Toggle sidebar
Eksik Teşebbüs Nedir?

Eksik Teşebbüs Nedir?

12 dakika

Eksik teşebbüs, bir suçun icra hareketlerine başlanmasına rağmen failin suçu tamamlayacak adımları atamadan dış bir engelle durdurulmasıdır ve suç vasfını belirlemede kritik rol oynar. Burada kilit ayrım, hazırlık hareketlerinin aşılıp doğrudan icraya geçilip geçilmediğidir; örneğin silah temin etmek genelde hazırlıktır, kapıyı kırmaya başlamak ise icradır. İcra hareketleri bitmeden yakalanma, üçüncü kişilerin müdahalesi ya da aracın elinden alınması gibi haller bu tabloya girer; icra hareketleri tamamlanıp netice gerçekleşmezse çoğu kez tam teşebbüs gündeme gelir. Cezanın belirlenmesinde ortaya çıkan zarar veya tehlikenin ağırlığı öne çıkar, en yaygın hata ise gönüllü vazgeçmeyi zorunlu durmayla karıştırmaktır.

Eksik teşebbüsün tek cümlelik anlamı ve kısa örnek

5237 sayılı TCK’da terimin bugünkü karşılığı

Eksik teşebbüs, failin bir suçu işlemeye doğrudan icra hareketleriyle başlayıp, icra hareketlerini tamamlayamadan dış bir engelle durdurulması halidir.

Kısa bir örnekle somutlaştıralım: Bir kişi, mağdurun çantasını kapıp kaçmak için mağdurun kolundaki çantayı kuvvetle çekmeye başlar; ancak çevredeki kişilerin müdahalesiyle çantayı alamadan etkisiz hale getirilir. Bu tabloda fail “hazırlık” aşamasını aşmıştır. Suçun icrasına geçmiştir. Fakat elinde olmayan bir nedenle (müdahale) suçu tamamlayamaz. Uygulamada bu durum çoğu kez “eksik teşebbüs” diye adlandırılır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “eksik teşebbüs” ifadesi ayrı bir madde olarak yer almaz. Kanunun kullandığı güncel kavram **“suça teşebbüs”**tür ve temel dayanak TCK m.35tir. Madde metninde özetle şu çerçeve kurulur: Kişi, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle ve doğrudan doğruya icraya başlayarak gerçekleştirir; fakat elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur.

Dolayısıyla “eksik teşebbüs” bugün, kanundaki karşılığıyla “TCK 35 kapsamında teşebbüsün, icra hareketleri bitmeden kesilen görünümü” olarak düşünülmelidir. Madde metnini Türk Ceza Kanunu içinde doğrudan görebilirsiniz.

Suça teşebbüs (TCK 35) hangi şartlarda oluşur?

Kast ve icra hareketlerine başlama

TCK 35’e göre suça teşebbüs için önce kast gerekir. Yani fail, belirli bir suçu işlemeyi bilerek ve isteyerek hedeflemelidir. Sırf şüphe uyandıran davranışlar, kızgınlıkla söylenen sözler veya “niyet” açıklamaları tek başına teşebbüs sayılmaz.

İkinci şart, failin doğrudan doğruya icraya başlamasıdır. Buradaki kritik çizgi “hazırlık” ile “icra” arasındadır. Alet temin etmek, keşif yapmak, plan kurmak çoğu olayda hazırlık aşamasında kalır. Buna karşılık suç tipinin kanuni tanımındaki hareketlere temas eden, suçu hemen gerçekleştirmeye yönelen eylemler icra hareketi kabul edilir. Uygulamada Yargıtay’ın yaklaşımı da bu “objektif ölçüt” etrafında şekillenir.

Elverişlilik ve suçun tamamlanamaması

Teşebbüsün bir diğer unsuru, icra hareketlerinin elverişli olmasıdır. Yani yapılan hareketler, somut olayın koşullarında o suçun gerçekleşmesine objektif olarak uygun olmalıdır. Elverişlilik değerlendirmesi sadece kullanılan araçla ilgili değildir. Mağdur, yer, zaman, mesafe ve fiilin bütün seyri birlikte düşünülür.

Son şart ise suçun elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır. Fail dış dünyaya yansıyan icra hareketlerini sürdürmek isterken yakalanabilir, üçüncü kişi müdahalesiyle engellenebilir veya beklenmedik bir durum nedeniyle netice gerçekleşmeyebilir. TCK 35 bu “failin kontrolü dışındaki engel” halini arar.

Eksik teşebbüs ile tam teşebbüs arasındaki fark nedir?

İcra hareketleri tamamlanmadan kesilme (eksik)

Eksik teşebbüs, en pratik anlatımla, failin suçun icra hareketlerine başlamasına rağmen icra hareketleri bitmeden sürecin kesilmesidir. Fail “son adımı” atamadan durdurulur. Bu kesilme genelde mağdurun direnci, üçüncü kişilerin müdahalesi, kolluğun yakalaması veya aracın elden alınması gibi dış etkenlerle olur.

Örnek: Fail, konuta girmek için kapıyı zorlar ve kilidi kırmaya çalışır. Tam içeri girecekken bina sakinleri müdahale eder ve yakalanır. Burada konut dokunulmazlığını ihlale yönelik icra başlamıştır; ancak suçun tipik hareketleri tamamlanmadan kesilmiştir. Uygulamada bu durum “eksik teşebbüs” diye ifade edilir.

Bu ayrımın en önemli pratik sonucu, olayın tehlike ve zarar ağırlığı üzerinden değerlendirilmesidir. İcra hareketleri erken aşamada kesildiğinde çoğu dosyada ortaya çıkan tehlike daha sınırlı görünür; bu da TCK 35 kapsamında ceza belirlenirken hakimin takdirinde etkili olabilir.

İcra hareketleri tamam ama netice yok (tam)

Tam teşebbüste ise fail, suçun kanuni tanımındaki icra hareketlerini tamamlar; buna rağmen aranan netice gerçekleşmez. Yani fail “yapılacak şeyi” yapmıştır, fakat sonuç dış bir nedenle doğmaz.

Örnek: Fail, öldürme kastıyla mağdura ateş eder ve hayati bölgeyi hedef alır. Ancak mağdur acil tıbbi müdahale ile hayatta kalır. Fail icra hareketlerini tamamlamıştır (ateş etme fiili gerçekleşmiştir) ama netice (ölüm) oluşmamıştır. Bu nedenle olay çoğu kez “tam teşebbüs” çerçevesinde tartışılır.

Özetle, eksik teşebbüste “fiil zinciri yarım kalır”; tam teşebbüste “fiil biter, sonuç gelmez”. Her iki halde de hukuki dayanak TCK 35’tir; “eksik-tam” ayrımı, kanundaki ayrı bir madde değil, öğretide ve uygulamada olayın seyrini açıklayan bir terminolojidir.

5237 sayılı TCK’da eksik tam ayrımı neden yok?

Eski terminoloji ve güncel uygulamada kullanım

“Eksik teşebbüs” ve “tam teşebbüs” ayrımı, büyük ölçüde mülga 765 sayılı TCK döneminden gelen ve öğretide yerleşen bir terminolojidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ise teşebbüsü tek bir başlık altında toplar: TCK m.35 suça teşebbüs. Kanun metninde “eksik” veya “tam” diye ayrı bir kategoriye gidilmez.

Bu tercih, uygulamada daha çok orantılılık ihtiyacıyla açıklanır. Çünkü salt “icra hareketleri bitti mi bitmedi mi” ölçütü, her zaman ortaya çıkan zarar ve tehlikeyi adil biçimde yansıtmayabilir. 5237 sayılı sistemde, teşebbüs halinde ceza belirlenirken olayın somut ağırlığına bakılması ve hakimin değerlendirme yapabilmesi amaçlanır. Böylece, aynı suç tipine yönelik teşebbüs eylemleri arasında daha esnek ve dosya gerçeğine uygun bir cezalandırma zemini oluşur.

Hangi metinlerde hâlâ “eksik teşebbüs” denir?

Bugün “eksik teşebbüs” ifadesi kanunda geçmese de, pratikte tamamen kaybolmuş değildir. En sık şu metinlerde karşınıza çıkar:

  • Ceza hukuku ders notları ve bazı güncel yorum kitapları (kavramı açıklayıcı bir etiket olarak).
  • 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında lehe kanun değerlendirmesi yapılan eski tarihli kararlar ve karar özetleri.
  • Uygulamada bazı iddianameler, mütalaalar ve dilekçeler (özellikle “icra hareketleri tamamlanmadan kesilme”yi kısa anlatmak için).

Yine de dosyada hukuki nitelendirme yapılırken en güvenli ve doğru ifade, “TCK 35 kapsamında suça teşebbüs” demek; gerekiyorsa ayrıca “icra hareketleri tamamlanmadan kesildi” veya “icra hareketleri tamamlandı ama netice gerçekleşmedi” şeklinde somut durumu tarif etmektir.

Teşebbüste ceza nasıl belirlenir, indirim mantığı nedir?

Suç tamamlanmadığında cezanın tayini

Teşebbüste ceza hesabının mantığı şudur: Hakim, önce “suç tamamlanmış olsaydı” uygulanacak cezayı esas alır. Sonra teşebbüs nedeniyle TCK 35’teki indirim sistemine geçer. Burada amaç, failin kastını ve icraya başlamasını yaptırımsız bırakmamak; ama tamamlanmış suçla da aynı seviyede cezalandırmamaktır.

TCK 35/2’ye göre (4 Haziran 2025’ten beri yürürlükteki haliyle) iki özel durum vardır. Teşebbüs, ağırlaştırılmış müebbet gerektiren bir suça ilişkinse ceza 14 yıldan 21 yıla kadar hapis olarak belirlenir. Müebbet gerektiren suçlarda ise 10 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Bunun dışındaki tüm süreli hapis cezalarında genel kural uygulanır: Verilecek ceza, dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir.

Bu yüzden teşebbüste “otomatik bir oran” yoktur. Dosyada, hangi indirimin neden yapıldığının gerekçeli kararda açıkça görülmesi beklenir.

Hakimin takdir ettiği indirim ölçütleri

TCK 35, indirim oranının belirlenmesinde ana ölçütü açıkça söyler: meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı. Kısaca, eylem ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiyse indirim o kadar azalır; eylem erken aşamada kesildiyse indirim artabilir.

Uygulamada hakimin baktığı başlıca noktalar şunlardır: Failin icra hareketlerinde ne kadar ilerlediği, suça ne kadar “yaklaştığı”, kullanılan aracın ve yönteminin tehlikeliliği, mağdurda fiilen bir zarar doğup doğmadığı, failin ısrarı ve kastın yoğunluğu. Bu değerlendirme yapılırken TCK 61’deki temel ceza kriterleriyle de uyum aranır. Aynı unsur zaten suçun içinde veya nitelikli halinde dikkate alınmışsa, sırf teşebbüs indirimi belirlenirken ikinci kez “ağırlaştırma” gibi kullanılmamalıdır.

Hazırlık hareketleri, gönüllü vazgeçme ve elverişsiz teşebbüs farkları

Gönüllü vazgeçme (TCK 36) ne zaman uygulanır?

Elverişsiz teşebbüs ve işlenemez suç ayrımı

Elverişlilik, teşebbüsün temel filtresidir. TCK 35, icra hareketlerinin “elverişli” olmasını arar. Eğer failin yaptığı hareketler, somut olayda suçun gerçekleşmesine objektif olarak uygun değilse “elverişsiz teşebbüs” tartışması doğar.

Uygulamada iki tip durum öne çıkar: Birincisi, araç veya yöntem baştan itibaren suçun sonucunu doğurmaya elverişli değildir. İkincisi, suçun konusu yoktur veya suç üzerinde hareket edilen şey baştan itibaren suçun konusu olamaz. Bu tür olaylar, öğretide sıklıkla “işlenemez suç” başlığı altında da değerlendirilir. Sonuç olarak, elverişlilik yoksa TCK 35’teki teşebbüs hükümleri uygulanmayabilir; ancak failin davranışı başka bir suçu oluşturuyorsa o suçtan sorumluluk gündeme gelebilir.

Gönüllü vazgeçme ise farklı bir noktada durur. TCK 36’ya göre fail, icra hareketlerinden kendi iradesiyle vazgeçerse veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Burada kritik ölçüt şudur: Failin suçu sürdürebilme imkanı varken, dış bir zorunlulukla değil, gerçekten vazgeçmesi beklenir. Vazgeçme “yakalandım, artık mecburen durdum” seviyesindeyse gönüllülük şartı zayıflar.

Hazırlık hareketi ile icraya başlama çizgisi

Hazırlık hareketleri, suçun işlenmesini kolaylaştıran ön adımlardır. Çoğu durumda tek başına cezalandırılmaz. Ancak aynı hazırlık davranışı, bağımsız bir suç oluşturabilir. Örneğin yasa dışı silah bulundurma gibi.

İcraya başlama ise suç tipinin icrasına “doğrudan” temas eden aşamadır. Basit bir test şudur: Failin hareketi, artık suçu hemen gerçekleştirmeye mi yöneliyor, yoksa hâlâ plan ve hazırlık safhasında mı? Örneğin keşif yapmak çoğu kez hazırlıktır; kilidi kırmaya başlamak ise genellikle icra hareketidir. Bu çizgi doğru kurulmazsa, “teşebbüs var mı yok mu” değerlendirmesi de hatalı olur.

Teşebbüsün bazı suçlarda uygulanması neden tartışmalı olur?

Sırf hareket suçlarında teşebbüs meselesi

Sırf hareket suçlarında suç, kural olarak tipik hareketin yapılmasıyla tamamlanır. Bu yüzden “teşebbüs var mı yok mu?” tartışması, çoğu zaman suçun unsurlarından değil, suçun tamamlanma anını nerede kabul ettiğinizden çıkar. Öğretide bu ayrımın, teşebbüs ve zamanaşımı gibi kurumlara etkisi özellikle vurgulanır.

Bu tip suçlarda teşebbüsün genellikle sınırlı görülmesinin nedeni şudur: Hareket bir anda tamamlanıyorsa, icra hareketine başlanıp da “yarım kalmış” bir alan bırakmayabilir. Buna karşılık hareket, somut olayda bir süreç halinde ilerliyorsa veya fiil parçalara ayrılabiliyorsa, dış bir engelle kesilen eylemlerde teşebbüs yeniden tartışılır. Hazırlık-icra çizgisi de bu yüzden her suç tipinde ayrıca değerlendirilir.

Neticesi harekete bitişik suçlarda sınır durumlar

Neticesi harekete bitişik suçlarda netice, hareketten ayrı ve sonradan gerçekleşen bir sonuç gibi değil, çoğu kez hareketle birlikte ortaya çıkar. Bu yapı, özellikle “icra hareketleri tamam ama netice yok” şemasını (pratikte tam teşebbüs tartışmasını) daraltır. Çünkü fail tipik hareketi bitirdiği anda, neticenin de gerçekleştiği kabul edilebilir.

Bu nedenle sınır durumlar genelde iki soruda toplanır: Birincisi, somut olayda hareket gerçekten tamamlandı mı, yoksa icra hareketleri henüz sürerken mi kesildi? İkincisi, suç tipi bakımından hareket “bölünebilir” mi? Bazı suçlarda bu bölünebilirlik, teşebbüsün kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan etkiler.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.