Toggle sidebar
Dava Reddi Nedir?

Dava Reddi Nedir?

15 dakika

Dava reddi, mahkemenin talebi kabul etmeyip davayı sonuçlandırmasıdır; bunun usulden mi esastan mı verildiğini ayırt etmek sonraki adımı belirler. Usulden ret, esasa girilmeden verilen, genellikle yanlış mahkeme seçimi ya da dilekçedeki şekil eksikliklerinden kaynaklanan bir karardır ve düzeltme yapıldığında yeniden başvuru ihtimali doğabilir. Esastan ret ise deliller değerlendirildikten sonra talebin haklı bulunmaması demektir; çoğu zaman kesin hüküm etkisi yaratır, yargılama giderleri ve vekalet ücreti doğurabilir, ayrıca istinaf veya temyiz gündeme gelebilir. En sık hata, çoğu kişinin gerekçeyi okumadan ret kelimesini her durumda dosyanın tamamen kapandığı sanısıyla yorumlaması ve itiraz süresini kaçırmasıdır.

Davanın reddi kararı ne anlama gelir, hangi hallerde verilir?

Hukuk davalarında davanın reddi

Hukuk davalarında davanın reddi, mahkemenin davacının talep sonucunu kabul etmeyip davayı aleyhe sonuçlandırmasıdır. Bu karar, her zaman “haklı değilsin” anlamına gelmez. Çünkü ret iki farklı zeminde karşınıza çıkar: usulden ret ve esastan ret.

Mahkeme, esasa girmeden önce dava şartlarını ve ilk itirazları inceler. Örneğin görevli veya yetkili mahkeme yanlış seçildiyse, dava şartı eksikse, hukuki yarar yoksa, aynı konuda derdest bir dava veya kesinleşmiş bir hüküm varsa davanın reddi gündeme gelebilir. Esastan rette ise deliller toplanır, iddia ve savunma değerlendirilir ve talebin hukuken dayanağı olmadığı sonucuna varılır.

Ceza yargılamasında davanın reddi (CMK 223/7)

Ceza yargılamasında “davanın reddi” daha teknik bir anlam taşır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/7’ye göre, aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında daha önce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, ikinci kez açılan dava bakımından davanın reddine karar verilir. Bu, “aynı olay için iki kez yargılama olmaz” ilkesinin (non bis in idem) iç hukuktaki karşılığıdır.

Bu ret kararı, suçun işlendiği veya işlenmediği tartışmasından çok, mükerrer yargılamayı engellemek için verilir.

İstinaf veya temyiz başvurusunun reddi ile farkı

“Davanın reddi” ile “istinaf/temyiz başvurusunun reddi” sık karıştırılır. Davanın reddi, ilk derece mahkemesinin talebi kabul etmediği esas karardır. Buna karşılık istinaf ya da temyiz başvurusunun reddi çoğu zaman kanun yoluna girişin engellenmesi demektir.

Örneğin başvuru süresi kaçırılmışsa, karar kesin nitelikteyse (kanun yolu kapalıysa) veya başvuru şartları tamamlanmamışsa, üst mahkeme dosyanın esasına girmeden başvuruyu reddedebilir. Bu durumda, ilk derece kararının içeriği değişmez; sadece üst inceleme yapılamaz.

Usulden ret ve esastan ret arasındaki farklar

Esasa girilmeden ret ne demek?

Esasa girilmeden ret (usulden ret), mahkemenin “haklı mısın” sorusuna geçmeden, davanın ön koşullarında bir sorun görüp davayı bitirmesidir. Bu aşamada genelde dava şartları ve bazı usul engelleri incelenir. Örnek olarak; zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi, gider avansının yatırılmaması, dava ehliyeti veya temsil eksikliği, hukuki yararın bulunmaması gibi durumlar sayılabilir.

Usulden rette temel nokta şudur: Mahkeme çoğu kez delilleri tartışıp hakkın varlığına yokluğuna dair bir sonuca varmaz. Ayrıca bazı eksikler, yargılama sırasında tamamlanabiliyorsa sırf başlangıçtaki eksiklik yüzünden usulden ret verilmemesi gerekir. Bu yüzden usulden ret kararını gördüğünüzde, önce “hangi eksiklikten” ret verildiğine bakmak kritik olur.

Esastan reddin kesin hüküm etkisi

Esastan ret, mahkemenin iddia ve savunmayı değerlendirip delilleri tartıştıktan sonra talebi haklı bulmamasıdır. Bu tür kararlar kesinleştiğinde genellikle kesin hüküm etkisi doğurur. Yani aynı taraflar arasında, aynı talep ve aynı vakıalara dayanarak aynı davayı yeniden açmak mümkün olmaz.

Bu nedenle esastan ret, sadece “şimdilik olmadı” değil, çoğu dosyada “aynı iddiayı tekrar ileri süremezsin” sonucunu da beraberinde getirir. Uyuşmazlığın yeniden ele alınması isteniyorsa, çoğu durumda doğru yol istinaf veya temyiz gibi kanun yollarıdır.

Yeniden dava açma imkanı ve sınırları

Usulden ret sonrası, ret sebebi düzeltilebilir bir eksiklikse aynı talep yeniden dava konusu yapılabilir. Örneğin eksik belgeyi tamamlamak, zorunlu arabuluculuğu yapmak, yanlış yerde açıldıysa doğru mahkemede yeniden açmak gibi. Ancak burada en büyük risk sürelerdir. Zamanaşımı veya hak düşürücü süre geçmişse, yeniden dava açma fiilen engellenebilir. Bazı hallerde TBK m. 158 kapsamında 60 günlük ek süre gündeme gelebilir, ama bu her dosyada otomatik uygulanmaz.

Esastan ret sonrası ise kural olarak aynı dava tekrar açılamaz. Yine de kararın dayandığı vakıalar değişmişse veya yeni bir olay doğmuşsa, bu kez “aynı dava” değil “yeni bir hukuki durum” söz konusu olabilir. Bu ayrımı netleştirmek için gerekçeli kararın dili ve ret gerekçesi birlikte okunmalıdır.

Davanın reddine yol açan yaygın sebepler nelerdir?

Görev ve yetki sorunları

Davada görev (hangi tür mahkeme bakar) ve yetki (hangi yer mahkemesi bakar) doğru seçilmezse, mahkeme çoğu zaman esasa girmeden karar verir. Görev, kural olarak kamu düzenindendir. Mahkeme görevsiz olduğunu tespit ederse dosya görevli mahkemeye gönderilmek üzere görevsizlik kararı verebilir. Bazı pratikte ise “görev yönünden/usulden ret” gibi ifadelerle de karşılaşılır.

Yetkide de benzer risk vardır. Kesin yetki bulunan dosyalarda mahkeme yetkiyi kendiliğinden gözetir. Kesin yetki yoksa, yetki itirazı davalı tarafından süresinde ileri sürülmediğinde mahkeme genellikle yetkili hale gelir. Bu yüzden özellikle dava dilekçesi tebliğ edildikten sonraki cevap süreci kritik olur.

Dava şartı eksikliği ve hukuki yarar

Davanın reddine giden en yaygın yol, dava şartı eksikliğidir. Örneğin gider avansının yatırılmaması, taraf ehliyeti veya temsil eksikliği, derdestlik (aynı davanın hâlen görülmesi) ve kesin hüküm (aynı davanın daha önce kesinleşmiş olması) gibi durumlar dava şartı kapsamında değerlendirilir.

Ayrıca hukuki yarar da dava şartıdır. Kısaca, mahkemeden talep edilen korumaya gerçekten ihtiyaç yoksa (örneğin aynı sonucu daha basit bir yolla almak mümkünse) davanın usulden reddi gündeme gelebilir. Mahkeme, dava şartlarını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler; eksiklik giderilebilir ise tamamlanması için kesin süre de verebilir.

Süre, zamanaşımı ve hak düşürücü süre

Süre kaynaklı retler iki başlıkta görülür: zamanaşımı ve hak düşürücü süre. Zamanaşımı, çoğu özel hukuk uyuşmazlığında davalının ileri sürmesi gereken bir savunmadır. İleri sürülür ve kabul edilirse dava esastan reddedilebilir. Genel kural olarak, kanunda aksi yoksa alacaklar için 10 yıllık zamanaşımı uygulanır.

Hak düşürücü süre ise daha ağır sonuç doğurur. Süre geçince hak düşer; çoğu durumda hâkim bu süreyi kendiliğinden dikkate alır ve sonradan “tamamlayarak” telafi etmek mümkün olmaz. Bu yüzden gerekçeli kararda “hak düşürücü süre” veya “süre aşımı” ibaresi görüyorsanız, kanun yoluna başvuru planı yapılırken süre hesabı yeniden kontrol edilmelidir.

Gerekçeli kararda davanın neden reddedildiği nasıl anlaşılır?

Hüküm fıkrası ve gerekçe kısmı nereden okunur?

Ret sebebini anlamanın en hızlı yolu, gerekçeli kararın sonundaki “HÜKÜM” (hüküm fıkrası) bölümüne bakmaktır. Burada mahkeme net sonucu yazar: “davanın reddine”, “davanın usulden reddine”, “davanın esastan reddine” gibi. Çoğu dosyada ayrıca yargılama gideri, vekalet ücreti, harç ve istinaf yolu açık olup olmadığı da yine hüküm fıkrasında yer alır.

Ardından kararın içindeki “GEREKÇE” kısmını okuyun. Hüküm fıkrası “ne oldu?” sorusunu, gerekçe ise “neden oldu?” sorusunu yanıtlar. Zaten mahkemelerin gerekçeli karar yazma yükümlülüğü Anayasa m. 141 ile de güvence altındadır.

Pratik bir okuma sırası işe yarar: önce hüküm fıkrası, sonra gerekçede sadece ret sebebini açıklayan paragraf, en son kanun yolu ve süreye ilişkin bölüm.

Dayanak madde ve kullanılan kavramlar

Gerekçeli kararda ret sebebi çoğu zaman “dayanak” olarak gösterilen maddeler ve anahtar kavramlarla anlaşılır. Özellikle şu ifadeler size yön verir:

  • Usulden ret sinyali: “dava şartı yokluğu”, “görev/yetki”, “husumet”, “hukuki yarar yokluğu”, “derdestlik”, “kesin hüküm”.
  • Esastan ret sinyali: “iddia ispatlanamadı”, “deliller birlikte değerlendirildi”, “hukuki sebep oluşmadı”, “zamanaşımı def’i yerinde görüldü” gibi değerlendirme cümleleri.

Ceza dosyalarında “CMK 223/7” gibi bir atıf görüyorsanız, genelde “aynı fiil nedeniyle mükerrer yargılama” tartışmasına işaret eder.

Derdestlik ve kesin hüküm ibareleri neyi gösterir?

Kararda “derdestlik” geçiyorsa, aynı taraflar arasında aynı talep ve aynı vakıalara dayalı bir davanın hâlen görülmekte olduğu kabul edilmiş olabilir. Bu durumda mahkeme çoğunlukla esasa girmez ve ikinci davayı usulden sonuçlandırır.

“Kesin hüküm” ibaresi ise aynı uyuşmazlık hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir karar bulunduğunu gösterir. Bu tespit, yeniden aynı davayı açmanın önünü kapatır. Kararda önceki dosyanın esas/karar numarası ve mahkemesi yazılı olur. Ret gerekçesini doğru okumak için bu bilgilerle sizin davanızın taraf, talep ve olaylarını yan yana karşılaştırmak gerekir.

Dava reddedildikten sonra hangi kanun yolları kullanılabilir?

İtiraz, istinaf ve temyiz hangi kararlarda olur?

Dava reddi kararından sonra kullanılacak yol, kararın türüne göre değişir. En pratik kontrol noktası, gerekçeli kararın sonunda yer alan “kanun yolu, süresi ve mercii” bölümüdür.

  • İtiraz, genellikle nihai hükümden çok kanunun ayrıca “itiraz edilebilir” dediği kararlarda kullanılır. Ceza yargılamasında tutuklama, adli kontrol gibi bazı hâkimlik kararları buna örnektir.
  • İstinaf, ilk derece mahkemesinin nihai kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi incelemesidir. Hukuk davalarında BAM Hukuk Dairesi, ceza dosyalarında BAM Ceza Dairesi devreye girer.
  • Temyiz, istinaf incelemesi sonrasında (veya bazı özel hallerde doğrudan) dosyanın Yargıtay denetimine gitmesidir. Her BAM kararı temyize açık değildir.

Kararda “kesin” ibaresi varsa, çoğu durumda olağan kanun yolları kapalıdır.

Başvuru süreleri ve tebliğ tarihi önemi

Süreler, hak kaybına en çok yol açan noktadır. Hukuk yargılamasında istinaf ve temyizde genel kural 2 haftalık süredir ve çoğunlukla usulüne uygun tebliğ ile işlemeye başlar. Ceza yargılamasında ise itiraz ve istinaf bakımından genelde 7 gün, temyizde 15 gün gibi daha kısa süreler gündeme gelir. Başlangıç anı, kararın yüzünüze karşı açıklanması (tefhim) veya sonradan tebliğ edilmesine göre değişebilir.

E-tebligat kullanılıyorsa, tebliğ tarihini hesaplarken UETS kayıtlarını da dikkate almak gerekir. UETS üzerinden görünen ulaşma tarihi, süre hesabında belirleyici olabilir.

Başvuruda temel dilekçe ve ekler

Kanun yolu dilekçesi kısa da olsa net olmalı. En azından şu bilgiler yer almalı: kararın tarihi, mahkemesi, esas-karar numarası, hangi kısma itiraz edildiği ve talep (kaldırma, bozma, yeniden yargılama gibi).

Hukuk dosyalarında çoğu zaman harç ve gider avansı da gündeme gelir. Vekille takipte vekaletname ve varsa eksik belgeler tamamlanır. Ceza dosyalarında ise kural olarak harç aranmamakla birlikte, yine de süresi içinde usulüne uygun başvuru yapılması şarttır. Süreler ve şekil şartları dosyaya göre değişebildiği için, kararın kanun yolu bölümündeki süreyi birebir esas almak gerekir.

Davanın reddinin sonuçları: yeniden dava, kesin hüküm, hak kaybı

Usulden ret sonrası yeniden dava açılabilir mi?

Usulden ret, kural olarak uyuşmazlığın esasına girilmeden verilen bir karardır. Bu yüzden çoğu durumda eksik veya yanlış olan nokta düzeltilerek yeniden dava açmak mümkündür. Örneğin yanlış mahkemede açılan dava, doğru görevli veya yetkili mahkemede tekrar açılabilir. Zorunlu arabuluculuk yapılmadan açıldıysa süreç tamamlanıp yeniden başvurulabilir. Temsil eksikliği varsa vekaletname ibraz edilip dava tekrar açılabilir.

Ancak her usulden ret “kolayca yeniden açılır” anlamına gelmez. Ret gerekçesi kesin hüküm veya derdestlik ise, aynı taraflar arasında aynı talep ve aynı vakıalarla yeniden dava açmanız yine engellenir. Ayrıca en büyük risk sürelerdir. Usulden ret sonrası yeniden dava açılabilse bile, arada zamanaşımı ya da hak düşürücü süre dolmuş olabilir. Bazı hallerde TBK m. 158 kapsamında 60 günlük ek süre tartışması gündeme gelebilir, ama bunun şartları dosyaya göre değişir.

Esastan ret sonrası tekrar dava açılır mı?

Esastan ret, mahkemenin delilleri değerlendirip talebi haklı bulmaması demektir. Bu karar kesinleştiğinde, genellikle aynı konu yeniden dava edilemez. Çünkü esastan ret, maddi anlamda kesin hüküm etkisi doğurur.

Bu aşamada çoğu kişi “yeniden dava açayım” refleksiyle hareket edip zaman kaybeder. Esastan rette doğru yol çoğu zaman istinaf veya temyizdir. Çok istisnai durumlarda ise yargılamanın iadesi gibi olağanüstü yollar gündeme gelebilir.

Ceza davasında mükerrer yargılama yasağı sonucu

Ceza yargılamasında CMK 223/7 kapsamında verilen davanın reddi, aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında daha önce hüküm veya açılmış bir dava bulunması halinde ikinci yargılamanın yapılmaması anlamına gelir. Sonuç net olur: aynı fiilden dolayı ikinci kez yargılama yürütülemez.

Burada yapılması gereken, yeni bir kamu davası “tekrar” açtırmaya çalışmak değil, şartları varsa ilgili dosyada kanun yolu veya kesinleşmiş hükme karşı yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü mekanizmaları değerlendirmektir. Bu ayrım, hem süre hem de usul açısından hak kaybını önler.

Davanın reddinde yargılama gideri ve vekalet ücreti kimde kalır?

Karşı taraf vekalet ücreti ne zaman çıkar?

Dava reddedildiğinde, kural olarak yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Bu kapsamın içine, vekille takip edilen dosyalarda hükmedilen karşı taraf vekalet ücreti de girer.

Karşı taraf vekalet ücreti genelde şu şartlarda çıkar: Karşı tarafın avukatla temsil edilmesi ve mahkemenin sizin talebinizi reddederek o tarafı (tamamen ya da kısmen) haklı bulması. Bu ücret, sizin kendi avukatınıza sözleşmeyle ödeyeceğiniz “akdi vekalet ücreti”nden farklıdır. Mahkemenin hükmettiği kalem, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir ve karar tarihindeki tarife esas alınır. 2026 uygulamasında bu tarife 2025-2026 dönemi için yayımlanan AAÜT’tür. Ayrıntılar için Türkiye Barolar Birliği’nin AAÜT duyurusu üzerinden güncel metni kontrol etmek faydalı olur.

Harç ve masrafların iadesi mümkün mü?

Burada iki kavramı ayırmak gerekir: iade (devletten geri alma) ve tahsil (karşı taraftan alma).

  • Dava reddedilse bile, davacı olarak yaptığınız bazı giderleri “devletten iade” almak çoğu zaman kolay değildir. Harçlar, kural olarak yargılama işlemi karşılığıdır.
  • Buna karşılık, mahkeme yargılama giderlerini karşı tarafa yükletmişse, siz peşin ödediğiniz tebligat, bilirkişi, keşif gibi masrafları karşı taraftan tahsil edebilirsiniz.
  • Dosyada yatırılan avanslardan kullanılmayan kısım varsa, yargılama sonunda iade veya mahsup gündeme gelebilir. Bu, dosyanın kalem kalem hesabına bağlıdır.

Kısmen kabul kısmen ret halinde paylaşım

Dava kısmen kabul kısmen ret ile biterse, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücreti genelde haklılık oranına göre paylaştırılır. Yani tek bir “kazanan-kaybeden” yerine, iki taraf da belirli kalemlerden sorumlu olabilir.

Basit örnek: 100.000 TL talep edilip 40.000 TL kabul, 60.000 TL ret olursa; giderler ve vekalet ücreti de çoğunlukla bu oranlar dikkate alınarak bölüştürülür. Uygulamada bu, hem sizin lehinize hem karşı taraf lehine ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanmasına yol açabilir. Bu yüzden hüküm fıkrasında “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti” satırlarını birlikte okumak gerekir.

Danışmanlık

Profesyonel hukuki danışmanlık mı arıyorsunuz?

Avukatistan üzerinden kolayca hukuki danışmanlık talebi oluşturup, sisteme kayıtlı binlerce avukattan teklif alabilirsiniz.

Lütfen unutmayın
  • Avukatistan, avukatlardan alınan hizmetler için herhangi bir ücret ya da komisyon talep etmez.
  • Hizmetlerimiz yalnızca avukatlarla iletişim kurmanıza yardımcı olmak içindir; avukatlar tarafından verilen hizmetlerden Avukatistan sorumlu tutulamaz.

Avukatlara Özel

Avukatistan’da profilinizi büyütün

Kaydınızı tamamlayın, daha görünür olun ve size uygun müvekkil talepleriyle daha hızlı buluşun.

Avukat Olarak Kaydol