınması gibi haller bu tabloya girer; icra hareketleri tamamlanıp netice gerçekleşmezse çoğu kez tam teşebbüs gündeme gelir. Cezanın belirlenmesinde ortaya çıkan zarar veya tehlikenin ağırlığı öne çıkar, en yaygın hata ise gönüllü vazgeçmeyi zorunlu durmayla karıştırmaktır.

Eksik teşebbüsün tek cümlelik anlamı ve kısa örnek

5237 sayılı TCK’da terimin bugünkü karşılığı

Eksik teşebbüs, failin bir suçu işlemeye doğrudan icra hareketleriyle başlayıp, icra hareketlerini tamamlayamadan dış bir engelle durdurulması halidir.

Kısa bir örnekle somutlaştıralım: Bir kişi, mağdurun çantasını kapıp kaçmak için mağdurun kolundaki çantayı kuvvetle çekmeye başlar; ancak çevredeki kişilerin müdahalesiyle çantayı alamadan etkisiz hale getirilir. Bu tabloda fail “hazırlık” aşamasını aşmıştır. Suçun icrasına geçmiştir. Fakat elinde olmayan bir nedenle (müdahale) suçu tamamlayamaz. Uygulamada bu durum çoğu kez “eksik teşebbüs” diye adlandırılır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “eksik teşebbüs” ifadesi ayrı bir madde olarak yer almaz. Kanunun kullandığı güncel kavram **“suça teşebbüs”**tür ve temel dayanak TCK m.35tir. Madde metninde özetle şu çerçeve kurulur: Kişi, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle ve doğrudan doğruya icraya başlayarak gerçekleştirir; fakat elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur.

Dolayısıyla “eksik teşebbüs” bugün, kanundaki karşılığıyla “TCK 35 kapsamında teşebbüsün, icra hareketleri bitmeden kesilen görünümü” olarak düşünülmelidir. Madde metnini Türk Ceza Kanunu içinde doğrudan görebilirsiniz.

Suça teşebbüs (TCK 35) hangi şartlarda oluşur?

Kast ve icra hareketlerine başlama

TCK 35’e göre suça teşebbüs için önce kast gerekir. Yani fail, belirli bir suçu işlemeyi bilerek ve isteyerek hedeflemelidir. Sırf şüphe uyandıran davranışlar, kızgınlıkla söylenen sözler veya “niyet” açıklamaları tek başına teşebbüs sayılmaz.

İkinci şart, failin doğrudan doğruya icraya başlamasıdır. Buradaki kritik çizgi “hazırlık” ile “icra” arasındadır. Alet temin etmek, keşif yapmak, plan kurmak çoğu olayda hazırlık aşamasında kalır. Buna karşılık suç tipinin kanuni tanımındaki hareketlere temas eden, suçu hemen gerçekleştirmeye yönelen eylemler icra hareketi kabul edilir. Uygulamada Yargıtay’ın yaklaşımı da bu “objektif ölçüt” etrafında şekillenir.

Elverişlilik ve suçun tamamlanamaması

Teşebbüsün bir diğer unsuru, icra hareketlerinin elverişli olmasıdır. Yani yapılan hareketler, somut olayın koşullarında o suçun gerçekleşmesine objektif olarak uygun olmalıdır. Elverişlilik değerlendirmesi sadece kullanılan araçla ilgili değildir. Mağdur, yer, zaman, mesafe ve fiilin bütün seyri birlikte düşünülür.

Son şart ise suçun elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır. Fail dış dünyaya yansıyan icra hareketlerini sürdürmek isterken yakalanabilir, üçüncü kişi müdahalesiyle engellenebilir veya beklenmedik bir durum nedeniyle netice gerçekleşmeyebilir. TCK 35 bu “failin kontrolü dışındaki engel” halini arar.

Eksik teşebbüs ile tam teşebbüs arasındaki fark nedir?

İcra hareketleri tamamlanmadan kesilme (eksik)

Eksik teşebbüs, en pratik anlatımla, failin suçun icra hareketlerine başlamasına rağmen icra hareketleri bitmeden sürecin kesilmesidir. Fail “son adımı” atamadan durdurulur. Bu kesilme genelde mağdurun direnci, üçüncü kişilerin müdahalesi, kolluğun yakalaması veya aracın elden alınması gibi dış etkenlerle olur.

Örnek: Fail, konuta girmek için kapıyı zorlar ve kilidi kırmaya çalışır. Tam içeri girecekken bina sakinleri müdahale eder ve yakalanır. Burada konut dokunulmazlığını ihlale yönelik icra başlamıştır; ancak suçun tipik hareketleri tamamlanmadan kesilmiştir. Uygulamada bu durum “eksik teşebbüs” diye ifade edilir.

Bu ayrımın en önemli pratik sonucu, olayın tehlike ve zarar ağırlığı üzerinden değerlendirilmesidir. İcra hareketleri erken aşamada kesildiğinde çoğu dosyada ortaya çıkan tehlike daha sınırlı görünür; bu da TCK 35 kapsamında ceza belirlenirken hakimin takdirinde etkili olabilir.

İcra hareketleri tamam ama netice yok (tam)

Tam teşebbüste ise fail, suçun kanuni tanımındaki icra hareketlerini tamamlar; buna rağmen aranan netice gerçekleşmez. Yani fail “yapılacak şeyi” yapmıştır, fakat sonuç dış bir nedenle doğmaz.

Örnek: Fail, öldürme kastıyla mağdura ateş eder ve hayati bölgeyi hedef alır. Ancak mağdur acil tıbbi müdahale ile hayatta kalır. Fail icra hareketlerini tamamlamıştır (ateş etme fiili gerçekleşmiştir) ama netice (ölüm) oluşmamıştır. Bu nedenle olay çoğu kez “tam teşebbüs” çerçevesinde tartışılır.

Özetle, eksik teşebbüste “fiil zinciri yarım kalır”; tam teşebbüste “fiil biter, sonuç gelmez”. Her iki halde de hukuki dayanak TCK 35’tir; “eksik-tam” ayrımı, kanundaki ayrı bir madde değil, öğretide ve uygulamada olayın seyrini açıklayan bir terminolojidir.

5237 sayılı TCK’da eksik tam ayrımı neden yok?

Eski terminoloji ve güncel uygulamada kullanım

“Eksik teşebbüs” ve “tam teşebbüs” ayrımı, büyük ölçüde mülga 765 sayılı TCK döneminden gelen ve öğretide yerleşen bir terminolojidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ise teşebbüsü tek bir başlık altında toplar: TCK m.35 suça teşebbüs. Kanun metninde “eksik” veya “tam” diye ayrı bir kategoriye gidilmez.

Bu tercih, uygulamada daha çok orantılılık ihtiyacıyla açıklanır. Çünkü salt “icra hareketleri bitti mi bitmedi mi” ölçütü, her zaman ortaya çıkan zarar ve tehlikeyi adil biçimde yansıtmayabilir. 5237 sayılı sistemde, teşebbüs halinde ceza belirlenirken olayın somut ağırlığına bakılması ve hakimin değerlendirme yapabilmesi amaçlanır. Böylece, aynı suç tipine yönelik teşebbüs eylemleri arasında daha esnek ve dosya gerçeğine uygun bir cezalandırma zemini oluşur.

Hangi metinlerde hâlâ “eksik teşebbüs” denir?

Bugün “eksik teşebbüs” ifadesi kanunda geçmese de, pratikte tamamen kaybolmuş değildir. En sık şu metinlerde karşınıza çıkar:

  • Ceza hukuku ders notları ve bazı güncel yorum kitapları (kavramı açıklayıcı bir etiket olarak).
  • 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında lehe kanun değerlendirmesi yapılan eski tarihli kararlar ve karar özetleri.
  • Uygulamada bazı iddianameler, mütalaalar ve dilekçeler (özellikle “icra hareketleri tamamlanmadan kesilme”yi kısa anlatmak için).

Yine de dosyada hukuki nitelendirme yapılırken en güvenli ve doğru ifade, “TCK 35 kapsamında suça teşebbüs” demek; gerekiyorsa ayrıca “icra hareketleri tamamlanmadan kesildi” veya “icra hareketleri tamamlandı ama netice gerçekleşmedi” şeklinde somut durumu tarif etmektir.

Teşebbüste ceza nasıl belirlenir, indirim mantığı nedir?

Suç tamamlanmadığında cezanın tayini

Teşebbüste ceza hesabının mantığı şudur: Hakim, önce “suç tamamlanmış olsaydı” uygulanacak cezayı esas alır. Sonra teşebbüs nedeniyle TCK 35’teki indirim sistemine geçer. Burada amaç, failin kastını ve icraya başlamasını yaptırımsız bırakmamak; ama tamamlanmış suçla da aynı seviyede cezalandırmamaktır.

TCK 35/2’ye göre (4 Haziran 2025’ten beri yürürlükteki haliyle) iki özel durum vardır. Teşebbüs, ağırlaştırılmış müebbet gerektiren bir suça ilişkinse ceza 14 yıldan 21 yıla kadar hapis olarak belirlenir. Müebbet gerektiren suçlarda ise 10 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Bunun dışındaki tüm süreli hapis cezalarında genel kural uygulanır: Verilecek ceza, dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir.

Bu yüzden teşebbüste “otomatik bir oran” yoktur. Dosyada, hangi indirimin neden yapıldığının gerekçeli kararda açıkça görülmesi beklenir.

Hakimin takdir ettiği indirim ölçütleri

TCK 35, indirim oranının belirlenmesinde ana ölçütü açıkça söyler: meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı. Kısaca, eylem ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiyse indirim o kadar azalır; eylem erken aşamada kesildiyse indirim artabilir.

Uygulamada hakimin baktığı başlıca noktalar şunlardır: Failin icra hareketlerinde ne kadar ilerlediği, suça ne kadar “yaklaştığı”, kullanılan aracın ve yönteminin tehlikeliliği, mağdurda fiilen bir zarar doğup doğmadığı, failin ısrarı ve kastın yoğunluğu. Bu değerlendirme yapılırken TCK 61’deki temel ceza kriterleriyle de uyum aranır. Aynı unsur zaten suçun içinde veya nitelikli halinde dikkate alınmışsa, sırf teşebbüs indirimi belirlenirken ikinci kez “ağırlaştırma” gibi kullanılmamalıdır.

Hazırlık hareketleri, gönüllü vazgeçme ve elverişsiz teşebbüs farkları

Gönüllü vazgeçme (TCK 36) ne zaman uygulanır?

Elverişsiz teşebbüs ve işlenemez suç ayrımı

Elverişlilik, teşebbüsün temel filtresidir. TCK 35, icra hareketlerinin “elverişli” olmasını arar. Eğer failin yaptığı hareketler, somut olayda suçun gerçekleşmesine objektif olarak uygun değilse “elverişsiz teşebbüs” tartışması doğar.

Uygulamada iki tip durum öne çıkar: Birincisi, araç veya yöntem baştan itibaren suçun sonucunu doğurmaya elverişli değildir. İkincisi, suçun konusu yoktur veya suç üzerinde hareket edilen şey baştan itibaren suçun konusu olamaz. Bu tür olaylar, öğretide sıklıkla “işlenemez suç” başlığı altında da değerlendirilir. Sonuç olarak, elverişlilik yoksa TCK 35’teki teşebbüs hükümleri uygulanmayabilir; ancak failin davranışı başka bir suçu oluşturuyorsa o suçtan sorumluluk gündeme gelebilir.

Gönüllü vazgeçme ise farklı bir noktada durur. TCK 36’ya göre fail, icra hareketlerinden kendi iradesiyle vazgeçerse veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Burada kritik ölçüt şudur: Failin suçu sürdürebilme imkanı varken, dış bir zorunlulukla değil, gerçekten vazgeçmesi beklenir. Vazgeçme “yakalandım, artık mecburen durdum” seviyesindeyse gönüllülük şartı zayıflar.

Hazırlık hareketi ile icraya başlama çizgisi

Hazırlık hareketleri, suçun işlenmesini kolaylaştıran ön adımlardır. Çoğu durumda tek başına cezalandırılmaz. Ancak aynı hazırlık davranışı, bağımsız bir suç oluşturabilir. Örneğin yasa dışı silah bulundurma gibi.

İcraya başlama ise suç tipinin icrasına “doğrudan” temas eden aşamadır. Basit bir test şudur: Failin hareketi, artık suçu hemen gerçekleştirmeye mi yöneliyor, yoksa hâlâ plan ve hazırlık safhasında mı? Örneğin keşif yapmak çoğu kez hazırlıktır; kilidi kırmaya başlamak ise genellikle icra hareketidir. Bu çizgi doğru kurulmazsa, “teşebbüs var mı yok mu” değerlendirmesi de hatalı olur.

Teşebbüsün bazı suçlarda uygulanması neden tartışmalı olur?

Sırf hareket suçlarında teşebbüs meselesi

Sırf hareket suçlarında suç, kural olarak tipik hareketin yapılmasıyla tamamlanır. Bu yüzden “teşebbüs var mı yok mu?” tartışması, çoğu zaman suçun unsurlarından değil, suçun tamamlanma anını nerede kabul ettiğinizden çıkar. Öğretide bu ayrımın, teşebbüs ve zamanaşımı gibi kurumlara etkisi özellikle vurgulanır.

Bu tip suçlarda teşebbüsün genellikle sınırlı görülmesinin nedeni şudur: Hareket bir anda tamamlanıyorsa, icra hareketine başlanıp da “yarım kalmış” bir alan bırakmayabilir. Buna karşılık hareket, somut olayda bir süreç halinde ilerliyorsa veya fiil parçalara ayrılabiliyorsa, dış bir engelle kesilen eylemlerde teşebbüs yeniden tartışılır. Hazırlık-icra çizgisi de bu yüzden her suç tipinde ayrıca değerlendirilir.

Neticesi harekete bitişik suçlarda sınır durumlar

Neticesi harekete bitişik suçlarda netice, hareketten ayrı ve sonradan gerçekleşen bir sonuç gibi değil, çoğu kez hareketle birlikte ortaya çıkar. Bu yapı, özellikle “icra hareketleri tamam ama netice yok” şemasını (pratikte tam teşebbüs tartışmasını) daraltır. Çünkü fail tipik hareketi bitirdiği anda, neticenin de gerçekleştiği kabul edilebilir.

Bu nedenle sınır durumlar genelde iki soruda toplanır: Birincisi, somut olayda hareket gerçekten tamamlandı mı, yoksa icra hareketleri henüz sürerken mi kesildi? İkincisi, suç tipi bakımından hareket “bölünebilir” mi? Bazı suçlarda bu bölünebilirlik, teşebbüsün kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan etkiler.

Sıkça Sorulan Sorular

Eksik teşebbüs ile tam teşebbüs arasındaki fark cezada nasıl sonuç doğurur?

5237 sayılı TCK’da “eksik teşebbüs–tam teşebbüs” diye ayrı bir ceza rejimi yoktur; ikisi de TCK m.35 (teşebbüs) kapsamında değerlendirilir. Fark pratikte cezanın miktarında ortaya çıkar: Hâkim, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre indirim oranını belirler; bu yüzden tam teşebbüste (icra hareketleri tamamlanmış) indirim genelde daha az, eksik teşebbüste daha fazla olabilir. TCK m.35/2’ye göre; ağırlaştırılmış müebbet yerine 14–21 yıl, müebbet yerine 10–18 yıl; diğer suçlarda ceza 1/4–3/4 indirilebilir.

Eksik teşebbüste ceza indirimi hangi kriterlere göre belirlenir?

TCK m.35’e göre teşebbüste indirim oranı hâkim tarafından somut olayda “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı” esas alınarak belirlenir; yani icra hareketlerinin ne kadar ilerlediği (kat edilen mesafe), fiilin hukuki yararı ne ölçüde tehlikeye soktuğu/zarar doğurduğu ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirmeye göre (müebbet/ağırlaştırılmış müebbet dışındaki hallerde) cezada 1/4 ile 3/4 arasında indirim yapılır.

Fail kendi isteğiyle vazgeçerse eksik teşebbüs sayılır mı?

Fail kendi isteğiyle (yani devam etme/sonucu gerçekleştirme imkânı varken) icra hareketlerinden vazgeçerse, bu durum “eksik teşebbüs” olarak nitelendirilmez; TCK m.36’daki “gönüllü vazgeçme” uygulanır. Bu halde fail teşebbüsten cezalandırılmaz; ancak o ana kadar yaptığı fiiller ayrıca bağımsız bir suçu oluşturuyorsa sadece o suçtan cezalandırılır.

Gönüllü vazgeçme olursa ceza tamamen kalkar mı yoksa başka suçtan ceza verilir mi?

Gönüllü vazgeçme varsa teşebbüsten ceza verilmez; ancak o ana kadar yaptığınız hareketler başlı başına başka bir suçu oluşturuyorsa, sadece o suçtan cezalandırılırsınız (TCK m.36). Örneğin öldürme kastıyla ateş edip sonra vazgeçerseniz “öldürmeye teşebbüs”ten ceza kalkabilir; fakat oluşan yaralama fiili ayrı suçsa yaralamadan ceza gündeme gelebilir.

Eksik teşebbüste mağdurun şikâyeti davanın açılmasını etkiler mi?

Eksik teşebbüs, şikâyet şartını ortadan kaldırmaz. Teşebbüs edilen suç takibi şikâyete bağlı ise mağdurun (yetkili kişinin) 6 ay içinde şikâyeti yoksa soruşturma/kovuşturma yapılamaz; buna rağmen dava açılmışsa mahkeme şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verir. Suç re’sen takip edilen bir suçsa mağdurun şikâyeti davanın açılmasını etkilemez.

Eksik teşebbüs hangi suçlarda mümkün olur, hangi suçlarda olmaz?

Eksik teşebbüs (TCK m.35) yalnız kasıtlı suçlarda, failin elverişli hareketlerle icraya başlayıp suçu kendi iradesi dışındaki nedenle tamamlayamadığı hâllerde mümkündür. Taksirli suçlarda (kast olmadığı için) teşebbüs olmaz. Ayrıca hareketin yapıldığı anda tamamlanan “neticesi harekete bitişik/sırf hareket” suçlarda (ör. sözlü hakaret gibi) kural olarak eksik teşebbüs uygulanmaz. Kanunun zaten “teşebbüs” aşamasını cezalandırdığı kalkışma/teşebbüs suçlarında da ayrıca teşebbüs olmaz.

Eksik teşebbüs ile hazırlık hareketleri arasındaki sınır pratikte nasıl anlaşılır?

Pratikte sınır, TCK m.35’teki “elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütüyle çizilir: Failin yaptığı hareket, suç tipinin kanuni tanımındaki icra hareketine artık “yakın ve bağlı” ise eksik teşebbüs; suç öncesi planlama/temin/gözetleme gibi, neticeye geçmek için hâlâ yeni bir karar ve ara adım gerektiriyorsa hazırlık sayılır. Örn. silah/zehir satın alma genelde hazırlık; silahı mağdura doğrultup nişan alma icraya başlama kabul edilir.

Silah gösterip ateş etmeden kaçmak eksik teşebbüs mü sayılır?

Türk Ceza Kanunu’nda “eksik teşebbüs” diye ayrı bir kategori yoktur; değerlendirme TCK m.35’teki “teşebbüs” ölçütleriyle yapılır.

Sadece silahı göstermek ve ateş etmeden kaçmak, hedeflenen suça göre çoğu durumda icra hareketine başlama sayılmayıp tehdit (veya başka bir suç) olarak nitelendirilebilir. Ancak örneğin mağdura doğrudan elverişli icra hareketleriyle (silahı doğrultup ateşe elverişli şekilde eyleme geçmek gibi) başlanmışsa ve dış bir nedenle tamamlanamamışsa teşebbüs gündeme gelir.

Bıçakla saldırıp yaralayamadan engellenmek eksik teşebbüs mü olur?

Bıçakla saldırıp yaralama sonucu doğmadan engellenmek, 5237 sayılı TCK’da “eksik teşebbüs” diye ayrı bir kategori değil; şartları varsa teşebbüs sayılır. Ölçüt, failin elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlaması ve neticenin elinde olmayan nedenle gerçekleşmemesidir (ör. bıçağı savurup saplamaya yönelirken tutulması).

Sadece bıçağı göstermek/üzerine yürümek gibi hazırlık aşamasında kalırsa teşebbüs oluşmayabilir. Fail kendi isteğiyle vazgeçerse “gönüllü vazgeçme” gündeme gelir.

Hırsızlığa girip bir şey alamadan yakalanmak eksik teşebbüs sayılır mı?

Eşyayı almadan yakalanmak çoğu olayda hırsızlığa teşebbüs sayılır; çünkü TCK’ya göre kişi, kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan nedenle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur (TCK m.35). Hırsızlık ise “başkasına ait taşınır malı bulunduğu yerden alma” ile tamamlanır (TCK m.141); bu gerçekleşmediyse tamamlanmış hırsızlık değil, şartları varsa teşebbüstür. “Eksik teşebbüs” terimi uygulamada geçse de kanuni kavram teşebbüstür.

Dolandırıcılıkta para hesaba geçmeden yakalanırsa eksik teşebbüs uygulanır mı?

Para failin/başkasının hesabına geçmeden yakalanır ve bu yüzden haksız yarar sağlanamazsa, dolandırıcılık tamamlanmış sayılmaz; TCK m.35 (teşebbüs) hükümleri uygulanır.

Ancak somut olayda mağdurun para transferiyle failin yarar sağlama imkânı fiilen doğmuş (ör. para hesaba geçmiş, çekilebilir hale gelmiş) ise suç tamamlanmış kabul edilebilir.

Teşebbüs aşamasında yakalanınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir mi?

Genel kural olarak teşebbüs aşamasında yakalanan (yani suç tamamlanmadan kalan) fiillerde etkin pişmanlık uygulanmaz; çünkü TCK’da birçok etkin pişmanlık düzenlemesi, açıkça “suç tamamlandıktan sonra” zarar giderilmesini şart koşar (ör. TCK m.168). Teşebbüste ise değerlendirme, somut olaya göre teşebbüs hükümleri ve şartları varsa gönüllü vazgeçme (TCK m.36) kapsamında yapılır.

Eksik teşebbüs nedeniyle verilen karara itiraz veya istinaf süreci nasıl işler?

Eksik teşebbüs (TCK m.35) değerlendirmesi, kanun yolu türünü değiştirmez: hüküm verildiyse kural olarak istinafa, hâkim kararı/kanunda açıkça itiraza tabi ara karar ise itiraza gidilir.

Başvuru genelde kararı veren mahkemeye/merciye dilekçeyle veya zabıt kâtibine sözlü beyanla yapılır; dosya üst inceleme merciine (itirazda ilgili itiraz mercii, istinafta Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilir. Süreler 7499 sayılı Kanun sonrası uygulamada çoğunlukla iki hafta esasına bağlanmıştır.

Eksik teşebbüste delil olarak kamera kaydı, mesajlaşma ve tanık beyanı ne kadar etkili olur?

Teşebbüste (TCK m.35) kamera kaydı, mesajlaşma ve tanık beyanı tek başına değil, birlikte ve hukuka uygun elde edilmişse çok etkili olabilir: Mahkeme delilleri duruşmada tartışıp vicdani kanaate göre değerlendirir; özellikle kastı ve icra hareketlerine başlandığını gösterebildiği ölçüde ağırlık kazanır. Ancak hukuka aykırı elde edilen kayıtlar (ör. usulsüz arama/elde etme) hükme esas alınamaz.

Eksik teşebbüs suçlamasında en sık yapılan savunma hataları nelerdir?

Eksik teşebbüs (TCK’da “teşebbüs” içinde değerlendirilir) savunmasında en sık hata, tartışmayı “niyet” üzerinden kurup TCK m.35’in şartlarını somut olaya bağlamamaktır.

  • Hazırlık–icra ayrımını netleştirmeden “başlamadım” demek (icra hareketine doğrudan başlanıp başlanmadığı tartışılmalı).
  • “Elverişlilik” (araç/konu/koşullar) itirazını hiç kurmamak.
  • Tamamlanmamanın fail dışı nedenle olduğunu/olmadığını ispat hattını kaçırmak.
  • Uygunsa gönüllü vazgeçme (m.36) iddiasını ileri sürmemek.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.